Author: admin

  • Küçük Kız Kardeşimin Daracık Amı – Erotik Hikayeler

    Küçük Kız Kardeşimin Daracık Amı – Erotik Hikayeler

    Ben 27 yaşlarında 1,92 uzunluğunda 96 kilo kumral biriyim. Bundan 2 ay önce annemler İzmir e düğün’e gittikleri için dostum kemal ile beraber evde bir kafa deneyelim dedik. Akşam hatunsuz olmaz dedik iki hatun ayarladık kızları almaya gidince pezevenkleri güçlük çıkardı kızları alamadık her neyse dedik boş ver almamamız daha iyidir. Saat 17:00 benzer biçimde eve döndüm. Benim küçük kız kardeş Şeyma evde idi ne oldu kız dedim gitmedin mi sen beni götürmediler abi dedi okuldan ve dershaneden dolayı hadi yaa dedim. Şeyma 14 yaşlarında 1,50 uzunlukta 40-45 kilo incecik bir kızdı fakat mükemmel bir fiziği vardı. Saat 18:00 da kemal geldi. Sefalar getirdin falan derken oturduk benim odaya geçtik. Kemal abi yaa dedi kızları almadığımız iyi oldu baksana senin küçük kız kardeşin evdeydi rezil olurduk falan dedi evet dedim. İçmeye başladık epeyi bir içtik saat 20:00’benzer biçimde içkiler sona erdi. Kemal abi dedi alayımı biraz daha yok olum dedim boşver. İnternette porno izlemeye daldık bu sefer epeyi bir azmaya başladık. Her neyse oturma odasına geçtik Şeyma da rahat oturmak için altına beyaz bir tayt üstünde de derin dekolteli bir tişört vardı. Son hava bükücüyü koyduk gözlükleri falan taktık şeymaya abisi dedim kola getirirmisin tamam abi dedi getirdi önümde bir eğildi daha yeni gelişmeye başlamış memeleri direk aşşa off dedim bune izlediğim pornolar epeyi azdırmış esasen ufacık kız off off dedim. Kemal de gözlerini ayıramamıştı. O da azmıştı belliydi. Abisi dedim şu ses sistemini aç dedim açtı bir eğildi o minicik göt şahlanmıştı sanki delirmiştim kemalinde gözü şeymanın götünde idi tayt bütün hatlarını belli ediyordu.

     

    Neyse ben kodluğun en sağ köşesinde kemalde yanımda oturuyordu. Numaradan uyuyor numarası yapim dedim gözlükte gözümde anlaşılmıyordu. Her neyse kemal abii dedi numaraya ses yok bende gene tıklattı ses yok sızdığımı zannetti. Şeyma dedi orda ne anlıyorsun yanıma gelsene 3d böyle izlenir ordan bişey anlamazsın tamam dedi Şeyma da kemalin soluna geçti. Filmden çok Şeyma ya bakıyordu iyice azmıştı yavaş yavaş yarağını okşuyordu kotun üstünden Şeyma dedi abinin eşofmanlarından verebilir misin tamam dedi eşofman bulamamıştı lakersin uzun şortu vardı buyur dedi. İkisi ayakta idi Şeyma kemalin çeyreği idi iyice azmıştım deliriyordum. Şeyma oturdu izlemeye devam ediyordu kemal geldi. İpne boxeri çıkarmış bel altı yapmıştı şortu. Şeyma ya baka baka deli oluyordu. Şeymaya göstere göstere yarağını okşuyodu şort yavaş yavaş aşşa doru iniyordu Şeyma göz altı bakıyordu. Şeyma dedi çok oluyom ama öteki oda da sigara var getirimisin dedi. Şeyma kalktı arkasından kemal arkasından gitti. Şeyma dedi bana kızmıyorsun dimi dedi yok dedi abi ne demek. Hani önünde şeyimi kurcalıyorum ya yalnız utanıyom abi dedi utanma kız dedi çıkardı enle istersen yok dedi enle kız dedi yok dedi oturma odasına geçip şeymaya bağlarırdım hemen koşarak geldi. Kulağıma abi kemal abi gitsin dedi ne olur tamam dedim. Yalandan sordu abi dedi kemal abi kalacak mı ona bakılırsa yatakları açacam yok gidecek dedim. Saat 22:00 olmuştu kemal hadi iyi geceler dedim ben sızar kalırım şimdi sende git eve sizinkiler de tek evde falan filan derken gönderdim. Şeyma abi dedi sana bişey anlatacam ama kızma dedi tamam anlat canım dedim o durumu anlattı vay ipne dedim. Her neyse aferim dedim canım benim yanağından öptüm. Şeyma minik geceliğini giyindi etek kısmı birazcık miniydi yanıma geldi abi yatıcam bi isteğin varmı dedi kız bi masaj yap dedim heryerim ağırıyo tamam dedi. Sırtımı açtım yoğurmaya başladı yerim kız seni dedim küçük minik masaja bak sen ne olmuşun böle abii büyüdüm ben dedi miniksin kız dedim ama abi dedi şakalaşıyorduk. Otur kız kıçımın üstüne öle taraftan olmuyor oturdu başladı yoğurmaya yukarı ohh canısı dedim ellerine sağlık şimdide gövdemi dedim sırt üstü yattım başladı yoğurmaya canım dedim yerim senin ellerini öptüm elini abi şımartma beni dedi hareket ettikçe benimki şahlanmaya başladı. Şeyma durumdan istifade sordu abi dedi bişey diecem fakat kızma dedi tamam dedim. Senin ve erkeklerin şeyi kalkıyor niçin dedi söyledim bi kız yada kadını sikmek istersen kalkar evet dedi anlamış oldum şimdi abi sen beni sikmekmi istiyorsun hemde çok dedim ama yapamam dedim neden dedi sen benim kardeşimsin olmaz tamam dedi.

     

    Neyse yattık saat 12:30 benzer biçimde yanıma geldi abi dedi derya ablam yok tek yatamıyom oda da yanında yatimmi dedi tamam dedim. Yattı benimki gene kalktı elim bacaklarında idi abii dedi çok merak ettim hiç kimseye demem iyi mi oluyor. Kızım kaşınma boşver dedim. Yattım bu sefer tamamen şeytan girdi içime yavaşça şorttan çıkardım 18 liği kalçasının etrafında gezdiriyordum yavaşça yorganı sıyırdım minicik götü karşımda idi. Şeyma dedim kalk ışığı aç bak senin istediğini gösterecem hemen kalktı. Açtı bi çıkardım üff one abi dedi kemalinkinden daha büyük yaa dedim böyle enlemek istermisn evet dedi yavaşca okşamaya başladı abi çok büyük bu evet dedim bu şekilde olur aslına bakarsanız. Ağzına al em dedim başladı emmeye Şeymacım şimdi sıra bende korkma tamam dedim ne oldu dedi minnacık vucudunu kucakladım yatağa yatırdım abi ne yapacan dedi yavaş yavaş soymaya başladım altta incecik kilodu vardı geceliği çıkardım göğüsleri minnacık deli gibi somurmaya başladım ohh ohhh diyordu ağabeycim ohh yavaşça aşağıya doğru indim küçücük kiloda geldi yavaşca çıkardım minicik çizgi gibi am ohh çok tatlı kokuyordu abi dedi şimdi ne yapacan Şeyma cım dedim o minicik amını sikecem korkma tamamı dedim ama girmez dedi girer canımcım dedim deli gibi amını koparırmışcasına emiyor ısırıyordum altımda kıvranıyordu. Bi benim boyun kiloyu düşünün bide onu ah biriciğim

     

    Amı çok ıslanmıştı artık Şeyma korkma dedim yavaşca sokacam tamamı bu aldın zevkin on katını alacan tamamı dedim tamam dedi yavaşca yüklendin girmiyor bidaha bidaha derken en az 5 dakikayı genişletme ile geçirdim sonra içine aldı vakum benzer biçimde çekti Şeyma ağabeyii acıyo çek dedi yok dedim korkma ağabeyii amım yanıyoo ayyy diyerek ağlıyordu alışsın şimdi geçer dedim yavaş git gellerle alıştırdım. Abiymm ohh hımmm sokkk sik minicik kızkardeşinin amını ohh abım ohh kızkardeşin büyüdü sayende aylımda kayboluyordu soktukça şaklama sesi beni deli ediyordu. Hızlandım şeymada deliriyordu oh oh oh sik sik minnacık amım her şeyim senin ağabeymm sik oh oh oh boşalcam dedim çıkardım bi boşaldım abım benimmm şimdi götüne gelmişti. Şeyma domal dedim minicik

     

    göt karşımda off one yvaşca yüklendim olmadı amındaki sıvıları döleeri her şeyi götüne getirdim yavaş yavaş yüklendim terden su olmuştuk git gellerler o ufak küçük götteki yerini aldı benim ufaklık sokup çıkarıyordum delirmişti deli şeklinde boşalıyordu benimde işim bitmişti yattık. Sonra kız kardeşim derya ile olanlarıda yazacağım çok ama ççokkk olaylar geçti kızkardeşini paylaşmak isteyenler eklesin beni mesaj atsın.

    aex hikayesi akrabamı siktim anal seks zevk verir mi baldız porno hikaye ensest pirno ensest sex erotik hikayeler erotik sexk hikayeleri hd abla com sex hi sex hikaye resim sexs yazıları swinger seks hikayeleri
  • Sikilmeden Geçen Günlerimin Acısını Çıkarıyorum

    Sikilmeden Geçen Günlerimin Acısını Çıkarıyorum

    Öncelikle herkese merhabalar. Ben Günseli. 42 yaşında, dul, iki çocuk sahibi bir kadınım. Eşimden 2 yıl önce, aşırı kıskançlıkları ve vazgeçemediği bazı alışkanlıklarından dolayı ayrılmak zorunda kaldım. Şu anda dulum ve iki çocuğumla beraber yaşıyorum. Sizlere anlatacağım olay, tamamen zorunluluktan yaşadığım bir olay, yani öyle başladı. Sanırım bunu anlatarak hem rahatlayacağım, hemde sizlerin zevk almasını sağlayacağım.

    Gençliğimden beri erkeklerin ilgisini çekmek, onları tahrik etmek, her kadın gibi hoşuma gidiyordu. Ama ilk erkeğim kocam olmuştu, ondan önce ufak tefek bazı sevişmeler dışında çok bir deneyimim yoktu. Seks’i kocamla beraber sevdim. Oldukça güzel fantaziler ve birliktelikler yaşıyorduk. Maddi durumumuz oldukça iyiydi. Ancak bir süre sonra, kocamın çevresinin değişmesiyle her şey allak bullak oldu ve ayrıldık. Dedim ya, kocamın maddi durumu iyiydi. Ancak ben koca parası yiyen bir kadın olmayı asla kendime yakıştıramadım. Kocamdan ayrıldıktan bir süre sonra, verdiği yüklü nafaka ve parayla geçiniyordum. Ama günlerim evde yalnız geçiyordu, sıkılıyordum. Evliyken bazı sektörlerde çalışmıştım. Bazen, kocamın şirketinde de çalışıyordum. Yani bu kadar sıkılmıyordum.

    Bundan birkaç yıl önce aklıma oldukça güzel bir fikir geldi. Bir cafe benzeri bir yer açıp, hem daha rahat geçinip, hemde sıkıntımı bu yolla geçirmeyi düşündüm. Yaptığım araştırmalarla, cafeye uygun bir yer bulabilmiştim. Hemen kiraladım, içine de ufak tefek eşyalar alıp, kendi ekmek teknemi açtım. Biraz daha farklı olması için ev yemekleri üzerine çalışıyordum. İlan verip, bir garson, birde aşçı buldum. Bazen mutfakta aşçımıza ben yardım ediyordum. İşlerim de iyi gitmeye başladı, oldukça lezzetli yemeklerimi tadan müşterilerim resmen abone oluyorlardı. Ancak açtığım yer, artık yetmemeye başladı. Geliştirmek istiyordum, fakat bunun için kafeden kazandığım para yetmiyordu.

    Eski kocamdan para almayı düşündüm. Zaten bu işe başından beri karşı olan kocam, bana tek bir kuruş bile vermeyeceğini, onun durumunun da bozulmakta olduğunu söyledi. Bir kere kafama koymuştum, mutlaka yapacaktım. Hal böyle olduğu için aile dostumuz olan Ahmet’ten yardım istemeyi düşündüm. Ahmet, 40 yaşlarında, evli, fakat çocuğu olmayan bir adamdı ve aile dostuyduk, birlikte büyüdük denilebilir. Onun da durumu oldukça iyiydi, hatta bazen kocamla ortak iş bile yaparlardı. Ahmet bana borç olarak 30 Bin TL verebileceğini söyledi. Faiz de koymayacağını söyleyince çok mutlu olmuştum. Hem elime para geçmiş, hemde çalıştığım yeri büyütme fırsatı geçmişti. Kabul ettim ve birkaç gün sonra Ahmet cafeme geldi. Doluluğu görünce, o da çok mutlu oldu. Hatta ortaklık bile teklif etti, ama kabul etmedim. Ortaklığa genelde karşıydım, özellikle böyle küçük bir cafe için ortaklık bana çokta mantıklı gelmiyordu.

    Ahmet bana paranın ilk kısmını verdi. Bu parayla yaptığım ilk iş, cafeye yeni mobilyalar almak oldu. Bir süre sonra, dahada büyütmek istediğimden farklı bir yere dükkanımı taşımak istedim. Uygun bir kira bedeliyle, başka, daha büyük bir yere geçiş yaptım. Aslında alışılan muhitten ayrılmak ne kadar akıllıca olurdu biliyordum, ama yaptım işte böyle bir hata. İşlek bir caddeye taşındık, fakat bu caddede bizim rakiplerimiz çok daha etkiliydi. İşler tam tersine dönmüştü, yaptığım masraf nerdeyse boşa gitmiş, dükkanda sinek avlar olmuştuk. Ahmet’e olan borcum vardı, üstelik artık cafeye kendi cebimden para vermeye başladım. İyice sıkışmıştım, geceleri uykularım kaçıyordu. Ahmet’ten borç almak artık uygun olmamaya başlamıştı.

    Bir süre daha böyle devam ettik. 2 garsondan birini, kemer sıkma politikası olarak işten çıkardım, tazminatını da verdim. Ancak bu tedbir de işe yaramıyordu. Üstelik Ahmet’e olan borcumun günü de geçiyor, iyice sıkışıyordum. Bir gün Ahmet’i aradım, durumu anlattım ve borcu erteleyebilme ihtimalini sordum. O da gayet insancıl bir şekilde kabul etti. Aradan bir süre daha geçti ve ben borcu ödeyemedim. Ahmet’e karşı da oldukça mahcuptum, kısacası rezalet bir durumdu. Kocama başvurmak istedim, ama gene kapılar kapanmıştı. Kurtulmak için çırpınıyordum. Cafeyi kapatmak zorunda kaldım. Artık ne yapacağımı bilmez durumdaydım, banka kredisi çeksem, banka kredisinin borcu olacaktı. Biraz altınlarım vardı, onları sattım, ama borcum kapanmıyordu. Ahmet de artık homurdanmaya başlamıştı. O kibar adam gitmiş, yerine tam bir alacaklı gelmişti.

    Kaçmayı düşündüm, ama imkansızdı. Ahmet’i aradım, buluşup görüşmek istediğimi söyledim. Kabul etti, beni evden aldı ve bir cafeye gittik. Ben durumumu anlatıyordum, ama Ahmet parasını istiyordu. Uzun bir süre tartıştık. Benim aile dostu olduğumu, biraz daha vakit vermesini istiyordum. O ise parası için ısrar ediyordu. Tüm yollar kapanmıştı bana. Kalkıp gittim, banka kredisi için araştırmaya başladım. O gece telefonuma Ahmet’ten bir mesaj geldi, “Borcunu ödemek için bir yol bulmalıyız!” diye. Ben de cevap attım, “Neymiş o?” dedim. O da, “Telefonda olmaz, yarın görüşelim. Evden alırım seni!” deyince onayladım.

    Ertesi gün Ahmet beni evden aldı. Arabayla gidiyorduk. Sesim çıkmıyordu. Sessizliği bozan o oldu, “Borcunu gerçekten ödemek istiyor musun?” dedi. Ben de, “Tabiki! Ama nasıl olacak, gerçekten bilmiyorum. Çok zor durumdayım!” dedim. O da, “Eğer kabul edersen bir yol var tabiî ki…” dedi. Merak ettim, nasıl bir yol olduğunu sordum. Ahmet, “Eğer, beni mutlu edersen borcunu taksit taksit silerim Günseli!” deyince, döndüm ve bir tokat attım ve “Çek sağa hayvan, ağzına sıçayım senin, orospu çocuğu!” diye küfürler ederek arabadan indim. Arkamdan, “İyi düşün, yoksa nasıl kurtulacaksın?” diye bağırıyordu.

    Biraz yürüdüm. Sinirim hala geçmemişti. Resmen onunla yatmamı istiyordu. Bütün gece teklifini düşündüm. Aslında yapacak çokta bir şeyim yoktu. Kabul etmek zorundaydım, yoksa başıma neler gelir tahmin bile edemiyordum. Ahmet’i aradım, “Yarın beni evden al. Konuşmamız lazım!” dedim. Kabul etti. Ertesi gün gene beni evden aldı. Arabayla giderken ona, “Teklifin halen geçerli mi?” dedim. Bana döndü gülümseyerek, “Geçerli!” dedi. “Kabul etmeme gibi bir şansım yok. Sen adi bir herifsin, evli barklı bir adamsın ve dul bir kadını hallere soktuğunu biliyor musun?” dedim. Gene çok sinirlendim ve küfürler etmeye başladım. Ama Ahmet dinlemiyordu, sadece gülümsüyordu. Bir süre sonra sustum. Nereye gittiğimizi dahi bilmiyordum. O arabayı sürüyor, ben susuyordum.

    Bir yamaca geldik. Önümüzde deniz vardı. İndim arabadan, biraz hava almak için. O da indi, yanıma gelip elimi tutarak, “Bak Günseli, senden çok hoşlandım hep. Hep çok güzeldin, halen öylesin. Ama iş ayrı, aşk ayrı. Senden aşk istemiyorum. Sadece borcunu ödemenin yollarını sana sunuyorum. Hem böyle zararsız bir şeyden ne çıkar. Dul bir kadınsın. Her şekilde ihtiyacını gideririm. Kimsenin bilmeyeceğini söylememe gerek bile yok aslında. Kabul et bence!” dedi. “Ne yani, beni kuma mı alacaksın?” dedim. “Hayır, sadece birlikte olmak istiyorum seninle!” dedi. “Peki, istediğini yaparsam, borcum silinecek mi?” dedim. “Bak güzelim, borcun çok fazla. Benimle birkaç kere birlikte ol. Taksit taksit sileyim borcunu. Merak etme, bitince görüşmeyeceğiz bile!” dediğinde rahatlamıştım. Çaresiz kabul ettim. Tekrar arabaya bindik…

    Arabada bana, “İlk taksidi bugün ödemek ister misin?” deyince, evde çocuklarımın olduğunu söyleyip reddettim. Elini bacaklarıma attı, kot pantolonumun üstünden okşamaya başladı. Eşimden ayrıldığımdan beri ilk kez bir erkeğin elleri üstümdeydi ve çok heyecanlanıyordum. Sessizce okşamasını izliyordum. Elleri yavaşça kasık arama doğru geldi ve oralarda gezmeye başladı. Ben sadece izliyordum onu. Elini iyice amcığıma doğru getirip, “Sıcaklığını buradan hissediyorum. O da istiyor. Özlemiş belli ki…” dedi. Benim heyecanım artmaya başlamıştı.

    “Bence ilk taksidini şimdi öde tatlım. Dayanamacağım çünkü!” deyince, tekrar evde çocukların olduğunu, bugün olamayacağını söyledim. “Ozaman burda ufak bir başlangıç yapalım!” diyerek kemerini çözdü, boxerının içinden hafif kalkık yarağını çıkardı. Ne yapmamı istediğini anlamıştım. Yavaşça eğilip sikini ağzıma aldım. Siki ağzımla kavuşunca, “Ohhh!” diye bir inledi, sonra etrafa baktı. Kimse yoktu bizden başka. İlk kez kocamınkinden başka bir siki ağzıma alıyordum. Kocamınkinden daha kısa olan bu sik, eninde sonunda içime girecekti, kaçışım yoktu. Hızlı hızlı emmeye başladım. Ahmet iyice kaykıldı ve külodunu indirerek kıllı sikini açığa kavuşturdu. Emmelerim artmıştı. Şimdi sikin tamamı ağzımda, dil darbeleriyle yalanıyor ve Ahmet gözlerini kaydırıyordu. Ahmetin elleri kafamda, saçlarımla oynuyor, ben ise sikini yalıyordum. Yavaşça taşaklarına doğru indim. Keskin bir ter kokusu geliyordu, kıllı siki dişlerime değiyordu. İyice yalamaya devam ettim. Kafamı hiç kaldırmadan, elimden gelen en iyi şekilde yalıyordum sikini.

    Bir arabanın sesini duyunca düzeldim. Ahmet te hemen kontak çevirip, arabayı sürmeye başladı. Ordan biraz uzaklaştık ve hemen ensemden bastırıp sikini ağzıma verdi yine. Sikinin kafasını yalıyordum, çabucak boşalması için. Dilimi ucuna değdirip, yalamaya başlayınca, Ahmet hırlayarak tüm döllerini ağzıma bıraktı. Boşaldıkça boşalıyor, boşalırken de anırıyordu. Dölleri ağzımın kenarından akıyordu, onları toplayıp, kapıyı açıp tükürdüm. Ahmet sikini sıvazlıyor, “Müthişsin, harikasın, ohhh!” diye inliyordu resmen. Siki de inmiş, artık külodundaki yerini almıştı. Ağzımdaki döllerin hepsi çıkmamıştı, halen vıcık vıcık birşeyler vardı dişlerimde. Onları da çaresiz yuttum.

    Aslında döl yutmayı severim. Ama o an Ahmet’e bir orospu olarak görünmemek için iğrenmiş gibi yaptım. Ahme ise, “Bebeğim, bence bırak bu numaraları. Nasıl döl yuttuğunu kocan anlatıyordu zaten!” dedi. “Benim hakkımda mı konuşuyordunuz?” dedim. “Yoo, sadece senin hakkında değil. Erkek muhabbeti işte!” deyince rahatlamıştım. “Hadi, götür beni eve!” dedim. Ahmet arabayı çalıştırdı ve evime bıraktı. Eve girer girmez, hemen koşup küloduma baktım. Gri külodumda lekeler kalmıştı, ıslanmıştım. Külodumu hemen kirliye atıp, duşa girdim.

    O kadar stres arasında, her zaman bakımlı olan ben, am kıllarımı ihmal etmiştim. Am kıllarım uzamıştı. Elime bir jilet alıp, traşlamaya başladım amımı. Birkaç saat önce boşalttığım yarak aklıma geliyordu. Acaba daha kaç kere boşalacaktı o yarak? Kaç kere girecekti bana o yarak? Ahmet beni altında inletecek miydi? Bütün bu düşünceler, tanıdık bir sıcaklık yaymıştı kasıklarıma. Şimdi, traş bıçağının sapı amımın içindeydi, sokup sokup çıkarıyordum. Kesik kesik inliyordum, Ahmet’in beni becerdiğini düşünerek. Ve boşalmıştım, kasılarak, inleyerek. Elimi arka deliğime attım. Orası da kıllıydı. Jiletle aldım ordaki kıllarımı da. Bacaklarım, deliklerim, her yerim kılsızdı şimdi. İster istemez, kendimi Ahmet’e hazırlıyordum. Unuttuğum bir his tekrar canlanıyordu içimde ve bu beni fazlaca heyecanlandırıyordu.

    Resmen unutmuşum kadınlığımı. Bazen çok azdığım zamanlarda yaptığım gibi, bir cinsel sohbet sitesine girdim. Evli olmayan birini bulup, Webcamda seks yaptım. Konuştuğum adamın Webcamdak iri siki benim amıma doğru boşalıyordu. Ve artık kuduruyordum ben. Her deliğimi parmaklıyordum, kocamın sikmekten zevk aldığı götümü bile. Ahmet’i istiyordum, ne kadar yanlış olsada, ne kadar iğrenç olsada. Özlemiştim bir erkeğin bana sahip olmasını. İnlemeyi, çığlık atmayı, ‘Sik beni kocacığım!’ diye bağırmayı. Şimdi Webcamda tanımadığım bir erkeğe, “Kocacığım!” diyordum, “Sikicim!” diyordum. O ise, “Orospum, kaltağım, yarak hastası fahişem!” diyordu ve bu kelimeler benim amımı dahada sulandırıyordu. Ahmet’le sikişecektim. Yaptığım orospuluk değilde neydi? Para karşılığı veriyordum kendimi ona, her ne kadar zorunda kalmış olsamda.

    Ertesi gün Ahmet aradı. “Nasılsın canım?” deyince, kendimi ağırdan satıp, “İyiyim!” dedim. Onun nasıl olduğunu sormadım bile. “Bugün müsait misin, gelebilirmiyim?” dedi. “Evet, gel…” dedim. Saat 17:00’ye kadar kimse yoktu evde, çocuklar okuldaydı. “Tamam, geliyorum hemen!” dedi. Seviniyordum, Ahmet geliyor diye, sikicim geliyor diye. Beni anırtaracak, ılık ılık dölleyecek olan sikicim geliyordu. Hamile kalmayım diye korunmaya bile başlamıştım. Bugün zevk alacaktım, ne olursa olsun. Ama saat 15:00 olmuştu, halen yoktu. 15:30, 16:00 derken, saat 16:15’te kapı çaldı. Ahmet gelmişti. Ama çocuklarımın gelmesine çok az kalmıştı. Ona, “Çok geç kaldın, çocuklarım gelecek, şimdi veremem, sikişemeyiz!” deyince, “Birşey olmaz, onlar gelene kadar sikerim seni canım!” deyip, beni hemen mutfak masasına domalttı.

    Ben böyle sikilmek istemiyordum ki. Özlediğim o hissi bu şekilde yaşamak istemiyordum ki. Ama Ahmet’in umrunda değildi. Yarım saate kadar kızım gelecekti ve ben mutfak masasında domaltılmış, gri eşofman altım çıkarılmış, külodumla sikilmeyi bekliyordum. Öylece duruyordum, kollarımı uzatıp masanın diğer kenarından güç alıyordum. Perde açıktı, karşıdan biri görse ne derdim bilmiyordum. Ahmet’in aklına geldi bu, gitti kapattı geşdi ve “Hazır mısın aşkım?” dedi. “Hı hı!” dedim. Ve külodumda inmişti. Şimdi, yeni kıllarını aldığım göt deliğim ve alttan amımın deliği karşısındaydı. Ben halen masanın kenarına tutunuyor ve içime girmesini bekliyordum. Büyük hayal kırıklığı içindeydim.

    Ve sessizliği Ahmet’in fermuarının açılış sesi bozdu. Fermuarı açıldı, külottan yarağını çıkardı ve bir hamlede amıma soktu. İçime girince, “Ihhh!” diye bir inleme çıktı benden. “Özlemişmisin yarak yemeyi kaltak!” deyince, “Sik ve git!” dedim. Çok üzülmüştüm, resmen kullanılıyordum. Oysa hayallerim çok daha farklıydı ki benim. Ahmet’in orospusu olmaya, yarağını yemeye hazırlanan ben, sanki bir paralı orospu gibi, E5 orospusu gibi hızlıca sikiliyordum. Ama yinede zevk alıyordum. Uzun zamandır yarak girmemiş olan amım kasılıyor, sularım bacaklarımdan aşağı doğru akıyordu. Ahmet ise küfürleriyle acele acele sikiyordu beni. Kısık inlemelerim sessizliği bozuyordu. Hayatımda ilk kez bu kadar hızlı sikiliyordum.

    Şimdi zevkten bağırıyordum. Ama bu zevk, yaklaşık 5 dakika sonra bitti. 5 dakika sonra, amım ılık ılık dölleniyordu. Ve Ahmet gene, “Orospu Günseli! Kaltak Günseli!” diye anırıyor ve boşalmasına devam ediyordu. Boşalması bitince içimden çıktı. Ben donup kalmıştım. Nolmuştu ya? Sikilmiş miydim ben şimdi? Resmen donmuştum. Gözüm masanın üstünde duran selpağa gidiyor, (Al Günseli, sil bunla amını!) diyen beynime vücudum karşı koyuyordu. Ahmet ise inlemesi bitince külodunu çekti, pantolonunu giydi, ve kapıyı çektiği gibi gitti. O anki sessizlik beni resmen korkutmuştu. Öylece duruyordum, amımın deliği açık, Bilinçaltımda sanki girecek yarağı bekliyordum. Ama yoktu. 5-6 dakika kaldım öyle, düşündüm. Halen döller sızıyordu bacaklarımdan.

    Düşünüyordum, neydim ben, kimdim ben? Resmen bir orospuydum ve orospu muamelesi görüyordum. Salak Günseli! Gerizekalı Günseli! Bok mu vardı kafe açacak? Bok mu vardı o piçten borç alacak? Adam resmen 31 çekmek yerine gelip beni sikip gitmişti. Belki 31 çekmesi bile daha uzun sürüyordu. Ben şu ana kadar her yaptığım sekste deliler gibi boşalırken, 40 yaşımda ilk kez böyle aşağılayacı bir muameleye maruz kalıyordum. En azından zevk alsaydım ya! Bir kez boşaltsaydı beni ya! Ben çirkin bir kadın değildim ki! Borç içinde olmam, neden aşağılanma sebebim oluyordu?

    Ahmet’in döllerini ağlaya ağlaya sildim selpakla amcığımdan, sonra da çektim külodumu. Halen ıslaklık geliyordu. Eşofmanımı çektim, halen ağlıyordum. Banyoya gidip, elimi yüzümü yıkadım. O sırada çocuklar gelmişti eve. Onlara biraz rahatsız olduğumu söyleyip, odamdan çıkmadım…

    baldız seks hikayeleri ensest porno hikayeler eski sexx konulu enset lezbiyen erotik hikaye seks porno hikayeler sekshikayeleri oku sex h sex hikayem sex seksi x seks porno
  • Tırcı Kocam Beni Hiç Götten Sikmiyordu

    Tırcı Kocam Beni Hiç Götten Sikmiyordu

    Slm arkadaşlar ben Şenay. Ev hanımıyım. 1.60 boyunda, kumral, yeşil gözlü, ince belli, dik göğüslü, tombul götlü, kısacası eli yüzü düzgün, seksi ve sikişmeyi çok seven, isterik bir kadınım. Kocamla 9 yıllık evliyiz ve bir çocuk sahibiyiz. Kocam kamyon şöförüdür, yani kocam çalısır ben yerim. Huzurum da yerindedir. Kocam seferden geldimi, sabaha kadar beni siker, o gece amımın hakkını verir. Sefere gitti mi bazen haftalarca gelmez, benimse canım her an yarak yemek ister. Beni gören erkeklerin tamamına yakını beni sikmek istercesine bakar, ama kocamı sevdiğim için kimseye pas vermezdim.

    Evin işleri dışında yapacak bir işim olmadığı için, sürekli internete girer, sikiş hikayeleri okur, daha da azarım. Haftada bir sefer de komşularla gün yaparız. Günleri bilirsiniz işte, pastalar börekler yapılır, çaylar içilir, tabi bunların yanında dedikodu yapılmadan olur mu? Olmaz! İşte kadınların kimisi kocasının nasıl siktiğini, kimisi kocasını boynuzladığını, kimisi götten sikilmenin zevkini, kimisi pørnøfilmi izleyip öyle sikiştiklerini falan anlatıyordu. Ben de hiç pørnøfilm izlememiştim, meraklandım, “Bir film verin de, ben de izleyeyim, merak ettim nasılmış, anlattığınız kadar varmıymış?” dedim. Komşumuz olan Rabia, “Bende var kız, eve giderken vereyim de izle!” dedi ve konu kapandı. Yedik içtik, herzamanki gibi dedikodumuzu yaptık, eve dönme vakti Rabia ile beraber çıktık. Yolda Rabia, kocası ile beraber izlediklerini ve bu sayede kocasının kendisini götten siktiğini ve götten sikilmenin amdan sikilmekten zevkli olduğunu ve artık kendisinin sürekli götten sikilmek istediğini anlattı. Hatta benimle dalga bile geçti, “Sen halen götünü siktirmedin mi?” diye ve bana götten sikişmeli filmler vereceğini söyledi…

    Böyle konuşa konuşa Rabia’nın evinin önüne geldik. Rabia, “Bekle getireyim!” dedi ve eve girdi. Elinde 8-10 tane CD filmle geri geldi. Filmleri aldım, ama içimde bir heyacan fırtınası koptu, koşar adım eve geldim, filmlerin bir tanesini CD-Playere taktım ve izlemeye başladım. Ama izlerken her yanımı ateş bastı. Açıkcası canım yarak çekmeye başladı, ama kocam seferde idi. Ben de kocamın bana aldığı kara gün dostum Plastik Yarakla amımı doyurdum. Hem film izledim, hem de Plastik yarağı amıma soktum, amımın ateşini söndürmeye çalıştım. Ama izledikçe ateşim söneceği yerde, daha da azıyordum. Rabia’nın verdiği filmlerin hepsini sabaha kadar izledim. Artık ben de götten siktirmek istiyordum, çünkü izlediğim filmlerde götten sikilen kadınların çok zevk aldıkları belli oluyordu. Fakat bir sorun vardı, kocamın evlendiğimizden bu yana, götümü sikmek gibi bir düşüncesi ve arzusu asla olmadı. Yani göt deliğime eli bile değmedi. Kocama da diyemezdim ki, “Beni götümden sik!” diye…

    Neyse aradan bir kaç gün geçti. Kocam yine seferde idi. Rabia bana misafirliğe geldi. Çaydı pastaydı derken, konu döndü dolaştı yine sexe geldi. Rabia’ların evi iki katlıdır, katın birinde kendileri, birinde de kiracıları oturur, iki tane Üniversite öğrencisi. Rabia kocasının kendisini yeteri kadar sikemediğini ve bu yüzden de kocasından habersiz kendisini öğrencilere siktirdiğini, istersem beni de siktirebileceğini söyledi. Ben de kesinlikle kocamı aldatmayacağımı söyledim. Ama Rabia öğrecilerle sikişmelerini öyle bir ballandıra ballandıra anlatıyordu ki, anlattıkça benim amım karıncalanmaya başlamıştı. Rabia ikisi ile grupseks yaptığını da anlattı ve “Sen grubu boşver, baştan Furkan’la bir sikiş!” dedi. (Furkan öğrencilerden birinin adı). Ben de laf çıkarsa kocamın beni boşayacağını falan anlattım. Ama Rabia, “Çocukların ağzı sıkı, benden de birşey çıkmaz, herşey aramızda kalır! Ben bu gece Furkan’ı sana gönderiyorum, haberin olsun!” dedi ve çıktı gitti…

    Rabia gittikten sonra iki arada bir derede kaldım, hem istiyordum, hem de korkuyordum. Sonunda ne olacaksa olsun deyip, işi oluruna bıraktım. Çocuğumu erkenden uyuttum, hemen bir banyo yaptım, güzelce temizlendim, amımın kıllarını traş ederek kaymak gibi yaptım, yani artık sikilmeye hazırdım. Saat gece 11’i az birşey geçe Rabia telefon açtı, “Furkan yola çıktı, size güzel sikişmeler! Furkan’la yeni film de gönderdim!” dedi ve kapattık. Aradan 10 dakika geçti geçmedi, kapının zili çaldı. Ama ben heyacandan ölüyordum. Kapıyı dizlerim titreye titreye açtım, Furkan’ı içeri aldım. Elinde bir poşet vardı, içeri girer girmez, daha koridordayken bana sarıldı, ama ben elinden kurtuldum. Neyse salona geçtik, ama ben çok gergindim. Furkan Rabia’nın gönderdiği CD’yi bana uzattı, sonra poşette Bira da getirmiş, birer tane açtı ve “Al iç, rahatlarsın!” dedi. Ben de aldım. Ama o güne kadar hiç alkol kullanmamıştım. Bira soğuktu, tadı da fena değildi, Birayı 3-4 dikmede bitirdim…

    Birer Bira daha içtikten sonra Ferhat, “Filmi izleyelim mi?” diye sordu. CD-Player yatak odasında idi, “Tamam, izleyelim.” dedim ve kalktık Biraları da aldık yatak odasına geçtik. Ferhat filmi taktı, yatağa oturduk, bir yandan izliyor bir yandan da Bira içiyorduk. İlk defa bir erkekle pørnøfilmi izliyor ve Bira da içiyordum, üstelik o erkek beni sikmek için gelmişti. Yaşadığım heyecanı tarif edemem. Üçüncü Biradan sonra iyice gevşedim ve rahatladım. Ferhatla birlikte yatağa uzandık ve filmi öyle izlemeye devam ettik. Film çok güzeldi, götten sikişmeli bir filmdi, orusbu Rabia bilerek göndermişti. Amım sulanmış ve götüm de kaşınmaya başlamıştı. Ferhatın yarağı da kalkmıştı ve pantolonunun önünü kabartmıştı. Yarağına elimi atmamak için kendimi zor tutuyordum. Nasıl oldu anlamadım, Ferhat birden beni kendine çekti ve dudaklarımız birleşti. Ateşli bir biçimde öpüşüyorduk, bir yandan da soyunuyorduk. Bira beni çakırkeyif yapmıştı, artık herşeyi isteyerek yapıyordum. İkimiz de çırılçıplak soyunduktan sonra Furkan’ın yarağını elime geçirdim ve deli gibi yalamaya başladım. Kocam 20 gündür seferde idi, Adanadan karpuz taşıyordu, yarağa hasret kalmıştım…

    Yine nasıl olduğunu anlamadan 69 pozisyonunda bulduk kendimizi, ben Furkan’ın yarağını yalarken, Furkan da benim amımı yalıyor, götümü okşuyor, parmaklıyordu. Ben amımın yangınını biran önce söndürmek için Ferhatı sırtüstü yatırıp, bir çırpıda yarağının üzerine oturdum ve derin bir Ohhhh çektim. Yarağın üzerinde Atın üzerinde zıplar gibi zıplıyordum. Daha birkaç zıplamadan sonra ilk Orgazmımı olmuş ve boşalmıştım. Saatlerce zıplayabilirdim bu şekilde, ama fazla sürmedi, Ferhat da dayanamadı ve içime boşaldı. Çocuk utana sıkıla, “Kusura bakma, ilk seferde hep erken boşalıyorum, bundan sonrakiler uzun sürer…” dedi. Ferhata, “Ben de boşaldım!” diyerek öptüm ve kalktık banyoya gittik. Güzelce yıkandık temizlendik, tekrar yatak odasına geldik. Film halen oynuyordu, uzandık izlemeye devam ettik. Filmde erkek kadını domaltmış götünden sikiyordu. Furkan, “Ben de seni götünden sikmek istiyorum!” dedi.

    Arkadaşlarım ilk seferde çok acıdığını söylüyorlardı, “Acımaz mı?” dedim. “Ben acıtmadan sikerim, sen merak etme!” dedi ve biz yine oynaşmaya basladık. Kıtlıktan çıkmış gibi yalıyordum yarağını. Furkan beni domalttı ve göt deliğimi yalamaya başladı. Götümün deliğini yalamasından çok zevk alıyordum. Götümü yalarken bir yandan da parmağını amıma sokuyordu. O yalarken ben de amımı okşuyordum. Az sonra parmağı ile göt deliğimi yoklamaya, sonra da parmağını götüme sokmaya başladı. Sonra yarağını amıma soktuğunda amım yanıyor, zevk sularım damlıyordu. Amıma birkaç kez gidip geldikten sonra, götümün deliğine tükürüp, yarağını götüme dayadı ve yavaş yavaş yüklenmeye başladı. Ben kendimi sıkıyordum ve yarak bir türlü götüme girmiyordu. Bana, “Kendini sıkma, sıkarsan acır!” falan diyordu…

    Kendimi gevşek bırakınca yarağının ucu girmişti, ama canım da yanmıştı. Bir süre bu şekilde bekledikten sonra, yavaş yavaş götüme sokmaya devam etti. Acısa da sonunda yarağının tamamı girdikten sonra nasıl rahatladığımı ve aldığım zevki anlatamam. Artık ben de götümü onun yarağına itiyordum. Birkaç kez sokup çıkardıktan sonra ise aldığım zevk gittikçe artıyordu. Artık götten sikilmenin zevkini almıştım ve daha hızlı sokup çıkarmasını istiyordum. O hızlandıkça tarif edilmez bir şekilde aldığım zevk de artıyordu. O anda kocama nekadar kızdığımı tahmin edemezsiniz, götümü hiç sikmediği için. Neyse, Furkan götümü yarım saate yakın sikti ve götümün içine boşaldı. Ben de, o götümü sikerken amımla oynarak boşalmıştım. İkimiz de müthiş rahatlamıştık. Dinlene dinlene, sabaha kadar, amdan götten sikiştik ve sonra Furkan’ı yolcu ettim.

    Daha sonraki günlerde kocam nezaman uzun süreli sefere gitse ve amım götüm nezaman yarak istese Rabia’ya söylüyordum, o da (kendisi Furkan’la sikişmediği zaman) Furkan’ı bana gönderiyordu.

    Şu sıralarda Rabia tutturdu, “Şenaycığım bir kere de Furkan’ı arkadaşıyla birlikte yollayım da üçlü grup yapın! Aynı anda hem amına hem götüne yarak girmesi kadar zevkli birşey yok! Hatta onlarla birlikte ben de geleyim de dörtlü yaparız!” diye. Şu anda buna hazır değilim ama, hani düşünmüyor da değilim 🙂

    abimin karisini siktim adult porno hikaye aile ici seks baldızımla sex hikayeleri erotik hikaye baldız gizli seks hikayeleri jigolo seks kocam beni siktirdi porno ve sekx yaşanmış hayat hikayeleri oku
  • Kapalı Yengemi Siktim Sikilemeyecek Karı Yoktur

    Kapalı Yengemi Siktim Sikilemeyecek Karı Yoktur

    Benim halaoğlunun, Türbanlı, alımlı ve benden 5 yaş büyük bir karısı (Yengem) var. İkisi evleneli yaklaşık 10 seneleri olmuştur ve ben asla yengem hakkında kötü şeyler düşünmemiştim, haliyle o zaman ufaktım. Ama bu senenin başından itibaren anlam veremediğim, tarif edemediğim birşeyler oluştu içimde, yengemi delice arzuluyordum ve yengemi sikmek için içimde karşı konulamaz bir istek vardı. Yengemi görünce titremeye, konuşurken kekelemeye başlıyordum, oysaki aksanım çok düzgündür ve iyi bir konuşmacı olduğumu düşünüyorum. Yengemi gördüğümde heycanımı kontrol edemiyordum, içimde yengeme karşı olan duygularımın tavana vurmasıydı heycanım…

    Bu sene başında şimdiki karımla evlenme kararı aldık ve 2 ay önce evlendim. Evlenmeden önceki bir senelik dönem içinde beni evlenme telaşı sarmıştı, evimi yeni baştan restore ediyordum, ince ince işçilik yapıyor her karesine özeniyordum, sonuçta benim kendi evim olacaktı. Sağolsun halamın oğlu evimin kaba ve ince inşaatı için bana yardım ediyordu. Halaoğlunu hergün yardıma çağırıyordum, o da geliyordu. Ama benim amacım karısını, yani yengemi görmekti. Yengemi görünce kendimi iyi hissediyordum, yengemle bakışmak, yengemle yakın olmak bana mutluluk veriyordu. Yengemi sikmeyi o kadar çok istiyordum ki, tarif edilemez bir arzuydu bu. Yengemi her gördükten sonra banyoya girer, yengemi siktiğimi hayal eder ve 31 çekerdim. Yengem benim sex idolüm olmuştu…

    Ama biryandan da çok korkuyordum, çünkü halamın oğlu tehlikeli bir tipti, dışarıya karşı psikopat, ama karısına karşı kılıbıktı. Sanırım o da bazı şeylerin farkındaydı. Bir keresinde halaoğlu bizdeydi, balkonda oturup çay içiyorduk, yanımızda annem ve babamda vardı. Yengem de yürüyerek bize geliyordu. O esnada halaoğlu anneme yengemi göstererek, “Benim karıya bak be, ne kadar güzel kıvırttıyor yürürken!” dedi. Bu laf beni tahrik etmeye yetmiş de artmıştı bile. Halaoğlu yengemden 8 yaş büyüktü ve çirkin hiç bir alımı olmayan bir erkekti. Yengemle evlenmesi görücü usülü ile olmuştu, büyükler karar vermiş ve yengem de kabul etmişti. Ama yanyana geldiklerinde dağlar kadar fark vardı, biri çok güzel, biri çok çirkindi. Yengem güzelliğinin farkındaydı, halaoğlu da karısının güzelliğinin farkındaydı ve eminim yengemin gözü dışarda olmasın diye, yengemi hergece sikiyordu. 2 tane çocukları vardı, bir erkek bir kız, gayet mutlu bir aileydiler. Türbanlı yengem namusuna düşkün biriydi.

    Ama birşeyler olmalıydı, olmak zorundaydı, çatlamak üzereydim. Yengemi bir şekilde ikna etmem, kafasını karıştırmam, aklına kendimi sokmam gerekiyordu. Hem halaoğlumdan korkuyor, hemde yengemin beni terslemesinden çekiniyordum. Yengem benim gözümde mükemmel vücudu olan kusursuz bir kadındı. Kocasıyla birlikte sürekli bize yardıma geliyordu ve gecelere kadar çalışıyorduk. Bazen kocası gelmiyor, sadece yengem anneme yardıma geliyordu. Evimin tabanı tahtadır, birgün yengem onları siliyordu. Badi giymişti, ben de ayakta sigara içiyorum. Yengem yerleri silerken göğüsleri dışarı çıkmak üzereydi, bembeyaz dolgun süper göğüsleri vardı. Yerleri sildikçe göğüsleri yerinden oynuyor, adeta daire çiziyordu. Yengem ya benim bakmamı istiyordu, yada benim düşüncelerimden habersiz gayet masumane yardım ediyordu. Ben de bir aslanın avını yakalarken yavaş ve derinden hareket ettiği gibi inceden süzüyordum yengemi. Yengeme bakmaktan kendimi alıkoyamıyordum. İçimden o an yengemin arkasına geçip hayran olduğum götüne bakmak geldi. Ve arkasına geçtim, götünün ayrımı gözüküyordu. Deli olmak üzereydim. Yengemin gözlerinin içine azgın azgın bakmaya başladım. Yengem de bana bakmaya başladı, anlamıştı durumu, sanırım o da istiyordu. İkimize de bir fırsat lazımdı.

    Ertesi gün yengem yine geldi. Bu sefer evde annem yoktu, pazara inmişti. Yengem annemi sordu, pazarda olduğunu, birazdan geleceğini söyledim ve bana yardım etmesini istedim. Yengem, “Tamam!” deyince beklenen fırsat çıkmıştı. Yengem mutfakta mermeri siliyordu, beli açılmış, teni gözüküyordu. Dayanamadım ve arkadan direk saldırdım yengeme. Yengem daha bir şey demeye kalmadan, elimi amına attım ve üzerinde gezdirdim. Ve olan oldu, yengem kendini saldı bıraktı. Yengemin eteğini kaldırdım, bembeyaz külodun içinde külottan dışarı taşmış kalçasını görünce delirdim. Külodunu indirdiğimde yengem kesinlikle karşı koymadı, o da istiyordu, belliydi. Ama vermemesinden korkuyordum. Vakit geçirmeden sikimi çıkarıp amına soktum. İçine girince, aman Tanrım yengemin amı yanıyordu. Yengemin kafasını eğerek tezgaha domalttım ve başladım sikmeye. 5 dakika sonra yengem boşalmıştı, ama ben geç boşalan birisi olduğumdan dolayı sikmeye devam ediyordum. Yengem artık çıldırdı, boşalmam için yalvarıyordu, yakalanmaktan korkuyordu. Ama bulmuşum amı, bırakırmıyım! Abana abana sikiyordum yengemin amını…

    Yengem yalvardıkça ben gururlanıyordum ve inanamıyordum, sikmek için deli olduğum kadının amının içindeydim ve bana yalvarıyordu. Zevkten çıldırmıştım ve yengeme sormaya başladım, “Ben kimim?” dedim. Yengem ilkin anlamadı, birdaha sordum, “Şimdi ben senin neyinim?” dedim, “Erkeğimsin!” dedi. “Başka?” dedim, “Sikicimsin!” dedi. “Başka?” dedim, “Herşeyimsin!” dedi, çünkü yakalanmaktan korktuğu için biran önce bitmesini istiyordu. “Ben seni ne zaman istersem o zaman sikme yetkisine sahip insanım! Böyle söyleyceksin!” dedim, yengem de söyledi. Götünü şamarlayarak yengemin amını sikmeye devam ettim. Yengem ikinciye boşaldı, ayakta duramıyordu, dizlerinin bağı çözüldü, “Ne olur boşal bebeğim!” dedi. “Peki! Ama götüne boşalacağım!” dedim. Yengem kocasına bile götünden hiç vermediğini söyledi ve kabul etmedi. Bu beni daha çok azdırdı, “Tamam! Hadi salona geçelim!” dedim, mutfaktan alıp kanepeye götürdüm. İnanamıyordum, o korktuğum kadın her dediğimi yapıyordu. Yenegem yakalanmaktan korkuyordu, ama sikilmek de istiyordu, bu belliydi…

    Yengemi kanepeye oturttum ve sikimi ağzına verdim. Yengem sakso çekmeye başladı. Tanrım, o nasıl bir şehvet, nasıl bir arzu! “Yenge kocan hiç senin ağzına vermedi mi?” dedim. “Onunki ufak, böyle bir yarrak emilmez mi?” deyince ben kendimi değişik hissettim. Kendi kendime, (Ulan bu karı namuslu, sana asla vermez, anca hayalini sikersin dediğim kapalı karıya bak, neler diyor, neler yapıyor, taşaklarımı bile emiyor!) diye düşünüyordum. Sikimin damarları artık patlayacak duruma gelmişti. Yengemi kanepeye domaltıp tekrar arkasına geçtim, kalçasını aralayıp amını yalamaya, aynı anda da götünü parmaklamaya başladım. Yengem kızdı, “Yapma!” dedi. “Daha fazla zevk alman için yapıyorum yenge!” dedim ve kabullendi bu durumu. Amacım yengemin götünü alıştırıp, onu zevkten çıldırdığı anda götünden sikmekti. Ve beklenen an geldi, artık çıldırmıştı, birkez daha boşalmak üzereydi, garip hareketler yapıyordu, konuşurken sesi titriyordu, tam o anda sikimi götünün deliğine dayadığım gibi kökledim. Yengem acıyla irkildi ve bağırmaya başladı, “Orospu çocuğu! Ben sana ordan yapma demedim mi? Çıkar şunu Piç kurusu! Ben gidiyorum!” dedi. Ama benim bırakmaya niyetim yoktu, daha da yüklendim. Biraz götünde ileri geri yaptım, yengem kendini bıraktı, istemese de birkere götüne yarrak girmişti, mecburen kabullendi…

    Yengemin götü alışınca, “Lan ben kocama vermiyorum, sen beni götümden sikiyorsun Piç!” dedi. Ben de gülerek, “Kocanla aramızdaki fark bu, vereni herkes siker, bense istediğimi siker, herşeyi yapar ve yaptırırım!” dedim. Tebessümle, “Sen Piçsin!” dedi. “Piç de olsam, artık senin ikinci kocanım, sen de benim orospumsun!” dedim ve yengemi götünden sikmeye devam ettim. Ama tempoyu yavaşlattım ve konuşa konuşa sikiyorum götünü. Yengem, “Ulan sonunda ne yaptın ettin siktin beni, mutlu musun?” dedi. “Hemde nasıl! Ya sen? Sen de istemiyormuydun?” dedim. Yengem de, “İlk başlarda anlamıştım, zaten anlaşılmayacak gibi değildin, kızdım sana, ama birşey yapamayacağını düşündüğümden birşey söylemedim, daha sonraları ben de istedim, busefer kendime kızdım, yakalanırsak ne olacak diye, ama şimdi altındayım işte, sik tadını çıkar, belki bir daha olmayabilir!” dedi. Deliye dönmüştüm, madem bu son olacak diye iyice abandım hızlandım ve sonunda yengemin götüne boşaldım. Yengem hemen, “Annen gelir birazdan, toparlan!” dedi ve toplandık, sanki birşey olmamış gibi temizliğe devam ettik. Tabi annem gelene kadar ara ara oynaştık. Annem geldi, temizlik yaptık. Anneme çaktırmadan, yengemle ara ara birbirimize bakıp göz kırpıyorduk.

    Ben uzun bir aradan sonra evlendim ve yengemle birdaha sikişmedik, ama aklım sürekli yengemdeydi. Hemen hemen hergün ailecek görüşüyorduk. Kocasıyla bize geliyor ve beni kıskandırmak için kocasına kur yapıyordu, deliriyordum, o da bundan zevk alıyordu. Birgün Bakkala Bira almaya çıktım, dönüşte balkonda yengemi gördüm. Bana, “Ne yapıyorsun?” dedi. “Hiç, eve gidiyorum Bira içmeye!” dedim. “Karın ne yapıyor?” dedi, “İşyerinde, çalışıyor!” dedim. “Annen evde mi?” dedi. “Evet!” dedim. “Salak anneni evden yolla da yanına geleyim!” dedi. Çıldırmıştım adeta, “Tamam, ben seni ararım!” dedim, eve gittim. Anneme, “Anne hadi teyzemlere gidelim, canım sıkılıyor, kuzenlerimle konuşurum!” dedim. Annem “Tamam!” dedi, bindik arabaya gittik. 5 dakika sonra balkona sigara içmeye diye çıktım ve tekrar içeri girdim, “Anne benim çıkmam lazım, karım aradı onun kredi kartıyla ilgili bir sorun varmış, bankaya gidip geleceğim!” dedim. “Tamam!” dediler. Ordan ayrılıp evime gittim, yengemi aradım, “Tamam, annem yok!” dedim…

    Yengem hemen geldi. Yengemi direk yatak odasına attım, soyunmaya başladık. Yengemin Tanga külot giymiş olduğunu görünce, “Ben de seni namuslu sanırdım, Kaşar!” dedim. Yengem biraz bozulur gibi oldu, “Niye, ne oldu ki?” dedi. “Bakıyorum da benimle sikişmek için Tanga külot giymişsin!” dedim. “Ee Orospu ettin beni! Hem erkeğime sexy gorüneyim ki, iyi siksin beni! Kocam beni asla 3 kere üst üste boşaltamadı, sen bambaşkasın!” dedi. Çıldırdım, hemen yengemin bacaklarını omuzuma aldım, sikimi amına soktum ve pompalamaya başladım. Yatak resmen sallanıyordu. Yengemin göğüsleri ileri geri hareket ettikçe, ben daha da azıyor ve daha hızlanıyordum. Yengem kendi göğüslerini okşamaya başlayınca iyice kudurdum. İşaret parmağımı ağzına soktum, yengem parmağımı emiyor, biryandan göğüslerini okşuyor, biryandan da bana kendini siktiriyordu…

    Yengem az sonra yine yalvarmaya başladı, “Daha hızlı sik erkeğim beni! Ben işte böyle sikilmek istiyorum!” dedi. Ben de aksine, yengemi çıldırtmak için sikimi yavaş yavaş sokup çıkartmaya başladım. Yengem resmen delirdi, “Yavaşlama Orospu çocuğu! Hızlı sik beni! Çıkarma çıkarma, sok!” diye yalvarıyordu. “Ne kadar istiyormuş benim orospum! Götünü de sikeyim mi?” dedim. “Çookk! Çok istiyorum! Yanıyorum görmüyor musun? Sik! Sik de istersen götümden sik!” deyince ben yeniden hızlandım. Bir süre sonra yengemin iniltisi çoğalınca ağzına yastık soktum, ters cevirip yengemin o bembeyaz dolgun harika götünü sikmeye başladım. Yengem, “Ohhhhhh! Geçir!” diye inliyordu. “Artık götten sikmeme kızmıyorsun?” dedim. “Oğlum yol geçen Hanına çevirdin götümü, hem bir kadın sikicisine kızar mı?” dedi. Uzunca bir süre yengemin götünü de siktikten sonra götüne boşaldım. Hemen toparlandık, yengem evine gitti, ben de teyzemlere.

    Şimdilerde ise, o kapalı namuslu ev hanımı yengem başıma bela oldu, sürekli işteyken beni arıyor, “Yanıyorum, gel beni sik!” diye. Ben de işyerimden fırsat buldukça dışarda buluşup, bir pansiyona götürüp sikiyorum yengemi.

    Ben amacıma ulaştım arkadaşlar, umarım benim gibi herkes istediği kişiyi sikmeyi başarır. Unutmayın, sikilmeyecek karı yoktur, sikemeyen erkek vardır 🙂

    am yalamak nasıl bişey cinsel itiraf kadın deli seks hikayeleri kardesimin karisini siktim komşu kızı hikaye parno hikayeleri sexsi sex uzun sex hikayeleri yandex sex hikayeleri yengemin ami
  • Sinirli Enişte Güzel Becerdi

    Sinirli Enişte Güzel Becerdi

    Karımın benim neredeyse yarım kadar olan vücudunu altımda eze eze sikiyordum. İnlemeleri uzadıkça uzadı, çırpına çırpına boşalacaktı birazdan. İnce uzun gövdesi, orta boy göğüsleri ve dar kalçaları ile Balkan göçmenliğinin hakkını veriyordu. O kadar huzur dolu ve sakin idi ki, benim gibi sinir küpü bir adamı bile sakinleştirmişti. Görücü usülü evlenmiştik. Bana iki çocuk verdi, ama vücudu halen aynı incelikte. İş için bir haftadır saçma sapan yerlerde idim. Bunun azgınlığı ile ikinci postaya başlarken karım önce isteksizdi, ama şimdi altımda çığlıklar ile boşalıyordu, dudaklarımı ısıra ısıra. Sert sikişmeme alışması zaman aldı, ama şimdi dudaklarım dişleri arasında uzuyor, tırnakları sırtıma batıyordu. Daha sert sikmemi istermiş gibi beni kendine çekiyordu…

    Tam istediğim kadındı, evine bağlı, temiz, sözümden çıkmayan. Genç yaşta babalarını kaybetmiş bir ailenin kızıydı. İkinci postaya başlamak istediğimde, “Yarın yapsak?” dedi. Aslında vereceğim cevabı biliyordu. “Bir sonraki seyahatimde Rus siker gelirim, yat şuraya çabuk!” dedim. Arada orospuları sikmiyor değilim, ama Tekstil ve İhracat işinde iseniz müşterilerin doğal ikramı zaten.

    Bu lüks ev, iki araba ve huzurlu yaşam belki de karımın hayal ettiğinden de fazlasıydı ve bir dediğimi iki etmedi şimdiye kadar. Boşalmak için götüne sokmaya niyetlendiğimde, “Çok gürültü yaptık, Menekşe duyacak!” dedi. 10 yıl önce evlendiğimizde karım 20 yaşında idi ve dar götüne kalın yarağımı sokmama önceleri izin vermemişti. Ama sonra bir hafta eve uğramayınca, döndüğüm gün ağlaya ağlaya almıştı götüne. Şimdi de kolaylıkla aldığını söyleyemem kalın yarağımı.

    Evet, ben seyahatteyken, kızkardeşi Menekşe, dört aylık bebeği ve sümsük kocası ile bize gelmişti. Söylenerek, karımın ağzı ile işini halletmesine izin verdim. Kafasını yatağın kenarından sarkıtarak ağzına dayadım. Karımın küçük ağzı kalın yarağımı emerken en derine girebildiğim bu pozisyonu seviyorum. Aynı anda portakal iriliğindeki memeleri de ellerimin içindeyken boşaldım karımın boğazına…

    Karım 10 dakika sonra duştan çıktığında, yine zarif, zayıf ve cinsellikten kilometrelerce uzak bir kadınmış gibi yanıma kıvrıldı. Çoğu Türk kadınından uzun gövdesi, benim 1.90’lık boyumun ve 95 kiloluk gövdemin yanında kayboluyordu. Elinde yine telefon, ailesi ile bitmez tükenmez yazışmalarına başladı. Karıma, “Ne oldu yine? Yat zıbar artık!” dedim. Karım, “Menekşe, (Sesiniz bize kadar geldi!) yazmış!” dedi. Ben de, “Onlar da sikişsinler, bizden izin mi bekliyor onun için de?” dedim. Karımın daha öncesinden anlattığına göre, Bacanak Menekşe’nin göğüsleri sütlü diye doğumdan beri yanaşmıyormuş. Baldızın da canı yanmış bir keresinde. Karımla da doğumdan sonra acı ve kuruluk nedeniyle biraz zorluk yaşamıştık, ama kayganlaştırıcı ve arka delik ile sorunumuzu aşmıştık. Karımı haftada 2-3 kere sikmezsem dayanamam.

    Sabah kahvaltıda dertleri ortaya çıktı. Şu kızı bu herife vermeyin dediğim sümsük bacanak yine cimrilik derdinde. Düzgün gözüken bir ailenin, eli yüzü düzgün oğlu. Bizimkiler de ona kandı. Ama hayat boyu ana baba parası yemiş, parası olmasına rağmen tüm hayatını beleşe getirmek için karakterini sıfırlamış bir salak olduğunu ilk gördüğümde anlamıştım.

    Bebeğe kıyafet lazımmış, Tekstilciyim ya, benden beleşe almaya gelmişler. Ulan harcadığınız benzin parası beleşe alacağınız kıyafetlerden daha fazla. Sonradan öğrendim ki, benzin parasını bile anasından almış öküz Bacanak. Kazandığı tüm para ile salak salak ev alan, fakat götüne don almaya, dışarıda iki lahmacun yemeye korkan bir cimri. Baldızım Menekşe dersen ondan da salak. Hem de ablasının tersine, iri yarı, balık etli, alık suratlı bir karı. Karı koca tam da benzemişler birbirlerine, beleş su var desen 100 kilometre yol giderler. Neyse, o gün bebek kıyafetlerini alınca siktir olup gittiler. Olan karıma oldu. Bağırıp çağırdım, “Buraya cibiliyetsizce geleceklerine, para gönder gelmesinler, gözüm görmesin karaktersizi!” diye.

    Ne mümkün! Birkaç hafta sonra yine bizdeler, “Eve havuz yaptırmışsın, görmeye geldik…” diye çıkıp gelmişler. Karakterli olsalar gelsinler, ama dertleri beleşe tatil yapmak benim evimde. Karım telefonda geldiklerini söylediğinde, sırf suratlarını görmemek için, “Gece iş yemeği var!” diye geç geldim eve. Sarhoşum da hayvan gibi. Geldiğimde çoktan yatmışlar.

    Ertesi gün öğlene doğru kalktım. Havuz başındalar. İndim yanlarına. İçmeme kızan karım surat yaptı. Biraz bağırış çağırış ile susturdum. Havuzbaşında çocuk ağlaması çekilmez durumda. Hıyar Bacanak da maç seyretmeye gidecekmiş, bana, “Beraber gidelim!” dedi. “İşim var!” diye siktiri çektim. Bacanak maça gidince ben de çıktım evden, bir saat gezip geldim tekrar eve…

    Karım ve baldızım halen havuzbaşında idiler. Onlara görünmeden doğruca odamıza çıktım. Pencere kenarına Laptopumu alıp oturdum. Havuzbaşından bebek ağlaması geliyor yine. Pencereden baktım, ikisi de mayolu. Menekşe’nin bir bacağı karımın iki bacağını kalınlığında nerdeyse. Menekşe sudan çıktı, bebeği alıp emzirmek için göğsünün birini çıkardı. Aman Tanrım, sütten daha da irileşmiş memesi kocaman. Baldız daha 25 yaşında ve en az 100’lük memeleri bebeğin kafasından büyük ve sert duruyor. Vücudu dersen, tam yağlı beyaz peynir gibi, bembeyaz.

    Soyundum, şortumu giyip indim havuzbaşına. Sesimi duyunca toparlandılar, Menekşe hemen gömleğini giydi sırtına. Onlarla ilgilenmeden havuza atladım. Biraz yüzüp çıktım, yanlarına oturdum. Karım, “Menekşe bir şey soracakmış sana… Ben yemeği hazırlayım!” diyerek kalktı. Belli ki yine sinirlerim tepeme çıkacaktı. Giderken de kulağıma yanaşıp, “Her şeyin meydanda, düzgün otur!” dedi. Dar şortta kalın sikim yana kaymış, pencereden gördüklerinin şişkinliğini taşıyor halen. Demin ben yüzerken Menekşe ona kıkırdamıştı demek.

    Menekşe 10 yıldır benimle korkarak konuştuğundan, yine yüzüme bakmadan korkarak başladı lafa. Yeni bir ev bulmuşlar temelden, 50.000 Liraları eksikmiş, bankalar faiz istiyormuş. Aa ne ilginç ama, enişte faiz istemez di mi? Ziyaret sebebleri havuzu görmeye gelmek değil de, benim parama faizsiz bir iki sene konmakmış yani. Sinirlenmiştim, “Ulan dördüncü eviniz! Almayın paranız yoksa, ihtiyacınız da yok zaten!” dedim. Ağzına bir tane çakasım var baldızın da, bunları eve sokan karımın da. Bebek de ağlamaya başlayınca sinirlerim iyice tepeme çıktı, “Emzir şu sıpanı!” dedim. Baldız, “Sonra hallederim!” deyince, “Emzir, ağlamasın boşuna, yukarıdan gördüm zaten nasıl emzirdiğini!” dedim. Ohh, az bir laf sokma bile rahatlatmıştı beni…

    O gece tabii karım ile güzel bir kavga ettik. Ama karım ne yapsın, bir yanda ben, bir yanda bacısı, iki arada bir derede kalıyor bu gibi durumlarda. Evlendiğimde sinirimi bilen anamın, “Bu kıza bir fiske vurursan seni evlatlıktan kovarım!” lafı aklımda. O gece karımla kavga üstüne sevişmedik de. Karımın gönlünü almak için, “İyi, yarın öğlene doğru depoya gelsinler, vereyim amına koyum!” dedim…

    Saat 11:00’de ben bir müşterinin yanındaydım. Bacanak aradı, “Geldik, depodayız! Anamı otogardan alacağım, oradan alışverişe gideceğiz, o yüzden erken geldik!” dedi. Annesine TV aldıracakmış, akşam geri döneceklermiş… Borç veren benim, dert eden benim, para gelmedi bankadan. Bacanağa, “Para bir iki saate gelir, ben de müşteriden çıkınca depoya gelirim!” dedim. Sümsük Bacanak beyimiz bir daha köprü trafiği çekmek istemiyormuş, “Menekşe beklesin o zaman!” dedi. Ben de, “İyi tamam, Menekşeyi şöförle gönderirim!” dedim.

    Depodaki ofisime geldiğimde Menekşe içerde bekliyordu. Karşımdaki Menekşe’nin alık alık soruları ile iş yapmaya çalışıyorum. Şerefsiz bir müşteri 150.000 Lira borcu ile telefonlarıma çıkmıyor. Sekreter not bıraktı, baldız depodan bir iki çocuk kıyafeti atmış çantasına. Karaktersiz baldız, toplasan 40-50 Liralık mal için beni de rezil ediyor çalışanıma. Sinirden ağzını burnunu kırasım var baldızın. Bir yandan da Fransa seyahati yaklaşıyor, karımla davetliyiz, onu halletmeye çalışıyorum. Sinirden telefonu kıracağım şimdi.

    Baldız, “Ben de görmedim Fransa’yı!” deyince, “Gidin görün!” dedim. “Çok masraf! Bize de davetiye çıkmaz mı enişte?” deyince ise sinirlerim iyice zıpladı. Piyango sanki amına koyum. “Kızım, her şeyi beleşe getirerek yaşanmaz. Hele paranız varken bunu yapmak cibiliyetsizlik!” dedim bağırarak. “Ay hemen kızıyorsun enişte, üç kuruşluk bir şey sordum!” deyince, “Üç kuruş ise dilenmeyin amına koyum! Kalkıp kafayı koyacağım şimdi!” diye bağırdım. “Ne çabuk sinirlendin enişte! Ablam da söyler sinirli olduğunu!” dedi.

    Aa, evet, nedense beleşçi cimrilere sinirleniyorum. Gerizekalı baldızın karımdan da para tırtıkladığını biliyorum, ama ses etmiyorum. “Bankadan para gelince çekin gidin evinize, ablanı da koydurmayın kapı önüne!” diye bağırdım, sonuna birkaç küfür ekleyerek. Ağlamaya başladı hanımefendi ve “Ben kocama dedim zaten, beni yalnız bırakma diye… Ama ben para istersem sen daha fazla da verirmişsin….” deyince nevrim döndü iyice. “Ulan ne çirkinmişsiniz lan, kocan seni konsomasyona mı bıraktı?” diye bağırdım. Baldızın suratı değişti, yalancı ağlaması durdu, “Öyle deme enişte, sana güveni tam, ama bir iki bin fazla istersem, hayır demezsin anlamında söyledi…” dedi.

    “Kızım, bana güveni niye tam bilmiyorum, ama ikiniz de mi salaksınız? Karısını bırakıp borç isteyen adamın karısına ne yaparlar bu devirde? Parayı duyunca sizin beyniniz de mi duruyor lan? Sakın başkasına da yapmayın bu aptallıkları!” dedim. Baldız, “Öyle mi düşünülür enişte?” dedi tekrar zırlaya zırlaya. “Ne düşünülecek ki, salak karı! Sizin beleş hayatınızı yaşamak için orospuların yemedikleri yarak kalmıyor lan!” diye bağırdım. Bağırışlarım kesin duyulmuştur koridorunun diğer ucundan. O sırada kapı çaldı, muhasebeci kız panik bir surat ile girdi içeri. Bankadan gelen parayı getirmişti. Kız baldızıma bakıp, “İyi misiniz?” diye sorunca, ona da bağırdım, korkudan kaçtı.

    Bankadan 70.000 TL gelmişti, 20.000 TL de seyahat için istemiştim. Baldıza, “Kaç isteyecektiniz benden yeni planınızda?” diye sordum. Baldız tekrar ağlamaya başlayınca, “Ağlama lan namuslu orospu! Ha sikilmişsin, ha sikilmemişsin, yaptığın düpedüz orospuluk işte! Söyle ne kadar istiyorsun?” dedim. Baldız sümüğünü çekerek, “55.000 iyi olur…” deyince, “Bu kadar lafa ben olsam beş kuruş almadan çıkar giderdim, ne berbat bir aileymişsiniz lan!” diye tekrar bağırdım. Yanına oturup onluk desteleri baldızın çantasına atarken, “Ne diyecksin sümsük kocana? Biraz güldüm, enişte lütfen dedim, bir beş daha mı kaptım diyeceksin? Sonra da enişte bey amma da salak diye güleceksiniz değil mi?” dedim.

    Baldız cevap vermeyince, “Yüzüme bak lan orospu!” diye kollarını sıktım, “Aylardır seni sikmeyen kocan seni benim altıma yatman için mi gönderdi?” dedim. Baldız, “Hayır enişte, deme öyle!” diye hıçkırdı. Bundan ben de emindim, sadece ağır salak ve paragöz idi ikisi de. Baldız, “Bırak kolumu, gideyim!” dedi. Kontrolden çıkmıştım artık, kollarını halen sıktığımı fark ettim. “Ne zaman ödeyeceksiniz bu parayı?” diye salladım vücudunu. Baldız, “Bilmiyorum enişte! deyince, “Ulan siz adam sikmeye mi geldiniz buraya? Dolandırıcı mısınız? Borç isteyen adam gibi söyler, altı ay, bir sene diye! İki gülücüğe, ablanın hatırına beni mi çarpacaksınız?” dedim.

    “Amma da uzattın enişte, bok gibi para kazanıyorsun, birazını bize verince batacak mısın sanki?” deyince film koptu bende, “Ulan ben kırkıma gelmişken halen ebem sikilip Eminönü piyasasının itleri arasında köpek gibi çalışmam sizin için mi lan?” diye sağlam bir tokat geçirdim suratına. Baldız tokadın şokuyla yana doğru dönerek ağlamaya devam etti. Aklımda bir iki tokat daha atmaktan başka düşünce yoktu. Tokat için daha havaya kaldırdığım elim titriyordu.

    Baldız yana doğru kıvrılınca eteği koca götüne yapışmış, sıcak havadan ve hafif terlemesiyle altındaki külodun izini iyice ortaya çıkmıştı. Suratına bir tane daha yapıştırmak istiyordum aslında, ama baldız suratını kapamış ağladığından, kıçına yapıştırdım tokadı. Baldız şeklini bozmadan durdu. Sinirden aklımı kaybetmiş gibiydim, ki daha önce de karıma laf atan bir lavuğu da nasıl dövdüğümü pek hatırlamam. Tekrar yapıştırdım baldızın kıçına okkalı bir tokat. Baldız, “Enişte yapma!” diye aynı pozisyonda ağlarken bir yandan da içi para dolu çantayı tutuyordu.

    “Senin de, seni böyle yapan kocanın da, kaynananın da hakettiği bu lan!” deyip, kıçına bir tokat, ardından bir tokat daha atıp elimi geri çekmedim. Belinden kavrayıp vücudunu kaldırdım, kalın bacaklarını kucağıma doğru uzattım. Şimdi annesinden poposuna şaplak yiyecek bir çocuk gibi kucağımda idi. Bir tokat daha yapıştırdım kıçına. Baldız, “Enişte lütfen, bırak gideyim!” diye çırpındı. “Sus lan orospu!” diyerek bir tane daha yapıştırdım kıçına. Her tokatta baldız can acısıyla bağırıyor, kaçmaya çalışıyordu…

    Kıçına yapışmış eteğini yukarı çektim. Pembe renkli ince külodu ve değirmen taşı misali beyaz kıçı çıktı ortaya. İki tane de çıplak kalçasına yapıştırınca tokadı kıpkırmızı oldu kıçının bir yanı. Baldız bir eli ile eteği geri iteklemeye çalıştı. Külodu kıçında toplanmış, tombul amının izi top gibi ortaya çıkmıştı. Çırpınarak kucağımdan kaçmaya çalışıyordu, ama kalın gövdesi bile benim uzun güçlü kollarımdan kurtulmaya yetersizdi. Sol kolum ile belini sıkıca sarıp, sağ dizimi biraz yükseltince baldızın kafası koltuğa gömüldü, dizimin hizasındaki kıçı yükseldi. Seri halde sert sert tokatlamaya başladım kıçını, o da hıçkıra hıçkıra ağlamaya…

    Sikim pantolonumu patlatacak duruma gelmiş ve baldızın yumuşak göbeğine baskı yapıyordu. Kıçında beyaz bir yer kalmayana kadar tokatladım. Beyaz kalın bacaklarının bitiminde şimdi parmaklarımın izi çıkmış ve kızarmış bir göt duruyordu. Tokatlardan ve çırpınmalardan baldız ter içinde kalmıştı. Terden götüne yapışmış külodundan tombul amının çizgisi belli oluyordu. Tombul bir am ve tokattan kızarmış kocaman bir göte bakıyordum. Belini sardığım elimle külodun bir ucundan, diğer elimle de öbür ucundan asılınca kolaylıkla yırtıldı külodu. Baldız, “Enişte etme kurban olayım!” diyerek tekrar kaçmayı denedi. İki tokat daha yapıştırdım götüne, “Sus lan orospu!” diye bağırdım tekrar.

    Elimi tombul götünün yanakları arasına attım. Hafif terlemiş, ama kuru bir amcık geldi elime. Baldız halen çırpınıyordu altımda. Ensesini sıkıp kanepenin minderine gömdüm yüzünü, çırpınması azaldı. Kendime gelip bıraktığımda boğulacakmış gibi nefes nefese ağlamaya başladı. “Çırpınma amına koduğumun orspusu!” diye tekrar bağırdım. Kapalı bacak arasına tükürüklediğim parmağımı attım. Cildi kaygandı ablasınınki gibi, kocaman fakat biçimli götü göçmenliğin hakkını veriyordu. Etli amına dokundu parmağım, dışı halen kuru idi. Bacaklarını kasmasına rağmen elimi araya sokmayı başardım. Bacaklarını kastığından parmaklarım acımıştı, yine de bir parmağım içine kaydı bile. “Enişte etme!” dedi tekrar. “Darmışsın orospu, ne zamandır yarak yemiyorsun?” dedim. Cevap vermedi, sadece ağlamaya devam etti.

    Amına parmağımla birkaç gir çıktan sonra parmağımın ucunda o tanıdık ıslaklığı hissettim. Şimdi parmağım daha rahat girip çıkıyordu amına. Baldızım ise, “Enişte dur lütfen!” diye ağlamaya ve çırpınmaya devam ediyordu. Tombul amcığını avuç içi ile ezdikçe refleks olarak kalçası yukarı kalkıyordu. Tokattan kızarmış dev kalçalarının kıpkırmızı arasına tamamen girmişti kalın elim. Amcığını görmek istiyordum baldızın. Kucağımda çevirdim ve hızlıca altından çıkarak dizlerinin biraz üzerine ata biner gibi oturdum. Baldız doğrulmaya çalıştı, ama tokadı gösterince vazgeçti. Amcığı şimdi hemen elimin altında ve gözlerimin önünde idi. Ağlamaktan ve tokattan kızarmıştı suratı, karşımda elleri ile yüzünü kapatmış hıçkırıyordu hafif hafif. Pantolonumun fermuarını ve düğmesini açınca yarağım rahatladı biraz…

    Ablasının amı ile hiç ilgisi olmayan, şişkin bir tepeciğin altında, etli, geniş amcığı vardı. Bir iki haftalık kıllar ile çevrili. Koyu pembe dudakları arasında sanki yıllardır sikilmiş gibi hafif dışa taşmış bir amcık. Ama kusursuz kelebek gibiydi amcığı, saatlerce yalanırdı. Avucumun içini dolduracak kadar büyüktü. Önce çevresini okşayıp, bu sefer iki parmağımı saldım içine. Karımın amcığı gibi avuç içimde kaybolmayan, avcumun içini dolduran bir amcık. Baldız irkildi. Islaklığı ile yarıya kadar rahatlıkla soktum parmaklarımı.

    Bir elimle de gömleğinin düğmelerini açtım. Gömleğin altında dar bir atlet. Sikecem şu giyim tarzını, memeleri belli olmasın diye kat kat giymiş. “Çıkar üstündekileri!” diye bağırdım. Tepki vermedi. Atleti iki elimle çekiştirdiğimde elleri ile engel oldu. Ama o iki dev memeye ulaşmadan işim bitmezdi. Kalktım üstünden. Baldız doğrulmaya kalkışınca, “Yat oraya, yoksa yarak manyağı yaparım seni!” dedim. Yarak korkusu ile pozisyonunu bozmadan durdu, bir eli ile çıplak bacakarasını kapamaya çalıştı.

    Masamın çekmecesinde aradığım makası bulup tekrar aynı pozisyonda oturdum. Pantolonsuzdum şimdi. Baldız bu sefer gözleri kapalı ve kafası yana çevriliydi. Yine benden beleşe aldıkları atletlerdendi bu da. Sinirim tekrar yükseldi. Makasın soğukluğu tenine değince baldız hemen gözlerini açtı. “Kıpırdama, batırmayayım bir yerine!” dedim. Korkudan büyümüş gözleri ile atletini boydan boya kesmemi izledi. Kesip ikiye ayırmam bitmesine rağmen gözleri hafifçe aşağıda idi. Önü açık Boxerimden yarağımın başı çoktandır çıkmıştı, iyice şişmiş mor başı ile ona bakıyordu…

    Baldızın sütyeni önden Çıt-çıt’lı emzirme sütyeniydi. Çıt-çıt’ı da açınca dev beyaz göğüsleri iki yana yayıldı. Elleri ile kapamaya çalıştı. Boğazını sıkıp yüzüne yaklaştım, “Sikerim o ağzını da, yana koy ellerini!” dedim. Üzerinden doğrulduğumda baldızın elleri yanda, benim bir elim ise amının çevresinde idi. Göğüsleri 100’lük değilmiş, 110’luk imiş. Yakından dev beyaz bir top gibiydi her bir göğsü. Göğüsuçları cildinden beklenmeyecek şekilde koyu kahve. Cildi pırıl pırıl…

    Am dudaklarını aralayıp bir parmağımı sonuna kadar soktum. Parmağımla ileri geri yaparken içini eziyordum amcığının. Diğer elimi memesine attım. Aman Tanrım, sert, içi silikon dolu gibiydi sanki. Göğüsuçlarını sıkınca, “Yapma enişte, dur!” dedi tekrar. Belli ki hassas bir yerini yakalamıştım. Avuç içimi tükürükleyip göğüsuçlarında daireler çizmeye başladım. Göğüsuçları da kısa sürede avuç içime batmaya başladı. Göğüsuçları gerçekten Dut gibi uzadı. Amının içindeki parmağımı çıkarttım, am dudaklarını aralayıp bızırını buldum. Ablasınınki bir nokta gibi iken, bu tombul karınınki ufak bir bilye gibi ortada idi. Bızırını iki parmağımın arasında okşadım. Baldızın ağlaması durmuş, gözleri kapalı, kafası yana çevrili, zorla nefes alıyordu. Üzerine eğilerek bir memesini dillemeye başladım. Elim ile hem bızırına bastırıyor, hem de içinde parmağımı acımasızca ileri geri gezdiriyordum. Baldız teslim olmuştu nihayet, veya yarak manyağı yaparım tehdidi işe yaramıştı.

    Bu saçma pozisyonda dakikalarca sürdürdüm karıyı parmaklamayı. Amının suları avuç içime doluyordu. Islak avcum amına çarparken çıkan sesler eşliğinde sol memesinin ucunu dillemeye devam ettim. Baldız alt dudağını ısırıyordu. Bir süredir bacakları iki yana açılmış, vücudu hareketsizdi. Elim rahat çalışıyor amında, üzerine abandığımdan Boxerimden taşan sikim ise bacağına batıyordu. “Enişte dur!” diye bağırdı. Ama bu dur sesini parmağımı saran amcığı ve titreyen göbeği dinlemedi. İçindeki parmak sayısını iki yapıp amcığının içini ezmeye başladım, bir elimle de meme ucunu…

    Baldız iki eli ile yüzünü kapayıp, hıçkıra hıçkıra boşaldı, altımda ses çıkarmamaya özen göstererek. Kalçalarının hafif hafif yükselmesini, tombul am dudaklarının açılıp kapanmasını seyrettim. İçinden çıkardığım parmaklarım birbirine yapışmıştı am sularından. Daha güzeli ise, sıktığım memesinin ucundan damlayan süt damlaları idi…

    Üzerinden kalktım, masanın üzerinde duran sürahideki suyu kafama diktim. Baldız ise yan dönmüş, eteği ile kıçını örtmüş öylece duruyordu. Bacaklarından tutup kendime doğru çevirdiğimde şaşkınlıkla çırpındı. Bacaklarını katlayarak kanepeye bastırdım iyice ve arasında yerimi aldım. “Enişte hani bir şey yapmayacaktın?” dedi. “Öyle bir şey demedim!” diye bağırdım. katladığım kalın bacakları memelerine kadar yapışmış, top olmuştu vücudu. “Yapma enişte, yakma ikimizi de!” diye tekrar ağlamaya başladı. Yarağım kazık gibi olmuş, onu mu dinleyeceğim. Am sularından parlamış kabarık bir amcık gören taşlaşmış bir yarağım var. Yarağım zaten kalın, ama bu durumda bana bile mor başlı bir canavar gibi gözüktü. Beynimde kan yok’un tanımı buydu. tamamen ortaya saçılmış etli amcığının karımınkinin neredeyse iki üç katı olan dudakları açılmış, yanakları kan dolmuş, ortadaydı. Tombul amcığının dudakları arasına yarağımın başını değdirdiğimde, “Enişte lütfen kıyma bana!” dedi. Sanki Türk filmi tecavüz sahnesi.

    Boğazını sıkarak kanepeye yapıştırdım. “Öyle bir sikeceğim ki seni, bir daha kimseden para dilenmeyeceksin orospu! Aç ulan gözlerini!” diye suratına yaklaşıp bağırdım. Öpeceğimi zannetti herhalde dudağını kaçırdı. Boynundan kavrayıp kafasını kaldırdım. İki kat olmuştu. Bacakları göğüslerine yapışmış. İçine girecek yarağa yakından bakıyordu. “Bak bakalım, nasıl girecek amcığına koca yarağım!” dedim. “Enişte dur!” dedi tekrar. Yarağımın başını sokmuştum bile ıslak sıcak amına. “Amcığın kavradı bak hemen, ne zamandır yarak yemedin lan?” dedim. Ağlayan gözleri ile içine giren yarağıma baktı, ama cevap vermedi. Havaya kaldırdığım tokatı görünce, “Bu sene yapmadık enişte!” dedi. Ulan Temmuz bitiyor. Hamilelik filan derken, yani yedi sekiz aydır yiyeceği ilk yarak. Biraz daha itekledim. (Enişte dur!) yerine, “Yavaş, acıyor!” dedi şimdi. Acır. Ben bile rahat değilim. Islaklığa rağmen gerildi am dudakları. Kaçışı olmadığını anlamıştı. Gözlerini yine kapamış, bana ve yarağıma bakmıyordu. O kadar parmaklamaya ve boşalmaya rağmen yine de dardı amcığının içi.

    “Niye yavaş orospu? Kocanın yarağı daha mı küçük?” dedim. Cevap vermedi. Ben de kökledim. Evet kökledim. Dibinde bir yerlere çarpınca bağırdı. Tombul dudakları sanki sikim ile birlikte içeri doğru toplandı. “Yapma dur enişte, çok acıyor!” dedi. Durmadım. Kendimi kaybettim. Başına kadar çıkardım, köküne kadar saplayarak siktim bir süre. Her saplayışımda acı ile bağırdı, suratının şekli değişti. İyice açtığım bacak arasında yarağımı köküne kadar sapladığımda etli kasıklarına yapıştım. Kalın bacaklarına parmaklarımı geçirdim. Bir süre sonra baldızın itirazları durdu ve kafası yana kıvrıldı. Şimdi altımda koca beyaz bir et parçası halinde tepkisiz idi. Bir iki dakikaya sakinledim ben de.

    İçinde kalarak tekrar yan çevirip üstüne yattım. Deminki top olmuş halinden rahattı. Bacakları hafif açık, kıpırtısız altımda iken, sert dev memelerine kafamı gömdüm. Hareketsiz, ölü gibiydi altımda. Kalçalarımı oynatarak hafif bir tempo ile sikiyordum. Amcığı ne kadar dar idi, karnındaki Sezaryen izi doğumun doğal olmadığını gösteriyordu. Dışını gören geniş bir amcık bekler oysa. Sıra ile uçlarını dilledim memelerinin. Baldız tepkisiz idi, ama göğüs uçları doğal tepkisini verdi. Uzadılar, dikleştiler. Sikişim sakinleştikçe ben de sakinleştim. Amına yarağımı sapladıkça doğal ıslaklıktan çıkan sesler geliyordu. Ne güzel sarıyordu yarağımı.

    Bir sinir krizi anında karımın salak bacısını sikiyordum. Daha iğrenci, tecavüz ediyordum. Göğsünden boynuna çıktım, sakince yaladım. Yine göğüslerine indim. Boşalmamak için bir süre hareketsiz durdum içinde. Kulağına eğildim, “Sikim büyük mü geldi?” dedim. Cevaplamadı. Alt dudağını ısırmış, ses çıkarmamaya çalışıyordu. Yediği tokatlar, yediği parmaklar, kalın yarağım ile çektirdiğim acı ve tecavüz şokuna rağmen, amı ıslak ve göğüsleri dikleşmişti. Dakikalardır sikiliyordu. Karmaşık bir durumdaydı ve inlememek için direniyordu. “Fransaya birlikte gidelim mi, ister misin?” dedim. Bir yandan memesini okşuyor, bir yandan kalçamı çevirerek yarağımı amının içinde gezdiriyordum. Tecavüz pişmanlığı içindeydim, ama yine de asıl istediğim bu genç dolgun vücudu biraz daha eze eze sikmek, her yerini morartmaktı. Yine cevap yok.

    Tempomu artırdım ve iki elimle kavradığım memesini dillemeye başladım. Meme uçları zayıf yeriydi. Hafifçe inleyip sustu yine. Devam ettim dillemeye. Çok kısa süre içinde dilimin ucuna taze ılık süt tadı geldi. Yarağımı tekrar dibine kadar yerleşip kalçalarımı oynatarak gezdirdim içinde. Boynuna çıktım, “Cevap vermedin?” dedim. “Evet!” dedi nefesi aniden boşalarak. “Hangisine evet, sikimin büyüklüğüne mi, Fransaya mı?” dedim. “İkisine de! İkisine de!” dedi. Nihayet bir tepki alabilmiştim.

    Bir bacağını kanepenin kenarına atarak hızlandım içinde ve az evvel süt gelen memelerine tekrar yapıştım. Bir memenin ucunu sıkarken diğerini emiyordum. “Kocanın yarağı bu kadar yok mu?” dedim. “Yok!” dedi. Daha da hızlandım, “Sevdi mi amcığın bu yarağı?” dedim. Cevap vermedi. Başına kadar yarağımı çıkardım darbeli sokmaya başladım. Tekrar sordum. “Evet!” diye bağırdı. Baldız artık tutmuyordu kendini, inlemesi kesik kesik bir ıhlama. Ucundan süt damlayan memelerini okşadım, emdim çocuk gibi. Ağzımın içi süt ile dolmuş, dudaklarımın kenarlardan sızıyordu memelerine. “Enişte, çok büyük, büyük!” diye inliyordu. Elimi kalçalarına indirip az önce tokatladığım sert dolgun götünü avuçladım, yapıştık birbirimize, tekrar memelerine saldırdım. kalçaları kocaman, ama genç ve sert idi. Hep iki yana sarkık duran elleri ile başımı kavrayıp memesine bastırdı iyice. Bir bacağını bana doladı. O da katılmıştı artık bu sikişe. Kafam kadar memelerinin içine nefessiz gömülmüş kedi gibi dilleyerek süt içiyordum.

    “Enişte bittim ben!” diye inledi. Köylü lan bu karı, bittim ne demek. Belime sardığı bacağı titriyordu. Amının diplerinde de aynı titreme. Memelerinden ayrılamıyordum. Dilimi iyice bastırdım, aynı anda da yarağımı. Taşaklarımın sırıl sıklam olduğunu hissediyordum. Amının girişi kalın sikimi sıkıyordu, dayanılacak gibi değildi. “Yeter enişte!” demesi üzerine bir iki git-gel yapabildim sadece. Titreyen ve yarağımı kavrayan amcık işini görmüştü. Sanki birileri taşaklarımı sıktı, içimden fışkıran döller bitmek bilmedi…

    Ben durunca, “İçimi yaktı!” dedi. Ağzımda meme bir süre kaldım. Sikim inmedi. Çıkarmadan devam edebilir miyim diye düşündüm. Çalan telefonu için omzumdan itekledi. İçinden çıktım. Baldız, “Kocam! Ne diyecem ben şimdi?” deyince, “Eniştem yeni geldi dersin!” deyip, dik duran yarağımı gösterdim. Güldü ilk defa. Gömleğini ve sütyenini alıp elinde telefonla tuvalete doğru yürüdü. Ben de yerdeki kıyafetlerimi alıp giyindim. Depodan bir atlet bir külot getirip tuvaletin kapısına bıraktım.

    Kanepenin bir minderi döl ve am sularından renk değiştirmişti. Silip ters çevirdim. Şöförü çağırdım. Baldız giyinmiş ve makyajını yenilemiş halde çıktı. Konuşmadık hiç. Para dolu çantayı aldı gitti…

    abi kardeş sex hikayeleri anne sekshikayeleri erotik baldız hikayeleri köyde sikiş hikayeleri köylü sex hikayeleri lezbiywn sapık seks hikayeleri sex hikayeleri erotik
  • Köyümüzün Taze Amcıkları

    Köyümüzün Taze Amcıkları

    Asuman dizlerinin üzerinde öne eğilmiş halde, elini burgu gibi Behiye’nin amının içinde çevire çevire ileri geri oynatırken, Behiye bazen, “Ağzına sıçtığımın orospusu, yavaş!” diyerek Asuman’ın bileğini tutup elini hareket ettirmesini engelliyor, bazen, “Tükür biraz!” diyor, bazen de, “Hah, böyle iyi, böyle devam et!” diyerek yönlendiriyordu…

    Bir süre sonra Asuman Behiye’nin arzu ettiği ritmi yakalamıştı. Artık Behiye’nin de acı acı böğürmeleri yerini sadece zevk iniltilerine bırakmıştı. “Mmmhhhh, ohhh, oyyy anammm, ohhh, mmhhhh!” diye inlerken iki eliyle göğüslerini yoğuruyor, bazen de irileşmiş göğüsuçlarını koparmak istercesine sündürüyor, sonra tekrar göğüslerini yoğurmaya devam ediyordu.

    Asuman sinsi bir gülümsemeyle, “Harun abi, banyodan birkaç tane mandal getirir misin?” deyince, ben şaşkınlıkla Behiye’ye baktım. Behiye ise utangaç bir gülümsemeyle, “Getir, getir! Çamaşır makinesinin üstündeki rafta, küçük plastik bir sepetçikte mandallar var!” deyince, telefonumu Şifonyerin üzerine yatağı kaydedecek şekilde koydum ve bir koşu banyoya gittim. Küçük sepetçiği olduğu gibi alıp yatakodasına döndüm.

    Ben gelince, Asuman elini Behiye’nin amında kımıldatmatan durdu. Sepetçiği ben Asuman’a uzatınca, Behiye, “Ona değil, bana ver!” dedi. Behiye, kendisine verdiğim sepetçikten bir tane mandal aldı ve dikkatlice sol göğüsucunu mandalladı. Ardından sağ göğüsucuna da bir mandal taktı. Sonra bir mandal daha alıp, yine dikkatlice klitorisine taktı mandalı. Behiye harbiden, ablası Hüsniye’nin de değiği gibi, biraz ‘Asortik’ idi.

    Sepetçiği tekrar bana verince, ben de komodinin üzerine koydum. Yatağın kenarında dikilmiş, olanları hayretle izliyordum. Asuman’ın eli yine hareketlenmeye ve Behiye de inlemelerine başlamıştı. Amındaki el hareket ettikçe Behiye’nin göğüsuçlarındaki ve klitorisindeki mandallar da aynı bir Sismografın kaydedicisindeki kalem gibi titiriyordu.

    Ben de boş durmamak için yarağımı Behiye’nin ağzına verdim. Bir 15-20 dakika sonra Behiye yarağımı ağzından çıkarıp, ciyaklaya ciyaklaya Orgazm oldu ve artık elini hareket ettirmemesi için Asuman’ın bileğini sıkıca kavradı. İkisi birden o pozisyonda donmuş kalmış gibi kımıldamadan dururken, hareket eden tek şey Behiye’nin inip kalkan göğüslerinin ucundaki mandallar idi…

    Behiye’nin nefes alışverişi sakinleştikten sonra, önce göğüsuçlarındaki mandalları, ardından da klitorisindeki mandalı çıkarıp aldı. Sonra da, “Gözünü seveyim Asuman, acıtmadan, yavaşca çıkar elini! Bak geçen seferki gibi birden çekersen ağzına sıçarım senin valla!” dedi. Asuman da pis pis sırıtarak, “Senin de canın pek tatlı yenge, daha minnacık elime dayanamıyorsun, yarın birgün çocuk nasıl doğuracaksın?” diyerek yavaşça elini çekmeye başladı. Acıtmamaya özen göstererek biraz uğraştıktan sonra da çıkardı. Eli bileğine kadar Behiye’nin am suyu ile parlıyordu.

    Amından Asuman’ın eli çıkınca Behiye biraz rahatlamıştı, ama halen, “Oyy anamm, anamm!” diye inleyerek kendine gelmeye çalışıyordu. Behiye’nin dudaklarından öpüp, “İyi misin aşkım?” diye sordum. Behiye, “İyim iyim, yok bir şeyim, biraz kendime geleyim!” diyerek doğrulmaya çalıştı. Asuman gülerek, “Elim de vıcık vıcık oldu…” diyerek doğrulduğunda, “Al şuna sil elini!” diyerek demin yarağımı sildiğim Behiye’nin külodunu verdim.

    Artık Asuman’ın tadına bakmak istiyordum. Behiye’ye göz kırparak, Asuman’a, “Helal olsun kız sana, sadece güzel değilsin, aynı zamanda da çok yeteneklisin! Ne güzel siktin Behiye’yi öyle!” deyip Asuman’ın dudaklarına yumuldum. Ateşlice öpüşme faslından sonra Asuman’ı Behiye’nin yanına sırtüstü yatırdım, boynunu boğazını öperek göğüslerine indim. Kızın gün yüzü görmemiş sütbeyaz göğüslerini iştahla yalıyor, emiyor, yoğuruyordum. Göğüsleri demin Behiye tarafından yalanırken de zevk almış ve inlemişti, ama benim tarafımdan yalanması Asuman’ı daha da heyecanlandırmışa benziyordu. Daha değişik tonlarda inliyordu..

    Göğüslerinden sonra göbeğini öpüp yalayarak biraz daha aşağılara indim. Uyarılmış klitorisine küçük bir öpücük kondurduğumda, Asuman ürpererek bacaklarını iyice ayırdı. Bir an önce amını sikmemi ister gibi bir hali vardı. Ama amından önce götünü sikmek istiyordum. Amını biraz yaladıktan sonra, “Dön arkanı, domal!” dediğimde Asuman sanki hayal kırıklığına uğramış gibiydi. Yine de ikiletmeden hemen arkasını dönüp, dört ayak domaldı. Manzara harika idi.

    Beni ilgiyle ve dudaklarını emerek izleyen Behiye’ye göz kırpıp, “Ağzının tadını biliyormuşsun aşkım, Asuman çok tatlı bir yaratık!” diyerek, Asuman’ın götünün yanaklarını ayırarak yoğurmaya başladım. Sonra götünün deliğini yaladım uzunca bir süre. Arada bir dilimi göt deliğinden aşağıya kaydırıp amını yalıyor, sonra tekrar göt deliğine çıkıyordum. Asuman daha fazla dayanamayıp, “Hadi! Hadi!” demeye başlamıştı bile. Anlaşılan daha fazla sabredemeyecekti. Behiye’ye tekrar göz kırpıp, “Müsaden var mı aşkım, sevgilini sikebilir miyim?” dedim. Behiye gülerek, “Sik, dağıt orospuyu! Beni siktiğinden beter sikmezsen adam değilsin zaten!” dedi.

    “Sen merak etme aşkım!” diyerek yarağımın başını tükürükle ıslatıp dayadım Asuman’ın göt deliğine. Hafifçe yüklenmemle göt deliği açılarak yarağımın başını içine aldı. Hiç acelem yoktu, sakin sakin sokarak dibini buldum. Zorlanmadan taşaklarıma kadar köklemiştim götüne. İçinde hareketsiz beklerken, Asuman’dan sadece, “Mmmhhh, mmhhh!” diye zevk aldığını belirten inlemeler çıkıyordu. Götüne yarak girmesini çok özlediği her halinden belli oluyordu.

    Ben içinde hareketsiz kalmaya devam edince, Asuman sabırsızlanarak götünü ileri geri oynatmaya başladı. Asuman ileri geri salınmalarını artırıp, “Hadi, siksene!” deyince, artık ben de fazla bekleyemedim ve sakince pompalamaya başladım. Yarağımı usulca başına kadar çekip, tekrar usulca gömüyordum götüne…

    Asuman’ın götünü tadını çıkara çıkara sikiyordum ki, Behiye bana kızmış gibi, “Napıyorsun Harun, adam gibi siksene şu orospunun götünü! Benim götümü siktiğin gibi siksene! Merak etme, orospu alışık götten sikilmeye!” dedi. İşime karışması canımı sıksa da belli etmedim, nede olsa Asuman’ı bir bakıma Behiye sayesinde sikiyordum. “Nasıl istersen aşkım!” deyip olanca gücümle hızlandım Asuman’ın götünde. ‘Şak, şak, şak!’ seslerinin eşliğinde pompalıyordum. Behiye, “Hah şöyle!” deyip pis pis gülümsereken, Asuman’dan ise yüksek sesle, “Ağhhh, uhhh, anamm, oyyy, mmhhh, ohhh, mmmhh…” diye inlemeler çıkıyordu…

    15-20 dakika sert bir şekilde siktikten sonra belim ağrımıştı. Durdum. Yarağımı Asuman’ın götünden çıkarıp, “Pozisyon değiştirelim, sen üste çık!” dedim. Asuman oflaya puflaya yataktan inince ben Behiye’nin yanına sırtüstü uzandım. Asuman üstüme geçti. Ben yine götüne sokacak diye beklerken, yarağımı eliyle tutup amının deliğine yerleştirip, “Ohhhhh!” diyerek oturdu. Demin Asuman’ın götünü sikerken çok zevk almıştım, fakat fazla sikilmediği hemen belli olan amı da müthiş zevk veriyordu. Yavaş tempoda oturup kalkmaya başladı, tadını çıkara çıkara, acele etmeden sikiyordu kendini. Derken inlemeleri gibi hareketleri de iyice hızlandı ve üstümde çırpına çırpına orgazm oldu. Sakinleşene kadar üstümde hareketsiz kaldı…

    Üstümden indiğinde halen kazık gibi duran yarağımı görünce, hayretle, “A-aaa, sen daha gelmedin mi?” diye sordu. “Yok daha gelmedim, domal!” dedim. Asuman domalınca arkasına geçip amını biraz yaladım. Sonra doğrulup amına geçirdim ve sikmeye devam ettim. Aynı götünü siktiğim gibi 15-20 dakikadır sertçe sikiyordum amını ve müthiş zevk alıyordum. Yarağımın daha uzunca bir süre sertliğini koruyacağını biliyordum, fakat yorulmuştum. Asuman bir kez daha orgazm olunca, ben de boşalmaya odaklanıp, birkaç saniye sonra yarağımı amından çıkarıp beline ve sırtına fışkırttım döllerimi. Aslında amının içine boşalmayı çok istiyordum, fakat hamile kalır korkusu ağır basmıştı ve başıma iş almak istemiyordum…

    Üçümüz birlikte yatakta biraz uzanıp dinlendik. Sikişecek halimiz kalmamıştı, fakat bol bol üçlü elleşip, öpüştük. Saatlerce bu yatakta kalabilirdim, fakat gitsem iyi olacaktı, komşularından veya akrabalarından birileri gelir düşüncesi beni huzursuz ediyordu. Onlar yatakta kalırken ben duşumu alıp giyindim. Çok güzel sikiştiklerini, çok zevk aldığımı söyleyip, dudaklarına birer öpücük kondurup çıktım evden…

    erotik ensest erotik ensest hikayeler hareketli seks hikayeleri karımın arkadaşı porno erotik hikayeler resimli ensest sex hikayeleri swinger sex mastürbasyon teyzemin amı
  • Elit Esma Sikişirken Orospulara Taş Çıkarıyordu

    Elit Esma Sikişirken Orospulara Taş Çıkarıyordu

    Selamlar. Ben Mehmet. 39 yaşında evli bir İşadamıyım. Orta ölçekli bir şirketin yöneticilerinden biriyim. Yurtdışında bir şirketle yapacağımız ortaklık görüşmelerine hazırlanıyordum. Bu iş için ben görevlendirilmiştim. Ancak İstanbul’dan mail görüşmeleri yetmemekteydi. Onun için Fransa’ya gitmem gerekiyordu. Gerekli otel rezervasyonları, gezi programları, kısacası her şey şirket tarafından ayarlanmıştı. Paris’te görüşmelerde bulunacaktım, karım gideceğim yer Paris olunca gelmek için çok ısrar etmişti. Ben de ona sadece birkaç günlüğüne gideceğimi, yani gezmeye yer olmadığını, yazın ufak bir tatile onu götüreceğimi söyledim, kabul etti. Aslında yurtdışı seyhatlerinde genelde geceleri orospularla geçiririm. Yani bunun için karımı istemiyordum yanımda.

    Neyse, eşim beni havaalanına götürdü, uğurladı. 3 saatlik uçuşumda, raporları, anlaşmaları inceleyerek Paris’e indim. Pasaport kontrolünden geçtim, bavulumu aldım, sonra Orly Havaalanının dış hatlar terminalinden çıkış yaptım. Ellerinde kağıtlar, kartonlar olan birçok insan vardı, bekliyorlardı. Dikkatlice bakmaya başladım. Evet. Benim ismimi bulmuştum. Yavaşça yürümeye başladım, kartonu tutan hanıma, “Merhaba!” dedim İngilizce. Ama kadından Türkçe, “Mehmet Bey? Değil mi?” cevabını alınca şaşırmıştım. “Evet… Siz Türk müsünüz?” diye sordum. “Hayır, Türk değilim. Bu arada ben Esma. Sizin Paris ziyaretiniz boyunca yardım edeceğim…” cevabını aldım. Tokalaştık ve arabaya doğru yürümeye başladık. Türk olmadığını söylediğinde şaka yapıyor olmalı diye düşündüm.

    Esma, yaklaşık 30 yaşında, uzunca boylu, esmer, giydiği takım elbiseden sıkı ve dikkat çekici kalçaları ve gömleğinden taşan iri göğüslü, Elit bir kadındı. Arabaya bindik, havaalanından çıktık. Yolda yanımda oturuyordu ve “Ben yönetici asistanıyım. Aslen Arap kökenliyim, ama ailem Fransa’da yaşıyor. Türkçe’yi ise değişim programıyla geldiğim İstanbul’da öğrendim.” diye kendisini tanıtıyordu. Oldukça kibar, çekici bir kadındı. Yol boyunca sohbet ede ede geldik. “Saat şu anda 14:00, saat 19:00’da akşam yemeği programımız var. Eğer isterseniz bugün istirahat edin, yarın dilerseniz şehri size gezdirebilirim. Otelde dilediğiniz harcamayı yapabilirsiniz.” dedi.

    Otelin önündeydik, oldukça lüks ve güzel bir oteldi. Birlikte içeri girdik, bavullarımız Bellboy’a verip resepsiyona ilerledik. Resepsiyonistle Esma Fransızca birşeyler konuştular. En sonunda iki tane kart verilmişti. “Aslında yan odanızda kalmam planlanıyordu, ancak tek bir suit oda kalmış. Ben üst katınızda olacağım. Oda numaramı vereyim, dilediğiniz zaman arayabilirsiniz!” deyince, “Esma Hanım, benim için sorun değil, dilerseniz siz suitte kalın, ben diğer odada kalırım…” dedim. “Efendim, olmaz, planlanan durum bu, hem sizin için suit eminim çok daha rahat olacaktır!” dedi.

    Asansöre bindik. Esma’dan oldukça güzel ve çekici bir parfüm kokusu geliyordu. Saçlarını arkadan topuz yapmış, kalın çerçeveli gözlükleriye çok çekici olmuştu. Asansörden indik. Suit odaya doğru ilerledik, Esma Bellboy’a bahşişini verip, bana, “Dilediğiniz zaman arayın, cep telefonumu vereyim size…” diyerek cep numarasını verdi. Bellboy kapıyı açtı, bavulumu içeri koydu. Esma ve Bellboy çıkınca yalnız kalmıştım odada. Üstümdeki ceketi çıkardım, astım. Kravatımıda çözüp odayı gezmeye başladım. Oldukça lüks bir odaydı, bir ufak bar, yatak odası, oturma odası, birde çalışma odası şeklinde dizayn edilmiş bir oda. Yatak odasına geçtim, tam uzanacaktım ki, bir duş almak aklıma geldi. Soyundum, duşa girdim. Daha doğrusu jakuzi şeklinde bir duştu, ama ben sadece duşu açtım. Jakuzinin keyfini sonra çıkarırım diye düşündüm. Ufak bir duş alıp belime havluyu sardım. Yatak odasına doğru yürüdüm, telefonum çalıyordu…

    Açtım telefonumu. Karım arıyordu, inince haber vermeyi unutmuştum. Konuştuk biraz, sonra kapattım, uzandım yatağa. Televizyonu açtım, belki İngilizce bir kanal bulurum diye. Zaplamaya başladım, ki bir soft pørnø kanalı bulmuştum. Herhangi bir sikiş yoktu, sadece kızlar şov yapıyordu. Sesini de kısıp, elime bir Viski ve sigara alıp izlemeye başladım. Sikim kalkmıştı, karımın Regl dönemi olduğundan bir haftadır sevişmiyorduk. Acaba Paris’te kendime göre bir orospu bulabilir miyim diye düşünüyordum. Çünkü ilk kez yalnız gelmiştim, gittiğim zaman arkadaşım Kemal önceden ayarlardı orospuları. Aslında Kemal’i arayıp, bana bir orospu bulmasını isteyebilirdim. Neyse, sonra sıkıldım TV’den, kapattım. Biraz uyumak iyi gelebilirdi. Kalktım, boxerımı giydim. Yatağa uzandım. Telefonumun saatini 18:00’e kurdum, ve uyumuşum…

    18:00’de tekrar uyandım. Hava yağmurluydu. Kalktım, aldığım takım elbiselerimden birini giydim. Üstüme güzel bir parfüm sıktım, aynada kendimi düzeltiyordum ki, oda telefonum çaldı. Açtım. “Mehmet Bey, hazırsanız saat 18:30’da lobide buluşalım.” dedi Esma. “Peki Esma Hanım!” deyip kapattım telefonu. Saat 18:30’da lobideydi Esma. Pek bir değişikliği yoktu, gene çok şık ve elit bir durumdaydı. Resepsiyoniste taksi çağırmasını söyledi. “Aslında şirket, şöförlerden birini ayarlayacaktı, ancak şoför bugün uygun değildi, kusura bakmayın lütfen!” dedi. “Önemli değil Esma Hanım. Aslında bir araba kiralasak daha rahat olurdu…” dedim. “Efendim benim arabam var, ancak araba kiralamamız sıkıntılı olabilir. Dilerseniz benim arabamı kullanabilirsiniz.” diyerek bir kibarlık örneği gösterdi. “Neyse sorun değil, taksiyle ve şoförle idare ederiz artık!” deyince gülümsedi.

    Taksi gelmişti. Bindik taksiye. Bir restaurant adını söyledi, gitmeye başladık. “Paris. Yılın 300 günü yağmurludur…” diyerek tanıtmaya başladı bana şehri. Ben ise onu ilgiyle dinliyordum. Giderken bana o meşhur Eyfel Kulesi’ni gösterdi, anlattı bana tarihçesini. Paris’in meşhur caddesi ve adını şimdi hatırlayamadığım anıtından devam ederek, kısa bir süre sonra restauranta gelmiştik.

    İndik arabadan. Oldukça kaliteli bir restauranttı. Şirket yetkilileriyle tanıştık, yemeğe geçtik. Esma bana, “Şarap içer misiniz?” diye sorunca, “Esma Hanım, Paris’e gelip şarap içmeden gidilir mi?” diye espri yaptım. Şarap, yemek, sohbet, herşey yolundaydı. Şirket yetkilileri oldukça kibardı, ilk görüşmemiz oldukça güzel geçmişti. Gecenin ilerleyen saatlerinde kalktık, anlaşma artık kesindi.

    Tekrar taksi vasıtasıyla otele döndük. “Esma Hanım, çok teşekkür ederim, çok misafirperversiniz!” dedim. “Ben teşekkür ederim efendim, iyi geceler!” dedi. “Esma Hanım, benimle bugün çok ilgilendiniz. Dilerseniz hem günün yorgunluğunu atmak, hemde biraz sohbet etmek için odama gelir misiniz?” deyince, düşündü ve “Peki Mehmet Bey!” dedi. Odama doğru yürümeye başladık. Kapıyı açtım, oda temizlenmişti. Bir iki tane koltuğun bulunduğu odaya geldik, “Şarap?” diye teklif ettim. “Peki!” dedi. Gidip şarapları hazırladım. Sonra bir kadehi ona verdim, “Ortaklığımıza!” diyerek tokuşturduk kadehleri.

    Çok çekiciydi Esma. Hemde çok güzel… Anlatmaya başladı. Aslen Arap olduğunu, ancak ailesinin göç edip buraya geldiğini, 4 senedir bu şirkette çalıştığını, kariyer planlarını, herşeyini… Ben de anlatmaya başladım. Sonra da, “Peki, özel olmazsa Esma Hanım, evli misiniz acaba?” dedim. “Maalesef olmadı. Aldatıldım galiba, nişanlıydım ancak ayrıldım…” dedi. “Çok üzüldüm, sormamalıydım!” dedim. “Peki siz Mehmet Bey? Evli miziniz?” diye sordu. “Evet evliyim…” dedim. Yalan söylemeye gerek yoktu. “Alyansınız yok?” dedi. “Ben alyans, kolye, hiç bir aksesuar kullanmıyorum!” diye yalan söyledim, çapkın bir erkektim ben, alyans bende ne arasındı? Ama kolumdaki büyük ve gösterişli saati yok saydım nerdeyse. “Evet, kolunuzdaki saatten anlaşılıyor!” deyip gülümsedi. “Zorunluluk…” dedim. “Alyans da öyle değil mi?” dedi. “Yüzükten rahatsız oluyorum, bir artniyet aramayın lütfen…” dedim. Tekrar gülüştük.

    2 kadeh şarabı bitirince, Esma, “Bu güzel gece için çok teşekkür ederim, ben kalkayım…” dedi. Aslında kalmasını çok isterdim, ama, “Peki Esma Hanım, ben teşekkür ederim!” dedim. Giderken, “Mehmet Bey, yarın bir program yok, dilerseniz gezelim Paris’i?” deyince, “Çok iyi olur, hem ben de merak ediyordum zaten!” dedim. Esma’yı uğurladım, hemen duşa girdim. Sonra ben de yattım…

    Ertesi sabah saat 07:00’de kapım çalındı. “Mehmet Bey?” diye bir ses. Üstümde sadece boxer vardı. Hemen kalktım, “Esma Hanım, bir saniye!” deyip, pantolonumu giydim. Üstümede bir siyah tişört geçirip, kapıyı açtım. Esma gene takım elbiseyleydi. “Ah, özür dilerim, aslında aradım ama açmadınız…” dedi. Saat daha 07:00 idi. “Dilerseniz kahvaltıya inelim!” dedi. “Esma Hanım, isterseniz içeri geçin, 5 dakikaya kadar hazırım!” dedim. Esma içeri geçti, halen havlu yatağın üstündeydi. Oturma odasına oturdu. “Şeyy, Esma Hanım, isterseniz rahat olalım bugün, nasıl olsa bir toplantı, bir şey yok, siz de rahat bir şeyler giyin üstünüze!” dedim. Esma Hanım, “Bilmem ki?” dedi. “Ne olacak canım, rahat olun lütfen. Geziyoruz bugün!” deyince kalktı, ben de giyinmek için odaya girdim tekrar. 15 dakika sonra lobide buluşmak üzere sözleştik.

    Ben üstümü giyindim, bir gömlek, birde casual pantolon, hazırdım. Lobide tekrar Esma’yla buluştuk. Esma çok güzel olmuştu. Bir beyaz body, üstüne lacivert hırka, altına kot pantolon. Body’sinden memelerinin çatalı görünüyordu. Askılı giysisinden siyah sütyen askısı görünüyordu. Kahvaltımızı ettik, sonra kalktık.

    Eyfel kulesi, birçok meydan, Lafayet vs. kısacası her yeri gezdik o gün. Öğlen yemeğinde atıştırdık, gezmemiz yarım kalmasın diye. Gerçekten çok güzel şehirdi. Yani büyülü, mükemmel. Akşam oluyordu. “Otelde yemeyelim, dışarıda yiyelim!” dediğimde, çok güzel bir restauranta gittik. Orada akşam yemeğimizi yerken şarap içmeye devam ediyorduk. Sohbet, muhabbet her şey çok güzeldi. Açıkça etkilenmiştim ondan. Hem duygusal anlamda, hem cinsel anlamda. Saat 12:00 gibi, Esma, “Dilerseniz bir bara gidebiliriz?” deyince, “Esma Hanım, muhabbetiniz çok güzeldi. Otele dönelim, dilerseniz odada devam ederiz?” dediğimde gülümsedi. “Geçen sefer sizdeydik, bu sefer siz buyurun benim odama!” dedi. Teklifine kayıtsız kalamadım.

    Otele döndük, odasına çıkmaya başladık. Odasının kapısını açınca, “Of, dağınık bırakmıştım, umarım toplamışlardır ya.” deyip güldü. Girdik, toplanmıştı. Ama Esma’nın odası çok küçüktü. Yani yatak, duvarda ayna, küçük bir televizyon. “Üzgünüm, benim odam sizin gibi değil.” dedi. “Hiç sorun değil.” dedim. Minibara yönelip bir şarap açtım, kadehlere koydum. Esma yatağa oturmuş, ben de masanın yanındaki koltuğa oturmuştum. Tokuşturduk ve içmeye başladık. Artık çok daha gevşemiştik ikimiz de. Esma kahkalar atıyor, ben anlatıyorum, o da aynı şekilde anlatıyor, birlikte gülüyorduk. “Mehmet Bey, beliniz ağrımıştır, buyurun siz de yatağa oturun!” deyince, bunun bir teklif olduğunu düşünmüştüm. Kalktım, oturdum yatağa.

    Şimdi Esma’yla aramızda çok küçük bir mesafe vardı. Dudakları çok güzel görünüyordu. Bende de ufak ufak hareketlenmeler başlamıştı. “Sigaramız da bitti…” deyince kalktım, paketimden bir sigara çıkardım. Ona ikram ettim. Bir sigara bir kadında ancak bu kadar seksi durabilirdi…

    Ancak artık cinsel isteğim şarap etkisiyle doruktaydı. Esma halen konuşuyordu, elinde şarap kadehi. Yavaşça şarap kadehini aldım elinden. Sessizleşti ortalık. Masaya bıraktım. “Mehmet Bey?” diye dönünce yavaşça dudaklarımı yaklaştırdım. O da aynı şekilde dudaklarını yaklaştırmıştı ve dudaklarımız birbirini buldu Esma’yla. Ağzını aralayıp dudaklarımı kabul etti. Saçlarını okşamaya başladım, bir yandan alt dudağını delice emiyordum Esma’nın. Bir süre dudak değişimleriyle öpüştükten sonra sarıldım ona. Yavaşça altıma aldım. Halen öpüşmeye devam ediyorduk. Çok romantik bir öpüşmeydi, Esma altımda, sırtımı sıvazlıyordu. Yavaşça hırkasını indirdim, omuz başlarına öpücükler koymaya başladım. Bu sırada ellerim boş durmuyor, Esma’nın kot pantolonundan bacaklarını okşuyordum ki, telefonum çaldı…

    Esma, “Mehmet, telefon…” deyince, “Boşver telefonu, anın büyüsünü bozmayalım!” dedim. Ama Esma rahatlığını kaybetmişti. Telefon susmuş, tekrar çalıyordu. Ben de merak ediyordum. Kalktım, cebimden telefonumu çıkardım. Açtım, karım arıyordu. Esma o sırada kalktı altımdan, hemen banyoya koştu. Lanet olsun, tüm anın büyüsü kaçmıştı. Karıma uyuduğumu yetişemediğimi söyledim. Kapatınca kalktım, banyoya gittim. Esma ağlıyordu. “Ne oldu Esma?” dedim. “Git Mehmet, bu olmamalıydı, ne olur git!” dedi. “Esma sakin ol!” demem bir fayda sağlamıyordu, “Mehmet çık dışarı!” diye bağırdı. Çaresiz çıktım banyodan, sonra da odasını terk ettim. Odama gittim. Düşünecek halde değildim, hemen bir duşa girip uyudum.

    Ertesi gün saat 08:00’de Esma’yla önceden sözleştiğimiz gibi kahvaltıya indik. Esma da, ben de takım elbiseyleydik. Kahvaltılarımızı yerken çıt çıkmıyordu ikimizden de. Gözünü önünden ayıramıyordu Esma. Neyse, kahvaltı faslı bitti, bindik arabaya, şirkete gittik. Esma yanımdaydı, toplantıya geçtik. Toplantıda son kararlar alındı ve imzalar atıldı. Resmen ortaklığı kurmuştuk. Yöneticilerden biri, “Mehmet Bey, ortaklığımızı kutlamak için bu akşam bir yemek düzenledik, katılımınızı bekliyoruz!” dedi, “Memnuniyetle!” dedim. Şirkette işimiz bitince, Esma’yla arabaya bindik. Bütün gün tek bir kelime bile konuşamadık onunla. Otele geldik, “Esma.” dedim sessizce. Bana baktı. “Esma, lütfen beni dinle!” dedim. “Burada olmaz, odaya gidelim!” dedi. Çıktık asansörle. Odamın kapısını açtım. Esma içeri girdi, oturdu. Çantasını, pardesüsünü, her şeyi yere bıraktı. Gözlerini bana dikti ve “Ne diyeceksen, çabuk söyle!” dedi…

    Yavaşça ben de ceketimi çıkardım. “Esma, ben çapkın bir erkek değilim. Yani dün gece yaşananlar planlı değildi, seni yatağa atmak gibi bir niyetim yok. Aniden gelişti, tutamadım kendimi. 3-4 gündür öyle kibar, öyle iyi davranıyorsun ki bana, elde değil etkilenmemek!” dedim. Esma bunları duyunca konuşmaya başladı: “Mehmet ben de çok etkilendim senden. Ama sen evlisin. Üstelik bu öğlenden itibaren patronum durumundasın. Yani, ben evli bir erkekle beraber olamam. İnan çok çekicisin, ama hem iş, hemde evli olduğun için unutalım dün geceyi…” dedi. Yavaşça yanına oturdum. Saçlarını okşmaya, saçlarıyla oynamaya başladım. Kulağına hafif nefesler vererek, “Çok etkileyicisin Esma, kışkırtıyorsun beni. Güzelsin, alımlısın, seksisin. Senin karşında kayıtsız duramıyorum ben… Hakim olamıyorum kendime…” diyerek fısıldamaya başladım. “Mehmet, yapma…” demesini dinlemedim ve boynundan öpmeye başladım…

    “Kendini bana bırak. Ne olacaksa olsun…” deyip onu kışkırtmaya çalışıyordum. Daha fazla dayanamadı. Dönüp dudaklarımı dudaklarına yapıştırdı. Tekrar öpüşmeye başladık, sulu sulu, ıslak ıslak. Salyalarımız birbirine karışırcasına yiyiyorduk birbirimizin dudaklarını.

    Elim ceketine gitti, bir çırpıda çıkardım ceketini. O da benim gömleğimin düğmelerini açmaya uğraşıyordu. Yavaşça çenesine ufak ısırıklar atmaya başladım, bunun üzerine Esma, “Mehmet, dayanamıyorum sana!” diye inlemeye başladı. Yavaşça tekrar sarıldım ve altıma aldım. Dün geceki senaryo aynen benim odamda yaşanıyordu şimdi. Çok ateşli bir şekilde hızlı hızlı sevişiyorduk Esma’yla. Parfümü delirtiyordu beni! Boynuna inerken, elim çoktan naylon çorabının üstünden yukarılara doğru çıkmaya başlamıştı. Kasıklarının arasında o sıcaklık elimi yakmaktaydı… Boynuna hafif nefesler vererek yalamaya, emmeye başladım. Gömleğinin düğmelerini açmaya başladım, Esma inliyordu kısık kısık. “Mehmet, dayanamıyorum sana, seni istiyorum, Mehmet!” diyerek inlemeleri beni kudurtuyordu.

    Son düğmesini açıp, gömleğini iki yana açtım. Sikim artık pantolonumu zorlamaya başlamıştı. O gömleğe sığmayan, iri ve siyah sütyeninin içinde harika duran memelerinin üst kısmı dilimdeydi şimdi. Sütyeninden kalan memesini emmeye başladım Esma’nın. Yavaşça elimi arkasına götürdüm, açtım kopçasını. Şimdi karşımdaydı işte, o iri, sert, kocaman memeler… Uçları gayet davetkar bir şekilde beni çağırıyordu sanki. Elimle bir mengene gibi sıkıştırırken, dilimi onun diliyle buluşturdum. Dillerimiz resmen dans ediyordu. Artık takatim kalmamıştı. Hemen eteğini indirdim, siyah külodunu sıyırdım. Hafif kıllı amcığı o kadar seksiydi ki… Elimle sululuğunu test edercesine okşamaya başladım. Ki halen öpüşüyorduk. Esma’nın nefes alış verişleri sıklaşmıştı.

    Amcığının dolgun dudakları arasında o daracık, pespembe ve ıslak am deliğine bir parmağımı soktum. Parmağımla ileri geri yapıyordum, Esma artık delirmiş gibi nefes alıp veriyordu. İkinci parmağımı yavaşça daldırdım amcığına. Boğumundan kıvırarak onun en hassas noktasını uyarıp ilk orgazmını yaşamasını istiyordum. Esma artık çığlık atıyordu! Yavaşça kendi pantolonumu indirdim. Onun külodunu indirdim, artık o ıpıslak amıyla benim kalkmış ve ucu bir mantar büyüklüğüne ulaşmış sikim arasında hiçbir şey kalmamıştı.

    Elimi çekmeceye attım ve beklediğim şey elime geldi. Prezervatif. Hemen çıkardım paketinden, aslında bavulumda geciktirici etkili prezervatiflerim vardı, ama kalkıp o an almak zor geliyordu. Taktım sikime ve Esma’nın amcığına doğru hizaladım. “Gir! Gir! Kudurttun beni! Sok artık o sikini amcığıma!” dedi. “Gerçekten istiyor musun?” dedim. “Hayvan! Sok artık! Hadi!” dediğinde, Esma’nın sertlikten hoşlandığını anlamıştım. Yavaşça hizaladım sikimi amcığına doğru. İttirmeye başladım. Yarısına kadar girmiştim. Şimdi Esma nefes alış verişini iyice abartmış, kalkan vücudu beni kudurtmaya yetiyordu…

    Bir anda soktum amına. Alev alev yanan amcığındaydım artık. Eğilip kulağına, “Ohhh! Alev alevsin bebeğim!” dedim. Biraz içinde bekleyip sıcaklığa alışmasını sağladım sikimin. Ve üstünde kaymaya başladım. Ben kaydıkça Esma daha sert öpüyordu dudaklarımı. “Sik! Sik! Sik! Ahh! Ohh! Mehmeet! Becer beni!” diye inlemelerine, ben de, “Beceriyorum güzelim, kaç gündür hayal ettiğim gibi amına koyuyorum, sikiyorum amcığını. Ohhh! Islak orospu!” laflarımla karşılık vermekteydim. Esma küfürlü laflarımı duyunca iyice azdı. Üstünde kayıp gidiyordum, yatak gıcırdamaya başladı. “Ne oldu, küfür hoşuna mı gitti aşkım?” dediğimde, “Evet! Evet! Daha derine Mehmet! Ahhh! İşte böyle!” diyerek inlemeye başladı. Kulağına hafifçe eğilip, “Sen bir orospusun. Daracık amcıklı, yarak hastası bir orospusun!” diye küfür ettim. “Evet Mehmet! Evet! Orospu de bana, küfret bana aşkım!” diye inliyordu. “Senin amcığını sikeceğim orospu. Her deliğin benim olacak. Ohhhh! Sulu kaltak seni! Yarağı yiyince nasılda azdın, amına koduğumun orpspusu seni!” dedim. “Evet sikicim, evet kocacığım, sik beni, dağıt!” dedi. “Sikeceğim orospu. İki gün boyunca yarağa doyacaksın. Ohhh!” diyordum.

    İçinden çıkmadan kaldırdım onu. Hafifçe oturdum, şimdi kucağımda zıplamaktaydı. O zıpladıkça memeleri sallanıyor, hoş bir görüntü yakalıyordum. O memeler ağzımdaydı şimdi. Meme uçları kabarmış, resmen ballanmıştı. Çok lezzetliydi, ben böylesini görmemiştim! Esma yavaş hareketlerle sikimde inip kalkarken, elleriyle bana iyice sarılmıştı. Hem memelerinden, hem amcığından uyarılması onu çıldırtıyordu. Ben de bir bebek misali o iri göğüs uçlarından sanki süt çıkacakçasına emmekteydim. Esma hızlanmıştı. O hızlanınca memeleri de hızlanmıştı. Elimle yavaşça kaldırdım Esma’yı. İçinden çıkarak uzandım yatağa. Esma hiç durmadan aldı tekrar içine. “Kontrolü bana bırak aşkım!” diyerek ellerimi tuttu, iki yana açtı. Tamamen içindeydim. Bu kadının amcığının sıcaklığı beni delirtiyordu!

    Biraz bana dönük şekilde zıpladı sikimin üstünde. O zıpladıkça, ben de, “Evet bebeğim, işte böyle! Nasıl güzel zıplıyorsun orospu! Ohhh! Kudurtuyorsun beni! Zıpla aşkım zıpla! Al o siki amcığına!” diye konuşuyordum. Esma daha sonra çıktı indi üstümden. Şimdi arkasını dönmüştü ve benim pompalamamı istiyordu. Tekrar oturdu sikime. Ben belinden tuttum, götü yapışmıştı kucağıma. Hafifçe indirip kaldırmaya başladım. Hızlandım. Belini yavaşça yukarı tutup alttan hızlı hızlı pompalamaya başladım Esma’ya. Sadece odada Esma’nın bağırışları ve vücutlarımızın birbirine kavuşmasının ‘Şak, Şak Şak!’ sesleri vardı.

    Elim yavaşça Esma’nın göt deliğine gitti. Çok hafif kıllanma vardı, hem göt deliğinde, hem amcığında. Ama çok hoştu, ben zaten hafif kıllı severim. Öyle daha doğal olduğunu düşünürüm. Hatta karımın amı hep üçgen kıllıdır. Yavaşça parmağım göt deliğinde gezinmeye başladı, o sırada halen amına pompalıyordum. Parmağımla hafifçe zorluyordum göt deliğini. Esma’nın müthiş götünden çıkan parmağımı bir güzel emdim. Tükürdüm. Sonra parmağımı yavaşça ilk boğumuna kadar soktum Esma’nın götüne. Esma hem acı, hemde zevkten kıvranıyordu. İki deliği birden uyarılıyordu. Bir süre böyle devam ettim. Esma kıvırarak alıyordu siki amına. Daha sonra kaldırdım onu. Ben de kalktım. Dizleri yatağın üstündeydi, yavaşça domalttım onu. Uzun bacakları ve biçimli yuvarlak kalçalarıyla her yeri karşımdaydı şimdi. Hemen iki elini tuttum. Arkasında kavuşturdum. Sikime tükürük atıp, amına soktum Esma’nın. “Ahhhhh!” diye bir inleme. Sonra tempolu inlemeleri dolduruyordu odayı. Ben ise kudurmuş gibi sikmekteydim Esma’yı.

    Esma’nın ellerini bırakıp belini tuttum. Esma nın eli hemen klitorisine gitti. Klitorisini uyarmaya başladı. Benim de vurma darbelerim hızlanmıştı… “Geliyorum Esmaaa!” diyerek inleyince, “Mehmet, ben de! Ben de! Ben deee!” diye inledi. Kasılmaları artmıştı. Biraz daha dayanmaya karar verdim. Esma’nın, “Ahhhhhhh!” diye inlemesiyle geldiğini anlamıştım, üstelik kendini yatağa bırakmıştı. Esma’nın üstüne iyice çullandım, 5-6 yarak darbesinden sonra artık daha fazla dayanamadım. Üstüne yığılarak boşalmaya başladım. Prezervatif patlayacaktı sanki! Esma halen altımdaydı ve kasılmaya devam ediyordu. “Ihh, Ihhh!” diye inleyerek boşalmam bitti. Biraz daha kaldım Esma’nın amının içinde. Dönüp dudaklarını öptüm. “Mehmet… Öldürdün beni!” dedi, gülümsedim. “Esma, sen, sen… Harikasın!” dedim ben de. Yavaşça indim üstünden. Sikim halen kalkıktı. Yavaşça kondomu çıkardım, yandaki komidinde duran peçeteye sardım. Uzandım yatağa. Esma halen yüzükoyun uzanmaktaydı. Vücudunu okşuyordum…

    Bir süre böyle kaldık. Daha sonra kendisini toparladı, döndü tekrar. Memelerinde halen benim salyalarım duruyordu. Yavaşça kalktı. Kültablası ve sigara paketini getirdi. Orgazm sigarası… Bir tane sigara yaktı, göğsüme uzandı. Derin bir nefes çekti, sonra bana verdi. Benim ellerim halen Esma’nın memelerindeydi. Sonra kendisi ayrı bir sigara yaktı ve her kadının, daha doğrusu her kızın sorduğu o saçma soru çok geçmeden geldi: “Ne oldu şimdi?” diye sordu. “Memnun değil misin?” dedim. “Delirme! Kaç defa orgazm olduğumu hatırlamıyorum, ama bir günlük mü olacak her şey?” dedi. “Aşkım, senden çok etkilendim. Gerçekten. Bayıldım sana. Sadece seks anlamında değil. Halin, tavırların, etkileyici bakışların…” dedim. “Teşekkür ederim, ama ne olacak bundan sonra Mehmet?” dedi. “Şimdi bunları konuşmayalım. Yeri gelince konuşuruz bebeğim…” dedim ben de.

    (Ne mal bir soru. Ne olacakmış bundan sonra? Ne olacaktı ki, sikiştik bitti işte! Eğer istersen tekrarlarız, istemezsen sen yoluna ben yoluma herhalde! Ama tekrarlayacağız gibi görünüyordu.)

    Bir süre dinlendik. “Saat kaç?” diye sordu Esma. Baktım, 18:00’e geliyordu. “Şirketin düzenlediği akşam yemeğini unutma, 19:00 gibi orada olalım canım, hadi ben duşa giriyorum!” deyip kalktı. Ben de odadaki diğer duşa girdim. Ben çıktığımda Esma bornozlaydı, saçlarını yapıyordu. Gittim yanına, o sabun kokan omuz başlarını öptüm. Ona, “Hadi bir daha!” deyince, “Aa, olmaz ama, hazırlanıyoruz!” dedi. Güldüm tekrar. Ben de kalktım, indirdim bornozumu. Bir tane takım elbisemi çıkardım, boxerımı giydim. Esma kendi külodunu, sütyenini giymişti çoktan. O da kıyafetlerini giydi, hazırdık. “Bana yarım saat ver. Makyaj yapmalıyım!” deyip odasına gitti.

    Büyük bir keyifle uzandım yatağa, takım elbisem umrumda olmadan. Yatakta halen Esma’nın parfümü kokuyordu.

    aile içi erotik hikayeler dede seks hikayeleri en yeni seks hikayeleri Lezbiyen seks sec hikayeleri seks h seks hikayeleri aile seks hikayeleri porno sex hikayeleri kız kardeş
  • Taze Yengemin Tazecik Kızkardeşini Siktim

    Taze Yengemin Tazecik Kızkardeşini Siktim

    Abim Üniversite’de son sene tanıştığı kızla evlenmek istiyordu. Onun için Adana’ya kız istemeye gittik. Otobüsle uzun bir yolculuktan sonra Adana’ya vardık ve otele yerleştik. Babam bir araba kiraladı, Adana’da kalacağımız süre boyunca rahat ulaşım yapabilmemiz için. Ertesi gün kızın köyüne gittik. Evlerini bulduk. Sohbetler ediliyordu, ama abimin evleneceği kız halen gözükmemişti. Nihayet kahveleri getirirken gördük kızı. Kapalı bir kızdı, fiziği yerindeydi, ama öyle ahım şahım bir güzelliği de yoktu. Ama arkasından gelen kız tam bir afetti, görünce ağzım açık kaldı. Sonradan öğrendim ki, o kız da abimin evleneceği kızın kardeşiymiş. Adı Tuğba, benimle yaşıt, 1.70 boylarındaydı. Büyük ve dik göğüsleri, yaşına göre dolgun kalçaları ve şık giyimiyle beni etkilemişti. O ailedeki kızlardan tek başı açık o vardı.

    O gün abime kızı istedik. Ertesi gün de Giresun’a döndük. Tarih ayarlanmıştı, Temmuzun ortasında düğün yapılacaktı. Günler aktı gitti ve düğün tarihi geldi çattı. Bize de yine Adana yolculuğu gözüktü. Yol bu sefer sanki bitmek bilmemişti. Adana’ya varınca otel yerine hemen köye geçtik ve bize gösterdikleri bir eve yerleştik. Düğüne 2 gün kalmıştı. Gelinlik, damatlık vesaire herşey hazırdı. Aileler düğün telaşından başka bir şey düşünmediğinden, biz de Tuğba’yla gezip dolaşıyorduk. 2 gün boyunca arkadaş gibi olmuştuk.

    Düğün gecesi nikah kıyıldıdıktan sonra büyük bir sofra kurulmuştu. Yemeği yiyenler kalkıyor, isteyenler dolanıyor, isteyenler sohbet ediyordu, tam bir şenlik havası vardı. Biz de Tuğba’yla bir ağacın altında oturuyorduk. Tuğba’nın üstünde beyaz dar askılı bir kıyafet ve altında da dar, mavi bir diz üstü etek vardı. Hafif bir makyajla harika olmuştu. Tuğba’ya çok sıkıldığımı söylediğimde, beni kaldırdı ve “Gel benimle!” dedi. Tanımadığımız bir evin önüne geldik. Düğün yerine çok uzaktı. Tuğba çantasından anahtar çıkarıp kapıyı açtı. “Burası neresi?” dediğimde, “Arkadaşımın evi, ailecek 2 haftalığına Adana’ya gittiler!” dedi ve gülümsedi. Ben salona geçtim, Tuğba da mutfaktan kola getirdi. Kolalarımızı içerek muhabbet etmeye başladık.

    Kolalar bitince Tuğba benim elimdeki bardağı aldı ve tepsiye koydu. Önümde domalarak tepsiyi alırken görüntüye dayanamadım. Hemen belinden tutarak koltuğa yatırdım ve dudaklarına yapıştım. Beni itiyordu, ama gücü yetmiyordu. Dudaklarını dudaklarımdan kurtarınca, “Bak bağırırım, yapma!” dedi. Ama ben dinlemiyordum, “Hadi ama, çok azdırdın beni!” dedim. O da, “Bakireyim ben!” dedi. “Söz veriyorum, kızlığına dokunmayacağım!” dediğimde biraz sakinleşti. Tekrardan dudaklarına yapıştım. Karşılık vermiyordu, ama eskisi gibi de öpmemi engellemiyordu.

    Dudaklarını uzunca bir süre narin narin öptüm, nefes alışı değişmişti. Dudaklarından boynuna indim ve boynunu bir süre yaladıktan sonra bıraktım. Sikim acaip sertleşmişti. Hemen pantolonumu çıkarıp, Boxerımı indirdim. Tuğba şaşkınca sikime bakıyordu. “Hadi, yala!” dediğimde, “Almam ben bunu ağzıma!” dedi. Israr ettim, “Hadi ama, mızmızlanma!” diye. İsteksizce eline aldı ve biraz inceledikten sonra dudaklarını araladı. Yavaş hareketlerle ağzına sokunca bana muhteşem bir zevk geldi. Hızlanmasını istiyordum, ama acemiydi ve sikimin tamamını bile ağzına alamıyordu. Onun acemice yalamasını izleyerek ben daha da azıyordum. Tuğba 10 dakika kadar yarrağımı yaladıktan sonra, “Yeter!” dedi. Ben de daha fazla zorlamadım. Hemen üstündeki askılıyı çıkarttım, südyenini çözdüm ve dik göğüslerine yumuldum.

    Tuğba bir yandan beni izliyor, bir yandan da hafifçe inliyordu. Göğüs uçları iyice kabarmıştı ve bu da zevk aldığının bir işaretiydi. Gözleri kısılıyordu yavaşça. Göğüsleri yalamamdan dolayı iyice ıslanmıştı, iki göğsünü de hızlı hızlı yalıyordum. Tuğba’nın göğüslerini emmeyi bırakmadan eteğini çıkarttım. Altında beyaz üzerine kırmızı benekli bir külot vardı. Bembeyaz teninde çok seksi duruyordu. O an külotunu parçalayıp sikebilirdim onu, ama birine söylerse benim ölüm çıkabilirdi o köyden. Göğüslerinden karnına doğru öpücükler kondurarak aşağı indim. En sonunda külotuna geldim. Tam külotunu indirecekken, Tuğba elimi tutarak, “Yapma!” dedi. “Kızlığına dokunmayacağım, sadece amını yalayacağım!” dediğimde, “Olmaz!” dedi.

    Ben de ısrar etmedim, külotunun üzerinden amını yalamaya başladım. Yavaş yavaş külotu ıslanıyordu. Tuğba’ya baktığımda iki göğsünü elleriyle kavramış sıkıyordu. Gerçekten yaşına göre, harika dik ve büyük göğüsleri vardı. Tuğba’yı kaldırdım ve koltukta domaltıp, götünün yanaklarını külotun üzerinden öpüp, okşamaya başladım. Bir yandan da amının üstünü okşuyordum. Tuğba kasılmalara başladı ve en sonunda orgazm oldu. Tuğba’yı tekrardan sırt üstü yatırdım ve sikimi ağzına verdim. Bu sefer itiraz etmeden almış almış ve yalıyordu. Çok geçmeden ben de boşalacağımı anladım ve ağzından çekerek göğüslerine boşaldım. Tuğba hemen kalkıp banyoya koştu. Önce o yıkandı çıktı, sonra da ben girdim banyoya.

    Yıkanıp çıktığımda, Tuğba giyinmişti ve koltukta oturuyordu, sinirli gözlerle bana bakıyordu. Yanına oturacağımda, “Gidelim!” dedi kalktı. Evden çıktık, konuşmadan düğün yerine gittik. Millet halen eğleniyordu. Gece 4’e kadar sürdü eğlence ve ardından herkes evlerine dağıldı. Sabah bizimkiler dünürlerine kahvaltıya gideceğimizi söyledi. Normalde ben gitmezdim, ama Tuğba’yla konuşabilmek için gittim. Abim ve yengem sabah erkenden balayı için Antalya’ya yola çıkmışlardı. Tuğba, başının ağrıdığını söyleyerek kahvaltıya gelmedi, ama emindim ki bununla alakası yoktu. Kahvaltıdan sonra da hiç konuşmadık Tuğba’yla.

    Canımı sıkıyordu bu durum. Babama arabayla biraz dolaşmak istediğimi söyleyip, izin aldım. Giresun’a gidene kadar köyden biraz uzakta kalmak istiyordum. Adana’ya gittim. Akşama kadar gezdim, dolaştım. Geceyarısı gibi dönecektim köye, ama saat 9 gibi telefonuma Tuğba’dan mesaj geldi, “Köyün girişindeki patikada seni bekliyorum!” yazıyordu. Hemen atladım arabaya köyün yolunu tuttum. Köyün girişinden önce sağa doğru küçük patika bir yol vardı, arabayı oraya çektim. İndim ve etrafa bakmaya başladım, karanlıktan hiç birşey gözükmüyordu. O sırada arkamdan birisi gözlerimi kapattı.

    Tuğba’ydı bu. Gülümsüyordu bu sefer. Hemen arabaya bindik. “Arkadaşımın evine gidelim yine!” dedi. Oraya doğru sürmeye başladım arabayı. Ona, “Neden bugün benimle konuşmak istemedin?” diye sordum. Ama Tuğba, “Bunları konuşmayalım, baştan başlıyoruz!” diyerek gülümsedi. Arkadaşının evine geldiğimizde saat 10’u biraz geçiyordu. Bu gece birşeyler olacaktı, hissediyordum. Bu sefer altına dar bir pantolon, üzerine ise kırmızı bir askılı bluz giymişti. Dar kot pantolonundan iyice kalçaları belli oluyordu. Dayanamıyordum, ama bu sefer de benim biraz ağır olmam gerekiyordu. Yanıma geldi oturdu. Sohbet ediyorduk havadan sudan.

    Hiç beklemediğim bir anda beni koltuğa sırt üstü yatırdı. Dudaklarıma yapıştı ve öpüşmeye başladık. Bir gün önceki isteksiz kız gitmişti sanki ve yerine resmen azgın birisi gelmişti ve ben de buna seviniyordum. Öpüşürken bir bacağını diğer yana atarak tam kucağıma oturdu. Sikim amına değiyordu, ama fazla hissedemiyordum, ikimizde de pantolon vardı. Tuğba gerçekten harika öpüşüyordu, sadece o ilk gün isteksizdi. Benim üzerimdeki tişörtü çıkarttı ve vücudumun üst kısmına öpücükler kondurmaya başladı. En sonunda göbeğime gelmişti öperek. Fazla oyalanmadan pantolonumu çıkarttı. Boxerımı da indirerek sikimi eline aldı, 31 çektirir gibi bir süre okşadı.

    Sonra da taşaklarıma öpücükler kondurmaya başladı. Hızlı hızlı yarrağımı sıvazlıyordu bu arada. Çok acayip zevk alıyordum ve Tuğba’nın böyle becerileri olduğunu bilmiyordum. En sonunda dudakları yarrağıma geldi, yavaş yavaş başını ağzına aldı ve ilerlemeye başladı yine önceki gibi ortalarına kadar yalıyordu, ama bu sefer istekliydi. Saçlarından tutarak bastırmaya başladım, ama hızlanmıyordu, kendi temposuna göre gidiyordu. Resmen zevkle acı karışımı bir histeydim, daha fazla hızlanmasını istiyordum ama olmuyordu.

    Tuğba en sonunda yarrağımı bıraktı ve kalktı. Üzerindeki askılıyı çıkarttı. İçinde bu sefer südyen yoktu. Hemen göğüslerine yumuldum. Acaip azmıştım, hemen kucağıma oturttum, sikim direkt pantolonun üzerinden amına temas ediyordu. Göğüsleri iyice dirileşmişti ve Tuğba inliyordu. Kucağımdan kaldırdım ve sırt üstü bıraktım yatağa, pantolonunu çıkarttım. Külotunu çıkartmadım. Tuğba, “Neden çıkartmıyorsun?” dediğinde gülümsedim ve hemen külotundan asılarak saniyeler içinde çırılçıplak bıraktım.

    Bembeyaz tenli vücudu karşımda çırılçıplak duruyordu. Bacaklarını araladığımda, tüysüz, kaymak gibi amı karşıma çıktı. Eğildim ve ufak bir dil darbesi attım. Hafiften inledi. Ben de dilimle iyice hızlanmaya başladım. Tuğba da daha sesli inlemeye başladı. Göğüslerini sıkıyor ve dudağını ısırıyordu. Tuğbanın amına iyice yumuldum, dudaklarım amının dudaklarında, dilim içine giriyordu. Tuğba kendinden geçmişti. “Beni sikebilirsin” dediğinde dünyalar benim olmuştu, fakat hemen, “Sadece götümden, kızlığıma dokunmak yok!” dedi. Ben de tamam anlamında kafamı salladım.

    Tuğba’yı kaldırdım ve domalttım. Kalçaları kabak gibi karşımdaydı. Hemen göt deliğini yalamaya başladım. Bir elimle de klitorisini okşuyordum. Tuğba bir süre sonra çığlıklar atarak orgazm oldu. Ben de göt deliğini alıştırmak için orta parmağımı içine soktum. Parmakladıkça büzük kasları yavaş yavaş gevşiyordu. Tuğba ise inlemekten başka bir ses çıkartmıyordu, arada mırıldanır gibi oluyordu sadece. İyice alıştırıp gevşetince, artık işe koyulma vakti geldi dedim ve bolca türkürükle sikimi göt deliğine dayayıp bir anda bastırdım. Kafası girdiği anda Tuğba acaip bir çığlık attı. Yerden külotunu aldım ve ağzına tıktım. Bastıra bastıra, yavaş yavaş giriyordum götüne. 4-5 dakika kadar sonra sikimin tamamı götünün içindeydi.

    Tuğba’nın biraz kendine gelmesi ve götünün sikime alışması için birkaç dakika süre tanıdım. Sonra da hızlı hızlı girip çıkmaya başladım götüne. Sikim daracık göt deliğinden ara sıra komple çıkıyordu, ama yeniden sokup köklüyordum. Pompaladıkça kalçaları da sallanarak acayip tahrik ediyordu beni. Az sonra Tuğba da ağzındaki külotu çıkarttı, artık alışmıştı ve bağırmıyordu. 20-25 dakika aynı pozisyonda siktikten sonra inleyerek götünün içine boşaldım. Biraz dinlenip kalktık, beraberce banyoya girdik, duşumuzu aldık.

    azgın hülya baldizsikishikayeleri erotic hikayeler fordculuk hikayeleri harika seks hikayeleri işte sikiş karımla sex s3x porno sex ponro turk ifsa sikisi yeni porno seks hikayeleri
  • Komşumun Zayıf Kocası

    Komşumun Zayıf Kocası

    Selamlar ben Halide, İstanbul’da yaşayan, 41 yaşında, evli ve 2 çocuklu bir kadınım. Eşimle severek evlendik. İlk evlendiğimizde sex hayatımız fena değildi, ama zamanla iyice azaldı ve son yıllarda da kocamın isteksizliğinden dolayı tamamen bitti.

    Biz kadınlar aramızda kocalarımızdan bahsederken, konu sekse geldiğinde ben hep susuyordum. Komşum ve yakın arkadaşım Esra patavatsızlığı ile tanınıyordu. Esra, kocasının iri siki ile onu her gece en az iki kez sikip haşat ettiğini, kendisi yeter demese kocasının sabaha kadar sikmek istediğini ballandıra ballandıra anlatıp, adeta hepimize nispet yapıyordu. Hayret ettiğim şey ise, kocası Ali’nin aslında kısa boylu ve sıska biri olmasıydı. Böyle bir adamın o şekilde sikebileceğine hiç ihtimal veremiyordum.

    Bir akşam Esra’lar bizi çay içmeye çağırdı. Yedik içtik sohbet ettik, ama benim aklım başka yerdeydi. Çaktırmadan sürekli Ali’nin önüne bakıyordum. Doğrusu Esra’nın o iri dediği sikiyle Ali’yi bağdaştıramıyordum. Biz Esra ile çayları tazelemek için mutfağa geçtik. Kendimi tutamadım ve “Esra, gerçekten Ali’nin aleti büyük mü?” diye sordum. O da, “Evet, neden sordun?” dedi. “Hiç belli olmuyor da ondan!” dedim ve gülüştük. Ama Esra her zamanki patavatsızlığı ile, “Çok merak ediyorsan gösterebilirim!” diye takılınca utancımdan nar gibi kızardım. Konu orda kapandı…

    Ertesi gün kahvaltıdan sonra kocam işe gidince, Esra’dan bir mesaj geldi. Mesajı açtığımda şok olmuştum. Esra, “Merak ediyordun, al sana Ali’nin aleti! Dediğim kadar varmıymış?” diye yazıp, bir yarak resmi göndermişti. Çocuklarım evdeydi, telaşla hemen kapattım mesajı. Ama yalan yok, aklım resimde kalmıştı. Çocukları oynamaları için aşağıya, sitenin bahçesindeki oyun parkına gönderdim. Çocuklar evden çıkar çıkmaz telefonumu aldım ve resmi incelemeye başladım. Hakikaten de iri kalın bir yaraktı ve kocamınki ile karşılaştırmak gerekirse o kocamınki Çük gibi kalıyordu.

    Ben resme bakarken Esra’dan bir mesaj daha geldi, “Cevap vermedin, ne oldu? Ali’nin aletini görünce dilini mi yuttun? Yoksa resme bakıp küçük Halide’yi tokatlamaya mı başladın?” diye yazmıştı. Yine patavatsızlığı üstündeydi. Ben de, “Çocuklar evdeydi, anca indiler aşağıya oynamak için!” diye yazdım. Esra, “Ee, Ali’nin aleti nasıl ama? Abartmamışım değil mi?” diye yazınca, ben de, “Alet müthiş, ama Ali’nin olduğunu nerden bileyim, internetten indirmediğin ne malum?” diye yazdım.

    Çok geçmeden Esra yeni bir resim gönderdi. Yine şok olmuştum. Bu resimde Esra’nın da Ali’nin de yüzü tanınıyordu ve Ali sırtüstü yatmışken Esra onun yarağını ağzına almıştı. Ağzına almış dediğim, sadece yarağın kafası anca sığıyordu ağzına. Ben resme hayretle bakarken, “Şimdi inandın mı?” diye yazdı. Ben de artık onun gibi patavatsızlaşmıştım, “İnandım inandım! Ama daha ağzına sığmıyor, amına nasıl alabiliyorsun? Eminim yarısı anca giriyordur!” diye yazdım.

    Esra, “Bu göndereceğim resme iyi bak!” yazıp bir resim daha gönderdiğinde şaşkınlığım daha da arttı. Orospu o koca yarağı köküne kadar almıştı. “Valla helal olsun sana!” diye yazdım. Şaşkınlığım geçmeden, “Bu da bir şey mi!” diyerek bir resim daha gönderdi. Bu sefer de yarağı köküne kadar götüne almıştı. Esra’yı gıcık etmek için, “İyi güzel de, bunların fotomontaj olmadığını nerden bileyim?” diye yazdım. Bunu üzerine Esra, “Bu videoya da inanmazsan, biz sikişirken gel başımızda dur!” yazıp bir video göndermişti. Galiba Esra’yı iyi kızdırmıştım.

    Videoyu oynattım, ama ağzım açık seyrediyordum. O sıska dediğim Ali resmen Esra’yı inlete inlete sikiyor, o koca yarak köküne kadar Esra’nın amına girip çıkıyordu. Sadece sikişmeleri değil, sikişirken argo konuşmaları da ilginçti. Videoyu sonuna kadar seyredemeden Esra bir video daha gönderdi. Heyecanlanmıştım. Büyük bir merakla hemen ilk videoyu kapatıp yeni geleni açtım. Bunda da Ali Esra’yı götten sikiyordu. Hemde ne sikme! Domaltmış, bitmez tükenmez bir enerjiyle ve şaklata şaklata sikiyordu! Böyle bir yarakla sikilmeye ne am dayanırdı, ne göt! Esra’nın dediği gibi, resmen haşatını çıkarıyordu!

    Ağzım açık videoyu seyrederken, elim de külodumun içine girmiş, deli gibi masturbasyon yapıyordum. Esra masturbasyon yaptığımı tahmin etmiş olmalıydı ki, “Fazla tokatlama küçük Halide’yi, hadi sana kolay gelsin! Bye! :)” diye yazdı. İnkar edecek bir durumda değildim, sadece, “Tşk” yazıp yolladım ve videoya bakarak masturbasyonuma devam ettim. Ali’nin o şekilde beni siktiğini hayal ederek de müthiş bir Orgazm yaşadım…

    O günden sonra Esra ile bu konu birdaha açılmadı, ama ben her vakit bulduğumda o videolara bakıp masturbasyon yapıyordum. Hatta kafamda kendimi Ali’ye siktirme düşüncesi bile oluşmaya başlamıştı. Ama ya Ali istemezse? Ozaman bırak sadece Ali’ye rezil olmayı, bunu Esra’ya anlatması halinde tüm apartmana rezil olurdum. En kötüsü de, birdaha ne kocamın yüzüne bakabilirdim, ne de Esra’nın. Bunu yapacaksam, Ali’nin de beni sikmek istediğinden emin olmam gerekiyordu.

    Ali’nin kendi işyeri vardı, ayakkabı satışı ve tamir işi yapıyordu. Yeni modeller geldiğinde Esra bana hep söylerdi, “Git bir bak!” diye. Birgün yine yeni modeller geldiğini söyleyince, “Tamam, bugün bir ara gider bakarım, ayakkabıya ihtiyacım vardı zaten!” dedim. Hazırlanıp gittim. Ali’nin nabzını yoklayacaktım. Altıma diz hızasında bir etek, içime de özellikle amımı gösteren şeffaf tülden bir tanga külot giymiştim. Üstümde de yakası cömertçe açık bir gömlek ve pardesü vardı.

    Dükkana girdiğimde Ali ilgilendiği müşterileri bırakıp benim yanıma geldi. Hoşgeldin Hoşbulduk muhabbetinden sonra, yeni modellere bakmaya geldiğimi söyledim. Beni orta sıradaki rafların oraya götürdü. “Bunlar yeni geldi!” deyip, bana küçük bir tabure ve bir ayakkabı çekeceği verdi. Ayaklı aynayı da yaklaştırıp, “Sen baka dur, ben şu müşterilerle ilgileneyim!” diyerek gitti…

    Müşteriler gitmiş, dükkanda yalnız kalmıştık. “Pardesünü ver askılığa asayım istersen, rahat et!” deyince çıkarıp verdim. Astı geldi tekrar yanıma. Ben taburede oturmuş bir halde ayakkabıları denerken göğüslerimi sergilemek için özellikle eğilip doğruluyordum. Arada sırada da çaktırmadan Ali’nin önüne bakıyordum. Nitekim az sonra Ali’nin önü kabarmaya başladı. Her denediğim ayakkabıdan sonra Ali’nin yarak sanki biraz daha irileşiyordu. Sonunda, belli olmasın diye Ali bir elini cebine sokmuştu.

    Bir başka çift ayakkabı daha denedim. Ayakkabıları giydikten sonra ayağa kalkıp, aynanın karşısında bir sağa bir sola dönüp, yandan önden arkadan nasıl görünüyor diye bakıyordum. Ama aynı zamanda da aynadan Ali’nin önüne kaçamak bakışlar atıyordum. Evet, Ali’nin cebindeki eli hareket ediyordu. Güya bana belli etmeden yarağıyla oynuyordu.

    Tekrar tabureye oturup, bir ayağımı Ali’ye doğru kaldırdım ve “Bu modeli beğendim, ama sanki biraz büyük geldi, ne dersin?” dedim. Ali hemen, “Bakayım!” deyip önüme çöktü. Ayağımı eline alıp, ayakkabıyı birkaç kez ayağımdan çıkarıp tekrar giydirdi. Ayağımı yere koyup, “Bu iyi, öteki ayağını uzatır mısın?” dedi. Öteki ayağımı kaldırırken bacaklarımı biraz araladım. Ali sanki ayağımdaki ayakkabıya bakıyormuş gibi yapıp, ayakkabı hakkında birşeyler anlatırken sürekli küloduma bakıyordu. Gördüğü manzara hoşuna gitmiş olmalıydı ki, ayağımdaki ayakkabıyla oyalandıkça oyalanıyordu.

    Sonra ne olduysa, aynı modelin bir numara küçüğünü verip, “Al bir de bunları dene, için rahat etsin. Benim az bir işim var!” deyip arkaya gitti. Ayağa kalkıp nereye gittiğine baktığımda tuvalete girdiğini gördüm. Yoksa tahmin ettiğim şeyi mi yapacaktı? Emin olmak için sessizce tuvaletin önüne gittim. İçerden garip sesler geliyordu. Anahtar deliğinde anahtar takılı olduğundan birşey göremedim. Ama yanılmamıştım, Ali tuvalette kendini tamin ediyordu. Yakalanmamak için geri gidip tabureye oturdum. Biraz sonra Ali de yanıma geri geldiğinde önündeki kabarıklık kaybolmuştu. Bir önceki denediğim ayakkabıları satın alıp dükkandan ayrıldım.

    Bir sonraki haftasonu kocam İstanbul dışına gitti. Kocam iş sebebi ile bazen şehir dışında olduğundan, market alışverişlerine genellikle Esra ile giderdik. O gün de yine Esra ile markete gittik. Alışveriş yapıp eve dönecekken Ali gelip bizi arabası ile alıp eve getirdi. Hatta benim poşetleri mutfağa kadar da taşıdı. Giderken de, “Herhangi bir şeye ihtiyacın olursa, çekinme ara!” dedi. Teşekkür edip yolladım, ama aklım yine bu sıska adamın yarağına takılmıştı. O gün yine Ali’nin Esra’yı siktiği videoyu izleyerek masturbasyon yaparken aklıma bir fikir geldi.

    Ertesi gün Ali’yi arayıp, ayakkabı dolabını temizlerken birkaç ayakkabının boyaya ve topuk değişimine ihtiyaçı olduğunu söyledim. Ali, “Yaparım! Esra bugün annesine gidecek, Esra’yı annesine bıraktıktan sonra uğrarım!” dedi. Hemen çocukları giydirip, oynamaları için sitenin oyun bahçesine gönderdim. Ben de üzerimdeki eşofmanları çıkarıp, üzerime sadece arkası ipli bir tanga ve üstüne de kısa bir gecelik giyip beklemeye başladım.

    Nihayet aşağıda Ali’nin arabası göründü. Az sonra da kapının zili çaldı. Dürbünden baktım, Ali idi. Yüksek sesle, “Eşşek sıpaları, yine ne oldu?” diye bağırarak kapıyı açtım. Ali beni o halde görünce donup kalmıştı. Ben de numaradan donup kalmış gibi yaptım. Geceliğimin önünün açık olduğunu sonradan fark etmişim gibi geceliğime çeki düzen verip, “Kıyafetim için kusura bakma Ali, senin bukadar erken uğrayacağını tahmin edemedim, benim çocuklar geldi sanmıştım! Geç buyur içeri!” dedim. Ali kekeleyerek, “Önemli değil, ev hali!” deyip içeri geçti, ama şokta gibiydi.

    Kapıyı kapatıp, portmantoya döndüm. Alttaki kapağı açtım ve adeta Ali’nin önüne domalırcasına eğilip, dolaptan iki çift ayakkabı çıkarıp yere koydum. “Bir iki tane daha olacaktı…” deyip o pozisyonda ayakkabı arıyormuşum gibi oyalanıyordum. Arkamda duran Ali’nin hiç sesi çıkmıyordu, o anda götüme odaklandığından adım gibi emindim. Ben de hiç istifimi bozmadan, “Altta değilmiş, üst dolapta herhalde…” diyerek doğruldum, üst dolabın kapağını açıp ayaklarımın üstüne yükselerek aramaya başladım. Yukarıya uzanınca geceliğim de yukarı toplanmış, götüm kabak gibi meydana çıkmıştı.

    Ali birden kolumu tutup, “Yeter lan orospu! Önce dükkanda delirttin, şimdi de burada!” deyip beni kendine döndürüdu ve dudaklarıma yumuldu. İstediğime kavuşmak üzereydim. Yalandan biraz karşı koysam da, fazla uzatmadım ve Ali’ye karşılık verdim. Beni kendine yapıştırdı. Elleri götümün yanaklarını yoğururken, dudaklarımı, boynumu, boğazımı deli gibi öpüyordu…

    Koridorda biraz yiyiştikten sonra beni kucakladığı gibi yatak odama götürdü. Geceliğimi çıkarıp beni yatağa uzattı, göğüslerimi emmeye başladı. Bir elini de tangamın içine daldırmış, çoktan sulanmış amımı parmaklıyordu. Sonra birden tangamı çıkarıp, kocamın hiç yapmadığı bir şey yaptı. Amımı deli gibi yalıyor, klitorisimi ağzına alıp emiyordu. Ben artık kopmuştum ve daha beni sikmeden ilk Orgazmımı olmuştum.

    Çabuk olmalıydık, çocuklar gelebilirdi. Ali’yi itip, kemerini açıtım, pantolonunu indirdim. Boxerini de indirince o meşhur aletiyle tanıştım. Gerçeği, resim ve videodaki görüntüsünden daha heybetliydi. Yalayıp, ağzıma alabildiğim kadarını emiyordum. İyice kudurtmuştum Ali’yi, “Yeter lan orospu!” diyerek beni yatırdı. Bacaklarımı ayırıp, tek hamlede içime daldırdı o koca yarrağını. Esra haklıymış, amımı yara yara girmişti içime. İki çocuk doğurmama rağmen yakmıştı içimi, sanki ilk defa kızlığım bozulmuş gibiydi.

    Git gel yapa yapa iyice açtı amımı. Sonra da pozisyondan pozisyon soka soka ve inlete inlete 15-20 dakika sikip yeniden Orgazm etti beni. Ben, “Hadi, boşal artık, çocuklar gelir şimdi!” demesem sikmeye devam edecekti. Sonunda böğüre böğüre boşaldı ve pelte gibi döllerini doldurdu içime. Yarağını içimden çıkarmadan dudaklarımı öpüp, göğüslerimi yoğuruyordu. “Ali nolursun git artık, valla şimdi çocuklar gelir, acıkmışlardır!” dediğimde içimden çıktı. Ama tam o sırada da kapı çaldı.

    “Hiç sesini çıkarma Ali, ben çocukların karnını doyurup göndereyim. Sen de giyinip gitmeye hazırlan!” deyip, külodumla geceliğimi giyip yatak odasından çıktım. Giderken kapıyı Ali’nin üstüne kilitledim, bazen çocuklar yatak odasına dalıveriyorlar diye. Çocukları mutfağa alıp, birer sandviç hazırladım. Ellerine de birer meyve suyu verip, oynamaya devam etmeleri için tekrar aşağıya gönderdim. Pencereden bakıp çocukların aşağıya indiğini görünce rahatlamıştım.

    Ali’yi de göndermek için yatak odasının kapısını açtım. Ama Ali halen çırılçıplak yatıyordu. Yarağını yeniden kaldırmış ve bana sırıtarak sıvazlıyordu 🙂

    2022 yeni porno en son porno hikayeler ensest olanlar entest sex entestik hikaye eşim sex hikaye jakuzide sex sex hikayeleri patron uyurken pono yeni gelin sex hikayeleri
  • Orospu Görümcemin Bulduğu Kalın Yaraklar

    Orospu Görümcemin Bulduğu Kalın Yaraklar

    Adım Seher, 19 yaşındayım, 50 kilo ve 1.60 boyundayım. Kaymak Gibi Sikilen Amlar sitesindeki hikayeleri okuyup çok defa orgazm oldum. Size grup sekse nasıl alıştığımı anlatmak istiyorum. Şu an Almanya2da Bremen’de yaşıyorum, aslen Türkiye’nin en uzak illerinden birindenim, 17 yaşımda evlenip Almanya’ya (ithal gelin olarak) geldim. 16 yaşımdayken, uzak bir Almancı akrabamızın oğluyla nişanlandım. Nişanıma kadar görmemiştim kocamı. 17 yaşımda düğünümüz oldu ve evlendik. Düğünden 6 ay kadar önce pasaport işlemlerimi falan yaptırdık. Düğün günü kocamla odamıza geçince, ilk defa gerdekte yarak gördüm. Amımı ilk kocam sikti ve bekaretimi bozdu. Gerdekte sabaha kadar 2 defa sikti beni. Ertesi gün Diyarbakıra gittik, ordan uçakla İstanbula, ordan da Almanyaya uçtuk. Bunu da belirtmekte fayda var, kocamda sertleşme ve erken boşalma problemi olduğu için, sadece 15-20 günde bir defa sikişiyorduk…

    Bremen’de ailecek (kaynanam, kayınbabam, kocam ve benden 2 yaş büyük görümcemle) aynı evde kalmaya başladık. Benim dışımda herkes çalıştığı için evde ben yalnız kalıyordum. Kaynanam ve kayınbabam sabah 06:00’da, kocam 07:00’de, görümcem ise 09:00’da evden çıkıyor ve işe gidiyorlardı. Akşam da kocam, kaynanam ve kayınbabam aynı saatte, yani akşam 18:00’de geliyorlar, görümcem ise gece 23:00-24:00 gibi eve geliyordu. Evdekiler farkına varmıyordu, ben görümcemle birbirimize yakın olduğumuzdan bazen nefesinin içki koktuğunu hissediyordum (fakat bunu niye yaptığını görümceme hiç sormadım). Görümcem de benim gibi kapalı giyinen (başı örtülü ve pardesülü), 55 kiloda, benden az uzun biriydi. Evde çamaşırları ben yıkardım. Bir seferinde görümcemin kirlilerini yıkayacaktım, makineye başörtüsünü atacakken kurumuş sümük gibi şey gördüm. İyice emin olmamakla birlikte, görümcemin başörtüsündeki bu lekenin erkek dölü olduğunu tahmin ettim. Görümcem bekar oldugu için demek ki erkek arkadaşını ağzıyla boşaltıyordu ve dölleri başörtüsüne bulaşmış diye düşündüm.

    Görümcem bir gece (mesaim var diyerek) eve çok geç ve zil zurna sarhoş gelmişti. Tesadüfen ben de tuvalete diye kalkmıştım, kapıyı kendisine ben açtım, evdekilerin hepsi uyuyordu. Görümcemin başörtüsünde yine döl lekeleri vardı. Hemen kimse görmeden görümcemi banyoya aldım, suyun altında kendine gelir diye düşündüm. Görümcemi soyundurup duşun altına soktum, fakat ayılacak gibi değildi, sarhoştu. Ne olduğunu sorduğumda, 4 erkekle sikiştiğini söyledi. Görümcemin arkasına su tutarken farkettim, göt deliği kocaman açıktı. Görümcemi yıkayıp odasına götürdüm, geceliğini giymek istemeyince, çıplak olarak yatağına yatırdım, üstüne yorganı örttüm. Böyle birşeyi nasıl yaptığını sorup, kızdım biraz. Fakat halen sarhoş olduğu için, benim kızmama bile gülerek cevap veriyordu, “Yenge yarakları kalındı, kocamandı! Nebiçim siktiler! Yenge, abim seni sikemiyor değil mi, istersen seni de kalın yaraklı erkeklere siktirebilirim!” dedi. Ben de, “Sen sarhoşsun, ne dediğini bilmiyorsun, yat uyu, sabah konuşuruz!” diye kızdım ve odadan çıktım.

    Sabah 08:00 olmuştu uyandım, evde tek görümcem kalmıştı. Kahvaltı için uyandırmaya gittiğimde üstündeki yorganı aşağı atmış, dizlerini karnına çekmiş bir şekilde uyuyordu ve göt deliği halen açıktı. Görümcemi uyandırdım ve kendine gelince ilk iş olarak götüne ne olduğunu sordum. Gülerek, “Ne olacak, dün gece kalın yaraklı 4 Alman bağırta bağırta sikti götümü!” dedi. Şok olmuştum, “Nasıl yani, tecavüz mü ettiler?” dedim. Görümcem sırıtarak, “Yooo, para karşılığı siktirdim!” dedi. Bunları duyunca kızdım, “Orospu musun sen?” dedim ve mutfağa gittim. Biraz sonra yanıma geldi, “Yenge istersen seni de aram ıza alırız, hem yarak görürsün, hem amın götün yarağa doyar, hem de para kazanırsın!” dedi. Sinirlenmiştim, “Kızım sen manyak mısın?” dedim, fakat aynı zamanda heycanlanmıştım da. Görümcem, “Yenge valla bak, seni de götüreyim, iyi sikiyorlar!” dedi. Ben de, “Saçmalama, olmaz! Hem gelmek istesem bile nasıl olacak ki?” dedim. Anlatmaya başladı, bizimkilerin kendisini bir işte çalıştığını sandıklarını, fakat çalışmadığını, erkeklerle para karşılığında sikiştiğini ve bekaretini de iyi paraya verdiğini anlattı.

    Ben görümcemin detaylı olarak anlattıklarını ağzım açık dinlerken, bir yandan da başka şeyler düşünüyordum, evlenmeden önce (sadece bir defa) köyün çobanı şalvarımı indirip beni domaltmış ve amımı yalamıştı, sonra da sikini kalçalarımın arasına sürterek boşalmıştı (çobanın sikini bile görmemiştim). Oysa kocam amımı daha hiç yalamamıştı. Görümcemin anlattıkları bu grup seks olayı (ve gözümde canlanan çobanın amımı yalaması) ile heyecanlanmıştım ve amım iyice sulanmıştı. “Grup seks derken, kaç erkek var bu grupta?” diye sordum. “Genelde 4-5 erkek oluyor, üstelik sen iyi para edersin, körpeciksin, abimin seni iyi sikemediğini de biliyorum, seni bakire diye siktiririm, ilk seferinde rahat 2-3 bin Euro alırsın!” dedi. Görümceme, “Ama sen götünden de siktiriyorsun!” dedim. “Evet, götten sikmeye de iyi para veriyorlar, sen de götünü siktirirsin, birkere tadını alınca birdaha vazgeçemezsin, hep götten istersin! Eğer istersen bugün yeni bir gruba gideceğim, seni de götürürüm!” dedi.

    Yaraksızlıktan 15 gündür yanan amım iyice kudurmuştu, “Tamam kız! Ben de geliyorum senle!” dedim. Kahvaltıyı yapıp, pardesülerimizi giydik, başörtülerimizi taktık evden çıktık. Yürüyerek bir otobüs durağına geldik, görümcem telefonla birini aradı. 10 dakika sonra Lüx bir araba yanımızda durdu ve görümcem hemen kapıyı açıp öne oturdu, ben de arkaya geçtim. Arkada bir erkek daha vardı, iri yarı, sarı saçlı bir Alman. Görümcem arabayı kullanan Almanı tanıyordu, onu dudaklarından öptü. Yanımdaki adam da pardesümün üstünden bacaklarımı ve kalçalarımı ellemeye başladı hemen. Yol boyu bacaklarımı sıkarak, Bremen dışında bir çiftlik evine vardık. Etrafta başka ev yoktu. Kapıyı iri yarı biri açtı, içeri geçince 3 erkek daha vardı…

    Görümcem hemen pardesesünü çıkarıp soyunmaya başladı, bana da, “Soyun!” dedi. Beni de arabada yanımda gelen adam soymaya başladı. Çok heyecanlıydım ve korkuyordum. Görümcemle bana birer bardak Wiski verdiler, içtik. Hayatımda ilk defa içki içiyordum. Odadaki tüm erkekler tamamen soyunmuştu, görümcemle ben de çıplaktık sadece başörtülerimiz duruyordu. Görümcem gayet rahattı, fakat ben çok utanıyordum. Ordaki erkeklerin birisi Türktü ve yarağı inanılmaz büyüktü. Kocamın sikinden başka yarak görmemiştim, ama bu Türkünkü diğerlerinden büyüktü. Türk olan görümceme, “Bakire mi bu?” dedi. Görümcem de, “Evet, dün köyden geldi!” dedi. Bunun üzerine, “Gel güzelim!” diyerek beni kolumdan tutup başka bir odaya götürdü. Heyecandan ve korkudan ölecektim…

    Odaya girdiğimizde, “Hiç yarak emdin mi?” dedi. Utana sıkıla, “Hayır yapmadım!” dedim. Gerçekten de hiç emmemiştim. Bunun üzerine, “Yala orospu!” deyip kafamı yarağına bastırdı ve ağzıma almam için zorlamaya başladı. Yarağı kocamın sikinin enaz iki katı vardı, hem kalın hem uzundu. Yarağının başını ağzıma zorla soktu ve emdirdi. Az sonra, “Hiç siktirdin mi?” dedi. Yarağını ağzımdan çıkarıp, “Hayır, siktirmedim!” dedim. Hızla ağzıma sokup çıkarmaya başladı, “Senin bugün amını götünü dağıtacağız!” dedi. Kendisi yatağa uzanıp beni üzerine çekti, bacaklarımı kafasına getirip, yarağını ağzıma verdi ve “Yala!” dedi. Ben onun yarağını yalarken o da amımı emiyordu. Köyün çobanından sonra ilk defa bir erkek amımı yalıyordu, fakat bu çobandan daha güzel yalıyordu. Çok geçmeden, elimde olmadan adamın ağzına boşaldım. Bu arada ağzımda kalın yarağı iyice büyümüştü…

    Beni üzerinden kaldırıp sırtüstü yatırdı. Bacaklarımı ayırdı ve bacakarama yanaştı, amıma yarağını dayadı. Önce amıma biraz sürttükten sonra bir anda hepsini soktu. Böyle birden sokacağını beklemediğim ve acıdığı için, var gücümle çığlık atmıştım. Hayvan herif, resmen amımın biryerlerini yırtmıştı yarağını sokunca, gözümden yaşlar gelmişti, acıdan kıvranıyordum. O ise kanırta kanırta köklemeye devam ediyordu. Yüklene yüklene kalın yarağı amımın dibini bulmuştu ve hiç beklemeden hızla sokup çıkarmaya başladı. Beni bağırta bağırta 10-15 dakika siktikten sonra ben acı ve zevkle karışık boşaldım. O halen sert sert çekip çekip sokmaya devam ediyordu. Birden yarağını çıkarıp beni yüzüstü dönderdi ve dizlerimin üstüne domalttı ve tekrar arkadan amıma soktu. Amımı deli gibi sikerken kalçalarımı tokatlayıp, “Orospu amını götünü sikecem dağıtacam senin!” diyor, basıyordu. Çok geçmeden ben yine boşaldım…

    Yarağını amımdan çıkardı ve göt deliğime dayadı. Götümden daha önce hiç siktirmemiştim. Zorlaya zorlaya, götümün deliğini yırta yırta o kalın yarağının hepsini köküne kadar götüme sokarken, ben artık çığlık atmıyor, resmen hayvanlar gibi böğürüyordum. Amımdan da götümden de kan akıyordu, artık götüm ve amım gerçekten bozulmuştu, hemde kalın yaraklı biri tarafından ve acımasızca. 10-15 dakika kadar götümde gidip geldi ve böğürerek götüme boşaldı. O kalın yarağını götümden çıkardığında bir süre kendime gelemedim, ölü gibi yattım kaldım yatakta…

    Zar zor yataktan kalkıp salona geçtiğimde, görümcem başında başörtüsü, altında bir erkek, arkasında biri, ağzında biri, 3 erkek tarafından aynı anda, hem ağzından, hem amından hem de götünden sikiliyordu. Hem de nebiçim bağırtıyorlardı görümcemi. Arabayı kullanan Alman da koltukta oturmuş yarağıyla oynuyordu. Yarağı nerdeyse demin yediğim yarak kadar vardı. Yanlarından geçerek banyoya gittim. Yıkanıp temizlenip salona geri geldiğimde halen aynıydılar, üçü birden görümcemi sikiyorlardı. Ayakta onları biraz seyrettikten sonra koltukta oturan Alman yanına çağırdı beni, gittim yanına oturdum. Ensemden bastırarak yarağını ağzıma verdi. 4-5 dakika yarağını emdirip domalttı beni ve kapanmamış götüme soktu birden…

    O sırada az önce beni siken Türk de geldi yarağını ağzıma verdi. Diğerleri de görümcemi sikmeyi bırakıp başıma üşüştüler. Arkamda bir Alman, ağzımda kalın damarlı bir Türk yarağı ile sikilirken, az önce görümcemin ağzına veren yere uzandı, arkamdaki Alman yarağını götümden çıkardı ve yere uzanmış olanı göstererek, “Git onun üstüne otur!” dedi. Elbirliği ile beni tutup yerde uzananın kalın yarağını amıma sokup üstüne oturttular. Bir iki git gel anca yaptım ki, arkama deminki yarak yine dayandı ve amımdan sikilirken o da götüme soktu. Bugün benim ilklerimin günüydü, iki yarak birden sikiyordu beni. Türk olan yine ağzıma verdi ve beni o pozisyonda bağırta bağırta, yarım saatten fazla siktiler. Sonra sırayla hepsi, ağzıma yüzüme boşaldılar. Döllerin bir kısmı başörtüme sıçramıştı, (şimdi görümcemin başörtüsündeki döl lekelerinin nasıl oluştuğunu daha iyi anlıyordum).

    O gün beni 5 erkek, hiç acımadan siktiler ve amımı götümü dağıttılar. Görümcemi de aynı şekilde sikmişlerdi, fakat o alışık olduğundan benim gibi çok heycanlanmıyordu. Giyinip evden çıkarken, görümceme 1.000 Euro, bana da 3.000 Euro para verdiler, (beni kız zannedip bozduğu için ve ilk seferim olduğu için bana çok vermişlerdi). Doğruyu söylemek gerekirse, canım çok yandı, fakat çok ta hoşuma gitti, zevk aldım, verdikleri para da işin cabası. Artık sürekli görümcemle birlikte, gruplara sikişmeye gidiyorum. Orospu görümcem nerden buluyorsa, her seferinde kalın yaraklı Türkleri ve Almanları buluyor hep. Fakat şikayetçi değilim, hem yarağa doyuyorum, hem çok para kazanıyorum. Sikiştiğimden ve verdikleri paralardan (görümcemden başka) kimsenin haberi yok 🙂

    azgın yengem dolmuşta sex en çok okunan sex hikayeleri en yeni yerli porn genç ensest komsuyu siktim porno hikaye kısa sex eritik sexsi porn şiddetli sex yaşanmış gerçek sekshikayeleri