Blog
-
Karım Aldatırken Yakaladım – Sex hikaye
Merhaba lafı uzatmadan konuya gireyim; ben karım vebaldızım aynı evde kalıyoruz, baldızım 17 yasında ve liseye gidiyor karım 25yasında cok sexi bir kadın, baldızım 17 yasında bir orospu diyebilirimokuldaki bütün erkeklerle hemen hemen yatmıştır işin kotu tarafı karımdaonun bu haline cok heves ediyordu erkeklerin peşinden koşması devamlıaranması onunda çok hoşuna gidiyordu ikisi odaya çekilir fıs fıs konuşurgülüşürlerdi ellerinden cep telefonu hiç düşmezdi sonradan anladım kimeğer baldızım karımada bir sikici bulmuştu bir gün işten sabah erkendenizin alıp eve geldim cok şüpheleniyordum sesizce dıs kapıyı acıp evegırdım salonun kapısı acık degıldı ama ıcerıden inilti sesleri geliyordukapıyı yavasca araladım salondaki koltugun uzerınde genc bir liselicocuk baldızımı domaltmıs sikiyordu önce şok oldum fakat baldızımı o haldegormek beni çok tahrik etti biraz seyrettim sikim dimdik olmuştu iyiama karım nerdeydi onuda cok merak ediyordum yatak odamızdaydı büyükolsılıkla ve onuda bir başkası sikiyordu ama göremiyordum bir yandanmeraktan çatlıyordum bir yandanda baldızımı seyrederek 31 cekiyordum bu olaybeni çok tahrik etmişti bir süre sonra kapının arkasında boşaldım amaolanları seyretmeye devam ediyordum baldızımı siken cocuk bosladı hemdetam bosalıcakken baldızımın agzına verdi kudurmus gibi yalıyorduspermlerini hepsini yuttu. uzanıp yattılar sohbet ederlerken yatak odamızdangenc uzun boylu yakısıklı bir cocuk cıktı o da cıplaktı ve kocaman sikivardı bir sigara alıp tekrar yatak odamıza girdi o da karımı sikmiştive boşalmıştı üstelik karımın bana hiç siagar içirtmediği yatak odamızasigarayla girmişti baldızım kalktı ve külotunu giyerken ben evdensesizce cıktım sanırım tuvalete gidicekti görünmemek için çıktım veapartmanın karsısındaki baska bir apartmanın arasında evden kimler cıkıcak diyegözetlemeye basladım tam 1 saat sonra evden 2 cocuk cıktı liseüniformalı onlar gidince bende işe gittim aksama kadar düşünüp durdum acabakarım o cocukla şikişrken neler yaptı görmeyi çok istiyordum o aksam evegeldiğimde baldızımla karım yine odada fısıldasıp gülüşüyordular gecsaate kadar yatmadım karım ve baldızım uyuduktan sonra baldızımın ceptlfonunu gizlice alıp msjlarını okumaya basladım bir msjda aynen şöyleyazıyordu yarın ben ablanı sikicem tolgada seni sikicek tamammı aşkım diyebir msj gelmiş yarın yine geliceklerdi aynı cocuklarmıydı bilmiyorumama geliceklerdi yarın işe gidiyorum diye evden cıktım ama gitmedimapartmanın karşısında gizlice bekliyordum kimler gelicek diye baldızım öncecıktı okula gitmek için 1 saat sonra döndü 2 cocuk vardı yanında amadün gördüklerim değildi apartmanın 20 metre kadar gerisinde baldızımayrıldı onlardan cocuklar arkasından geliyorlardı önce baldızım sonracocuklar girdi apartmana 15 dakiaka kadar dışarıda bekledim sonra bendegirdim yine kapıyı gizlice açtım salonun kapısı bu kez hafif aralıktısalona dogru baktım cocuklardan biri karımı yatırmıs koltuga amını yalıyordusanırım birgün yatak odasını baldızım kullanıyordu bir gün karımneysekarım amı yalanırken zevkten ucuyrdu gozlerını kapatmıs liseli cocugunsaclarını oksuyordu cok etkilendim sikim dimdik olmuştu bende 31 cekmeyebasladım karım gencecık lise cocuklarıyla sikişiyordu bir süre sonracocuk karımın bacaklarının arasına girdi ve karımı sikmeye başladıgerçekten güzel sikiyordu tam yarım saat kadar her pozisyonda sikti karımı vebirden cıkartıp agzına verdi bütn spermlerini karımın agzıan boşalttıçok yalvarmama rağmen bana böyle bir sey için hhiç izin vermemişti amaliseli çocucgun bütn spermlerini yuttu adeta bende oracıkta bosaldım veçıktım gittim artık her gece baldızımın cep telfonunu kontrol etmedenuyumuyorum.ablasini sikenlerin hikayeleri arabada sikiş ateşli porno hikayeler coraplı sex doktor seks hikayeleri ensest sikis hikaye seks hikaye seks hikayeleri seks hikayesi sesk oku sex hikaye sex hikayeler sexs hikaye sikis hikayeleri olgun sxs hikayesi teyzem sikis hikayeleri -
Acı Çektirerek Becerdi Beni – Erotik Hikaye
Öncelikle benim gibi burada takılıp seks anılarıyla mastübasyon yapmaktan hoşlanan ve okuduğu fantezileri gerçekleştirmeyi seven kişilere merhaba demek isterim. Kendimi tanıtayım ve ardından akıl almaz derecede zevk veren BDSM fantezisini size anlatacağım. Gerçekten hayatımın en değişik, Erotik Seks Hikayeleri en korkunç, en çok sulandığım, en çok haz veren fantezisiydi. Bunu size tarif edebileceğim bir kelime bulamıyorum. Resmen aklımı kaybettirecek derecede çok zevk aldım bu seksten.
Ben 27 yaşındayım, ama sanki bir liseli ergen gibi hala çılgınlıklar peşinde koşan uçarı kaçarı bir yanım var. Hiç zapt edemediğim bu yanım özellikle seks anlamında epey bir hareketli. Sürekli canım seks yapmak istiyor, her türlü fanteziye merak duyuyorum ve hepsini deneyebilmek istiyorum. Benim seks konusundaki arzularımın boyutu ciddi anlamda birçok kişiden daha üst düzey. Azgınlığımın sınırsızlığı gerçekten birçok erkeği aşar. Size şöyle bir örnek vereyim tam olarak beş kere erkek arkadaşlarım tarafından terk edildim. Beş farklı kişi tarafından. Gerekçe ne biliyor musunuz? Çok azgınsın, doyumsuzsun, ben sana yetemiyorum.
İnsan benim gibi hatunu öper başına koyar. Hayır, bir de gerçekten felaket seksi biriyim. Yuvarlak, dolgun, harika ötesi kalçalarım var. İncecik belim, şahane dimdik göğüslerim var. İnsan beni görünce amıma koymak isterken bunlar benden kaçıyor. Neyse az çok neden böyle bir fantezi denemek istediğimi Erotik Seks Hikayeleri anlamanız adına anlatıyorum bunları. Tam 6 yıldır çalıştığım firmadan istediğim terfii alamayınca istifa ettim. Biraz birikimim olunca bir ay falan kafa dinleyip sonra iş bakayım dedim. Sonuçta bir şekilde bu tecrübeyle iş bulurum kafasındaydım.
Yıllardır çalışıyor olmanın yorgunluğuyla ve hazır kendime böyle bir mola vermiş olmanın mutluluğuyla bir şeyler yapmalıyım dedim. Birkaç günlüğüne tatile çıkmaya karar verdim. Kış ayları olduğu için aslında çok da anlamı yoktu, ama en azından farklılık olur diye düşündüm. Kayak yapmayı öğrenir ve farklı bir aktivite yapmış olurum diye Uludağ’a gittim. Kendime güzel bir oda ayarladım ve kar tatilimin tadını çıkarmaya başladım.
Kayak yapmayı öğreten hocalardan birinden birkaç ders aldım ve kaptım ben bu işi diye düşünerek bir kere yalnız kaymaya çıktım. Aksilik bu ya öğrenmemişim, bir güzel düştüm ve karlarda yuvarlandım. Böyle şeylere hiç ağlayamam, bir yerime bir şey olmadıysa kendime gülerim hep. Gözlüğü kafama doğru çıkardım ve kendime gülerken kalkmaya çalıştım. Bir anda gelip birisi arkamdan tuttu. Çok yakışıklıydı, inanılmaz ötesi yakışıklı gözüküyordu. Suratı beni resmen çarpılmışa çevirdi ve lanet olsun o gülüş, dişler, sakal, çene, burun, Erotik Seks Hikayeleri koyu gözler, ah resmen bakarken boşalacaktım.
Bir anda kendime geldim ve gülerek ‘Hey, iyi misin?’ diye sorduğunu sonunda duydum. ‘Sen gelene kadar iyiydim, yakışıklılığından başım dönüyor şu an’ diyerek gülmeye başladım. Oda benimle güldü ve biraz bana takıldıktan sonra benim hangi hareketi yanlış yaptığımı söyleyip öğretmeye başladı. Sonra beraber kaydık ve sıcak bir şeyler içmek için otele girdik. Sohbet ettik epey, birbirimizi tanıdık. Dolu dolu bir sohbetti, gerçekten gülüyor ve birlikte eğleniyorduk. Ben ondan etkilenmiştim ve onun da benden etkilendiği aşikardı.
Bir süre sonra gelip yanıma oturdu koltukta. Hafif bana dönük şekilde kahvesini içerken sohbet etmeye devam ettik ben de ona döndüm. Oturma alanlarından birinde, şöminenin yanında çok kimsenin olmadığı bir yerdeydik. Sürekli gözlerimizin içine bakmak, gülmek konuşmak, hafif tebessümlere ve Erotik Seks Hikayeleri garip bir titreşime bırakmıştı yerini. Gözlerimizin kenetlendiği bir anda beni öptü ve neye uğradığımı şaşırdım. Seks manyağı olan ve tatilde olan biri olarak hiçbir şey umurumda değildi. ‘Odana gidelim’ dedim. ‘Önce sana bir şey sormam lazım, ne kadar acıya dayanabilirsin?’ diye sordu. ‘Tahmin edemeyeceğin kadar çok olabilir, garip şeyleri çok severim’ dedim. ‘Emin misin?’ dedi ve ‘Evet’ dedim.
‘Çok sert olacak, seni uyarmam lazım, odaya çıkarken güvenli bir kelime seç kendine onu söylediğinde duracağım’ dedi. Lanet olsun resmen bu cümle amımı ıslatmıştı ve sabırsızlanmıştım. Odaya geçtik ve birden beni tutup duvara dayadı, ellerimi üstten tuttu ve elini bacaklarımın arasına koyup taytın üstünden amımı okşamaya başladı. Resmen saniyesinde inlemeye başladım. Çok erotik bir hareketti. Dudağına uzanmak istedim, ama izin vermedi. Ellerimi yukardan tutup sertçe arkamı çevirip duvara dayadı yine, kalçalarımı avuçladı, sıkıp okşamaya başladı. O kadar iyi okşuyordu ki bir okşamanın böle olacağını düşünemezdim.
Taytın üzerinden götümün arasına doğru bastırarak parmaklarını kaydırıp biraz okşadı. Sonra taytı tam götümün şekil aldığı yere kadar indirdi ve tangamı yukarı çekip amımın arasına acıyla karışık hoş bir zevk hissi verdi. ‘Tanga severim, şimdi sen bir köle olarak akıllı olacaksın. Güvenli kelimeni buldun mu?’ diye tehlikeli ve azdırıcı bir tonda fısıldadı. Kafam çok karıştı, ama sert sevdiği belliydi ve muhtemelen hayatımın en iyi seksi olacaktı. Erotik Seks Hikayeleri ‘Minder’ dedim bir anda. Aklıma nereden geldi bilmiyorum. ‘Tamam’ dedi ve saçlarımı eline, bileğine doğru kavrayıp beni yatağa götürdü. ‘Soyun, tamamen’ dedi.
Yan odaya gitti ve bir çanta alıp geldi. Ben de soyunmuştum. ‘Yat’ dedi ve yatağa yattım. Siyah halatlar çıkardı. Beni ellerimden ve ayaklarımdan bağlarken korkmaya başlamıştım, ama hayatımda hiç böyle bir şey yaşamadığım için çok merak ediyordum. Sonra gözlerimi bağladı, ağzıma tıkaç taktı ve sessizlik, karanlık kaldı geriye. Hiç ses yoktu, bekliyordum. Epey bir bekledim. Korkmaya başladım ve konuşmaya çalıştım, ama ağzımdaki şey engel oluyordu. O esnada kırbaç olduğunu tahmin ettiğim bir şey amımın üstüne doğru şakladı. Acımıştı, ama dayanılmayacak kadar değil. Her ses çıkarmaya çalışmamda göğüslerime ve amıma indi. Artık zevk vermeye aşlamıştı. Meme uçlarıma bir şeyler taktı, acıyor ve zevk veriyordu… Vibratörü amımda çalıştırmasıyla koptum.
Deli dehşet bir şekilde zevk alıyordum ve bir anda burnumu kapattı. Ağzımdaki tıkaç ve burnumu kapatması nefes alamama sebep oluyordu, ama vibratör hala amımdaydı ve ben hala azıyordum. Bir yandan nefes almak için kafamı kurtarmaya çalışıyordum. Sonra bıraktı. Meme Erotik Seks Hikayeleri uçlarımdaki şeyleri çevirdi, çok zevk alıyordum. Bacaklarımın arasına bir şey germişti, halatlar geniş bağlanmıştı, beni rahatça çevirdi. Yatakta yüzüstüydüm. Kalçalarımın arasından amcığıma girdi ve yüzümü tamamen yastığa bastırıp beni sikmeye başladı. Kalçama çok sert şekilde vuruyordu ve sırtıma sıcak bir şeyler damlıyordu. Nefesim kesiliyordu ve amım deli gibi sulanıyordu.
Üzerime doğru yatarak boğazımdan tutup başımı biraz yastıktan kaldırdı, boğazımı sıkarak sikmeye devam ederken meme uçlarımdaki şeyler canımı çok yakıyordu. Ama aşırı zevk alıyordum. Karanlıkta olmak, bir şey görmemek ve bu azdırıcı tehlikeli seks çok hoşuma gitmişti. Daha fazla sertlik istemiştim. Tam o esnada düz bir şeyle götüme resmen bir şaplak indi ve amıma kadar dalgalanmasını hissettim. Bu birkaç sefer daha inip aynı dalgalanmayı yapınca inlemelerle boşaldım. Oda amıma iyice köklerken beni sanki boğmaya çalışır gibi kafamı yastığa gömdü ve amıma boşaldı. Bittiğinde ‘Güvenli kelimeyi kullanmak için daha fazlasını istiyorum’ dedim. O da ‘işte ben de senden bunu bekliyordum ve olacak’ dedi.
aldatan kadınların hikayeleri bayan24 ateş dolu hikayeler en seksi hikaye kızını siken adam hikayesi masaj yaparken sex seks hikaye yeni sex hikayeleri 15 yaş sex hikayeleri evli -
Ateşli komşum – Porno Hikaye
Merhaba arkadaşlar.
Ben Hakan, Akmanyada yaşayan bir üniversite ögrencisi. 27 yaşındayım ve fiziğim gayet düzgün, uzun boylu bir erkeğim.
Geçenlerde yeni komşumlarimiz tasindi yan daireye. Ilk gördügüm andan beri evin karısı Lale aklımdan cikmiyordu .Onu geceleri hayal ederek uyuyordum. Biraz yasi vardi, belki 40 yasinda ama cok cekiciydi.
O da benden hoslanmis olacak ki, hikayenin sonunnda onu siktim.
Lale birgün kapiyi caldi. Evde bir tek ben vardim. Kapiyi actim ve ne göreyim. Bir gecelikle kapida duruyordu.‘Buyur abla’ dedim, o da ne desin. ‘Bizim evde boru patladi az bakar misin canim’ dedi. Ben hic tereddüt etmeden evet dedim ve evlerine gectim. Hakikaten de mutfak borusu biraz tikanmisti, ama okadar. Ben boruyu acmaya calisirken, eşinin evde olmadigini ve caninin sikildigindan lafi acti.
Nihayet boruyu acmistim ve isim bitti diyerek müsade istedim. O da ‘sana bi teşekkür olarak kahve yapayim’ dedi. Ben de kirmadim. Belli hatun istekliydi.
O kahveyi pisiriken ben de onu seyre daldim. O cezveyi karistirdikca kalcalari saga sola sallaniyordu hafifce. Benim erkeklik hemen ayaga kalkti. Biraz utandim da. Altimda sadece şort oldugu icin, hemen belli oluyordu sikim.Elimi sikimin üstüne koydum. O da kahveyi pisirmisti, ‘hadi iceriye gecelim’ dedi. O önden yürüdü, götünü sallaya sallaya. Geceligin altindaki tangasi da belli oluyordu.
Tam koltuğa oturuyorduk ki, sikim adeta 90 derece olmus kadinin gözüne takildi. ‘Ay bu ne”, dedi birden. Ben de utandim biraz, bir yandan da hosuma gitmedi degil. Ama tepkisini tam kestiremiyordum. Elimle kapatmaya calistim sikimi.
”Utancak ne var canim’ dedi birden. ‘Hata bende, ne diye böyle gecelikle ciktim ki zaten.’ Ben de, ‘yok abla, sahane gözüküyorsun, ondan’ dedim utanarak. O arada o da elini bacagimin üstüne koydu. ‘Sen nasil konusuyorsun bakayim’ dedi. Bisey demedim. Yavasca yaklasti dudaklarima. Bende karsi koymadim, öptüm. ‘Seni ilk geldigimden beri arzuluyorum’, dedi. Iste bu beni benden almisti.Sikim tas gibi olmustu. Biz 5 dk öpüstük. O arada Lale sikimi disdan elliyordu. ‘Bu sikle napacaksin bana’, dedi. ‘Seni sikeyim mi abla’, dedim ben de. ‘Ne ablası, bugün ben seninim, senin orosbunum.’ Lalecim azdirmayi biliyordu.
Artik azmistim ve kontrolü ele almaliydim. Kucagimdaki laleyi attim koltuga ve üstüme cikardim, bir sortum kalmisti. Artik o amcigi yalamaliydim. Güzelce domalttim onu, ve geceligini siyirdim. Dehşet götü ortaya cikmisti. Kirmizi bi tanga. Hemen öpücüklerimi kondurdum ve yavasca amina dogru geldim. Amcigi bir hazine gibi kapaliydi tangasiyla. G7l kokuyordu amcigi. Biraz distan öptüm ve dilimi sürttüm. ‘Ay amimi mi yalicaksin’ dedi. ‘Tabi güzelim, kacirirmiyim’ dedim özgüvenle. Artik iyice gevsemistim. Kocasi hic yalamiyormus. Amina kodumun salagi.
Tangasini agzimla cikardim ve arkadan ilk önce göt deligini sonra da o güzel amcigi emdim adeta. Acayip temiz bir hatun, cok güzeldi. Amcigini yalarken götüne de yavastan parmak atiyordum. Lale inlemeye basladi, cok iyisin gibi sözlerle beni daha da tahrik ediyordu.Artik kivama gelmisti orosbu, amcigi iyice sulanmisti, kiz yaniyordu. ‘Simdi sira sende’ dedim. O geceligini komple cikardi, bi sütyeni vardi üstünde. Iri memeleri adeta yerinden cikacakti. Ben de sortumu indirdim. Lale gözlerini büyüttü. ‘Ay bu nasil büyük bi yarrak askin’ dedi. ‘Senin ayini yerim güzelim, bu yarrak bugün senin’, dedim. Kiz biraz da korkmustu galiba. Benimkinin böyle degil, dedi.
Ilk önce sikimi öptü sonra da ylamaya basladi. O yumusak dudaklari artik bi yukariya bi asagiya dogru gidiyordu. O yalarken götünu de hava dikmisti. Bende yandan amini elliyordum. O da hafifce inliyordu. Arada ben kafasindan tutup zorluyordum, sikime dogru bastirip. Bi ara iyice acildi kiz, bütün 20 cm sikimi agzina aldi. Resmen bogazini hissediyordum. Artik o nerdeyse kusacakken, ‘Beni böyle boşaltacan kiz dedim. O amcigi siktirmeden mi yollican beni eve.
‘O yarragi icimde istiyorum, hepsini istiyorum, dedi. Dudagindan atesli bir öpücük aldim. Ve onu kucagima aldim. Prezervatifsiz olur mu dedi. Yanimda yok dedim. Hemen kocasininkinden getirdi bi tane ve agziyla takti sikime. Kocasinin siki hakkaten kücük olacak ki tam sigmadi benim alete. Neyse ki giydirmisti ve yarragima oturdu yavasca. Bi oh cekti ama ne oh. Ben de kendimden gectim. Amcigi öyle sulu ve sicakti ki adeta kaydim iceriye. Ziplamaya baslamisti. Kirmizi sütyenin icindeki memeler nerdeyse firlayacakti. ‘ Sunlari da özgürlüg7ne kavusturalim dedim ve actim sütyenini. Kavun gibi memeleri yüzüme firladi. O kadar iri ve yumusaklardi ki. Hafifce isirip emdim uclarini. Orosbu isini biliyordu. Indi sikimden ve bi daha yaladi. Amcik suyu cok lezzetliydi, kendisi de kacirmak istemedi. Artik cok azmistim, gözüm hicbisey görmüyordu, salondan annemle babamin sesleri geliyordu. Eve gelmis olmalilar.
Ben Lalenin agzini biraz tuttum ve onu arkadan doggy seklinde sikmeye basladim. Lalenin lalesi iyice acilmisti. Öyle güzel amcigi vardi ki, sikip sikip yaliyordum. Kapilari iyice kapattikve yatak odasina gectik Lalenin. Burda aik beni askim, dedi.
‘Hadi aslanim biraz daha kökle’, diyerek beni tahrik etmegi ihmal etmiyordu. Ve artik dayanmayip ilk postayi attim amin icinde. Öyle bir gücle bosaldim ki, komsularin duymamsi mümkün degildi.Lale gözüme bakti, devam edecekmiyiz diye. Kocasi en fazla bir posta atarmis. Delirdin mi Lalecim, ben daha kac posta atarim dedim. Vazelin var mi dedim. Onu napcan dedi siritarak. Bu götün de haketmedi mi bu yarragi. Güldü. ‘Uzun süre yapmadim, cok acimasin, dedi. Vazelinle hicbisey olmaz, ben dikkat ederim dedim. Getirdi hemen nerdeyse bos olan vazelini. Kari götten yimeye bayiliyordu belli ki.
Sikimi iyice buladim vazeline ve yüklenmeye basladim. Kolayca da girdi. Lale cok da aci cekmiyordu. Ben pompalamaya basladim. O genis kalcalari kasiklarima vurdukca, benim yarrak yine demir kesildi. Ama ami daha zevkliydi. Birden hizlica amina soktum. Bagirdi, napiyosun be, dedi. Sus orospu dedim ve iyice domalttim. Amcigi öyle lezzetliydi ki, hic birakmak istemiyordum. Pompaladikca, o da ‘gecir yigidim. O koca yarragi ver bana. Seni icimde istiyorum.döllerini istiyorum, agzimda. Hepsini yutacam’
Orosbu iyice azdi ama bi türlü bosaltamdim. Belli ki tecrübesi coktu. Seni bosaltmazsam benim de adim Hakan degil dedim kendi kendime. PompaI hizlandirdim ve memelerini siki siki tuttum arkadan. Kiz eridi resmen. Ne zaman bosalcak bu orosbu derken,sikim amindayken bosaldi. Ben böyle bir bosalma görmedim. Yatak sirilsiklam olmustu. Ben pompaya biraz devam ettim. ‘Vereyim mi agzina’, dedim. Kizin yangini tabi azaldi. Devam askim dedi. Gel gel, dedim. Cikardim aminsan oturdum ve ona yalattirdim sikimi. Hepsini yutacaksin orosbu seni, dedim. Biraz yalattiktan sonra agzina komple bosaldim, o cekmege calistikca ben kafasini tuttum. Hepsini al güzelim, dedim. Kiz konusamiyordu agzindaki döllerimden. Yut yavrum dedim ve bir oh cektim deRinden. Hepsini yuttu o da. Ve birden dassaklarimi yalamaya basladi. Kiz doymuyordu. Ama ben bitmistim. Laleyi böyle siktim iste. Ikinci firsatta bidaha sikicemabla sikmek azdiran sex eczanede sex en yeni sex oku entes seks hikayeleri erotik hikayeker kocasını aldatan kadınların seks hikayeleri porno oku sex yeni hikayeler -
Seks dersi verdiler bana – Sikiş hikayesi
Neredeyse akşam olmak üzereydi, “Eyvah geç kaldım, anam bütün kemiklerimi kıracak!” dedim. Durmuş ağa telaşlandığımı görünce, “Merak etme birşey olmaz, sen eve git hadi!” dedi. Koşarak eve doğru giderken biraz ilerde annemi gördüm. Annem beni görünce kızıp bağırmaya başladı. Yanına varınca dövecek sandım. Tam o sırada arkamdan bir ses, “Hele dur bacım, ne yapıyorsun?” dedi. Bu Durmuş ağanın sesiydi, “Kızın önüne itler çıkmış, korkmuş sinmiş oraya, ben kurtardım kızcağızı!” dedi. Ben de evet anlamında başımı sallayınca, bu sefer annem telaşla, “Bir şeyin var mı kızım?” diye sarılıp sevmeye başladı. Durmuş ağa, “Ekrem’e selam söyleyin!” deyip gitti. O akşam yatağımda Durmuş ağanın sikini, beni okşamasını, ilk boşalmamı düşünerek uyudum.Sabah oyalanıp, öğleye doğru anneme, “Suya gideyim mi?” diye sordum. “Kızım köpekler saldırır, akşam babanla gidersiniz!” dedi. Ama ben Durmuş ağayı görmeliydim, dünkü zevkten sonra tekrar o duyguyu yaşamak istiyordum. “Anne, elime sopa alırım, bir de arka açıklıktan giderim!” dedim. Annem, “Kızım o yol çok uzak olur, yorulursun!” deyince, “Olsun!” deyip annemi ikna ettim. Ama köpek falan olmadığını bildiğimden kestirmeden dere kenarına indim. 5-6 sefer ettim, ama Durmuş ağa gelmedi. Acaba geç mi geldim diye düşündüm. Ertesi gün sabah yine suya gittim, ama Durmuş ağa o gün de yoktu. Acaba birdaha gelmeyecek mi, onu memnun edemedim mi gibi cahilce düşüncelere kapılmıştım.Aradan 4 gün geçmişti. Her Çarşamba kasaba pazarına giderdik. Bazen ben evde kalır, ev işlerini yapardım. Babam annemle sabah erkenden ufak kardeşimi de alıp, pazara, bahçeden toplanan sebzeleri satmaya gittiler. Ben de evdeki işleri elimden geldiğince yapıp, dereye su doldurmaya gittim. Bir de baktım Durmuş ağa derenin kenarında dikilmiş bekliyor, hemen yanına gittim. Ben yanına varır varmaz hiç konuşmadan beni sıkıca kavrayıp, aşağı eğilerek dudaklarıma yapıştı. Öptükten sonra, “Özledin mi beni minik orospum?” dedi. Ben utangaç bir tavırla başımı salladım. Durmuş ağa kaşlarını çatıp, “Konuşsana kız!” deyip kıçıma şaplak attı. “Evet, özledim!” dedim. Bir kahkaha attı, “Canın çekti değil mi küçük yosma? Sikimin bağımlısı olacaksın, peşimde dolanacaksın demiştim sana! Söyle bakayım, canın çekiyor değil mi beni?” dedi.Ben öylece bakarken Durmuş ağa tekrar kaşlarını çattı, ben de hemen, “Evet Durmuş amca!” dedim. “Bundan sonra yalnızken bana Durmuşum diyeceksin, sikicim diyeceksin, amcığımın sahibi diyeceksin, erkeğim diyeceksin! Benleyken açık saçık konuşacaksın, hepsini öğreteceğim sana! Şimdi söyle bakayım, ne çekiyor benim küçük yosmamın canı?” dedi. “Şeyy… Beni öpmeni, sevmeni… Bir de… Hani boşalttın yaaa, ondan!” deyip, utanarak başımı önüme eğdim. Durmuş ağa hemen beni kollarımdan tutup çalılıkların arkasına götürdü. Önceden hazırlık yapmıştı belli ki, çünkü yere bir kilim sermiş, yiyecek içecek getirmişti.Hemen pantolonunu ve üzerini çıkarttı, sadece atleti vardı üzerinde. “Hadi yavrum, sen de soyun da hizmet et erkeğine!” dedi. Utanıyordum, ama o ne derse yapmaktan da kendimi alamıyordum. Soyunup, üzerimde sadece küçücük donumla kilimin üzerine kıvrılıp oturum. Yanıma sokulup oturdu ve dudaklarıma yapıştı. Biraz öpüştükten sonra getirdiklerini yemeye başladık. Durmuş ağa sürekli beni okşuyor, minik göğüslerimi sıkıyordu. Bu sırada siki kalkmış, göbeğine değiyordu. Sonra beni ayağa kaldırıp kasıklarımı ve göbeğimi öpmeye başladı. Biraz sonra da donumu aşağıya çekip, ayak bileklerime kadar indirdi. Sonra bağdaş kurup oturdu, beni de kucağına oturttu. Bu sırada donum ayağımdan tamamen çıktı. Artık küçücük bedenimle onun kucağındaydım, yarağı bacaklarımın arasında kalmıştı.Dudaklarıma yapıştığı anda, elleri ile kasıklarımı ve göğüslerimi okşuyordu. Bacaklarımın arasındaki siki amıma sürtünüp duruyordu. Bütün vücudumu ateş bastığını hissedebiliyordum, hoş bir duygu bütün bedenime yayılmaya başlamıştı. Durmuş ağa işini çok iyi biliyordu. Dudaklarımı bırakıp, boynumu yüzümü öpmeye başladı. Sonra minik göğüslerimi sırayla ağzına alıp bırakmaya başladı. Elleri boş durmuyor, sürekli beni okşuyor, göğüslerim yalanıp öpülüyor, yarağı amıma sürtünüyordu. Ben kendimden geçmiş bir şekilde ona sarılmış, “Ohhhhhh, ahhhhh!” diye inlemeye başlamıştım. Sonra elimi tutup sikine götürdü, sikini okşattırdı. Ben sikini okşarken, Durmuş ağa kulağıma birşeyler söylemeye başladı. Sözleri beynime kazınıyordu. Söylediklerini söylememi istiyordu, o ne isterse söylüyordum. O da elini amıma atıp okşamaya başladı. Bir süre sonra titreyerek boşalıyordum. O anda, “Hadi sana öğrettiklerimi söyle!” deyince, ben de, “Durmuşum sik beni, koy amıma erkeğimmmm!” deyip, inlemeye başladım. Sonra kucağına yığılıp kaldım.Durmuş ağa beni usulca yere uzattı. Kendisi de üzerime doğru uzanıp, öpüşmeye başladık. Yaşadığım hazzın verdiği duygu yoğunluğu ile deli gibi öpüşüyordum. Bu durum hoşuna gitmiş olacak ki, “Aferin küçük yosmama, iyi öğrendin öpüşmeyi, çok iyi bir orospu olacaksın sen, minik yosmam benim!” dedi. Sonra öperek boynuma, oradan da göğüslerime indi. Bu sırada kazık gibi olmuş siki amıma baskı yapıyordu. Beni sürekli öpüp okşaması ve amıma sürtünen siki, benim tekrar kıvranmama neden oluyordu. Bu duyguları yeni tadıyordum, ama çok hoşuma gidiyor, kendimi uçuyor gibi hissediyordum. “Hadi söyle, ne istiyorsun!” dediğinde, “Ye beni erkeğim, sev, öp, yala heryerimi, amımı sik, sikicim ol!” diye inlemeye başladım.Durmuş ağa hafif doğrulup sırıttı. Gözlerimin içine bakarak, “Bak şimdi minik yosmam, yarağımı amına sokup seni sikeceğim!” dedi. Sikini gövdesinden kavrayıp yavaş yavaş amımın deliğine sürtmeye başladı. “İlk olduğu için acıyacak, ama sonra alışırsın!” dedikten sonra yarağının ucunu deliğimin ağzına dayayıp yüklenmeye başladı. Ama sikinin kocaman kafası minik amımdan içeri bir türlü girmiyordu. “Fındık kadar amın var orospu, ama yaracağım o küçük amını, çaresi yok!” dedikten sonra bir eliyle göğüslerimden iyice bastırıp, diğer eliyle sikini sıkı sıkı tutup sikinin kafasını deliğim hafif hafif gezdirmeye başladı. Sonra bir anda belini ileri doğru itmesi ile beynimde şimşekler çaktığını hissettim. İnanılmaz bir acı ile, “Çok acıyor çıkart, kurbanın alayım, çıkart Durmuş amca, yandım!” diye bağırmaya başladım. O anda kendimden geçmişim.Bir süre sonra kendime geldiğimde, kalçalarım Durmuş ağanın dizlerinin üzerinde, incecik belimden elleri ile kavramış, belini sürekli ileri geri oynatıp duruyordu. Amımın acısı biraz hafiflemişti, ama halen canım yanıyordu. Gözlerimi açtığımı görünce, “Ayıldın mı yosmam? Bak yardım küçük amını! Ohhhhhh!” diye inledi. Kafamı kaldırıp bacak arama doğru baktım, amımın üst tarafında bir şişlik oluşmuş, amımın dudakları iki tarafa ayrılmıştı. Sikin yarısından fazlası içime giriyor, sonra başı haricinde tekrar geri çıkıyordu. Girip çıkarken de, amımın iki küçük dudağı da sikle beraber bir içeri katlanıyor, bir dışa bükülüyordu.Durmuş ağa bacak arama baktığımı görünce, “Görüyormusun küçük orospu, erkeğin amına koyuyor, patlattım kızlığını, ohhhh, artık benin karım oldum!” dedi. “Canım yanıyor, sevmedim ben bunu!” dedim. Durmuş ağa, “Merak etme alışırsın minik orospu, hele bir iki kere daha sikeyim seni, sik manyağı olursun!” dedi. Bu sırada sürekli sikini sokup çıkarıyordu amıma. Her giriş çıkışında sikinin tüm hatlarını içimde hissedebiliyordum. Biraz sonra belimi bırakıp, minik göğüslerimi yoğurmaya, sıkmaya başladı. Bu sırada temposunu artırıp, artık içime daha hızlı gidip geliyordu. Biraz zevk alıyordum, ama duyduğum acı ve yanma daha fazlaydı. Durmuş ağa, “Ohhhh, daracıksın orospu, amının içi hem sıcak hem dar, ohhhh, sikim bayram ediyor küçük amcık!” diye sayıklamaya başladı. Artık kendinden geçmişçesine girip çıkıyordu. Amım kocaman bir yarağın istilası altındaydı. Duyduğum haz artmaya başlamıştı, ama amımın yanması ve sızısı geçmiyordu.”Fındık kadar amını dölleyeceğim senin, tohumlarım gezecek içinde küçük yosma!” diye mırıldanmaya başladı. Bir süre sonra da, “Al sana ağanın dölleri orospu! Ahhhh, bitirdin beni!” diye bağırıp, bütün gücü ile üzerime yüklendi ve göğüslerimi sımsıkı sıkıp durdu. İçime birşeylerin aktığını hissettiğim anda beynimde bir şimşek çaktı, müthiş canım yanmıştı, Durmuş ağa sikini dibine kadar sokmuş, kasıkları bana yapışmıştı. Duyduğum acıdan tekrar bayılacağım zannettim. Durmuş ağanın ise gözleri kaymıştı, yüzünde büyük bir mutluluk ifadesi vardı.Sonra üzerimden kalkıp doğruldu, bu sırada siki de yavaşça amımdan çıktı. O an amım rahatladı. Durmuş ağa kenara doğru uzandığında siki gözüme ilişti, üzeri kırmızı ve beyaz olmuştu, dizlerinin üzeri de biraz kan olmuştu. Kendimi biraz toplayıp bacak arama baktım, amımdan dışarıya doğru kanla karışık döller süzülüyordu. Vücudumun sıktığı yerleri kıpkırmızı olmuştu. Durmuş ağa, “Ağanın dölleri süzülüyor amından, çok tatlıydı, bundan sonra benimsin artık, seni sikip sikip amını götünü döllerimle dolduracağım, döllerimi içireceğim sana minik yosmam benim!” diye söylendi. İçim bir tuhaf oldu, kendimi farklı hissediyordum.Zaman su gibi akmış, vakit öğlen olmuştu. Durmuş ağa derede sikini yıkayıp geldi, “Git sen de amını güzelce yıka bakalım!” dedi. Biraz zor da olsa ayağa kalkıp, derede amımı yıkadım. Ama bacaklarımı bir türlü birleştiremiyordum. Amımın dudakları kıpkırmızı idi ve halen şiş duruyordu. Yanına döndüğümde, beni kilimin üzerine sırt üstü yatırdı. Telaşlandım, “Durmuş amca ne olur sikme beni, çok acıyor, sikini ağzıma alayım, öyle mutlu edeyim seni!” dedim. “Merak etme, bu gün daha sikmeyeceğim seni! Beni çok mutlu ettin, o yüzden bir hediye vereceğim sana! Şimdi sıkma kendini, aç bacaklarını iyice!” dedikten sonra, kafasını bacak arama sokup, amımı yalamaya başladı.Bundan inanılmaz zevk alıyordum. O ise şapırtılar çıkartarak amımı yalıyor, deliğime dilini sokup çıkartıyordu. Her saniye aldığım zevk artıyordu. Amımı yalamaya ara verip, “Hadi söyle!” dedi. “Ye beni ağam, kurban olayım sana, sikicim benim, erkeğim, amımın sahibi!” diye inledim. Biraz sonra da ayaklarımla kafasını sıkıştırıp, inleyerek boşalmaya başladım. Müthiş bir andı, çok mutluydum, amımın acısını bile unutmuştum. Sonra vücudumu salıverdim. “Hoşuna gitti mi?” dediğinde, sadece başımı sallayabildim.Biraz dinlendikten Sonra toparlandık. “Cumartesi gene görüşürüz!” deyip beni öptü, eşyalarını da alıp uzaklaştı. Ben de suları alıp eve gittim. Salondaki sedire zar zor uzandım, amım halen biraz sızlıyordu. Bugün başıma gelenleri düşündüm. Daha bu yaşımda sikilmiş, kadın olmuştum, amım ilk kez yenmiş, harika bir duygu yaşamıştım… -
Pamuk gibi bembeyazdı – Sex Hikayeleri
Beklediğim fırsat iki hafta kadar sonra geldi. Faruk abi bir cenaze nedeniyle İstanbul?a gideceğini söyledi. ?Ben dönene kadar sen dükkâna göz kulak olursun, arada hanım da gelecek, bir şey lazım falan olursa sen ilgilenir misin?? deyince, ?Ne demek abi, gözün arkada kalmasın!? dedim keyifle. Altın bir fırsattı bu ve mutlaka değerlendirmeliydim. O süre boyunca Hanife?yi sikme hayalleri kurmuş, arada bir resim ve videolara bakarak 31 çekmiştim.Ertesi gün çalışırken kapı açıldı ve Hanife girdi içeri. Birden karşımda görünce şaşırdım ve heyecanlandım. Yine siyah çarşafını giymişti. Beyaz yüzü görünüyordu sadece. Selam verip dükkânın kepenklerini açıp açamayacağımı sordu. ?Ne demek, hemen!? dedim. Anahtarları ucundan tutarak uzattı, elinin elime değmesinden çekiniyordu. Paslanmış kepenkleri kaldırdım. Hanife teşekkür edip içeri geçtikten sonra ben de işime döndüm.Koltuğa oturdum, ama aklım Hanife?deydi. Hemen yanı başımdaydı. Üstelik tek başınaydı. Fırsat ayağıma gelmişti, ama bu sefer de nasıl adım atmam gerektiğine karar veremiyordum.Ancak kapı açılıp da yeniden onu karşımda görünce işleri oluruna bırakmaya karar verdim. ?Bizim dükkânda çay bitmiş, sizde varsa biraz alabilir miyim?? diye sordu. ?Abla eğer istersen hiç demleme, ben yeni demlemiştim zaten, getireyim bir bardak!? dediğimde, ?Zahmet olmasın size!? diyerek olmaz gibilerden teşekkür etti, ama ben ısrar edince kabul ederek geri döndü.Hemen bir bardak sıcak çay doldurdum, yanına da birkaç parça bisküvi koyup, küçük bir tepsiyle götürdüm. Hanife, ?Allah razı olsun, sağ olun!? derken masasına bıraktım. Bana, ?Siz içmiyor musunuz?? deyince, ?Ben içerde içerim.? dedim. İlk andan onu ürkütmek istemiyordum. ?Siz de bir bardak alın kendinize, beraber içelim!? deyince, içimden (Canıma minnet!) dedim. ?Peki öyleyse, getireyim!? diyerek gidip kendime de bir bardak çay aldım.Yıllardır komşuyduk ve tanıyorduk birbirimizi. O nedenle benden çekinmiyordu. Ancak benim kendisiyle ilgili kurduğum hayalleri, planları bilmiyordu. Bir süre havadan sudan konuştuk. Karımı ve çocuklarımı sordu. Ben de kızlarını sordum. Dakikalar ilerleyip de çaylarımız bittiğinde artık konuya girme vaktinin geldiğini anladım.?Geçen Faruk abi bilgisayarını getirmişti. Arızalanmış, virüs girmiş içine, tamir etmemi istedi. Ben de hallettim. Ama o ara bir şeyler buldum bilgisayarında, çok acayip şeyler!? dediğimde Hanife?nin yüzü değişti birden. Sanki söyleyeceklerimi anlamış yada tahmin ediyormuş gibi, ?Siz gitseniz iyi olur bence!? dedi. ?Giderim, sorun yok. Ama gitmem senin için iyi olmaz!? dedim kalkarken.Göz bebekleri fırıl fırıl dönüyor, beyaz yüzü renkten renge giriyordu. Kocasının bilgisayarındaki resim ve videolardan haberi vardı anlaşılan.?Ne demek bu?? diye sordu titreyen sesiyle. ?Cevabı merak ediyorsan benim dükkâna gel!? dediğimde ayağa kalkıp, ?Koray Bey!? dedi kıpkırmızı yüzüyle. ?Allah aşkına, ne yapmaya çalışıyorsun?? dedi ağlamaklı bir halde. Hanife ben daha bir şey demeden meselenin ne olduğunu anlamıştı. ?Faruk abinin bilgisayarındakileri biliyorsun değil mi?? dediğimde ağlayacak gibi oldu. Dudaklarını ısırdı. Ellerini masanın üzerine koymuş, öylece duruyordu.Onu öyle bırakıp bir şey demeden dükkâna geçtim. Geleceğini biliyordum. Nitekim 10 dakika kadar sonra kapı açıldı, Hanife karşımdaydı. Kapıyı kapatıp, ?Ne istiyorsun?? dedi. Ağladığı belliydi, gözleri kızarmıştı. Bütün cesaretimi toplayıp, ?Seni istiyorum!? deyince bembeyaz yüzü pancar gibi kızardı, bir eliyle ağzını kapattı. Utanç ve korkudan ne yapacağını bilmez bir haldeydi, sanki bir anda düşüp bayılacaktı.Hanife hayatının şokunu yaşıyordu karşımda. Kızarmış gözlerinde yeniden yaşlar belirdi. ?Korkma, aramızda kalacak. Ne kocanın ne başkasının haberi olmayacak. Kabul etmezsen o resimlerin hepsini internete koyarım, herkes öğrenir!? dediğimde yaşadığı utanç ve şaşkınlık tavan yaptı. ?Senin yaptığın insanlığa, Müslümanlığa sığar mı?? dedi korkudan titreyen sesiyle.Sonra da, ?Birisi senin karına yapsa…? dedi, ama onun lafını kesip, ?Kimse benim karıma yapamaz, çünkü ben onun öyle resimlerini çekmiyorum!? dedim sert bir sesle.?Koray Bey, ben seni böyle bilmezdim!? dediğindeyse, ?Ben de seni öyle bilmiyordum!? dedim yanıt olarak. ?Ne olur, kocam yaptı bir hata. Benim başımı yakma, üç çocuğum var benim, onların başı için, Allah rızası için…? diyerek bir yandan ağlayıp bir yandan da beni ikna etmeye çalışıyordu.?Ben sana teklifimi yaptım. Düşün taşın, sana yarın sabaha kadar süre, ya kabul edersin, yada yarın hepsini koyarım internete. Kocana yada başka birine söylersen de aynısı olur. Afyonlu Hanife?nin marifetlerini herkes görür!? dediğimde gözleri yuvalarından fırlayacakmış gibi oldu. ?Ha, eğer bana inanmıyorsan al bak!? dedim ve çıplak resimlerinden telefonuma yüklediğim bir tanesini gösterdim.Yüzünü diğer tarafa çevirdi hızlıca ve bir şey demeden kapıyı açıp gitti. Birkaç dakika sonra da kendi dükkânlarının kapısının kapandığını duydum. Bakınca Hanife?nin hızlı adımlarla gittiğini gördüm. Meseleyi kocasına yada bir akrabasına açabilirdi, öyle bir durumda hayatım tehlikeye girerdi. Ama Hanife gibi bir kadının böyle bir şey yapmayacağını adım gibi biliyordum. Kendi küçük dünyasında yaşayan bir kadındı. Elimdeki resim ve videoları zorla almaya çalışmak, beni şikâyet etmek, birilerine konuyu anlatmak yapacağı en son işti.İki saat kadar sonra dükkânlarının kapısının açıldığını duydum. Ancak o sırada bir müşterim vardı, o nedenle bakamadım.Birkaç dakika sonra benim kapıda Hanife?yi gördüm, ama içerde birinin olduğunu görünce girmedi. Müşteri 10 dakika kadar sonra çıktı. Hanife de peşinden girdi. Sanki adamın çıkmasını gözlüyordu. Kapıyı aralık bırakıp yeniden beni ikna edici sözler söylemeye başladı. ?Bak, ben sana söyleyeceğimi söyledim. Boşuna çeneni yorma, ya kabul edersin, yada olacakları sen bilirsin. Ben her şeyi göze aldım!? dedim. Bu son cümlem sanki bir kurşun yemiş gibi olmasına neden oldu.Saate baktım, 16:00’ya geliyordu. ?Sana yarın sabah 10:00’a kadar süre. Kabul etmezsen saat on 11:00’de hepsini internete koyarım!? dediğimdeyse düşmemek için sandalyeden tutundu. Korkudan ne yapacağını bilmiyordu, kendini kaybetmişti sanki. Bir süre o halde kaldı. Derken beklediğim sözler döküldü titreyen dudaklarından ve ?Aramızda kalacak, sonra hepsini sileceksin…? dedi.?Tamam, aramızda kalacak, sonra hepsini sileceğim!? dedim. Hanife gözlerini kaçırırken, ona, ?Eğer istersen şimdi yapalım, içerisi müsait!? dedim elimle arkayı göstererek. Hanife sanki birden cesaretlenmiş gibi, ?Bitirelim artık şu işi! Dükkânın kapısını kapatıp geleyim…? dedi ve çıktı. Her şeyin bu kadar kolay olacağını tahmin etmemiştim ama olmuştu. Biraz sonra yan tarafın kapısı kapandı ve Hanife içeri girdi.Hanife’ye, ?Sen şu arkaya geç!? derken ben de dışarı baktım. Gelen giden yoktu, kapıyı kilitledim ve içeri geçtim. Hanife tezgâhın önünde ayakta duruyordu. Bana hiç bakmıyor yan duvara bakıyordu sadece. ?Geç şöyle, eğil!? dedim ve ondan tezgâhtan tutunarak domalmasını istedim. Ellerini tezgâha koydu ve öne doğru eğildi biraz. Orta boyluydu, ama ayağına siyah renkli kalın tabanlı ayakkabı giydiğinden boyu uzamış ve nerdeyse benim boyuma gelmişti.Arkasına geçtim hemen. Hanife?nin bu kadar kolay ‘Evet’ diyeceğini hiç tahmin etmiyordum. Halen daha inanmakta zorlanıyordum. Pantolonumu ve külotumu indirdim.Hanife sadece önüne bakıyordu. Çarşafının alt kısmını altındaki bordo renkli eteğiyle beraber tutup kaldırdım. Dizlerinin altına gelen ince siyah çoraplar giymişti. Etekle çarşafı iyice kaldırdığımdaysa kırmızı külotu ile kaldı.Bembeyaz kalçalarının üzerinde kırmızı külotlu dolgun götünü görmek bir anda sikimi sertleştirdi. Külotu lastiklerinden tutup dizlerine indirdiğimde bembeyaz götü çıktı karşıma. Ellerimi göt yanaklarına attım hemen. Taş gibi sert, dolgun göt yanaklarını ayırdım. Resim ve videolarda gördüğümden çok daha güzel bir manzara vardı karşımda. Biçimli ve etli amı tam sikimin hizasındaydı. Kasıklarında çok az kıl vardı. Minik bir çukuru andıran göt deliğiyse amından da cezbediciydi.Sikimi tuttum ve sıvazladım, ardından sikimin kafasını bastırdım amına. O an irkildi Hanife, yerinde kıpırdadı. Kocasının 12-13 santimlik siki gitmiş, şimdi yerine benim 19 santimlik ufaklık gelmişti. Sikimi bastırdım yavaşça, ama girmiyordu bir türlü. Amı sikimi almamakta inat ediyordu sanki.?Az bacaklarını aç, arala biraz!? dediğimde, Hanife iki ayağını ayırdı. Dizlerindeki külotunun lastikleri bir yay gibi gergindi. ?Biraz daha eğil öne doğru!? deyinceyse ellerini tezgâhın üzerinde iki yana açtı biraz daha ve iyice eğildi. Çarşafıyla eteğini topladım belinde. Sikimin kafasına tükürdüm ve amına bastırdım yeniden.Bu kez sikim yavaş yavaş girmeye başladı içine.Ve girdikçe amının kışkırtıcı, yakıcı sıcaklığını hissediyordum. Muhteşem bir duyguydu. Bastırdıkça Hanife?nin amı sikimi alıyordu içine. Ancak sikim kocasınınkinden daha büyük olduğundan gene de biraz zorlanıyordum. Kendini kasıyordu ayrıca. ?Rahat ol, kasma kendini!? dedim ama bir şey demedi Hanife. Bir ara, ?Ihhh!? diye bir inilti çıktı dudaklarından. ?Yavaş ol!? dedi fısıltıyla peşi sıra. ?Sen kasma kendini!? dedim karşılık olarak.Sikimi çıkardım ve bolca tükürdüm üzerine, sıvazladım iyice. Ardından yeniden bastırmaya başladım. Bu kez daha rahat giriyordu sikim amına. Ara ara sikimi sokup çıkartarak genişletiyordum amını. Yarısından fazlası girdiğindeyse gidip gelmeye başladım amında. O an, ?Ahhh, yavaşşş!? diyen bir inilti koyuverdi Hanife, ama benim yavaşlamaya niyetim yoktu. Ellerimi göt yanaklarına attım, sıkıca tuttum ve o halde sikmeye başladım. Hanife ara ara, ?Ahhh, ayyy, yavaşşş, ıhhh!? derken ben zevkten dört köşe olmuştum. Başını geriye atıp, ?İçime boşalma sakın!? dedi ve tekrar etti birkaç kez. ?Tamam, merak etme!? dedim onu sakinleştirmek için.Amı, üç çocuk doğurmuş olmasına rağmen dardı, yıllarca kocasının küçük sikine alışmıştı. Şimdi büyük bir yarağı yiyince zorlanıyor, acı çekiyordu. Amında gidip geldikçe sikim daha fazla girip çıkmaya başlamıştı amına. Gittikçe genişliyordu amı, ama henüz ıslanmadığından kaygan değildi, bu da Hanife?nin canını acıtıyordu.Hanife acı çekiyor, ama ben zevk alıyordum, iki zıt kutuptaydık. ?Haa, böyle sikiyo mu kocan seni, haa, söylesene, böyle sikiyo mu?? deyip duruyordum bir taraftan. İki elim iki dolgun göt yanağındaydı. Pompaladıkça göt yanaklarının löpürdeyişlerini izliyordum.Minik göt deliğine bastırdım sağ başparmağımla. Bu ara Hanife biraz daha öne doğru eğildi, elleri yerine dirseklerini dayadı tezgâha. Bu halde biraz daha az canının yanmasını umuyordu, ama sikimin karşısında amı teslim bayrağını çekmişti bir kere.?Ihh, yavaşş, ayyyy, ahhh, uhhhh…? diye diye acı dolu inlemeleri kesilmeden sürüyordu. Siyah çarşafı rüzgârla birlikte dalgalanıyordu önümde. ?Tamam, yeter bu kadar, hadi, çık artık, yeterrr!? demeye başladı bu sefer. ?Yetip yetmeyeceğine ben karar veririm, daha yeni başladık!? dedim sertçe. İtiraz edecek gibi olduğunda iyice bastırdım sikimi amına. O anda derin bir hırıltı çıkardı, ?Aahhhh, oorrrospu çocuğuuu!? dedi olanca öfkesiyle.Hoşuma gitti bu tepkisi. ?Ha şöyle yola gel!? dedim keyifle. Aynı şiddette bastırmaya devam ettikçe Hanife?nin hanımefendi, uysal hali gidiyor, ruhunun karanlık tarafı ortaya çıkıyordu. Küfürlerine aynı şekilde küfürle karşılık veriyordum. ?Kocan resimlerini çektiğinde mutlu oldun değil mi, amcık, söylesene, hoşuna gitti değil mi, seni kameraya çekmesi hoşuna gitti değil mi?? dedikçe, Hanife bana ana avrat küfrediyordu.Bir ara kendini öne çekmeye, kurtulmaya çalıştığında belinden tuttum sıkıca ve var gücümle yüklendim amına. ?Ihhhh!? diye bütün dükkânı çınlatan bir inilti çıkardı.Sikim dibine kadar girmişti amına. İyice köklemiştim. O halde bir süre bekledim. Hanife bacaklarını biraz daha açmaya çalıştı, ama dizlerine inen külotu engel oluyordu buna. Sonunda dayanamayıp, ?Az dur!? dedi. Amından çıktım böyle söyleyince. Külotunu tamamen indirip çıkardı, çarşafını ve eteğini topladı belinde. Yeniden domaldı, ama bacaklarını iki yana iyice açmıştı şimdi.Ayrık duran amına girdim tekrar. Hanife?nin yöntemi işe yaramıştı, şimdi daha rahat girip çıkıyordum amına ve iniltileri de azalmıştı. Gittikçe hızlanırken kasıklarım ve taşaklarım onun kasıklarına çarpıyor ve şiddetli ses patlamaları yaratıyordu içerde. Dışardan görünmemiz mümkün olmadığından var gücümle pompalıyordum. Yeniden sağ başparmağımı göt deliğine bastırdım. Aldığım zevkle inlemeye başlamıştım. Hanife?nin amının da ıslandığını fark ettim. Küfürleri, hakaretleri bir kenara bırakmıştı ve amı sulanıyordu. Bunun verdiği zevkle daha da bastırıyordum amına. Ve boşalmaya da adım adım yaklaşıyordum.Hanife?den, ?İçime boşalma, sakın içime boşalma!? sözleri çıkmaya başladı bu sırada. ?Tamam be, kes sesini!? dedim. Kendimden geçer gibi oluyordum artık. Çıkan ‘Şlap, şlap, şlap!’ sesleri içeriyi titretirken son bir güçle pompaladım. Hanife?den yine acı dolu iniltiler gelmeye başlarken birden bütün zincirlerimi kırarcasına boşalmaya başladım. Bütün enerjim çekilmiş, tükenmiş gibiydi. Döllerim Hanife?nin amına akıyordu, ama o içine boşaldığımdan habersizdi sanki. Acı iniltileri giderek azalırken çıktım amından. Amı iyice genişlemişti. Amının dudakları ayrılmıştı birbirinden ve resimlerinde gördüğüm gibi bir boşluk oluşmuştu iki dudağı arasında.Döllerimden kalanlar amından kasıklarına akıyordu. Hanife, ?İçime mi boşaldın?? dedi başını yana çevirip. Anlamadığını sanmıştım, ama yanılmıştım. Sağlam birkaç küfür savurdu, ama o zevkle yanıt vermedim. Bembeyaz yüzü kızarmış ve boncuk boncuk terlemişti. Çıkardığı külotunu giyindi hızlıca. Eteğini ve çarşafını düzeltti. Sonra da, ?Hadi sil şunları!? dedi heyecanla. ?Dur be tamam, silecem, acelen ne?? dedim, ancak Hanife, ?Çabuk sil şunları!? diyerek karşılık verdi.Sikim tüm haşmetiyle önümde sallanıyordu. Döllerim ve amının sıvıları ile kaplı sikime bakmamaya çalışıyordu Hanife, ama ara ara gözünü dikiyordu. Ona, ?Hepsini aldın içine, helal olsun!? dediğimde bir şey demedi, ?Sil şunları çabuk!? dedi yeniden. ?Tamam be!? dedim ve masaüstü bilgisayarını açtım. Resim ve videoları buraya yüklemiştim, ama harici harddiskin içinde de halen duruyordu.Yüklediğim resim ve videoları gösterdim tek tek. Hanife, ?Sil şunları!? dedi öfkeyle. Her birini tek tek sildim. ?Kutudan da boşalt, çöp kutusunu da sil!? dedi hepsi silindikten sonra. ?Sen çöp kutusunu nerden biliyorsun?? dedim şaşırarak. ?Sil, orayı da sil!? dedi parmağıyla geri dönüşüm kutusunu göstererek. Oradan da hepsini sildiğimde, ?Bir daha bana bulaşmaya kalkarsan seni gebertirim!? dedi öfkeli sesiyle ve hızlıca çıkıp gitti.İstediğimi almıştım. Ayaküstü de olsa güzel bir sikiş olmuştu. Ama bu bir son değil, ilerisi için bir başlangıçtı…ablamla sex hikayeleri ensest hikaye ensest hikayeleri ensest seks ensest seks hikayeler ensest seks hikayeleri harika sex hikayeleri hikaye ensest resimli sekx hikayeleri seks hikayeleri sex hikayeleri yasli seks hikayeleri -
Azgın Kadını Görünce Soktum Dalgayı – Erotik hikayeler
Seksin benim için ne yeri ne de zamanı vardır. 24 yaşında genç, delikanlı adamım. İstediğim kadınla günümü gün eden azgın bir boğa gibiyim. Sekse hiçbir zaman doymuyorum, bu yüzden de çok sık birliktelikler yaşarım. İstediğim şekilde her kadını tavlayabilen bir erkeğim. Zaten yakışıklı, kaslı, cool, tarz bir Seks Hikayeleri adam olunca kadınlar gözünü alamıyor. Babamın arabası olsa da altımda bir arabada var, takılıyoruz öyle sağda solda, kızlar görüp tav oluyor her şeyime tabi. Affetmeden siker geçerim böyle bir durumda da.
Karşı komşumuz olan annemin arkadaşı var, kadın sanırım 45 yaşları civarında bir şey. Annemle aralarında aşağı yukarı iki üç yaş vardı diye hatırlıyorum. Asortik bir kadın, giyinip süslenmeleri seven, güzel giyinen, fıldır fıldır etrafı gözlemleyen bir tip. Ben gidip gelirken karşılaştığımızda hep beni de baştan aşağı süzerdi. Beni yatağa atmak istiyor diye net şekilde bir düşüncem olmasa da azgın, yollu bir tip olduğu hareketlerinden, o süzüşlerden, bakışlardan net şekilde anlaşılıyordu. Çoğunlukla kadın bana karşı hep bu tavırlar içindeydi. Bazen annemle bizim evde otururken gördüğümde çok daha normal konuştuğunu ve davrandığını görüyordum.
Zaman geçtikçe bu kadının artık bana olan ilgisini fark ettim ve bu ilginin de ta liseden beri sürdüğünü idrak ettim. Çünkü o zamanlardan beri bana karşı garip hareketleri vardı. Net şekilde emin olamasam da bir şeyler farklı gelirdi bana davranışlarında. Bazen de ‘Oğlum ne azgın herifsin Ferda teyze sana mı asılacak’ derdim. Ergendik sonuçta, sanki dünya etrafımda dönerdi. O sıralar onu düşünerek 31 çekmişliğim bile olmuştu hatta. Füze gibi memeler, dolgun götü falan cidden göz alıcıydı. İnce, dar, dekolte, kısa giymeyi falan da severdi.
Oturduğumuz muhitte çoğu evli kadın böyle giyiniyor zaten de sanki o ekstra bir göstermeyi sever gibi giyiniyordu. Bazen onun bana karşılaşınca yakınlaşarak konuşmaları felaket şekilde beni Seks Hikayeleri azdırırdı. İnanılmaz bir çekiciliği vardı. Bazen dekoltesini öyle bir suratıma yaklaştırırdı ki kafamı o koca memelerin arasına gömmemek için kendimi zor tutardım valla. Felaket azdığım günlerde onu siktiğimi, bu damarlı uzun yarrağımı amının dibine kadar daldırdığımı düşünerek 31 çeker, o memelerin üzerine boşaldığımı hayal ederek fışkırtırdım.
Bizimkiler bu yaz tatile gittiklerinde olanlar oldu işte. Benim bütler yapılacaktı ve önden rezervasyon yaptırdıkları için erteleme durumu olmadı, benim de gitme durumum olmayınca yalnız kaldım evde. Ferda teyze bir gün kapıyı çaldı ‘Annenler gelene kadar bir ihtiyacın olursa söyle bana, bak sakın çekinme’ dedi. ‘Teşekkür ederim, tabi söylerim Ferda abla’ dedim. Ona abla demeye bir süre önce ‘Teyze deme kırılıyorum, valla çok yaşlı hissettiriyor’ dediği içi başlamıştım. Yanlışlıkla teyze deyince hemen kaşlarını çatıyordu ve bebeksi bir ifade yapıyordu. O esnada sanki tam sikilmelik yaramaz bir kız gibi oluyordu.
Bizimkilerin gittiği ikinci gün ben eve üniversiteden bir kızı getirip bir güzel siktim. Cayır cayır yanıyordu amcığı ben de verdim veriştirdim. O kadar çok bağırdı ki artık ağzını kapatarak sikmiştim sonuna kadar. Ama meğersem duyulmuş bu Ferda hanımcık tarafından. Sanki özellikle bizim evi dinliyordu, gözlüyordu. Kızı götürüp geri eve döndüm, elinde bir tabak pat kapıyı açtı. ‘Ben de misafirinle yersiniz diye yemek getiriyordum sana’ dedi imalı imalı gülerek. Belli ki ya gördü ya da duydu diye düşündüm, o yüzden de saklayacak bir şey yok artık diye ‘Bıraktım onu evine, ama ben çok açım, yerim’ dedim.
‘Gel beraber yiyelim o zaman, zaten tek yiyeceğim. Cemal bugün çok geç dönecekmiş, bekleme dedi. Çocuklar zaten daha İzmir’den dönmedi, onların da sınavları var biliyorsun’ dedi. ‘Olur’ dedim ve içeri girdik. Gerçekten kendine masa hazırladığını gördüm. Masaları sekiz kişilik epey uzun bir masaydı. Ucuna kendisine tabağını falan koyduğunu gördüm. ‘Geç otur, geliyorum’ dedi. Gitti bir süre gelmedi. Sonra elinde benim için Seks Hikayeleri getirdiği servisle gelirken bir de baktım üstüne mini bir ev geceliği giyip gelmiş. ‘Daraldım valla iki dakikada eşofmanlarla, apartmandan biri görmesin sana tabağı verirken diye giymiştim’ dedi. Oturdu masanın ucundaki yerine, ben de sağındaki tarafa geçmiştim. Konuşmaya başladık sohbet ediyoruz, ama bu sürekli bacağımı kasıklarıma kadar okşar vaziyette dokunuşlarla sanki bir şey yokmuş gibi konuşuyor, geriniyor, memeleri göstere göstere değişik hareketler yapıyordu.
Çatalına aldığı yemek meme arasına düşüp süzüldü ve benim gözler şimdi ne yapacak diye fal taşı gibi açıldı. Bu bana baktı tüh dercesine bir şeyler mırıldandı. Önümde peçeteyle geceliği iyice indirerek oraları temizlemeye çalıştı güya. Sonra sağ taraftan iyice çekiştirince sağ memesi oradan fışkırdı resmen. Bana baktı ve utanır gibi hareketler derken sikerim amına koyayım diye düşünüp bunu tuttum kolundan, ayağa kaldırdım ve bir kerede geceliği çıkardım. Biraz şok olmuş biraz mutlu olmuş gibi ve muzip bir azgınlıkla gözlerimin içine baktı.
Bu Ferda öyle bir kaşardı ki onu sikeceğimden emin, hızlı olsun diye iç çamaşırı bile giymemişti. O yemeğin döküldüğü kalan yerleri dilimle boydan boya yalayarak temizledim. Memelerini avuçlayıp Seks Hikayeleri iyice okşayarak emmeye başladım. O esnada beni soymaya çabaladı ve inlemeleri hafifçe çıkmaya başladı. Azmıştı iyice ve pantolonu çıkarıp bunun bir bacağını sandalyenin üzerine koyup amcığını alttan parmaklamaya başlayıp yalamaya başladım.
Islandıkça ıslandı, sulandıkça inlemeleri arttı. Bir anda bacağını indirip beni alıp sandalyeye oturttu ve senelerdir yarrak yememiş gibi resmen saldırdı. Ağzına köküne kadar hepsini alıp fena şekilde köklemeye başladı. Bana resmen kendi ağzını kendisi siktirirken sandalyede arkama yaslanıp sadece keyfini çıkardım. Öyle iyi bir şekilde emiyordu, ağzını siktiriyor, somuruyordu ki her yanımı yönlendirmeme gerek yoktu. Tecrübeli kadının hali başka oluyor diye düşünürken artık ağzına gelmek istemedim ve bunu tutup masanın boş olan yerine yatırdım, sonra bir güzel dibine kadar sertçe yarrağımı kökledim. Mis gibi rahatça bir amcığı vardı. Bugün siktiğim kızın daracık amından daha güzeldi.
Zorlanmadan amcığına girip çıkıyordum. Yarrağımı sardığını hissediyordum, ama o kadar güzel ıslanmıştı ki azgın komşumuz Ferda kayıyordu yarrağım resmen amına. Biraz böyle sikerken Seks Hikayeleri kucağıma aldım ve zıplatmaya başladım. ‘Beni bu kaslı kollarla hep kucağında sikmeni istemiştim’ dedi. ‘150 kilo kaldıran adamız, saatlerce sikerim seni böyle orospu Ferda ablacım’ dedim. Gülerek inlemelerine devam etti ve masaya uzanıp bunu üzerime aldım. Üzerimde bir güzel amcığına alıp çıkarıp kendini siktirerek gelip giderken boşaldı.
Sonra da masadan inince lisede hayal ettiğim gibi bunun ağzına verip boşalmak istedim. Yere çöktürdüm ve önünde durdum. Anladı. Elini, ağzını, dilini kullanarak bir güzel saksoya başladı. Felaket şekilde yalıyordu. Bu seferki saksonun azdırmaya yönelik değil, boşalmaya yönelik olduğu belliydi. Kesinlikle sekste çok iyi olan bu hatunu deli gibi becermek çok güzeldi ve sonunda ağzının içindeyken tam ağzına ağzına boşalıverdim. Hala her fırsatta kendini bana siktirme peşinde, ben de arada bir tecrübelerinden faydalanmakta memnunum.
18 hikayelee 18 hikayer akraba sikis hikayesi amcamın karısını siktim hikaye 18+ seks hilaye sex hikaleri yasak iliski hikayeleri -
Kızımın sevgilisi ile grup yaptık – sikiş hikayesi
erhaba. Ben İzmir’den Handan. 41 yaşımdayım ve dulum. 1.72 boyunda, 59 kg ağırlığımdayım. Şık giyinmeyi severim. Sürekli makyajlıyımdır. Anlatacaklarım bundan 4 sene evvel, kocamın vefatıyla başladı. Kocam vefat edince, ben kızımla (kızım o zaman 16 yaşında) yalnız kalmıştım. Kocamın ölümünden sonra 6 ay hiçbir erkeği gözüm görmemişti. Ta ki elektrikli süpürgem bozulana kadar.
Ben evin hem erkeği hem kadını olduğumdan tüm işlerle ilgileniyordum. Birgün temizlik yaparken elektrikli süpürge arıza yaptı. Ben de servisi aradım. Adresi alıp adam yollayacaklarını söyleyip kapattılar. Aradan 2-3 saat geçmesine rağmen gelen giden olmadı. Bir kez daha aradım. Telefonu açan hafif şiveli genç sesli erkek bana: “Ablacım şu an tüm ekip serviste, anca yarın gelebilirler. Ama siz getirebilirseniz yardımcı oluruz.” dedi. Ben de kadın başıma kaptım süpürgeyi, sinirli sinirli götürdüm servise. İçeri girdim. Üzerimde kırmızı ip askılı, göğüs dekolteli body, altımda dar paça düşük bel kot pantolon, ayaklarımda yüksek topuk kırmızı sade rugan ayakkabı vardı. Beni, sesinden anladığım gibi genç ve yakışıklı tahminen 30-35 yaşlarında bir adam, ayağa kalkarak karşıladı. “Az önce telefonla aramıştım. Süpürgeyi getirdim.” dedim. “Size zahmet oldu, fakat görüyorsunuz yalnızım. Yoksa sizin gibi zarif bir bayana süpürge taşıtmayı hiç istemezdim…” dedi.
Neyse aldı süpürgeyi arka tarafa geçtik. Ben adamı görünce değişik hislere kapılmaya başlamıştım. Kocam öldüğünden beri ilk kez bir erkeği arzulamıştım. Adını sordum. Ali’ymiş ismi. İkimizde arkaya geçtiğimizden dükkanın kapısını kapatıp geldi. Ben tezgahın tam karşısındaki sandalyeye oturdum ve izlemeye başladım. Adamla sürekli sohbet ediyor işini yavaşlatmaya çalışıyordum. Sürekli bana bakıyordu. “Evlimisin?” diye sorduğumda birden elindeki tornavidayı düşürdü. Tornavida yuvarlandı, yuvarlandı benim ayak ucuma geldi. Ben de tüm göğüslerimi sergilercesine eğilip tornavidayı yerden aldım. Yavaşça ayağa kalkıp yanına sokuldum ve elini tutarak tornavidayı avucuna koydum. Kafama koymuştum. Ona kendimi siktircektim. Sonra diğer elini tutup “Sadece bozuk süpürgeleri mi tamir ediyorsun?” dedim. Adam bu lafımdan sonra elini belime doladı ve beni bir hareketle kendine yapıştırdı. Birden dudaklarımız buluştu deli gibi öpüşmeye başladık. Ben delirmiştim resmen…
Hemen eğildim pantolonunun kemerini çözüp yarrağını görmeyi istedim. Külodunu da sıyırınca karşımda dev gibi ihtişamlı kocaman yarrağı ile kala kalmıştı. Resmen harika bir görüntüydü. 37 yaşında dul kalmış, cinselliğinin en olgun dönemini yaşayan bir kadın olarak, bu kocaman yarrağı yemek benim hakkımdı. Hemen ağzıma aldım. Deliler gibi yalamaya başladım. Ağzım yıllardır kuruydu. Doldurmalıydı ağzımı o kutsal sıvısıyla. İnanılmaz dil darbelerimle, 1 dakika bile dayanamadan o mükemmel sıvıyı ağzıma doldurdu. Bir damlasını bile zebil etmeden hepsini yuttum. “Ya sen nasıl bir kadınsın? Harika. Harika. Harika.” diye inliyordu. Hemen kaldırdı beni ve bir hışımda çırılçıplak soydu. Belimden kavradı ve tezgahın üzerine yatırdı. Başladı tertemiz tüysüz amımı yalamaya. O da bir harikaydı. Amımın suları şelale gibi akıyordu. Artık 10 dakika geçtiğinde ben, “Yalvarırım sok artık, sok Ali’m. Sooook!” diye inliyordum.
O da daha fazla kayıtsız kalamadı bu inlemelerime ve beni kendine doğru çekerek bacaklarımı omzuna aldı, ardından o muhteşem yarrağını alev alev yanan amıma doğru bir yolculuğa çıkardı. Yavaş yavaş sokuyordu ki, tam kafası girdiğinde birden kökledi dibime kadar. O an amım parçalandı zannettim, bir çığlık attım. Gözlerimden yaşlar süzülmeye başladı. Yavaş yavaş gidip gelmeye başladıkça, acı yerini tarif edilemez bir zevke bıraktı. Tam 45-50 dakika durmaksızın sikti beni. Ben o arada defalarca boşaldım. Siki amının tüm duvarlarına temas ediyordu. Sonunda O da “Boşalıyorum, çıkacam…” dedi. Sikini amımdan çıkardı ve hemen ağzıma uzattı. Tüm zevk suyunu bir kez daha ağzımın içine boşalttıktan sonra iyice yalayarak sikini temizledim. Ardından giyindik. Birbirimizden bahsederken, O da elektrik süpürgesini tamir etti. Ardından beni arabasıyla evime kadar bıraktı. O günden sonra 3,5 sene deliler gibi sikiştim Aliyle. Ta ki 6 ay öncesine kadar. Ali burda işleri kötüleştiği için dükkanı kapatıp memleketine taşındı. Başka kimseyle birlikte olmadım o 6 ay zarfında.
Geçenlerde kızımın odasını temizliyordum. Süpürge tutarken yatağın altına eğildim. 3-4 tane prezervatif. Bir tanede kırmızı G-String külot buldum. Dünya başıma yıkılmıştı. Demek kızım sikişiyordu. Ve bu tahmine göre kızım bakire değildi. Hemen bir plan yaptım. Kızım akşam eve geldiğinde kendi cep telefonumdan gizli numarayla evi aradım. Koştum ben açtım. Bir akrabamız arıyormuş gibi yaptım. Çok üzüldüğümü falan söyledim. Asu da merak etti tabi, “Ne oldu anne? Kimdi o? Bir şey mi olmuş?” dedi. Ben de Manisa’daki halamın kızının kaza yaptığını ve hemen gitmem gerektiğini söyledim. Hazırlandım, telaşla çıkıyormuş gibi yaptım. Tam çıkarken telefonla odasından birini aradığını anladım. Paralel lambası yanıyordu. “Kızım ben çıkıyorum. Kapıları kilitle, öyle yat.” dedim. O da hiç yanıma bile gelmeden, odasından, “Tamam annecim.” diye bağırdı. Anlamıştım hemen, sikiştiği çocuğu eve çağırıp, evde sabaha kadar sikişeceklerdi. Evden çıktım, 2 saate yakın dolaştım. Sonra tekrar eve geldim.
Sessizce kapıyı açtım. Kızımın odasına doğru yöneldim. Düşündüğüm gibi içerden garip sesler geliyordu. Eğildim anahtar deliğinden izlemeye başladım. Neredeyse yere kapaklancaktım. İnanamıyordum. Kızım genç ve yakışıklı bir delikanlının kucağına oturmuş zıplıyordu. Oturup kalktıkça delikanlının sikinde prezervatif takılı olduğunu görmüştüm. Bir an içeri girip kızımı dövmek, çocuğu da evden kovmak istedim, ama engel oldum kendime. Ve anahtar deliğinden biraz daha izledim. Sonra birden istem dışı amımın sulandığını farkettim. Evet kızım erkek arkadaşıyla sikişirken ben onları anahtar deliğinden izliyordum ve çok tahrik olmuştum. Amımdan süzülen sular külotumu ıslatmıştı ve dayanamaz hale gelmiştim.
O anda karar verdim, ben de onlara katılacaktım. Kapıyı açtım ve içeri girdim. Kızım beni görünce felaket şaşırdı. Hemen çocuğun yarrağından kalkmak istedi ve “Anne?!? Açıklayabilir…” derken, kızımı tutup çocuğun yarrağının üzerinde kalmasını sağladım. Çocuğun da korkudan ödü bokuna karışmış, heykel gibi hareketsiz kalmıştı yatakta. “Devam edin! Herşey açık seçik ortada zaten! Mahsuru yoksa ben de size katılmak istiyorum çocuklar!” diyerek emri-vaki yaptım ve cevap vermelerini beklemeden soyunmaya başladım…
Kızım da, çocuk ta şoktaydılar ve hiç konuşmadan benim soyunmamı izlediler. En son sütyenimi ve külodumu çıkarıp yatağa, onların yanına oturdum ve “Sikişmenize devam etsenize…” dedim. Kızım utana sıkıla çocuğun siki üzerinde oturup kalkmaya başladı, ama çocuğun siki korkudan inmişti. Ben durumu farkedince, “Kızım öyle olmaz, in bakalım çocuğun üstünden.” diyerek indirdim kızımı. Çocuk, küçülmüş sikinden dolayı mahçup bir haldeydi. Çocuğa, “Ben şimdi kaldırırım sikini, sen prezervatifi çıkar bakayım sikinden…” dedim. Çıkardı. Çocuğun taşaklarını elimle kavrayıp biraz okşadıktan sonra, kızımın meraklı bakışları eşliğinde, eğildim ve çocuğun sikini ağzıma aldım, emmeye başladım.
Çocuğun siki ağzımda gittikçe büyüyordu. İyice büyüyüp sertleşti ve kalınlaştı. Az önce taşaklarına kadar ağzıma sığan siki, artık yarısına kadar alabiliyordum ağzıma. Çocuğun sikini biraz daha emip yaladıktan sonra, yeni bir prezervatif taktım ve kızımı çağırdım, “Gel otur üzerine yavaşça…” diyerek. Kızım çocuğun üzerinde yerini aldı ve yavaşça yarrağına oturdu. Yarrak kızımın amında kaybolunca, oturup kalkmaya ve nihayetinde tempolu bir şekilde zıplamaya başladı. Ben de bir elimle çocuğun taşaklarını avuçlayıp okşuyordum. Çok geçmeden ikisi de aynı anda inleyerek boşaldılar…
İkisi de mutluluktan dört köşeydiler ve nefes nefse kalmışlardı. Nefes alışları normalleşince, kızım çocuğun üzerinde indi ve yatağa zor attı kendini. Ben de çocuğun prezervatifini çıkarıp, süzülen spermlerini yaladım, yuttum ve temizledim. Bu sırada çocuk ta boş durmuyor, iyice sulanmış amımı okşuyordu. Çocuğun sikini yalayarak, amım çocuğun ağzına gelecek şekilde, yani 69 olacak şekilde, çocuğun üzerinde pozisyon aldım ve amımı çocuğun suratına bastırdım. Çocuk biraz toy birine benzese de, ne yapacağını biliyordu, hemen başladı dilini amıma sokmaya ve amımı yalamaya.
Ben de bu arada çocuğun yeniden canlanmaya başlayan sikini emiyordum. Çocuk amımı yalarken arada bir de götüme parmağını sokuyordu. O esnada ben titreyerek, sarsıla sarsıla çocuğun ağzına boşaldım. Çocuk ise götüme parmağını sokup çıkarmayı hızlandırmıştı. Çocuğa, “Götümü mü sikmek istiyorsun?” diye sordum. Çocuk utangaçlığından olsa gerek cevap vermedi, fakat götümü parmaklamaya devam etti. “Söyle! Götümü sikmek istiyor musun?” diye yeniden sordum. Ağzından belli belirsiz bir, “Hı, Hı…” çıktı. Çocuğa, “Götünü sikmek istiyorum, de!” dedim. Çocuk ilk defa suskunluğunu bozdu ve “Evet, senin götünü sikmek istiyorum, hemde çok!” dedi.
“Ha şöyle!” deyip, hemen pozisyon alıp domaldım ve “Hadi göster marifetini, sik götümü!” dedim. Çocuk çevik bir hareketle kalktı ve arkamda yerini aldı. Elime biraz tükürüp götümün deliğini ıslattım. Çocuk ta aynı şekilde tükürükle sikini ıslatıp yarrağını dayadı götümün deliğine. Sokmakta zorlanınca, ensemden bastırarak götümü iyice kaldırdı. Çocuk yarrağını götüme birden kökleyince, acıdan nerdeyse bağıracaktım. Çocuk yarrağını öyle bir sokuyordu ki götüme, sanki taşaklarını da sokmak ister gibiydi. O kadar seri sokup çıkarıyordu ki, sanki o utangaç çocuk gitmiş, yerine bir porno yıldızı gelmişti. Götten sikilirken amımdan orgazm olmak üzereydim, çocuğa, “Amımı elle! Amımı parmakla!” diye bağırdım. Çocuk amıma elini atınca yine titreme başladım…
Çok geçmeden orgazm oldum. Fakat çocukta en ufacık bir boşalma belirtisi yoktu daha, nasıl sikiyordu götümü öyle. Artık ben de götümü ileri geri hareket ettirmeye başlayınca, çocuk daha da hızlandı. Gelemek üzereydi galiba. Boşalacağını anlayınca, “Sakın götüme boşalma, ağzımda istiyorum tüm döllerini!” dedim ve kalkıp önünde doğruldum. Eliyle sıvazladığı yarrağından kaşıma, gözüme, kısacası tüm yüzüme ve ağzımın içine, bağırarak boşalttı tüm spermlerini. Ben yalayabildiklerimi yaladım, ardından kızım suratımdaki diğer dölleri temizledi.
Uzunca bir süre hep beraber dinlenip kendimize geldik. Sonra delikanlının sikini ağzıma tekrar aldım, bir 15-20 dakika kadar uğraştım, sonunda tekrar kaldırdım yarrağını ve kalkıp yatağın karşısındaki koltuğa oturdum, “Hadi bakalım gençler, ben yoruldum, biraz siz devam edin de, ben de seyredeyim!” dedim. Karşımda körpecik kızım sevgilisiyle sikişirken, ben de elimi amıma atmış onların deli gibi sikişmelerini izleyip, amımı okşuyordum…
Şimdi o delikanlı tam 3 aydır hem kızımı, hem beni sikiyor. Okulları bu yıl bitiyor. Kızımla düğünlerini ben yapacam. Ama damadımın 2 karısı olacak…
ensest hikaye ensest hikayeler erotik hikayeler porno hikaye porno hikayesi porno sex hikaye seks hikaye sex hikaye sex hikayesi -
Abimle kadına grup yaptık – Seks hikaye
Merhaba arkadaşlar ben Akın, 26 yaşındayım İstanbul’da yaşıyorum annem babam birde benden 2 yaş büyük bir abim var onlarla yaşıyorum. Ailemi çok seviyorum iki kardeşiz aynı sevgiyi alıyoruz hiç ayrım yapmayan bir ailem var buda beni çok mutlu ediyor. Size anlatacağım hikâye ise tam anlamı ile gerçek ve yaşanmıştır. Abim Murat ile kardeşten çok yakın bir arkadaşız nereye gitsem ne yapsam onunla paylaşır ve onsuz bir yer kolay kolay gitmiyorum. En yakın arkadaşım Hakan vardı onu seviyordum çok iyi bit arkadaş ama annesi kocasından ayrılınca yalnız kalmış ve sekse aç kalmıştı. Zaten öğrendiğim kadarı ile kocasını da aldattığı için kocası onu bırakmıştır. Bir akşam arkadaşım Hakan, beni eve çağırıp oyun oynamak istedi. Bende onu kırmadım ve eve gitmiştim. Akşam yemeği yemeye başlayacaktık annesi gelip yemek hazırlayacaktı ki üzerinde çok şık ve seksi bir kıyafet vardı. Sanki bir şeye hazırlanıyormuş gibi ama evden çıkmamıştı. Meğer benim geleceğimi öğrenmiş bana şık görünmek istiyormuş. Uzun zamandır beni kafasına takmış çok çapkın bir erkek olduğumu öğrendiği için benimle kaçamak yapmak istemiş. Tabi ben bunlardan habersizdim aklıma bile gelmiyordu ki o akşama kadar bir fırsatını bulunca yanıma sokulan arkadaşımın annesi birden elleri ile yarağıma dokundu ve okşamaya başladı. O an hiç bir şey ne yapabildim nede konuştum kendimi onun dokunuşlarına bıraktım ve çok iyi okşuyordu. İçim içime sığmıyordu boşalacak gibiydim bir kaç dakika daha okşasa kesin boşalacaktım. Ama o sıra oğlu gelince ellerini çekmişti ama yarağım sert ve kalkmış ayağa kalksam belli olacaktı. Koktuktan kalkmadım ama arkadaşım hadi gel oyun yapalım dediğinde kalkmak zorunda kaldım arkası dönüktü bende ellerim ile yarağımı sakladım o sıra beni gören annesi gülerek bana öpücük attı. ne olduğunu anlamamıştım neden böyle yaptı derken oyun bittikten sonra evden ayrılmak istedim. Gece sabaha kadar düşündüm sonra dokunuşları aklıma gelince banyoya girip onu düşünerek otuz bir çekmeye başladım. Onu hayal etmek bile çok güzeldi uzun süre parmaklarım ile yarağımı okşayarak boşaltmıştım. Sonra yatak odama gidip düşünmeye başladım çok geç saatlere kadar sürmüştü sonra uyumaya başladım ve sonra erken kalktım. Hemen üzerimi giyip saçlarımı yaptırdıktan sonra arkadaşımın evine doğru yürüdüm. Bize yakındı ondan yürüdüm arkadaşımın işte olduğunu ve annesinin yalnız kaldığını bildiğim için evin önüne gidip sonra kapıyı çalmıştım. Beni görünce hiç şaşırmayan kadın, beni bekliyordu. Beni tuttuğu gibi içeri aldı çok hoşuna gitti değil mi seni uzun zamandır istiyordum artık fırsatımız var seninle güzel şeyler yaşayalım ama aramızda kalsın demişti. Bende tamam dedim sonra yalamasını istedim o kadar iyi okşamıştı ki hemen ağzına alsın dedim. Oda yok demedi zaten ağzına aldı çok özel yalamaya başlayınca sonra kucağıma oturdu. Uzun süre ona kucak dansı yaptım mükemmel seks yaşadım. Ama ona yetmemişti sonra işimiz bitince sohbet ettik. Bu hayatta en çok istediğin şey nedir demiştim oda bana grup seks yapmaktır. O sıra aklıma abim geldi istersen bunu yapabiliriz dediğim gibi kabul edip kimle olacak dedi. Bende abim var onunla yapabiliriz tabi istersen ertesi güne anlaştık. Akşam eve vardığımda abimle konuştum onunda hoşuna gitmişti hemen ertesi sabahı arkadaşımın evine gittik evde az oturduktan sonra kadını aramıza aldık heme yaladık yuttuk hemde arkadan ve önden aynı anda sikerek kadına bu hayatta en çok dilediği şeyi de vermiş olmuştuk. Böyle güzel şey yaşamıştık abimle halen konuşuruz o güzel anıyı ve her defasında konuyu açarak abi kardeş ne kadar iyi anlaştığımızı unutmadık.
ensest hikaye ensest hikayeler porno hikaye porno hikayesi seks hikaye sex hikaye -
Hani Marjinal Bizdik: Çarşaflı Nazmiye – Seks Hikayeleri
Üniversiteyi Yozgat’ta okuduktan sonra iş bulmuş ve İstanbul’a hemen dönmemiştim. Özel bir şirkette hesap kitap işlerinden anlayan biri olarak her işe koşuyordum. Çok kazanmıyordum ama kira ve diğer masraflarımın üstüne biraz para kalıyordu yine de. İstanbul’daki baba mirası evden de kira geliyordu. Niyetim burada biraz para biriktirip İstanbul’a dönmek ve orada bir iş bulmaktı. Ki birkaç yılın sonunda elimde yeterince para olmuştu.
Gidiş tarihimden iki hafta önce işimden ayrıldım, tanıdıklarımla vedalaştım. Hem toparlanmak hem de yoğun iş hayatından sonra ve daha yoğun olacak iş arama sürecinden önce birazcık dinlenmek istiyordum. İstanbul’da bu kadar rahat olamayacaktım. Üniversite sonrası yaklaşık beş yılımın geçtiği bu şehirde pek kadın yüzü görememiştim. Ne sevgili edinebilmiştim ne de eskort çağırabilmiştim çünkü bunlar duyulsa evden atılırdım. Böylesi tutucu bir şehirde bir yabancı olarak zaten göze batıyordum yeterince. O yüzden internette pørnø sitelere girip filmler izleyip sık sık 31 çekerdim ve her daim azgın olurdum.
O haftanın başında kapım çalındı, gelen üst katımda oturan Nazmiye Hanımdı. Karı koca oldukça tutucu, muhafazakar insanlardı. Kocası takkeli şalvarlı bir tipti. Nazmiye Hanım da her daim çarşaflı bir kadındı. Burada oturduğum onca yıl doğru düzgün selam bile vermemişlerdi bana. Oysa şimdi tek başına karşımda duruyordu Nazmiye Hanım. Siyah çarşafının yüzünü örten peçesinden ela gözlerinin ışıltısı sızıyordu.
Ayak üstü selamlaştık, vedalaşmak niyetiyle geldiğini ve aşure yaptığını söyledi, içeri girme ricasında bulundu. Şaşırmıştım ama reddedemedim, “Tabii buyurun!” dedim. Terliklerini içeri aldı, o arada siyah çarşafının altından görünen çorapsız çıplak ayaklarının beyazlığı dikkatimi çekti. Geç kalkmış, daha yeni kahvaltı yapmıştım. “Çay sıcak, doldurayım mı bir tane?” diye sorunca, “Olur, nasıl isterseniz…” dedi. Tedirgindi sesi. Böyle bir kadının benim gibi bekar bir erkeğin evinde ne işi vardı?
Çayını doldurup sehpanın üstüne koydum. Çorapsız ayakları uzun ve bol çarşafının etekleri altında kaybolmuştu. Sadece gözleri ve çay bardağını tutan pamuk gibi beyaz eli görünüyordu. Peçesinin altını kaldırıp ağzını bana göstermeden içiyordu çayını. Getirdiği aşureyi masanın üstüne koymuştum. Çayını içerken, “Aşuremin tadına bakmayacak mısınız?” diye sordu. “Ha, kusuruma bakmayın!” diyerek bir kaşık alıp geldim.
“Geçen gün yapmıştım ama size getirmeyi akıl edemedim, kusuruma bakmayın…” dedi kabahatli gibi. “Ne demek!” dedim. Aşuresi çok güzeldi, içindeki yoğun şeker ve kuruyemişler o anki heyecanımı ve azgınlığımı tavana vurdurdu. Bu hemen hemen benimle yaşıt ve niyeti belli olmayan mütedeyyin kadının mahreminde olmak, sarhoş edici bir histi. Utangaç bir şekilde yere, sağa sola bakınıyordu. Boş boş konuşmaya çalıştık bir süre. “Kızımı hatırlıyor musunuz?” diye sordu daha sonra.
“Şöyle böyle, başınız sağ olsun tekrardan. Neyi vardı?” diye sordum. “Kalp. Daha önce de bir kızımız aynı sebepten vefat etmişti. Arada da birkaç kere düşük yaptım.” dedi. Şaşırmıştım bana bunları söylemesine. “Size bu anıları hatırlattığım için özür dilerim!” dedim. “Özür dilemenize gerek yok… Kocam Mücahit’le amca çocuklarıyız. Keşke evlenmeseydik diyorum arada bir. Ama en baştan beri böyle olmak zorundaydı, onu da biliyorum…” dedi.
Anlaşılmıştı olay. Akraba evliliği sonucu çocukları hasta doğuyor ya da düşük yapıyordu. “Ve şimdi bir çocuk daha yapmak istiyor, ama belli ki o çocuk da hasta doğacak. Ben istemiyorum. Ama artık dayanacak gücüm kalmadı. Tehdit etmeye başladı beni… Eğer kabul etmezsem ve hamile kalamazsam beni boşayıp kız kardeşimle evleneceğini söylüyor. Bizde adet böyledir… Bizde dul kadınların hiçbir hakkı olmaz, annem babam, abilerim kabul etmez beni, eve dönsem de almazlar. Gidecek bir yerim de yok, çaresiz kaldım…” dedi. Başını eğmiş, gözleri halıda geziniyordu bunları söylerken.
“Çok büyük bir acı gerçekten… Sizin için üzüldüm. Ama bunun benimle ne ilgisi var?” diye sordum. Aynı şekilde başını hiç kaldırmadan konuşmaya başladı: “Halit ağabey… Bu umutsuzluğa, çaresizliğe dayanamıyorum artık… Siz hem kocama benziyorsunuz, hem bekarsınız, hem de erkekliğiniz yerinde gibi. En önemlisi de artık buralara bir daha uğramayacaksınız… Kurban olayım beni hamile bırakın, tek kurtuluşum bu… Hem beni hem gelecekteki çocuğumu hem de kardeşimi kurtarırsınız. Kız kardeşim daha 18 bile olmadı. Hem Mücahit onunla evlense benim yaşadıklarım onun da başına gelecektir. Onun da hayatı mahvolacak…” dedi.
Çok tuhaf bir teklifti bu, şaka gibiydi sanki ama kadının çekingenliği ve ciddiyeti her hareketinden anlaşılıyordu. Şaşkına dönmüştüm. “Pardon, yanlış mı anladım acaba? Şey, nasıl yani? Siz benimle ilişkiye girmek mi istiyorsunuz, benden çocuk mu yapmak istiyorsunuz?” diye sordum kekeleyerek.
“Evet, başka çarem kalmadı. Kocamdan hamile kalmak istemiyorum. Akrabayız sonuçta, bunu değiştiremeyiz. Kaç zamandır bana elini sürmek istediğinde kaçıyorum, istemediğimi söylüyorum. Birkaç kere bunun için dövdü beni ama yediğim dayakta değilim ben. Hasta bir çocuk doğurmak istemiyorum. Sağlıklı bir bebek için her şeyimi vermeye razıyım. Çaresiz olsam böyle bir şeye başvurur muydum hiç?” dedi.
Acaba benimle dalga mı geçiyordu Nazmiye Hanım, yoksa giderayak bana bir oyun mu oynamaya kalkmıştı. Bunu söylediğimde başını kaldırıp baktı, titreyen sesiyle, “Ben çaresiz bir kadın olarak sizden yardım istemeye gelmiştim sadece. İyi niyetinize sığınarak bunları söyledim size. Dalga geçmek ya da oyun oynamak gibi bir niyetim neden olsun. Eğer istemiyorsanız giderim!” dedi ve kalkmaya niyetlendi. “Lütfen oturun, lütfen. Kabul edersiniz ki bu normal bir şey değil. Yani beni de mazur görün…” dediğimde, “Normal olmadığını elbette biliyorum!” dedi.
Suskunca teklifini düşündüm, bir yanda bu işin ne kadar ahlaksızca olduğu, kocasının olanları anlama riski, doğacak öz çocuğumu bu insanlara emanet etme zorunluluğu vardı. Diğer yanda ise kadının acılı hali, ailesinin ve kız kardeşinin geleceği ve bu çöl gibi şehirde parayla satın alınmamış, kocasından başka el değmemiş bir kadına sahip olma şansı vardı. Nazmiye Hanım gibi bir kadına hayatım boyunca bir daha dokunmam bile mümkün olmayacaktı.
“Emin misiniz?” diye sordum. Cevabı kesindi: “Eminim. Bunu çok uzun süredir düşünüyordum. Sadece kiminle yapabileceğimi bilmiyordum. Kafamda baba adayları vardı ama hepsi de kocamın tanıdığı insanlardı. Öyle bir şeyi onlarla yapmam mümkün değildi. En son etraftan sizin buradan gideceğinizi duyunca aklıma girdiniz. Sizden daha iyi bir aday bulamayacağımı anladım. İşleyeceğim günahın farkındayım ama böyle bir şansı kaçırırsam sonraki çocuğum veya bacım bunu öbür tarafta benden sorar diye korkuyorum…” dedi. Konuşması bittiğinde sesi ağlamaklı bir haldeydi, belki de ağlıyordu gözlerini iyice yere eğdiğinden göremiyordum.
Bir süre daha düşünüp durdum. Nasıl bir şeydi bu istediği? Onca yıldır burada oturuyordum ama sadece birkaç kez görmüştük birbirimizi. Ve sadece birkaç kez gördüğü bir adamdan çocuk yapmak istiyordu Nazmiye Hanım. Yaşadıkları gözünü karartmış ve bu kararı almasına sebep olmuştu. İşleyeceği günahın bedelini ödemeye razıydı.
Başını kaldırınca gözlerindeki yaşları gördüm. Eliyle onları silerken vereceğim cevabı bekliyor, merakla bakıyordu. İçimden (Ne olacaksa olsun!) dedim, daha fazla uzun uzadıya düşünmedim. Başımı salladım kabul ettiğimi gösterir şekilde. Ağlayan gözleri şimdi mutlulukla parladı, “Allah razı olsun!” dedi titreyen sesiyle.
“Peki nasıl olacak, nasıl yapalım?” diye sordum. Kafamda hayaller kurmuştum bunu sorarken. Nazmiye Hanımı yatağa atıp çatır çatır sikeceğimi sanmıştım, ama kadın planını önceden hazırlamıştı. Yatak odama gidecekti, orada soyunacaktı, yatağa uzanıp beni bekleyecekti. Ben dışarıda 31 çekecektim, tam boşalacağım sırada odaya girip içine boşalacaktım.
Nazmiye Hanım odaya girdikten sonra heyecanım tavan yaptı. Kalbimin şiddetli atışlarını duyuyordum. Birkaç dakika sonra yarağımı çıkardım ve 31 çekmeye başladım, soyunmamıştım. Kapının önündeydim. Boşalmaya yaklaşmıştım artık. Kapıya vurdum, “Gir!” sesini duydum.
Odaya girdim, yatağın üstünde yatıyordu Nazmiye Hanım. Perdeler çekiliydi. Vücudunu benim kalınca koyu renkli battaniyem örtüyordu. Çarşafını çıkartmış, köşeye koymuştu, ama başına siyah renkli, bereye benzeyen bir bone takmıştı. Bonenin arkasından saçının topuzu fark ediliyordu. İlk kez gördüğüm oval yüzünün şekli çok hoştu. Bembeyaz teni pürüzsüzdü, çarşaflı olsa da bakımlıydı. Uzun siyah kirpikleri, kalın ve biçimli kaşları vardı. Büyük ela gözleriyle korkarak bakıyordu.
Pantolonumu ve külotumu çıkarttım. Yatağın ucuna geçtim, bu sefer gözlerini benden kaçırmaya başladı. Yarağımı görmek istemediği belliydi, ki benim de özellikle göstermek gibi bir niyetim yoktu. Battaniyeyi yavaş yavaş kaldırmaya başladım. Yılda belki de en fazla 4-5 gün güneş gören ayakları, bilekleri ve bacakları mermer gibiydi. Kılsız, tüysüz, tertemizdi.
Battaniyeyi kaldırmaya devam ederken, “Bu kadar gördüğün yeter… Başla şu işe artık!” dedi. Yutkundum. Dizlerinin üstünde kalıyordu battaniyenin alt sınırı. Ellerimle iki tarafa doğru açtım bacaklarını. Bu hareketim battaniyeyi biraz daha ittirmişti, öyle ki artık yatağın sert yüzeyinden taşan kalçalarını ve tamamen tıraşlı kasıklarını ve arada kalan amını görebiliyordum. En ufak bir tüy bile yoktu vücudunda.
Bacaklarını dizlerinden bükerek iki yana açtı. Ancak battaniyeyi daha fazla açmamaya dikkat ediyordu. Boşalmak üzere olan yarağımı amının üzerine getirdim, kılsız tıraşlı amına aşağı yukarı sürttürmeye başladım. Hiç ıslanmamıştı Nazmiye’nin amı ve aynı zamanda gereksiz yere titriyordu. Kendini kasıyordu fazlasıyla. Birkaç kez denedim ama olmadı. Giremiyordum, vajinismus gibi bir şey olmuştu. “Rahatla lütfen, yoksa bu işi iyice zorlaştıracaksın!” dedim.
Ağlamaklıydı sesi. “Sen tecrübeli değil misin, bunun özel yöntemleri varmış! Yaparsın!” dedi. “Peki ama sonra namusumu iki paralık ettin diye zırlamak yok, ona göre!” dediğimde, “Yok!” diyerek karşılık verdi. O zaman amını parmaklamaya başladım. Dikkatlice, nazikçe ve de onu ürkütmemeye çalışarak okşuyordum. Zamanla kasılmaları azaldı ve yavaş yavaş açılmaya başladı amının pembe dudakları. Sonra da ıslaklık hissettim parmaklarımda. Baktığımda gözleri kapalı halde başını gelişigüzel salladığını gördüm. Daha derin nefes alabilmek için dudaklarını ayırmıştı, Nazmiye zevk alıyordu.
Şeytan o an aklıma girdi, orgazm edene kadar Nazmiye’yi parmaklayacaktım. Amının ince dudaklarını okşuyor, minik bızırına başparmağımla bastırıyordum. Amını avuçlamıştım. Orta parmağım ise amının üzerinde gidip geliyordu, içine sokmakla sokmamak arasında kararsız kalmıştım. Bu arada Nazmiye kıpkırmızı olmuştu, beyaz yüzü terlemiş, kendini kaybetmişti. “Tekrar dene! Olmuştur artık. Kocamla bile bu kadar gevşemiş hissetmiyordum!” dedi.
Sözleri üzerine dizlerimin üzerinde doğruldum. Onun amı gibi benim de yarağımın kafasından zevk sıvıları gelmişti. Ancak Nazmiye’nin amı ile uğraşınca boşalmanın eşiğine geldiğim halde başlangıca dönmüştüm. Bir süre inişe geçmiş yarağımı kaldırmak için okşayıp sıvazladım. Sonunda sert bir sopa gibi olduğunda yavaşça bacaklarının arasına yerleşip yeniden amının üzerine sürttüm kısa bir süre. Amının üzerinde git gel yaparken dudaklarının yarağımın kafasındaki dokunuşlarını hissediyordum. Ancak Nazmiye sabırsızdı. “Sok artık şunu, uzatma!” dedi otoriter bir ses tonuyla.
“Tamam!” diyerek bastırmaya başladım. Amı yavaşça içine almaya başladı yarağımı. Evet, rahatça girmiştim. Yarağımı çepeçevre sarmalamıştı amının etten duvarları. Onca yıllık evli ve iki çocuk doğurmuş bir kadın için amı oldukça dardı. Bu da yaşadığım heyecanı ve aldığım zevki katlıyordu. Git gel yapmaya başladım amında. Amı ıslanmıştı ve aynı zamanda içine köz atılmış bir fırın gibi yanıyordu.
Kalın battaniye halen üzerindeydi, altında kalmış ve onu üstünden atmaya niyeti yok gibiydi. Ellerimle vücudunun yanından yatağa bastırmıştım. Ancak ona daha fazla dokunmak, ellerimle vücudunu, etini hissetmek istiyordum. Ellerimi alta atıp beyaz dolgun kalçalarını kavradığımda, “Yapma…” dedi titreyen dudaklarıyla. Ancak onu dinlemedim ve parmaklarımı etine bastırdım. Bu sırada acı bir inilti çıktı dudaklarından. Amındaki yarağım sanki jiletle kesiliyormuş gibi bir sızı hissettim. “Yavaş, sakin ol, kendini kasma!” dediğimde, “Çok acıdı, çıkart lütfen!” dedi.
Yavaşça kendimi geri çektim ve yarağımı çıkardım amından. İçinde olduğu durum ve yaşadıkları, hissettikleri sonucu vajinismus olmuştu Nazmiye, kendini kasıyor, sıkıyordu. Tekrar denemek istedim, yarağımın kafasını tutup bastırdım amına ama nafile. Etten bir duvara dönüşmüştü amının girişi. “Rahatla lütfen, sakin ol, kendini kasma, böyle yaparsan olmaz bu iş!” dediğimde, “Kolaysa sen rahatla, neler hissediyorum biliyor musun?” dedi. Dudakları titriyordu bunları söylerken. “Olmayacak, biliyordum olmayacağını!” dedi, ağlamaya başlamıştı.
“Tamam, bak yeniden deneyelim, sakin ol, kendini bana bırak, hiçbir şey düşünme!” dedim sakinleştirici bir tonla. Böyle bir noktaya geldikten sonra geri dönmeye niyetim yoktu. Kalkıp gitmesine izin veremezdim. Yeniden amını parmaklamaya başladım. Başparmağımla ovalıyordum. Bir süre o şekilde devam ettikten sonra bu kez orta parmağımı yavaşça sokmaya başladım. İlk boğumuna kadar içine girdi ama bastırdığım halde daha ileri gitmesine izin vermiyordu amı.
Fısıltılı bir sesle, “Tamam, sakin ol, bacaklarını biraz daha aç, kendini bana bırak!” dedim. Ona güven vermeye çalışıyordum. Nazmiye dediğimi yapıp bacaklarını daha da ayırdı. Battaniye karnından yukarısını görmeme izin vermiyordu. Bembeyaz kalçalarının ortasında biraz kararmış görünen ama tıraşlı kasıklarını okşadım bir süre. Yeniden parmağımı amına sokmadan önce daha da rahatlamasını istiyordum. Bu arada amının hemen altındaki göt deliği de görünüyordu. Amı bu kadar darsa götü kim bilir nasıldır diye düşünmeden edemedim.
Pembe am dudaklarını parmak uçlarımın arasına aldım. Hafifçe sıkarken ıkınmayı andıran bir ses çıkardı Nazmiye. Bızırını okşadım daha sonra. Ikınmaları biraz daha artar gibi oldu. “Tamam, bak böyle iyi gidiyor, sakin ol!” dedim ve orta parmağımı yavaşça soktum amına. İlk boğumundan sonra bu kez parmağım daha derinlere girmeye başladı. Yavaş yavaş açılıp genişliyordu amı. Sımsıcaktı içi ve parmağımı yakmaya başlamıştı. İçinde yavaşça git gel yapıyordum parmağımla ve sağa sola çeviriyordum. Dibine kadar içindeydi. Amının darlığını hissediyordum. Ara ara içinde bir delik açılıp kapanıyordu sanki, parmağım bir noktada duruyor ilerisine gidemiyordu ama bastırınca dibine kadar yerleşiyordu amına.
Bütün bunlar olurken yarağım sertleşmiş halde zonklamaya başlamıştı. Artık amına girip boşalmam gerekiyordu yoksa olduğum yerde dışarıya boşalacaktım, kendimi daha fazla kontrol edip tutacak halim kalmamıştı. “Tamam, şimdi içine girecem, sakin ol, derin derin nefes alıp ver gerekirse, bir şey düşünme, aklını boş bırak!” dediğimde, “Tamam!” dedi usulca.
Dizlerimin üzerindeydim yeniden. Yuvarlak dizlerinden tuttum Nazmiye’nin. Bir elimle yataktan destek alırken diğeriyle yarağımı tuttum ve amına bastırdım. Kafası yavaşça gözden kaybolurken Nazmiye başını geriye attı, gözleri kapalı haldeydi, dudaklarını sımsıkı kapatıp açıyordu. Bastırdıkça daha da girmeye başlamıştı içine. Açılıp kapanan delik bu kez yarağımın önüne gelmişti. Daracık amı yarağımı sımsıkı sarmıştı yine. “Sakin ol, kendini bırak!” demek zorunda kaldım. Nazmiye o ara üstündeki battaniyeyi kenara çeker gibi oldu, altındaki beyaz ince askılı atletiyle sutyeni göründü.
Bastırmaya devam ettikçe delik de açıldı ve yarağım tamamen amına girdi. O an derin bir zevk iniltisi boşalıverdi dudaklarımın arasından. Harika bir duyguydu bu. “Ohh… Çok güzelsin Nazmiye. Kocan hiç amını dolduramamış, bunca yıldır evlisin, amının bu kadar dar olması çok garip!” dedim. “Sus, öyle konuşup da beni daha kötü hissettirme! Girebileceğin kadar derine gir, boşa gitmesin döllerin!” diyordu, sesi yükselmişti bu sırada.
Böylesi dar bir amın içinde onca zamandır da kadın yüzü görmeyince boşalmam gecikmedi. Birkaç kez sertçe yüklendim amına. “Ihhh, ahhh!” diyerek gözleri kapalı halde başını sağa sola sallarken boşalmaya başladım. Sanki sadece döllerim değil vücudumdaki tüm sıvılar oluk oluk amına akıyordu. Yoğun bir sıcaklık hissettim yarağımda, aynı zamanda gıdıklanır gibi oluyordum.
Amından çıktım, doğruldum ve sırtımı dönerek oturdum yatakta. Çok zorlanmamıştım ama yine de yorulmuştum. Bir süre sessizce kaldık, yarağım inişe geçerken üstüne bulaşan döllere baktım. Nazmiye’nin amını sulamış, tohumumu ekmiştim. Yakında bu tohum filizlenmeye başlayacak ve yaklaşık 9 ay 10 gün sonra meyvesini verecekti. Kocasının hastalıklı dölündense benim sağlam dölümü tercih etmişti Nazmiye. Kitaplarda okuduğum, belgesellerde izlediğim dişi hayvanların çiftleşmek için erkek hayvanlarda aradığı özellikleri Nazmiye de aramış ve bende bulmuştu.
Başımı geriye çevirip ona baktığımda iki elini kaldırmış mırıldanarak dua ettiğini gördüm. Gözleri yine kapalıydı. Çocuğunun olması için yaptığı dua biterken gözlerini açıp bana baktı. “Sence olmuş mudur?” diye sordu. “Bilmem, olmuştur herhalde…” dedim. Ancak Nazmiye benim gibi düşünmüyordu. Sanki hesap kitap yapıyormuş gibi parmaklarını saydı bir süre. “Benim hesabıma göre daha yapmamız gerek…” dedi. Sonra da, “Yeniden yapalım!” diye ekledi.
İkinci bir sikişme için biraz zamana ihtiyacım vardı. “Biraz daha bekleyelim, hem vücudum bu süre içinde biraz daha döl üretmiş olur!” dediğimde, “Öyle mi oluyor?” dedi gözlerini kocaman açarak. “Öyle, daha yeni boşaldım, akan aktı, gidenlerin yerine yenilerinin gelmesi zaman alacak!” dedim. Yıllar önce bir dergide okumuştum bununla ilgili bir makale. Gerçek olup olmadığını bile bilmiyordum ancak Nazmiye inandı sözlerime.
Kolundaki ince deri kayışlı saate baktı. Bembeyaz ve kıldan, tüyden arınmış kolu açığa çıktı. “Saat şimdi 1, ben iki saat sonra gelsem olur mu?” diye sordu. “Olur!” dediğimde, “Tamam o zaman. Hem ben de gusül abdesti alıp namazımı kılmış olurum…” diyerek benden odadan çıkmamı istedi. Yerdeki külotumla pantolonumu giyinip çıktım odadan.
Birkaç dakika sonra kapı açıldı. Nazmiye yeniden siyah çarşafının içindeydi. Ela gözleri mutlulukla parlıyordu. “Allah razı olsun!” diyerek daire kapısının deliğinden dışarı baktı. Merdivenlerde kimsenin olmadığını görünce de terliklerini giyip çıktı.
O gittiğinde yaşadığım neydi böyle diye sordum kendime. Düş müydü, hayal miydi? Nazmiye gibi tutucu, çarşaflı bir kadını sikmiştim. Yabancı bir erkekle asansöre binmeyen kadın yatağıma girmiş, yarağımın tadına bakmıştı. İşten eve evden işe gidip gelen kendi halinde mazbut bir hayatım olmuştu burada. Çalıştığım işyerinde bile beni çoğu zaman kendilerinden biri gibi görmemişti insanlar. Arada bir alkol aldığım için dışlandığım olmuştu. Beni marjinal biri gibi görmüşlerdi. Ama Nazmiye’nin marjinalliği karşısında ağzım açık kalmıştı.
Bir sigara yaktım. Uzun zaman sonra sikiş sonrası zevk sigarası içiyordum. Ve Nazmiye sayesinde kim bilir daha kaç tane içecektim…
cinsel hikayeler erotik hikaye erotik hikayeler hikaye erotik sec hikayeleri seks hikaye seks hikayesi sevişme hikaye sevişme hikayeleri sevişme hikayesi sex hikaye sex hikayeler sex hikayeleri sex hikayem sex hikayesi sexhikayeleri sexs hikaye sexs hikayeleri sexs hikayesi sikiş hikayeleri yaşanmış sex hikayeleri -
Temizlikçi Olacağımı Sanırken Porno Oyuncusu Oldum
Merhaba, adım Funda. 44 yaşında, 3 çocuk annesi bir kadınım. Kocamdan 2 sene önce boşandım. Beni en yakın arkadaşımla aldatmıştı çünkü. Üstelik bu işi, hiç utanmadan benim yatağımda yapmışlardı ve ben de buna gözlerimle şahit olmuştum. Annem hasta olduğu için 2 gün onda kalmıştım. Kocam benim bir gün daha kalacağımı sanıyordu. Ancak annem, “Ben iyiyim kızım, sen git, kocanı çocuklarını ihmal etme!” deyince eve dönmüştüm. Ve yatak odamda kocamla arkadaşım Hale’yi anadan doğma bir halde sikişirken yakalamıştım.
Dava açtıysam da kocamın peşimden koşacağını, boşanmamam için yalvarıp yakaracağını zannediyordum. Sonuçta 22 sene aynı yastığa baş koymuştuk ve biri 21, diğeri 18 yaşında iki kızla, 15 yaşında bir erkek evlat vermiştim kendisine. Gerçi peşimden koşup yalvarıp yakarsa da onu affedecek değildim.
Oysa gerçek hiç de umduğum gibi çıkmadı. Kocam açtığım boşanma davasının üzerine balıklama atladı. 22 yıllık evliliğimiz 15 dakikada bitti. Çocuklarım boşanmanın sorumlusu olarak beni gördüklerinden babalarında kalmak istediler. Boşanmanın üzerine bir de çocuklarımdan ayrı kalmanın üzüntüsü eklendi böylece.
Annem boşandığım için bana ağzına geleni söyleyip durdu. Zamanında babamın da kendisini aldattığını, ama bunun boşanmak için bir neden olmadığını söyledi. Yine de kadınlık gururum incinmişti. Boşanmayıp bunu kabullenmek yapabileceğim bir şey değildi. Hem de bunu en yakın arkadaşımla yapmışken. Kocamdan aldığım tazminat ve bağlanan nafaka öyle pek bir şeye yetecek gibi değildi. Annemin babamdan kalan emekli maaşından başka geliri yoktu ve aldığım boşanma tazminatı da kısa zamanda suyunu çekti. Şimdi sadece nafakam ve annemin emeklisi ile geçiniyorduk. Ama annem sürekli iş bulmam konusunda sıkıştırıp duruyordu. Kaç zamandır yalnız yaşıyordu ve benim gelmemle beraber huzuru da kaçmıştı.
Ben, Kız Meslek lisesini birincilikle bitirmiş, ama sonrasında çalışmamıştım hiç. Bu yaşımdan sonra nerede iş bulup da çalışacaktım. Yine de şansımı deneyip birkaç yere başvurdum. Yemek, temizlik gibi işlerdi bunlar. Ama her biri olumsuz sonuçlandı. Yaşımdan ve daha önce hiç çalışmadığımdan dolayı, kimse beni işe almak istemiyordu. Bütün bu olumsuzlukların üzerine kocamın Hale ile evlendiğini duyunca daha da yıkıldım. Hale hem kocamı, hem de çocuklarımı elimden almıştı.
Depresyona girdim. Boşandığım için kendime kızar hale geldim. En azından eskiden iyi kötü giden bir evliliğim vardı ve geçim sıkıntısı nedir bilmezdim. Kocam çalışır getirir, ben de yerdim. Ama şimdi durumlar sıkışıktı. 42 yaşında gerçek hayatla tanışmıştım.
Bir gün mahalleden çocukluk arkadaşım Müge ziyaret etti, o andan sonra da hayatım değişti. Müge’ye, “Bana bir iş ayarlasana!” dediğimde, “Tamam, bakarım!” dedi. Müge’nin çevresi genişti. En azından şansımı denemiş olacaktım. Arkadaşım da olsa Müge sağlam ayakkabı değildi. Evlenmiş, ama boşanmıştı. Kocasını aldatmıştı çünkü. Kocasından boşandıktan sonra da pek çok erkekle ilişkisi olmuştu. Bir giyim mağazasında çalışıyordu. Giyimi, kuşamı, hal ve hareketleri ile kaşarın önde gideni olduğu hemen belli oluyordu. Böyle bir kadından bana iş bulmasını istemiştim, ama yapabileceğim başka da bir şey yoktu.
Birkaç gün sonra Müge aradı, “Sana göre bir iş buldum, şu adresi yaz, orada Haldun bey var, gidip onunla konuş yarın, adresini ismini falan benden aldığını söyle!” diyerek bir adres verdi. Ardından da, “Haa, bana bak, öyle köylü gibi giyinme, biraz güzel giyin, ekmek aslanın ağzında kızım, biraz süslen püslen!” dedi kahkahayla.
Tesettürlü bir kadındım ve süslenip püslenmek, vücut hatlarımı belli eden giysiler giymek gibi adetlerim hiç yoktu. Ama Müge’nin dediği de doğruydu. İnsanlar işe alırken biraz da bunlara bakıyordu. Ertesi gün siyah uzun bir etekle bordo renkli uzun kollu bluzumu giydim. Başımı siyah beyaz desenli büyükçe bir türbanla bağlarken hafif bir de makyaj yaptım. Siyah, topuklu ayakkabılarımı giydim.
Boşanmak yaramamıştı bana. Evliyken 60-65 kilo arasında gider gelirdim, boyum da 1.70 olduğundan her zaman zayıf görünürdüm. Ama boşandıktan sonra yaşadığım stres nedeniyle kendimi yemeğe vermiş ve 85 kiloya çıkmıştım. Bir türlü veremiyordum fazla kilolarımı. O nedenle giysilerim de dar geliyordu artık. Eteğim popomu oldukça belirgin hale getirirken bluzum da üzerime yapışık gibiydi. Memelerim epey bir belli oluyordu. Müge ekmek aslanın ağzında derken haklıydı. Çaresiz katlanacaktım buna.
Üzerime pardesümü almadan çıktım dışarı. Bu halimle kendimi teşhir ediyormuşum gibi oldum. Otobüste ve yolda yürürken bazı erkeklerin bakışlarını üzerimde yakaladım. Çok utandım ama bir şey diyemedim, yapamadım. Tesettürlü de olsam vücut hatlarım belli olduğundan bakıyorlardı bana.
Müge’nin verdiği adres Tarlabaşı taraflarında bir yerdeydi. Buraya daha önceleri hiç gelmemiştim. Çocuklarım ve kocamla Taksim’e geldiğim olurdu, beraber İstiklal caddesinde gezer, yemek yer, alışveriş yapardık. Ama buralar hiç tanımadığım yerlerdi. Sokakta gördüklerim daha önce rastlamadığım, pek tekin olmayan tiplerdi. Doğrusu sokaklarda yürürken korkmadım değil. Sonunda sora sora binayı buldum.
Müge gideceğim yerin bir Casting ajansı olduğunu, filmlere, dizilere ve reklamlara oyuncu seçip gönderdiklerini söylemişti. Binanın girişinde ne bir tabela, ne de isim vardı firma ile ilgili. Zaten bina da oldukça eskiydi ve sanki içinde kimse yaşamıyormuş gibi görünüyordu dışardan bakınca.
Ajans 6. ve en üst kattaydı. Asansör olmadığından yürüye yürüye çıktım merdivenlerden. Kalbim heyecandan deli gibi çarpıyordu. Eski, tavana kadar yükselen iki kanatlı ahşap kapının yanındaki zile bastım. İçerden az sonra topuk sesleri geldi. Boyaları yer yer dökülmüş kapının bir kanadı açıldı gıcırdayarak. 25-26 yaşlarında görünen ve oldukça yoğun makyajlı genç bir kız açtı kapıyı. 1-2 saniye baktı ve “Buyurun?” dedi küçümser bir halde. “Şeey, ben Haldun beyle görüşecektim, Müge hanımdan…” derken lafımı kesti ve “Bir dakika!” diyerek kapıyı üzerime kapadı. Şok oldum, ama ses de çıkartamadım. Topuk sesleri geldi yine içerden, az sonra kapının kanadı gene gıcırdayarak açıldı.
Bu kez orta yaşlı bir adam vardı kapıda. “Buyurun?” deyince, “Şeey, beni Müge hanım gönderdi.” dedim utangaç şekilde. Adam, “Müge Hanım?” dedi sanki tanımıyormuş gibi yaparak. Ama sonra, “Haa, bizim çatlak Müge, tamam, ha siz şey, yoksa Funda hanım mısınız?” dedi. Müge anlaşılan bahsetmişti benden, “Evet, benim, siz de Haldun bey misiniz?” deyince “Evet, evet, buyurun, buyurun!” dedi bir eliyle içeriyi işaret ederek.
Burası bir evdi aslında ama ofis olarak kullanılıyordu. Salon olan kısımda eski ve büyükçe bir masa ve sandalye ile karşıda pencerenin yanında kenarları yırtılmış ve sökülmüş deri kaplı eski iki tane koltuk vardı. Masanın üzerinde ne bir bilgisayar, ne de telefon vardı. Bütün perdeler gündüz vakti olduğu halde çekiliydi ve içeriyi tavandaki spot ışıklar aydınlatıyordu. Klima içeriyi buz gibi yapmıştı, dışarının sıcağına karşılık içerde kış mevsimi yaşanıyordu sanki. Duvarlardaki boyalar yer yer dökülmüştü.
Haldun Bey 45-46 yaşlarında, kafasında hiç saçı olmayan, top sakallı bir adamdı. Saçını bu şekilde tıraş etmiş gibiydi. Uzun boylu ve zayıftı. “Buyurun!” diyerek eski koltuğa oturmamı işaret etti. Kendisi de karşıma geçip oturdu. Kız bu sırada masanın arkasındaki sandalyeye oturdu, ama küçümseyici bakışları üzerimdeydi. Bu arada kızın kıyafeti de bir garipti. Mini bile olmayan küçücük siyah bir etek giymişti. Kalçaları, bacakları meydandaydı. Bacakları yağ sürülmüş gibi parlıyordu. Götü de çıkıntı yapmıştı iyice. Üstünde ise beyaz, ip askılı bir atlet vardı ve beyaz atletin altından siyah sutyeni görünüyor, koca memeleri olduğu gibi belli oluyordu. Ayağında ise oldukça yüksek topuklu kırmızı bir ayakkabı vardı. Uzun sarı saçlarını arkadan atkuyruğu yapmıştı.
Haldun Bey, “Buyurun, sizi dinliyorum!” deyince daha da heyecanlandım. “Şeey, Müge Hanım verdi adresinizi, ben iş arıyorum da…” dedim çekinerek. Haldun Bey bu ara tepeden tırnağa süzüyordu beni. Gözleri bluzumun altından belli olan memelerimdeydi. Bakışlarından rahatsız oldum, ama utandığımdan dolayı bir şey diyemedim.
Sözlerime bir süre cevap vermeden uzun uzun baktı bana. Sonra da, “Hımm, daha önce nerelerde çalıştınız, neler yaptınız, anlatsanıza kendinizi!” deyince, ne anlatacağımı bilemedim. Hayatım oldukça boş geçmişti çünkü. Genç yaşımda evlenmiş, 22 senenin ardından boşanmıştım. “3 çocuğum var, eşimden 2 sene önce boşandım…” derken sözümü kesti ve “Demek boşandınız!” dedi bir kaşını havaya kaldırarak. Sanki bunu duymak hoşuna gitmiş gibiydi. “Hımmm!” dedi başını aşağı yukarı sallayarak.
“Yemek, temizlik falan yaparım.” dediğimde, kız kahkahayla, “Yemek mi?” dedi. İğrenç şekilde gülüyordu, alay ediyordu benimle. O ara Haldun Bey kıza döndü ve “Demet, lütfen!” dedi biraz da sert bir ses tonuyla. Onun bu sözü kızın suratını ekşitti, yine de kıs kıs gülmeye devam etti. Haldun Bey, “Anlıyorum, ama biz burada böyle birini aramıyoruz!” deyince kalbim kırıldı. “Sağlık olsun!” dedim başımı öne eğerek. Haldun Bey, “Biliyorsunuz, burası bir Casting ajansı, reklamlara, filmlere falan oyuncu seçip yolluyoruz, bize böyle birileri lazım. Müge Hanım sizden bahsetti, ama ben öyle bir şey olacağını sanmıştım. Kusura bakmayın!” dedi. “Neyse, sağlık olsun!” dedim yine, bu arada kalkmak için hazırlandım.
Haldun Bey, “Bakın ne diyeceğim, buraya kadar gelmişsiniz, eğer isterseniz sizi de aday havuzumuza alalım, patronlar da baksınlar. Eğer uygun bir rol çıkarsa haber verelim size, nasıl olur?” dedi. “Valla, nasıl olur bilmem ki?” dedim utanmış halde. Ben yemek, temizlik işi zannederken, Haldun bey oyunculuktan bahsediyordu.
“Olur, olur! Şöyle geçelim dilerseniz, içerde resimlerinizi çekeyim önce. Bizim patronların çoğu Avrupa’da, onlara gönderelim resimlerinizi. Zaten çalışmalarımızın da büyük çoğunluğu Avrupa piyasası için. Onlar baksınlar, olursa beraber çalışırız!” dedi. “Yani bilmem ki, nasıl olur? Ben yani görüyorsunuz kapalı bir kadınım, öyle nasıl oynarım ki, ne yapacağım ben?” dedim utangaç halde. “Canım herkes ne yapıyorsa siz de onu yaparsınız, hem herkesin oynayacağı bir rol vardır bu dünyada, değil mi?” dedi kahkahayla. “İyi, nasıl isterseniz!” dedim ve beraber dediği odaya geçtik.
Burası fotoğraf stüdyosu gibi bir yerdi. Kapının karşısındaki duvarda kırmızı bir perde vardı tavandan yere kadar uzanan. Aynı şekilde odanın penceresi de kalın siyah bir perde ile kapatılmıştı. Haldun Bey duvardaki perdenin önüne geçmemi söyledi. Kendisi de eline bir fotoğraf makinesi aldı, spot ışıklar içeriyi güneş gibi aydınlatıyordu. Aynı zamanda çok sıcaktı içerisi. Haldun Bey bana, “Şöyle durun, tamam, şöyle dönün, çok iyi, şimdi elinizi belinize koyun, tamam, çok güzel, şimdi de şu elinizi şöyle tutun…” falan gibi şeyler söyleyerek poz verdirdi. Daha önce hiç böyle bir şey yapmadığımdan çok heyecanlı ve utangaçtım. Bir dakika kadar çekti resimlerimi.
“Tamam, şimdi bir de ufak bir video kaydı yapalım!” dedi ve eline küçük bir el kamerası aldı. Bana, “Evet, Funda hanım, kendinizden bahseder misiniz?” diye sordu beni kameraya çekerken. Utandım, “Valla ne desem ki?” dedim. Haldun Bey, “Anlatın bir şeyler, işte adım şu, yaşım bu, ne bileyim, evli misiniz? Çocuğunuz var mı? Neler yapmaktan hoşlanırsınız falan, anlatın yani!” dedi. “Şeey, adım Funda, 44 yaşındayım. Ev hanımıyım, 3 çocuğum var. Yemek yapmayı, televizyon izlemeyi severim…” derken, “Tamam, bu kadarı yeterli!” dedi Haldun bey kamerayı kenara koyarak. Beklediğimden de kısa bir çekim olmuştu.
Haldun Bey, “Ben şimdi bu resimleri, videoyu gönderirim patronlara, eğer onlar da okey derlerse bu iş olur, başlarız çalışmaya. Büyük ihtimal okey diyeceklerdir. Hem hiç merak etmeyin. Bu roller için öyle profesyonel olmaya gerek yok. Doğrusu sizinle çalışmayı ben de çok isterim!” dedi gülümseyerek. Böyle söylemesinden hoşlandım, hatta biraz utandım. Salona geçerken yan odanın aralık kapısından içeri baktım göz ucuyla. Odanın ortasında büyükçe bir yatak vardı, üzeri dağınık haldeydi. Burası bir işyeriyse yatağın ne işi vardı burada? Doğrusu çok şaşırdım, ama soramadım bu nedir diye.
Haldun Bey telefon numaramı alırken, kendi de kartını verdi. Ardından da kıza dönüp, “Demet, Funda hanımın aday kartını doldurur musun!” dedi. “Tamam!” dedi kız isteksizce. Haldun Bey içeri geçerken kız eline bir defterle kalem aldı ve sorular sormaya başladı. “Adınız, yaşınız, medeni haliniz, kimle yaşıyorsunuz, nerde oturuyorsunuz, eğitim durumunuz?” tarzı soruların ardından bu kez de, “Boyunuz, kilonuz, saç renginiz, ten renginiz, göz renginiz, kalça ve göğüs çevreniz kaç santim?” gibi sorular sordu. “Bunlar ne için?” dediğimde, “Çekimler için, bunları da istiyorlar!” dedi kız.
“Görüyorsunuz ya, başım kapalı benim, saçımın rengini ne yapacaksınız ki?” dediğimde, “Valla orasını ben bilmem, herkesten istiyorlar bunları, ister verin ister vermeyin!” dedi beni ciddiye almıyormuş gibi yaparak. Zoruma gitti bu şekilde davranması. “1.70 boyundayım, kilom 85. Saç rengim kumral, ten rengim açık, göz rengim ela. Kalça çevrem 120, göğüs çevrem de 110.” diye yanıtladım. Çok utandım bunları söylerken ama belki de kızın dediği doğruydu.
Az sonra Haldun Bey geldi, “Tamam, ben resimleri, videoyu maille gönderdim, bakalım ne cevap gelecek!” dedi, ardından da, “Funda hanım, çok memnun oldum, İnşallah çalışma imkanı buluruz!” dedi yine gülümseyerek. Bu sırada kız Haldun Beye, “Abi ne zaman gelecek bu herif, saat kaç oldu, daha işlerim var benim!” dedi serzenişte bulunur gibi. Haldun Bey, “Tamam kızım, sabırlı ol, ananın karnında nasıl durdun, geliyor, yoldayım dedi, sakin ol!” dedi biraz da sinirle.
Haldun Bey beni yolcu edip arkamdan kapıyı kapatırken, kızın, “Bu karıyı gerçekten oynatacak mısın?” diye sorduğunu, Haldun beyinse, “Neden olmasın, çok güzel bir kadın!” dediğini duydum. Kızın sözlerine ne kadar sinir olduysam da, Haldun beyin sözlerine de bir o kadar sevindim, biraz da utandım. Merdivenlerden tek tek aşağı inerken doğrusu tuhaf duygular içindeydim. Yemek, temizlik işi diye geldiğim yerde oyunculuk mesleğine giriş yapar gibi oldum. Ama bir taraftan da burasının nasıl bir ajans olduğunu çözememiştim.
Birkaç gün sonra telefonum çaldı. Arayan Haldun beydi. “Funda hanım, tebrikler. Patronlar sizi çok beğendi. İşle ilgili konuşmak istiyoruz, müsaitseniz gelebilir misiniz?” dedi. Kalbim yerinden fırlayacakmış gibi oldu. Sevinçten havalara uçacaktım. “Ne zaman?” dediğimde, “Hemen, bugün halledelim bu işi!” dedi. “Tamam, 2 saate kadar gelirim!” dedim, “Bekliyorum!” dedi Haldun bey.
Annem, “Hadi İnşallah kızım, Allah yüzümüze bakar da, sen de kazanırsın paranı!” dedi neşeyle. Hemencecik bir duş aldım. Geçen gün giydiğimden daha dar gelen uzun beyaz eteğimi giydim. Bu eteğimle beraber götüm epeyce çıkıntı yaptı, ama umursamadım. Çünkü çok mutluydum, sonunda benim de bir işim olmuştu, üstelik oyuncu olacaktım. Üzerime de parlak, beyaz uzun kollu gömleğimi giydim. Aldığım kilolar nedeniyle gömleğin düğmelerini bile zorlukla ilikledim. Başımı ise kırmızı bir şalla bağlayıp geçen günkünden daha yoğun bir makyaj yaptım. Kırmızı, yüksek dolgu topuklu ayakkabılarımı giydim ve neşe içinde Haldun Beyin işyerine, daha doğrusu işyerime gittim…
Yolda yine bazı erkeklerin bakışlarını fark ettim üzerimde, ama içimdeki sevinç nedeniyle çok da kafaya takmadım bunu. Yol boyu kafamda hayaller kurdum. Acaba hangi dizide, yada reklamda oynayacaktım. Kim bilir belki de bu yaşımdan sonra ünlü olacak, paraya para demeyecektim.
Zile bu kez çekinerek değil, neşeyle bastım. Kapı az sonra açıldı. 25-26 yaşlarında görünen, uzun boylu ve yapılı bir genç açtı kapıyı. “Buyurun?” dedi başını hafifçe yana yatırarak. “Haldun Beye bakmıştım!” derken arkadan Haldun beyin neşeli sesi geldi. “Ooo, buyurun Funda Hanım, buyurun!” dedi beni içeri davet ederek. İçeri geçtim. Klima yine içeriyi soğutmuştu ve yine tüm perdeler çekiliydi.
Haldun Bey koltuğa oturmamı işaret ederken, kendisi de karşıma oturdu. “Patronlar çok beğendi sizi, çok natürel bir yüzünüzün olduğunu söylediler. Hemen çekimlere başlamamızı istediler!” dedi neşe ve heyecanla. Oysa ben ondan da heyecanlıydım. İçimden (Bu patronlar her kimse, Allah onlardan razı olsun!) dedim. Bu arada kapıyı açan genç masanın kenarında ayakta durmuş konuşmamızı izliyordu. Haldun Bey, “Nasıl, heyecanlı mısınız?” diye sorunca “Çook, kalbim çarpıyor deli gibi!” dedim utanmış şekilde.
Haldun Bey gence dönüp, “Kaancığım, sana zahmet bir bardak su getirsene, Funda hanım çok heyecanlı!” deyince, Kaan, “Tabii abi!” dedi emir almış gibi. Az sonra verdiği suyu içerken, Kaan’ın bakışlarının üzerimde gezindiğini fark ettim. Haldun beye, “Demet hanım yok mu?” diye sordum, Haldun Bey, “Yok, bugün işleri vardı biraz dışarda, bugün yok. Önemli değil zaten, sizin onunla bir işiniz yok!” dedi gülerek. İki erkekle aynı yerde olmaktan biraz çekindim doğrusu. İlk andaki sevincin yerini şimdi bir tedirginlik almıştı.
Haldun Bey, “Sakin olun, heyecanlanmayın!” dedi gülümseyip. Ardından elini arka cebine attı. Az sonra elindekini gösterip, “Buyurun, bu da ilk ödemeniz!” dedi. Çok heyecanlandım. Hayatımda ilk defa emek vererek para kazanıyordum, gerçi daha bir şey yapmasam da. Haldun Bey, “500 Dolar!” deyince, “500 Dolar mı?” dedim ağzımı bir karış açarak. Bu kocamdan bana bağlanan aylık nafakadan daha fazlaydı. Ben parayı çekinerek ve utanarak alırken, Haldun Bey, “Merak etmeyin, bu ilk ödeme. Eğer sizi beğenirlerse bu ücret daha da artacaktır, buna emin olun!” dedi.
“Çok teşekkür ederim, çok iyisiniz!” dedim mahcup şekilde. Sonrasında Haldun Bey, “Şu sizi bizi kaldırsak nasıl olur? Sen bana Haldun de, ben de sana Funda!” dedi gülümseyerek. “Olur.” dedim utangaçça. Bardakta kalan suyu içip, “Allah sizden razı olsun!” derken, Kaan gülümsüyordu. Haldun ise, “Merak etme, her şey yolunda. Hazırsan başlayalım mı?” deyince, “Hemen mi, ben şey zannediyordum, hani konuşma olacak falan sanıyordum?” dedim. “Konuşma mı, hıh, yaptık ya, bu neydi?” dedi hafif alaycı bir gülümsemeyle. “Şeey, evet, öyle ama daha ne yapacağımı bile bilmiyorum ben…” dedim. Bu sözlerime Haldun yerine Kaan cevap verdi ve “Merak etmeyin, öğrenirsiniz, zaten çoğu bildiğiniz şeyler!” dedi aynı alaycı gülümsemeyle.
Nasıl bir işti bu? Ne yapacaktım? Parayı çantama koyarken, Haldun, “Şöyle geçelim!” dedi kendisini takip etmemi isteyerek. Onun peşinden ürkek adımlarla ilerledim. Kaan’sa arkamdan geliyordu. Az sonra Haldun içinde yatak olan odaya girince, içimi bir korku kapladı. Yutkundum, bu ne demekti böyle? Odanın penceresi tavandan yere kadar inen siyah, kalın kadife bir perde ile kapanmıştı. Perdenin kenarları da bantlarla duvara yapıştırılmıştı. Dışardan hiç ışık girmiyordu odaya. Üzerine kırmızı çarşaf serili yataktan başka eşya niyetine bir şey yoktu. Yatağın kenarında ise birkaç kamera ve kamera ayağı vardı.
“Şeey, Haldun Bey, yani Haldun, yani, ne demek oluyor bu, nasıl bir iş olacak anlamadım. Ne yapacağım ben?” dedim. Korkuyordum, iki yabancı erkeğin arasında kalmıştım. Haldun salondaki gülümseyen, neşeli yüz ifadesini bir kenara bırakıp, oldukça ciddi bir şekilde, “Sikişeceksin!” dediğinde, başımdan aşağı kaynar sular döküldü…
“Anlamadım, ne demek bu?” dedim. Kelimeler boğazımda düğümleniyordu. Korku, öfke, utanç, hepsini aynı anda yaşıyordum. Müge nasıl bir iş bulmuştu bana. Haldun, “Dediğim gibi, sikişeceksin. Şimdi sen ve Kaan sikişirken, ben de sizi kameraya alacağım, işimiz bu!” dedi ciddi ciddi. “Saçma sapan konuşmayın, böyle şey olur mu? Ben gidiyorum, Allah belanızı versin!” dedim. Geri dönmüştüm ki, Kaan kolumdan yakaladı. Sıkı sıkı tutuyordu kolumu.
O sıra Haldun diğer kolumdan tuttu ve “Bana bak amına koyduğumun kaltağı, ya şimdi adam gibi sikişirsin, yada seni zorla sikeriz, anladın mı? Adamlar sana vermem için para gönderdi, filmin ödemesini aldım. Şimdi kalkıp filmi göndermezsem beni sikerler, anladın mı? Ya adam gibi yap, yada zorla olacak!” dedi tehdit ederek. Korkudan sesim kısıldı, bir şey diyemedim. Kaan kolumu bırakınca yere düşecek gibi oldum. Dengemi sağlayıp yatağın üzerine oturdum zor da olsa ve ağlamaya başladım. Kaan, “Abi bırak ağlasın, nasılsa seve seve yapacak bu işi, zamanımız da var!” deyince, Haldun, “İyi, tamam, ben de şu kamerayı falan ayarlayayım!” dedi. Az sonra odanın içinde yalnız kaldım.
Böyle bir duruma düştüğüm için kendimden utandım. İyi kötü giden bir evliliğimi bir anlık öfkeyle sona erdirmiştim. Sonrasında da geçim sıkıntısı baş göstermişti. Ve şimdi de böyle bir durumdaydım, derin, karanlık bir kuyuya düşmüştüm. Elimden tutup beni çıkartacak, yardım edecek kimsem yoktu. O sıra Haldun elinde bir kamera ile geldi odaya ve bu kez, “Merak etme, senin de hoşuna gidecek, Kaan iyi sikicidir, memnun kalırsın!” dedi alay eder gibi.
Derken Kaan girdi odaya, üzerindeki gömleğini ve pantolonunu çıkartmıştı. Siyah kısa paçalı bir boxer vardı üzerinde sadece. “Abi ben hazırım!” dedi Haldun’a. Haldun, “Tamam, şu kamerayı ayarlayayım başlarız!” dedi gülerek. Bense başım öne eğik şekilde duruyordum, utancımdan kıpkırmızı olmuştum. Ağlamam kesilmişti ama nefes almakta güçlük çekiyordum.
Kaan, “Nasıl yapalım, hangi pozisyonları seversin?” diye sorunca daha da gerildim. “Allah belanı versin!” dedim sadece. Kaan, “Bak, bu kadar gergin olma, rahat ol, bırak kendini. Sen nelerden hoşlandığını söyle, çekimi yapalım bitsin gitsin. Bak anlıyorum bu ilk defa olacak, ama bu kadar da büyütme. Sonuçta olgun bir kadınsın, belli ki bu işi daha önce de yaptın, bakire değilsin ya!” dedi gülerek. Haldun başını kaldırıp, “Ooo, sen Fundacığımı ne zannettin? Fundacığım bu zamana kadar kim bilir neler görmüştür!” dedi kahkahayla.
Az sonra Haldun, “Tamam, hadi başlayalım!” dedi ve bu ara Kaan boxerini indirdi aşağı. Kocaman, tıraşlı yarağı ile karşımda duruyordu. Utancımdan başımı diğer tarafa çevirdim. Haldun, “Hayatım, böyle yapma, güzel güzel yapalım işimizi, hadi ama!” derken, Kaan, “Funda hanım, bakın bu profesyonel bir iş, ben de sonuçta bu işi para için yapıyorum. Haldun abi de öyle, böyle yaparsanız olmaz ama!” dedi.
“Sigaranız var mı?” dedim titreyen sesimle. Haldun cebinden bir paket çıkarıp yatağın üzerine attı çakmakla beraber. Titreyen ellerimle tutup da yakamadım sigarayı. Kaan benim yerime bir sigara yaktı ve uzattı. Verdiği sigarayı derin nefeslerle çekmeye başladım içime. Gözlerimde kalan yaşları sildim. İki tanımadığım erkeğin arasında çaresiz bir haldeydim. Birisi beni sikerken, diğeri de bunu kameraya çekecekti. Nasıl bir tuzağa düşmüştüm böyle? Hayat hakkında doğru düzgün bir tecrübem yoktu. Genç yaşımda evlenmiş, anne olmuştum. Senelerce kocam çalışıp getirmiş, ben de yemiştim. Çalışmanın, emek harcamanın ne demek olduğunu bilmiyordum. Öyle olunca insanlar hakkında da bilgim eksik kalmıştı. Kolayca güvenivermiştim Müge’ye ve Haldun’a.
Boşandığım kocam (Kaderde varsa düzülmek, neye yarar üzülmek!) derdi ara sıra. Şimdi benim başıma gelen de aynen buydu. Sigaramı bitirirken, “Ya kimse öğrenirse?” dedim ürkekçe. Artık kabul etmekten başka yapacak bir şeyim kalmamıştı çünkü. Haldun, “Ha şöyle, yola gel güzelim. Korkma, kimse bilmez. Bu filmleri yabancı internet sitelerine satıyoruz, bunlar paralı siteler. Sadece üye olanlar görebilir. Hem Türkiye’den üye olanlar olsa bile korkmana gerek yok. Bu şehirde 15 milyon insan yaşıyor, o siteye kim üye olacak da seni yolda görse tanıyacak… Ölme eşeğim ölme… Hiç korkma, bu işi kimlerle kimlerle yaptım ben. Mesela senin şu Müge… Bu işi en az 4-5 senedir yapıyor. Kaç tane film çektik böyle. Kim sokakta görmüş de tanımış onu? Merak etme, seni de kimse tanımaz, utanmana gerek yok!” dedi beni ikna etmeye çalışarak.
Demek Müge bu işin içindeydi, onun da filmleri vardı. O sıra Kaan gene, “Nasıl yapalım?” diye sordu. Haldun, “Önce klasik saksoyla başlarız, ondan sonra da domaltırsın, bacak omuzda falan devam ederiz. Zaten yarım saatlik bir şey olacak. Çok fazla uzatmak istemiyorum. Ona göre, sen de kendini ayarla, tamam mı koçum!” dedi.
Konuştukları şeyler benimle ilgiliydi, iğrenç şeylerdi, ama söyleyecek, yapacak bir şeyim yoktu. Haldun, “Funda bu şekilde çok harikasın, soyunmadan başlayalım hemen!” deyince, Kaan önümde dikiliverdi. Koca yarağını tutmuş bana doğru sallıyordu. Kocamınkinden daha büyük ve kalındı. Yarağı, taşakları, kasıkları tıraşlıydı, hiç kıl yoktu. Haldun, “Tamam, hadi başlıyoruz!” dediğinde, Kaan, “Tamam abi!” dedi ve yarağını sıvazlamaya başladı. Haldun, “E hadi Funda, başlasana!” dedi sert bir sesle. O zaman yavaşça öne doğru eğildim. Daha önce kocama yaptığım gibi yapmaya başladım. Kaan’ın koca yarağının kafasını emiyordum.
İğrenç olduğunu bilsem de kocam zorla yaptırırdı, yapmadığım zamanlarda ise ya bir tokat atar, yada hakaret ederdi. İlk zamanlar yoğun ve zevkli olan cinsel hayatımız seneler ilerledikçe monotonlaşıp azalmıştı. Son iki senede ise yok denecek kadar az olmuştu. Kocamın bu işi benimle değil de, en yakın arkadaşım bildiğim Hale ile yaptığını ise çok sonra kendi gözlerimle görmüştüm. Hale benle yaşıt, ama fettan bir kadındı. Kocasından boşandıktan sonra birçok ilişkisi, flörtü olmuştu. Bunları bir de gelip bana anlatırdı. Bir keresinde adamla nasıl sikiştiğini bile anlattığı olmuştu. Şimdi bu kadın benim çocuklarıma annelik yapıyordu.
Kaan’ın eli başımda gezinmeye başlamışken, ben de işimi yapmaya devam ediyordum. Kaan’ın yarağı gittikçe sertleşmeye, büyümeye başlamıştı. Birkaç sefer elini enseme bastırdı, yarağını da ağzımın içine soktu daha fazla. Boğulacak gibi oldum bu sırada. Haldun kameranın arkasında olan biteni çekmeye devam ediyordu. Kaan ise sessizdi. Bu işi daha önce pek çok defa yapmıştı dediği gibi ve artık bu onun için bakkaldan ekmek almak gibi bir şey olmuştu.
Bir süre devam ettim yarağını emmeye. Sonrasında Kaan iki eliyle yanaklarımdan tuttu sıkıca ve yarağını bastırdı ağzımın içine doğru. Sanki ağzımı sikmeye çalışıyor gibiydi. Yarağı boğazımı delip ensemden çıkacaktı adeta. Koca yarak ağzımın içini kaplamıştı, nefes alamıyordum. Birkaç kez aynısını yaptıktan sonra bıraktığında deli gibi öksürdüm. Boğulacak gibi oldum.
Haldun, “Tamam, devam, hadi devam!” dedi emreder gibi. O zaman Kaan beni kollarımdan tutarak kaldırdı ve belime sarıldı sıkıca. Yanaklarımı, yüzümü, dudaklarımı öpmeye başladı. Bir taraftan öperken diğer taraftan da emiyordu. Haldun, “Hadi Funda kütük gibi durma, sen de sarıl, at ellerini Kaan’ın sırtına!” dedi. Kaan’ın elleri sırtımda, belimde geziniyordu bu sırada. Korka korka ben de ellerimi onun çıplak sırtına attım.
Kaan öpmeye devam ederken, sırtımda gezinen elleri bu kez aşağılara kaymaya başladı. Eteğimin üzerinden götümü okşuyordu. Götümün yanaklarını sertçe sıkıp bıraktı birkaç kez, peşinden de beni sırtüstü yatağa uzandırdı. Yanıma uzanırken bir elini eteğimin altından soktu ve çorapsız kalçalarımı okşamaya başladı. Haldun bu ara kameranın yerini değiştirdi. Kaan’ın bir eli kalçalarımdayken, diğerini memelerimin üzerine attı. Gömleğimin üzerinden okşamaya başladı memelerimi.
O anda irkildim. Kaan bu işi iyi biliyordu, her iki elini de ustaca kullanırken, dudakları da yanaklarımda ve dudaklarımda gezinmeye devam ediyordu. Bense karşılık vermeden duruyordum. Derken Kaan ben bir şey demeye kalmadan gömleğimin düğmelerini açmaya başladı. Her bir düğmeyi tek tek açtı, sonra da, “Çıkart şunu!” dedi fısıldar gibi. Çıkardığım gömleğimi alıp yere attı. Üzerimde sutyenimle kalmıştım.
Kaan ellerini sırtıma attı ve sutyenimin kopçasını açtı. Daha sonra fısıltıyla, “Eteğinle külotunu da çıkart!” dediğinde elimi arkaya atıp eteğimin düğmesini ve fermuarını indirdim. Siyah, kenarları dantelli külotumla kalmıştım ki, Kaan bir çırpıda külotumun kenarlarından tutup sıyırdı aşağı ve ayaklarımdan çıkardı. Şalımı ve altındaki siyah bonemi de çıkarttı Kaan. Üzerimde sadece ayakkabılarım kalmıştı. Kaan bu sırada memelerime yumuldu ve onları deli gibi emmeye, öpmeye başladı. Ara sıra da köpek gibi dişliyordu. Haldun, “Kazık gibi durma, çocuğun sırtını okşa, saçlarını okşa, öküz gibi durma!” deyip duruyordu bu sırada. Dediğini yapıp bir elimi Kaan’ın saçlarına attım. O sıra Kaan’ın sağ eli amımda gezinmeye başladı. “Iğhhh!” dedim irkilerek.
Kaan’ın parmakları amımın dudaklarında, üzerinde geziniyordu. O ana kadar soğuk duruyordum, ama amımda gezinen eliyle birlikte benim de içimde bir şeyler canlanır gibi oldu. Kaan ustaca yapıyordu bu işi. Ara sıra sert olsa da canımı acıtmamaya dikkat ediyordu. Bu sırada yarağı kalkmıştı daha da ve kocaman, kalın bir patlıcan gibi olmuştu. Dudakları, dili memelerimde gezinirken öpmediği, emmediği yer kalmamıştı.
Az sonra sağ elinin parmaklarını içimde hissettim. “Ağhhh!” dedim biraz da korkuyla, ama Kaan umursamadı bunu. Parmakları amımın içinde geziniyor, hareket ediyordu. Çok hoşuma gitmeye başlamıştı, saçlarındaki elim sırtına kaydı. Çıplak, kaslı sırtını okşuyordum. Haldun’sa bu sırada kamerayı kullanmaya devam ediyordu. Ara sıra, “Evet, çok güzel, devam et!” diyordu.
Derken Kaan amımdaki parmaklarını çekti, memelerimi emmeyi, öpmeyi bıraktı. Yatağın üzerinde doğrulurken elini saçlarıma attı, “Yala, hadi ağzına al!” dedi fısıldar gibi. Dediğini yapıp yarağını aldım ağzıma. Az önce korka korka yaparken, bu kez o korkuyu biraz olsun yenmiştim. Sağ elimle taşaklarını okşayıp, ağzıma aldım yarağını. Emmeye başladım kafasını. Bu sırada Kaan’ın parmakları gene amımda gezinmeye başladı. Ağzımda yarağı varken amımda parmaklarını hissetmek çok hoşuma gitti. Ara sıra gözlerimi kaldırıp yukarı bakıyordum. Kaan’ın da çok hoşuna gittiğini görmek sevindirdi beni. Bir süre devam ettik bu şekilde, ama sonra Haldun, “Tamam, hadi başlayın!” deyince, Kaan amımdaki parmaklarını çekti yeniden. Peşinden de, “Tamam, hadi!” diyerek yarağını aldı ağzımdan.
Bir şey dememe kalmadan bir anda ayak bileklerimden tutarak beni çevirdi, yatağa uzandırdı sırtüstü. Sonra kaldırdı bacaklarımı ve omzuna koydu. Bense şaşkın şaşkın bakıyordum. Kaan kısa bir süre yarağını sıvazladıktan sonra yavaş yavaş amıma sokmaya başladı. Uzun zaman sonra ilk defa amıma bir yarak giriyordu. Ama bu kocamın değil, daha tanışalı bir saat bile olmamış genç bir adamınkiydi. Amım yeterince ıslanmadığından Kaan’ın yarağı amıma girmekte zorlanıyordu. Bununla beraber benim de canım yanıyordu. Daha önceleri amım ıslanmadığı halde kocamın yarağını kolayca içime alabiliyorken, bu kez Kaan’ın koca yarağı girmiyordu. Kaan bastırdıkça, “Ağhh, ayyyy!” feryatları yükseliyordu benden.
Kalçalarımdan tutmuştu sıkıca. Bastırıyor, zorluyordu. Yarağının kafası girmiş ama daha fazla devam edemiyordu. “Ayy, yavaş, ağhhh, ığhhh!” sesleri, sözleri ağzımdan farkında olmadan çıkıyordu. Kaan yarağını tamamen çıkarıp sokmaya çalışıyordu feryatlarım karşısında. Bu şekilde birkaç dakika geçmişti. Ben acı çekerken bu durumdan Haldun keyif alıyordu. “Çok iyi, devam et, biraz daha!” diyerek Kaan’ı teşvik ediyordu.
Derken Kaan’ın koca yarağı amımda yol bulmuş gibi ilerledi. Az sonra yarağını köküne kadar almıştım içime. Bu sıra Kaan’ın keyifli keyifli iniltilerini duydum. Peşi sıra şiddetle sikmeye başladı beni. Uzun bacaklarım başının iki yanından uzanıyordu yukarıya doğru. Kaan’ın her bir abanması ile beraber ayaklarım ileri geri oynarken, memelerim de sallanıp duruyordu. Bense yatağın kenarlarından tutunmuştum.
Kaan’ın yarağı taşaklarına kadar girip çıkıyordu amıma. Hayvan gibi köklüyordu. Daha önce kocamla yaşadığım sikişlerden çok farklıydı bu. Evvela Kaan kocamdan çok daha iri, güçlü kuvvetliydi. İkincisi de yarağı kocamınkinden daha büyük ve kalındı. Yarağını amımın içinde kolayca hissediyordum. Amımın duvarlarına sürtündükçe tarifsiz bir keyif almaya başlamıştım. Amımın sulanmaya başladığını hissettim. Kaan’ın koca yarağı artık amıma kolayca girip çıkıyordu. Evet, şu anda deli gibi sikiliyor ve bundan zevk alıyordum. Ama bunu belli edemiyor, çekiniyor, korkuyordum.
Zaman ilerledikçe Kaan’ın temposu hiç düşmüyordu. Yarağı o kadar zaman geçmesine karşın demir gibi sertti. Oysa kocam amımda birkaç git gelden sonra boşalır, üzerime yığılırdı. Ama Kaan’ın öyle bir durumu yoktu. Dışardan Haldun’un müdahalesi olmasa, Kaan’ın beni bu şekilde saatlerce sikeceğine emindim. Haldun, “Tamam, hadi şimdi domalt, yeter bu kadar!” deyince, Kaan bir çırpıda çıktı amımdan. Hemen ardından da beni güçlü elleriyle tuttuğu gibi yatakta çevirdi, ellerimi ve dizlerimi dayadım yatağa. Haldun’un dediği gibi domalmıştım. Kaan arkamda yerini aldı vakit kaybetmeden. Kısa süre sonra yarağını yeniden amımda hissettim. İki elini götümün yanaklarına bastırmıştı. Hayvan gibi sikmeye başladığında, “Iğhh, ayyyy, ağhhh!” sesleri çıkmaya başladı ağzımdan. Az öncekinden daha sert sikiyordu çünkü.
Yarağını matkap gibi kullanıyordu adeta, amımı delmeye çalışıyor gibiydi. Kasıkları ve taşakları göt yanaklarıma çarptıkça şiddetli ses patlamaları çıkıyor ve odanın içinde yankılanıyordu. Bu sırada Haldun kamerayı koyduğu yerden almış, omzunda taşıyordu. Yatağın kenarına gelmiş, çekimi o şekilde yapıyordu. Memelerim Kaan’ın abanmaları ile beraber çılgın gibi sallanırken, Kaan aynı ve yoğun temposunu hiç kaybetmeden sikmeye devam ediyordu.
Elleri bazen belimde, bazen saçlarımda geziniyor, zaman zaman da götümün yanaklarına şiddetli tokatlar atıyordu. 22 senelik evliliğimde böyle sikilmemiştim. Böylesine uzun ve yoğun bir sikişin tadını almamıştım hiç. Derken Kaan’ın çıkardığı sesler, iniltiler artmaya başladı. Boşalmaya yaklaşıyordu anlaşılan. Bir anda yarağını amımdan çıkarttı, belimden tuttuğu gibi beni yatağa sırtüstü uzandırdı. Bacaklarımın arasına girmiş, yarağını sıvazlıyordu. Yarağının kafası iyice şişmiş ve morarmıştı. O sırada iniltiler eşliğinde dölleri yarağından karnıma, göbeğime, kasıklarıma akmaya başladı. Epey bir döl aktı yarağından. Daha önce yaşamadığım bir şeydi bu da. Kocamın böyle huyları olmadığı gibi, benim de yoktu.
Az sonra Haldun, “Tamam, çok güzel!” dediğinde, Kaan yarağında kalan son döllerini akıtıyordu karnımın üzerine. Kaan yataktan kalkıp içeri geçerken, Haldun da kamerayı yerine koydu. “İlk sefer için fena sayılmazsın. Ama daha iyilerini de yapacağına eminim!” dedi. Bense şaşkındım. Karnımın, kasıklarımın üzerinde dölden oluşan bir göl vardı. Haldun, “Tamam, merak etme, içerde banyo var, duş alırsın şimdi!” dedi gülerek. Yavaşça doğruldum yataktan. O sıra Kaan geldi içeri ve “İyisin, iyisin!” dedi gülerek. Ayağa kalktım yavaşça ve banyoya geçtim. Duş başlığının altına girdim, suyu açıp yıkandım iyice. Birkaç dakika sonra içeri döndüğümde, Kaan giyinmişti bile.
Haldun, “İlk seferin iyiydi, ama bir sonrakinde daha iyi bir performans bekliyorum senden!” dedi gülerek. “Bir dahaki falan olmayacak!” dediğimde, “Olur, olur, sen hiç merak etme. Patronlar beğensin, daha fazlasını öderler, merak etme. Hem bak ne diyeceğim. Eğer sen de şimdi kalkıp yeni oyuncular getirirsen, filmlerden alacağın paraya ilaveten komisyon da alırsın. Senin Müge öyle yapıyor mesela. Ona hem filmlerden para veriyorum, hem de senin gibi birilerini gönderdiğinde. Mesela senin için ona 200 Dolar ödeme yaptım. Eğer sen de birilerini getirirsen, getireceğin kişiye göre adam başı ödeme yaparım, kimine 200, kimine 300 Dolar veririm. Kim oldukları önemli değil, yaşı, tipi, şusu busu önemli değil, kadın olmaları yeterli. Ha, ama mutlaka 18 yaşından büyük olmalı, yoksa ağzımıza sıçarlar!” dedi gülerek.
Demek Müge beni buraya göndermiş, üstüne de para almıştı. İçimden küfürler ettim, ama Müge gibi bir orospudan iyilik istemekle hata ettiğimin farkındaydım. Üzerimi giyindim. Hiçbir şey söylemedim Haldun’a cevap olarak. Kapıdan çıkarken, Haldun, “Telefonun açık olsun, her an arayabilirim. Haa, birilerini getirmeyi de unutma!” dedi kahkahayla.
Binadan çıkıp yol boyu yürürken sanki etrafımdaki bütün erkeklerin bakışları üzerimdeymiş gibi hissettim. Utanmış, rezil olmuştum. 44 yaşında, boşanmış da olsam, sonuçta 3 çocuk annesi bir kadındım. İçimden ağlayıp durdum eve gidene kadar. Eve gelip de anneme 500 Doları gösterince, annem sevinçten deliye döndü. Parayı nasıl kazandığımla ilgili tek kelime etmedi.
Gece başımı yastığa koyduğumdaysa tuhaf duygular içindeydim. Onca zaman sonra sikilmenin verdiği bir mutluluk yaşıyordum. Ellerim farkında olmadan amımda gezinmeye başladı. Kendime hakim olamıyordum. Kaan’ı düşündüm. Fena sikmişti beni. Her ne kadar belli etmesem de zevk almıştım ben de. Para kazanmam gerekliydi, Haldun’un dediklerini düşündüm. Bundan sonrası için en azından bir süreliğine de olsa, yolumu bu şekilde çizmeye karar verdim. Pørnø filmlerde oynayıp, birilerini de oynamaya ikna edecektim…
erotik öykü hikayeler sevişme hot hikaye seks hi seks hikaye seks hikayleri sex hikay sex hikayelri sex hikayesi sex i̇ti̇raflari sex sex hikayeleri sexx hikayesi sikş hikayeleri sx hikayeleri yasanmis sex hikayelri