Author: admin

  • Yeni Evli Çıtır Gelin – Seks Hikayeleri

    Yeni Evli Çıtır Gelin – Seks Hikayeleri

    Merhaba ben Fatih. 34 yaşındayım. İzmir’de yaşıyorum. Digital pazarlama üzerine kendi şirketim var. İşim bilgisayar ve internetle ilgili olduğundan eğer müşteri ile görüşmeyeceksem bazen ofise gitmiyorum ve işlerimi evimdeki çalışma odamdan yürütüyorum. 4 yıllık evliyim ve karımla mutlu bir evlilik hayatım var. Karım da bir şirkette insan kaynakları biriminde çalışıyor.

    Yine bir sabah evimdeki çalışma odamda tam işe koyulmuştum, kapı zili çaldı. İşe gitmek için hazırlanmış karımla birlikte baktık. Karşımızda 25-26 yaşlarında çelimsiz bir erkek ve yaşının sonradan 23 olduğunu öğrendiğim, ama taş çatlasa 18-19 gösteren, boyu 1.70’ten yüksek, düz, uzun ve bakımlı saçları olan, göğüsleri giydiği badiden taşan harika bir kız duruyordu. Bizim karşımızdaki boş daireyi tutmak istiyorlarmış. Ev sahibi benim yakın bir arkadaşım olur ve bir anahtarı bana bırakmıştı.

    Karımla birlikte daireyi gezdirmeye başladık. Erkeğin ismi Ahmet, kızın ismi ise Selen imiş. Bir ay sonra düğünleri varmış. Ahmet babasının şirketinde muhasebeye bakıyormuş, Selen ise çalışmıyormuş. Evi çok beğendiler. Yalnız evi gezdirirken dikkatimi çeken bir durum oldu. Selen sanki bir ay sonra düğünü olacak bir kız gibi heyecanlı değildi ve evle çok ilgilenmiyordu. Ahmet ise çocuklar gibi şendi.

    Selen mutfak dolaplarını incelemek için eğilince benim yarak dimdik oldu ve saklamak için başka bir odaya geçtim hemen. Herneyse, şartları konuştuktan sonra Ahmet’e uygun geldi ve arkadaşımla konuşup evi tutacaklarını söyledikten sonra tokalaşarak ayrıldık. Çift gittikten sonra karım, “İpsiz sapsız birileriyle komşu olacağımıza bu çiftin evi tutması güzel oldu. İkisi de iyi insanlara benziyorlar di mi?” dedi. Ben de, “Evet, iyi insanlara benziyorlar!” dedim. (Özellikle de Selen çok iyi, taş gibi!) diye de içimden geçirdim.

    Bir hafta sonra yavaş yavaş eşyalarını taşımaya başladılar. Karım hemen Selen’le samimi olmuş. Öğrendiğine göre, Selen’in babası yıllarca Ahmet’in babasının şirketinde çalışmış. Emekli olurken de Ahmet’e Selen’i istemişler. Karımın yorumuna göre de Selen Ahmet’i çok sevmiyormuş…

    Derken bir haftalık balayından sonra nihayet taşındılar. Taşınalı üç gün oldu ama ikisini de hiç görmedik. Dördüncü günün sonunda akşam üzeri eve gelirken apartman kapısında Selen’le karşılaştım. Daracık bir kot pantolon, üstünde kısa kollu, pembe ve yukarıdan ilk iki düğmesi açık bir gömlek vardı ve beni benden alan göğüslerinin üst kısmı yine görünüyordu. Selamlaştık, “Nasılsın, iyi misin?” diye sordum. “İyiyim!” dedi, ancak suratının halinden iyi olmadığı anlaşılıyordu. Birlikte asansöre bindik. Parfümünün kokusu beni mest etti. Kata gelince birbirimize iyi akşamlar dileyerek ayrıldık. Evde karım bana, “Selenleri haftasonu yemeğe davet edelim mi?” deyince hiç tereddütsüz kabul ettim…

    Pazar akşamı bize geldiklerinde gözlerim yuvalarından fırlayacaktı. Tek parça, kısa, kırmızı bir elbise giymişti Selen. Harika görünüyordu. Ahmet ise kahverengi bir takım elbisenin içinde, sanki 60 yaşındaki devlet memurları gibiydi. O an anladım ki bu kız Ahmet’e çok fazla. Evde şarap ve rakı vardı. Karım ve Selen kırmızı şarap içerken, biz de Ahmet’le rakı içtik. Selen karıma çaktırmadan ara ara bana kaçamak bakışlar atmaya başlamıştı.

    Üçüncü dubleler bittiğinde ise Ahmet çakır keyif olmaya başladı ve maalesef çenesi düştü. Sırf Selen’i daha fazla görebilmek uğruna Ahmet’in saçmalamalarına katlanıyordum. Selen ise sanki Ahmet orada yokmuş gibi davranıyordu. Sürekli karım ve benle sohbetteydi. Karım mutfağa boşları götürürken ben de hemen Selen’e odaklandım. O da dikkatlice bana bakıyordu…

    Ahmet bir ara benden kartvizitimi isteyince, çalışma odamdan kartvizit kutusunu getirdim. Ahmet’e birkaç tane verip, kutuyu sehpaya bıraktım. Ahmet kartvizitleri ceketinin cebine koymak için kalkınca, Selen kocasına çaktırmadan bana göz kırpıp, kutudan bir tane kartvizit alıp çantasına attı. Mesajı almıştım, telefon numaramı almak istemişti. O an çok heyecanlıydım. Bu arada gecenin başında herkes birbirine hanımlı beyli hitap ederken, sonradan bunlar bize abi-abla demeye başladılar. Selen bir muhabbet esnasında bana, “Fatih abi…” diye konuşunca, içimden (Ben sana abiyi göstercem!) dedim…

    Yemeğin üzerinden iki gün geçti. Ofisimdeyken kayıtlı olmayan bir numara aradı. Açtım. “Merhaba Fatih Abiiii :)” diye gülen bir tonda Selen’di arayan. “Merhaba Selencim!” dedim. Telefonda yaklaşık yarım saat konuştuk ve muhabbet esnasında olayların tam da benim tahmin ettiğim gibi olduğunu öğrendim. Selen Ahmet’i sevmiyormuş ve babasının baskısıyla evlenmiş. Çok mutsuzmuş, bana güvenmiş, ısınmış vs. vs… Bu şekilde neredeyse her gün telefonda konuşmaya başladık.

    Bir ay böyle devam etti. Telefonda çok samimiydik, ama apartmanda karşılaştığımızda Selen son derece resmi olduğundan bir adım öteye gidemiyordum. En sonunda bir telefon görüşmemizde kendisinden çok hoşlandığımı ve artık sadece telefon görüşmelerinin yetmediğini, sevişmek istediğimi söyledim. O da benden hoşlandığını, ancak görüşürsek yakalanmaktan korktuğunu, Ahmet’in kendisini öldürebileceğini, çok dengesiz olduğunu anlattı.

    Ben de, “Merak etme, senin o çelimsiz kocan bir bok anlamadan görüşürüz!” deyince Selen şuh bir kahkaha attı ve “Nasıl olacak peki?” dedi. Ben de, “Karım sabahları 08:00’de evden çıkıyor, akşam 18:00’de geliyor. Ben yarın işe gitmem, sen de Ahmet işe gidince bizim eve gelirsin!” dedim. “Tamam!” dedi. O akşam Selen’in heyecanıyla sabahı zor ettim ve karımı hayvanlar gibi siktim. Öyle ki, karım, “Ne oldu bu akşam sana böyle :)” demeden edemedi.

    Sabah kalkar kalmaz duş aldım, giyindim. Kahvaltıdan sonra karım gidince ortalığı topladım ve Selen’i beklemeye başladım. Saat 10:00 olmuştu ve halen Selen gelmemişti. Kocası bugün evden gitmeyecek herhalde diye düşünmeye başlamıştım ki, kapının zili çaldı. Baktım, Selen gelmişti. Hemen kapıyı açtım. Onu içeriye alıp, bir gören olmasın diye hızlıca kapıyı kapattım. Selen hiç konuşmuyor, sadece gülümsüyordu. Üzerinde bacaklarını sımsıkı saran mavi bir tayt ve muhteşem göğüslerini belli eden beyaz bir badi vardı. Bir anda Selen’i kucaklayarak salondaki çekyata götürdüm. Selen, “Dur, yavaş, acele etme!” dedi gülerek, ama benim durmaya niyetim yoktu.

    Önce uzun uzun öpüştük. Öpüşürken bir yandan saçlarını okşuyordum. Sonra badisini çıkarttım ve beni benden alan göğüslerine yumuldum. Vücudu ateş gibi yanıyordu. Ona kendisini çok beğendiğimi, kendisinin çok sexy olduğunu söyledim. O da bana, “Kıymetimi bilen yok ki!” dedi. Kocasıyla iki ayda sadece 5-6 kez sevişmiş. Ahmet’in ne kadar gerizekalı olduğunu bir kez daha anladım. Böylesi bir hatun benim olsa bütün işlerimi boşlar, sabah akşam sikerdim.

    “Merak etme artık ben varım ve kıymetini bileceğim!” dedim. Birlikte taytını çıkardık. Ayak parmaklarından başlayarak öperek, emerek amına kadar geldim. Siyah bir tangası vardı. Çıkardığımda karşımdaki manzara harikaydı. Tüysüz, ince kıvrımlı, kaymak gibi çok güzel bir amı vardı. Hemen yumuldum, kokusu harikaydı. Çok temiz bir hatundu Selen. Ben amını yalarken çıldırmaya başlamıştı ve ilk kez amının yalandığını, bunun harika olduğunu söylüyordu. Çok geçmeden çığlıklar atarak Selen orgazm oldu.

    Nefes alışverişleri normale döndükten sonra kazık gibi olmuş yarağıma gözü takıldı ve “Çok kalın!” dedi. Yarağım 15 cm uzunluğunda ama 3-4 parmak kalınlığındadır ve bu kalınlık hakkında bütün seviştiğim hatunlardan övgü aldım desem abartmış olmam. Yarağımı elleyip okşamaya başladı. Sonra ağzına vermek istediğimde ilk defa yapacağını söyledi. “Olsun!” dedim. Ağzına alıp acemice yalamaya, emmeye başladı. Ama acemi olmasına rağmen dişlerini değdirmiyordu.

    5-6 dakika ağzına verdikten sonra “Bu kadar yeter!” deyip kendisi yatırdım, bacaklarını omzuma doğru alıp yarağımı yavaşça amına yerleştirdim. Amı sulu olmasına rağmen yarrağımın daha kafası girerken, “Ahhh, yavaşşş!” diye bir çığlık attı Selen. Amı çok dardı. O an yavaş yavaş yaparsam girişim zor olacak diye düşündüm ve bağıracağını tahmin ettiğimden elimle ağzını kapatım, birden yarağımı köküne kadar soktum. Ağzı kapalı olduğundan bağıramıyordu, ama yüzünün aldığı şekilden ne kadar acı çektiğini anlayabiliyordum.

    Elimi ağzından yavaşça çektim ve yarağımı yavaşça ileri geri oynatmaya başladım. Selen, “Amımı yırttın, lütfen yavaş!” dedi. “Merak etme birazdan alışır!” dedim. Amının içinde gelip gitmek harikaydı. Yarağım sanki bir mengene tarafından sıkılıyordu daracık amcığının içinde. 5 dakika yavaşça git gel yaptıktan sonra Selen alışmıştı ve iniltileri artmıştı. Sonra birden hızlanmaya başladım. 10 dakika kadar da hızlıca siktikten sonra artık boşalmaya yaklaşmıştım. Selen de anlamıştı ve “Ben de geliyorum, ama içime boşalma sakın!” dedi.

    Dinleyen kim, dayanamadım ve aynı anda boşaldık. Döllerim Selen’nin amına boşalttım. O kadar yoğun boşaldım ki, bir kısmı amından taşmaya başladı. Selen de boşaldığı için çekyat sırılsıklam oldu. Selen içine boşaldığım için tedirgin olmuştu, bense çekyat battığı için tedirgindim, karımın anlamasından korkmuştum. Ama o an aldığımız zevkten bunu düşünemedik.

    Selen’e, Ertesi günü hapı kullanırsın, ben sana alırım!” dedim. O da bana, “Ben de çekyatı temizlerim merak etme!” deyince ikimiz birden gülmeye başladık. Bu harika hatuna gülmek çok yakışıyordu. Bir sigara yaktım. Bize yemeğe geldiklerinde sigara içmedikleri için Selen’e ikram etmedim. Ama Selen bana ara sıra kullandığını söyledi. Tam ona da bir tane verecektim ki, “Seninkini birlikte içelim!” dedi.

    Sohbet sırasında, ilk defa bir saat içinde iki kere orgazm olduğunu, kadınlığını hissettiğini söyledi ve bana teşekkür etti. Ben de kendisine, “Bu daha başlangıç!” dedim. Selen’le aramızdaki şey sadece seks değildi. Başını göğsüme yasladığında saçlarını okşuyordum ve doğru olmamasına rağmen aramızda duygusal bir yakınlaşma da başlamıştı.

    Ortamı değiştirmek için tekrar dudaklarına yumuldum. O sırada Selen yarağımla oynuyordu ve kısa süre içinde benim yarak yeniden göreve hazır hale geldi. Önce göğüslerine yumuldum. Sonra da yarağımı ağzına verdim. Bu sefer işini daha güzel yapıyordu Selen. Yarağımı bir vantuz gibi emiyor, ara sıra da eliyle okşuyordu. Sonra Selen’i ters çevirdim. Yuvarlak ve kaymal gibi pürüzsüz kalçaları vardı. Göt deliği küçük bir nokta gibiydi. İlk seferde ürkütmeyim diye yarağımı amına soktum ve hızlıca sikmeye başladım.

    Domaltılıp sikilmek Selen’in çok hoşuna gitmişti. “Harikasın erkeğim!” diyordu. Ben de, “Bundan sonra senin kocan benim!” dedim. “Evet, sensin. Dilediğin gibi sik beni!” dedi. Tam bu sırada telefonu çaldı, çekyatın üstündeki telefona baktığımda Ahmet arıyordu. Selen ürktü. Ona, “Sakin ol ve telefonu aç!” dedim. Selen benden ayrılmak için hamle yaptı ama sımsıkı tutarak kendime çektim ve “Boynuzlu kocanla seni sikerken konuşmanı istiyorum!” dedim. “Delisin sen!” diye bağırdı, ben de, “Sana deliyim!” deyince güldü ve açtı telefonu. Ben de bu sırada sikmeye devam ettim.

    Selen inlememek için kendini zor tutuyordu. Ahmet, “Napıyorsun, akşama yemekte ne var?” gibi sıradan şeyler için aramıştı. Bu sırada yarağımı geri çektim ve birden yüklendim. Selen ister istemez, “Ahhh!” diye bağırdı. Ahmet telaşla, “Ne oldu, iyi misin, neden bağırdın?” diye sormaya başladı. Selen de ayağını mutfak masasına çarptığı söyleyince ben sessizce gülmeye başladım. Sonra Selen telefonu kapatınca bana döndü ve “Çok hainsin!” dedi gülümseyerek. Ben tempomu arttırınca onun da inlemeleri arttı, boşalacağımı anlayınca Selen’in yüzünü bana çevirdim ve o mükemmel göğüslerine boşaldım.

    Saate baktığımızda 14:30 olmuştu. Selen yemek yapması gerektiğini ve artık gideceğini söyledi. Aslında ikimiz de ayrılmak istemiyorduk, ama mecburduk. Çok hoşuna gittiğini, bir kez daha tekrarlamamız gerektiğini söyleyince, “Merak etme bundan sonra seni bırakmam. Sen harika bir hatunsun!” dedim. Selen hemen dudaklarıma yumulup öptü ve “Kocam sikemiyor, ama sen hakkımı veriyorsun, sana aşık oldum, gerçek kocam sensin artık!” dedi.

    aile içi ensest sikiş aile içi sikiş arkadaşımın annesi sex boşaltan hikayeler çılgın sikiş hikayeleri dede seks eşli porno hikayeler hala sex hikayeleri sex hikayeleri kadın türkçe sesli sex hikayeleri
  • Eşimin Kardeşi Çok Zevk Veriyor Bana

    Eşimin Kardeşi Çok Zevk Veriyor Bana

    Merhaba bu anlatacağım hikaye 3 sene önce başımdan geçti ve halen de devam ediyor. İsmim Emel, 56 yaşındayım, 2 çocuk annesiyim (Oğlum 36, kızım 34 yaşında, ikisi de evli, oğlum yurtdışında yaşıyor). Boyum 1.67, sarışın, etine dolgun, iri göğüslü, yuvarlak popolu, balık etliyim. Sekse çok düşkünüm, ama (6 sene önce ölen) kocamı asla aldatmadım. Seks ihtiyacımı karşılamak için pørnø izleyip kendimi tatmin ediyordum.

    Benim Rana adında çok yakın arkadaşım var. Rana 55 yaşında, esmer, 1.76 boyunda, kocaman memeleri ve büyük poposu var. Onun da kocası vefat etti. Rana’yla herşeyi konuşuruz, Rana da benim gibi sekse çok düşkün bir kadın. Defalarca kocasını aldatmışlığı var. İkimiz de yalnız yaşıyoruz. Fakat Rana benim gibi değildi, o istediğini yapıyordu. Köyden üniversiteye okumak için gelen yeğeniyle ilişkisi var. Yeğeni 19 yaşında, esmer, orta boylu ve yakışıklı bir genç. Bana yeğeniyle yaşadıklarını anlatır, beni deli ederdi. İyice azdığımız zaman da Rana ile akşamdan başlayıp sabaha kadar birlikte pørnø izleyip masturbasyon yapıyorduk.

    Ölen kocamın bir de kardeşi var. Kayınbiraderimin ismi Cengiz, 25 yaşında, 1.80 boyunda, kumral, çok yakışıklı bir delikanlı. Rana Cengiz’e kafayı takmıştı, ona sikilmek istiyordu, ama ben engel oluyordum. Cengiz haftada bir iki sefer bana uğrar, “Yenge bir ihtiyacın var mı?” diye sorardı. Aralık ayında Cengiz birkaç günlüğüne İstanbul’a bir arkadaşını ziyarete gidecekmiş. Gitmeden önceki akşam uğradı, yine herhangi bir ihtiyacımın olup olmadığını sormak için. O akşam da Rana bendeydi, güya yine birlikte pørnø izleyip mastürbasyon yapacaktık. Tabi Cengiz’in akşam yemeğinin ardından yatıya kalmasıyla bu planımızı gerçekleştiremedik.

    Gece muhabbet sohbet derken vakit epey ilerledi. İki ayrı odaya yataklarını hazırlayıp, “Benim uykum geldi, ben yatıyorum!” dedim. Rana da, “Tamam canım sen yat, biz biraz daha sohbet edelim!” dedi ve bana göz kırptı. Ben zaten onun niyetini anlamıştım. Odama gidip duş aldım ve yatağıma yattım. Onlar salonda gülüşerek sohbet ediyorlardı. Bir ara birden sesler kesildi, bir sessizlik oldu. Sonra hafiften, “Ohhhh! Mmmmm!” diye inlemeler duymaya başladım. Kalkıp sesizce koridora çıkıp salona baktım. Cengiz’le Rana koltukta deliler gibi öpüşüyorlar…

    Onları o şekilde görünce içimi anlaşılmaz bir heyecan kaplamıştı ve izlemeye devam ettim. Sonra Rana Cengiz’in pantolonunu indirip sikini emmeye başladı. Cengiz’in siki ölen kocamınkiyle hemen hemen anı boyda, fakat oldukça kalındı. Rana sonra soyunup Cengiz’in önünde domaldı. Cengiz arkasına yanaşıp sikini soktu ve Rana’yı deli gibi sikmeye başladı. Rana’nın çığlıklarına nerdeyse tüm apartman ayağa kalkacaktı. Cengiz Rana’ya, “Biraz sessiz ol, yengem uyanacak!” dedi. Rana da, “Rahat ol erkeğim, yengen sana vermek istediğimi biliyor, belki şu an bizi izliyor da olabilir!” dedi.

    Cengiz ondan sonra sık sık salon kapısına doğru dönüp bakmaya başladı, ama ben koridorda olduğum için beni göremiyordu. Rana’yı koltuğa uzatıp amını yalamaya başladı. Rana çok geçmeden çığlıklar atarak orgazm oldu. Onları izlerken ben de ıslanmış ve amımı okşamaya başlamıştım. Cengiz Rana’nın bacaklarını omuzlarına alarak sikmeye devam etti. 10-15 dakika Rana’yı siktikten sonra birden sikini amından çıkarıp Rana’nın yüzün ve göğüslerine boşaldı. Yakalanmamak için ben sessizce uzaklaşıp odama döndüm ve yatağıma uzandım. Ben işleri bitti diye sanmıştım, ama onlar halen devam ediyordu. Mastürbasyon yapıp uyumuşum…

    Ertesi gün mutfaktan gelen seslere uyandığımda vakit öğlen olmuştu. Rana Cengiz’le birlikte kahvaltı hazırlıyordu. Kahvaltımızı yaparken Rana benim evde bir gün daha kalmak istedi. Ben Rana’ya olur deyince Cengiz de kalmak istedi. Mecburen ona da olur dedim. Kahvaltıdan sonra Cengiz balkona sigara içmeye çıkınca, Rana bana, “Haberin var mı, Cengiz sana fena yanık!” dedi. “Saçmalama, olmaz öyle bir şey. Uyuduruyorsun!” dedim. Rana, “Yemin ederim, gece ağzını aradım, kendisi itiraf etti, yıllardır seni sikmeyi hayal ediyormuş, sürekli seni hayal edip 31 çekiyormuş!” dedi. Rana’ya çok kızdım önce, ama içim kıpır kıpır da oldu…

    Cengiz’in bana bakışları değişmişti sanki. O gece erkenden yatmaya karar verdik. Ben yatmak için hazırlanırken Rana yanıma gelip, “Uyurken iç çamaşırı giyme, hatta çıplak yat, Cengiz bu gece ateşini söndürecek!” dedi. “Saçmalama, delirdin mi sen? Buna izin veremem, olmaz!” dedim. Rana da, “Kızım aklını kullan, genç delikanlı, zıpkın gibi. Hem kimseye de bir şey söyleyemez, fena mı olur yıllardır yarak yemedin sen de. Hem ben Cengiz’e, sana kuvvetli bir uyku ilacı verip uyutacağımı söyledim. Senin uyanık olduğunu bilmeyecek ki!” dedi. Rana beni zorla duşa soktu. Duştan sonra da çırıl çıplak yatağıma yattım, heyecandan kalbim yerinden fırlayacaktı sanki…

    Bir süre sonra kapı açıldı. Ben uyuyor numarası yapıyordum. Göz ucuyla baktım Cengiz çırıl çıplak yanıma geldi. Siki demir gibi dim dikti. Üstümden yorganı çekti, biraz beni seyredip sonra bacaklarımı okşamaya başladı. Arkama geçip göğüslerimi elliyor, boynumu, sırtımı öpüyordu. Kalbim küt küt atıyordu. Cengiz amımı okşayıp parmaklamaya başladı. Vücudumu öperek yavaş yavaş aşağıya indi. Beni yavaşca yüz üstü döndürüp popomu öpüp okşamaya başladı. Götümün yanaklarını iki yana ayırıp, göt deliğimi yalıyordu. Zevkten kuduruyordum. Sonra üstüme çıktı, sikini amıma dayayıp içime girdi. Amım sırıl sıklam olmuştu. İnanamıyordum, yıllar sonra içimde genç birisinin siki vardı, üstelik bu kayıbiraderimin sikiydi. Kayınbiraderim resmen beni sikiyordu.

    O pozisyonda 10 dakika kadar siktikten sonra içimden çıktı. Sonra beni sırt üstü çevirip, dudaklarımdan öpe öpe göğüslerime, göbeğime, ordanda amıma indi. Bacaklarımı ayırıp amımı deli gibi yalıyordu. Dayanamadım kasılarak orgazm olmaya başladım. Cengiz dilini amıma sokup amımdan akan suları bile yaladı. Artık kendimi tutamayıp hafiften inlemeye başlamıştım. Cengiz sikini yine amıma sokup hızlı hızlı sikmeye başladı. Ben aldığım zevkten çığlık atmamak için kendimi zor tutuyordum. Biraz sonra göğüslerimi ısırarak içime boşalmaya başladı. İçimde öylece bekledi biraz…

    Sonra kalkıp Rana’ya, “Hadi bebeğim yala şunu kaldır, daha yengemi sikmeye doymadım!” dedi. Demek ki Rana da gelmişti ben sikilirken. Çaktırmadan baktım, Rana da çırılçıplaktı, dizlerinin üstüne çökmüş, Cengiz’in sikini emiyordu. Az sonra Cengiz başucuma yaklaştı ve sikini dudaklarıma sürmeye başladı. Ağzıma sokmaya çalışıyordu. Ben dudaklarımı gevşek bırakınca da ağzıma soktu ve git gel yapmaya başladı. Rana’ya, “Hadi yala bu orospunun amını, biraz daha zevke gelsin!” dedi. Rana bacaklarımı ayırıp amımı yalamaya başladı. İçim bir tuhaf olmuştu. Şimdiye kadar defalarca beraber masturbasyon yapmıştık, ama birbirimize hiç dokunmamıştık, bu ilkti…

    Cengiz sikini ağzımdan çekti ve Rana’nın arkasına geçti. Hareketlerden ve seslerden anladığım kadarıyla Rana’yı sikiyordu, Rana da benim amımı yalıyordu. Bir az sonra Cengiz Rana’yı sikmeyi bıraktı ve “Çekil!” dedi. Rana çekilince Cengiz bacaklarımı karnıma doğru kaldırdı. Sonra o koca sikini göt deliğime dayadı ve yavaş yavaş içime girmeye başladı. Kafası götüme girmişti. Canım çok yanıyordu ama bağıramıyordum, beni uyuyor zannetsin istiyordum. Birden hepsin götüme soktu ve hızlı hızlı girip çıkmaya başladı. Ben acıdan bağırarak gözlerimi açtım ve “Napıyorsun, yapma!” demeye başladım. O sırada Rana da bizi izleyip kendi amını okşuyordu. Cengiz, “Hadi yenge uyumadığını biliyordum, tadını çıkar!” deyip dudaklarıma yapıştı ve sikmeye devam etti. Yaklaşık 20 dakika beni götümden her pozisyonda sikti ve götüme boşaldı…

    O gece sabaha kadar üçlü sikiştik. İlerleyen haftalarda da bu sikişmelerimiz devam etti. Rana şimdi yurtdışında, ama Cengiz beni her fırsatta sikiyor. O senenin yazında aramıza benim yurtdışından tatile gelen gelinim de katılmıştı. Meğerse Cengiz aileden bir tek kendi ablasını ve annesini sikmemiş, gelinlerimizi sıraya dizmiş azgın şerefsiz. Hatta yeğenlerimi bile sikmiş. Benden başka kimi siktiği önemli değil, benim ateşimi söndürüyor ya önemli olan bu!

    açık sex siteleri arkadaş seks hikayeleri azgın baldız hikayeleri baldız itiraf eşli erotik hikayeler koca götlü hikaye porno seksi seksihikayeler sex hikayeleri sikiş
  • Sekste İlk Deneyimim Kızarkadaşımın Babasıyla Götten Oldu

    Sekste İlk Deneyimim Kızarkadaşımın Babasıyla Götten Oldu

    Ben Banu, 1.80 boyunda, esmer, kendince güzel sayılacak, etrafımdakilerin söylediklerine göre manken gibi bir kızım. Ben, Tekirdağ’ın deniz kenarına yakın bir sitede çalışan, 10 sene önce buraya çalışmak için gelmiş bir ailenin ortanca kızıyım. Ailem köy kökenli tutucu bir aile olduğu için, buralardaki kızlara göre daha kısıtlı gezer, giyinirdim. Babam sitenin kalorifer işi gibi teknik işleriyle ilgilenir, annem ise ev işlerine gider. Ablam 23 yaşında ve evli. Bir de bu sene Üniversiteyi kazanıp giden erkek kardeşim var. Burdaki seks hikayelerini okumaya başlamam, İstanbul’dan tatile gelen, çok iyi anlaştığım kız arkadaşım Ebru’nun tavsiyesi ve ısrarıyla oldu.

    Ben liseyi bitirince okumamıştım. Evde kalıp anneme ve babama yardım ediyordum. Yazın Ebru tatile gelir, Tekirdağ’da okullar açılıncaya kadar kalıp, daha sonra İstanbul’a dönerdi. Ebru, ailesinin durumu çok iyi olduğundan ve evin biricik kızı olduğundan çok rahat davranan biriydi. Sadece yazları görüşsek te, Ebru benim çok iyi anlaştığım tek arkadaşımdı. Bu yazın da yine geldi. Ebru’yla olunca, ailem benim gezmeye ve denize gitmeme daha rahat izin verirdi. Deniz kenarında yaşamamıza rağmen pek denize girdiğim yoktu, sadece ablam bize geldiğinde ailece gidersek, yada Ebru ile babası babamdan izin aldığında gidiyordum.

    Yine yazın sonuydu. Ebru, ailesinin geri döneceğini, ama kendisinin bir 10 gün daha (okullar açılıncaya kadar) kalacağını söyledi. Haftasonu bir akrabasının yazlığına Cumadan gidip Pazartesi döneceklerini, benim de gelmemi istedi. Ben de ailemin izin vermeyeceğini, sadece babasının babamdan izin alırsa gelebileceğimi söyledim. Ebru da babasından rica etti. Ebru’nun babası (Mustafa abi) 45 yaşında, atletik, uzun boylu ve karizmatik biriydi. Babamla da araları iyi olduğundan, babama ısrarı sonucu bana izin aldı. Cuma sabahı, ben, Ebru, Mustafa abi ve eşi Gülçin teyze ile, kalacağımız akrabalarının yanına gittik. Gittiğimiz yazlık Ebru’nun teyzenin yazlığıydı. Ebru’nun teyzesi, eniştesi ve oğlu Kaan bizi sıcak bir şekilde karşıladılar ve yazlığa yerleştik.

    Öğle yemeğimizi yedikten sonra denize gitmeye hazırlanırken İstanbul’dan bir telefon geldi. Ebru’nun anneannesi rahatsızlanmış, hastaneye kaldırmışlar. Bu haber üzerine tüm aile tatili kesip İstanbul’a dönecekken, Ebru’nun annesi eşine, “Mustafa sen çocuklarla kal, biz eniştem ve ablamla gider gerekeni yaparız.” dedi. Diğerleri de onayladı. Dolayısıyla ben, Ebru, teyzesinin oğlu Kaan ve Ebru’nun babası Mustafa abi kaldık. Onları yolcu ettikten sonra biz de zaten deniz hazırlığımızı yapmıştık, denize gittik…

    Ebru, Kaan ve ben denize girerken, Mustafa abi deniz kenarında güneşleniyordu. Deniz içinde Ebru ile Kaan bir hayli birbiriyle şakalaşıp el kol harektleri yapıyorlardı. Bense biraz tutuk ve çekingendim, onların biraz uzağında yüzüyordum. Bir ara dikkatimi çeken ilginç birşey oldu, Kaan Ebru’nun göğüs ve kalçalarını elliyor, Ebru ise Kaan’a babasının görebileceğini, rahat durmasını söylüyordu. Bir hayli geçmişti ki ben sıkılmış kenara çıkmıştım. Mustafa abinin yanına selam verip uzandım. Mustafa abi mayo ileydi ve önündeki kabartı çok belli oluyordu, biran oraya gözüm takılmıştı. Mustafa abi gülerek, “Hayırdır Banu durgunsun, neden yüzmüyorsun?” dedi. Ben sadece, “Şeyy… ben denize girmeyi pek sevmem, sizin hatrınız için geldim.” dedim. Mustafa abi, “Sağol, bizi kırmadığın için teşekkür ederim.” dedi…

    Neler yaptığımı, nasıl zaman geçirdiğimi sormaya başlamıştı ki, konu döndü dolaştı, erkek arkadaşım olup almadığına geldi. Bugüne kadar sadece Lisede bir kez olduğunu, bir de bizim sitede çalışan birinin sürekli benle arkadaş olmak istediğini, ama babamdan korktuğum için bunu kabul etmediğimi anlattım. O sırada yanımıza Ebru ve Kaan geldi, büfeye gidip birşeyler alacaklarını söyleyip izin istediler. Babası da izin verdi, bize de dondurma ve su almalarını istedi. Onlar gittiler, biz halen oturuyor, sohbet ediyorduk. Akşam üzeri olmuştu sahilde çok kimse de kalmamıştı. Bir ara ben, “Mustafa abi ben de gidip Ebru’ya bakayım.” dedim. “Tabiki!” dedi…

    Ben büfeye giderken elbise değişim kabinlerinin arkasında öpüşen kişileri fark ettim. Biraz daha yaklaşınca bunların Ebru ile Kaan olduğunu gördüm, adeta kendilerinden geçmişlerdi, birbirlerini yiyecekmiş gibi dudakları yapışmış, Kaan Ebru’nun kalçalarını okşuyordu. Şok olmuştum. Gerçi Ebru’yu erkeklerle bu şekilde ilk görüşüm değildi. Ebru çok rahat bir kızdı ve onun için böyle işler normaldi. Ama bu başkaydı, Kaan teyzesinin oğluydu. Bir süre onları izledim, onlar beni farketmemişti. Biraz daha yiyişip toparlandılar, yola çıkıp büfeye gideceklerken, ben arkalarından seslendim. Bana bir arkadaşlarını gördüklerini, biraz onunla sohbet ettiklerini, daha büfeye yeni gideceklerini söylediler. Ebru, istersem benim de büfeye gelebileceğimi söyledi. Ama ben babasının yanına döneceğimi söyleyip, geri döndüm. Onlara maydonoz olmak istemiyordum…

    Ben tam babasının yanına vardığımda, babası yazlığa dönüp şirket ile bir işi olduğunu, onu internetten halledeceğini, istersem benim Ebru’ları bekleyip onlarla dönebileceğimi söyledi. Ben de yazlığa dönmek istediğimi, sıkıldığımı söyledim. “Tabi, gel!” dedi. Ebru’yu da arayıp, bizim yazlığa döneceğimizi, kendilerinin de işleri bitince yazlığa gelmelerini söyledi…

    Yazlığa gittik. Mustafa abi bilgisayarın başına geçti. Ben de banyoya girip bir duş almayı geçiriyordum aklımdam. Odama girip havlumu bırakıp, duştan sonra üzerime giyeceğim elbiselerimi hazırladıktan sonra üzerimdeki mayo ile banyonun yolunu tuttum. Mustafa abiyi bilgisayarın başında zannederek üzerimdeki mayonun askılarını indirip banyoya girdiğimde şok olmuştum. Mustafa abi çırılçıplak banyodaydı ve duşa girmek üzereydi. Plajda mayosuyla gördüğüm kabarık önü, bu defa herşeyiyle karşımdaydı. Ben şaşkınlıkla kocaman yarağına bakarken, o da elimle kapatmaya çalıştığım göğüslerime bakıyordu. Şaşkınlığım geçtikten sonra, “Şeyy, ben sizi bilgisayarın başında sanmıştım, özür dilerim…” derken, Mustafa abi yanıma yaklaştı ve çok güzel olduğumu, gelmemi istedi. Donup kalmıştım adeta. İlk kez böyle birşeyle karşı karşıyaydım. Daha önce çevremde sadece Ebru’yu erkeklerle ve bir kez de ablamı eniştemle sevişirken gören ben, ilkkez canlı yarak görüyordum…

    Ellerim halen göğüslerimdeydi. Mustafa abi istersem dokunabileceğimi söyledi. Ben ise halen kendime gelememiştim ve o şaşkınlıkla, “Şeyy, ilk ilk kez görüyorum…” dedim. Mustafa abi dudaklarıma yapıştı ve öpmeye başladı. Bugün gördüklerimin tesiriyle karşılık bile veremedim. Üstelik çok hoşuma gitmişti, ilk kez bir erkek tarafından öpülüyordum. Mustafa abi beni kendine çekti, rahat olmamı, beni çok güzel bulduğunu, beni istediğini söylerken, halen beni öpüyor, elleri ile göğüslerimi kalçalarımı sıkıyordu. Ben ise birşey yapamıyor, karşılık dahi vermiyordum, ama hoşuma gidiyordu. Beni iyice saran Mustafa abi üzerimdeki mayoyu aşağı çekerek beni çıplak bıraktı, elimden tutarak elimi yarağına götürdü. Yarağı büyük ve kalındı. Nedense o an aklıma seks hikayelerinde okuduğum kalın yaraklar geldi…

    Yarağı elimdeydi, okşamamı istedi, ben ise sadece avuçladım. O ileri geri yapıp, kalçalarımı ve amımı okşuyor, göğüslerimi sıkıp, dudaklarımı öpüyor, beni iyice zevk sarhoşu yapıyordu. Okadar zevk almaya başladım ki, amımın sulandığını hissettim. Ben de karşılık vererek, elimdeki yarağını sıkıp, dudaklarına yapıştım. Acemice öpüşmem onun daha hoşuna gitmişti. Beni tekrar sarıp, boynumu yalıyor, göğüslerimi ısırıyordu. Beni omuzlarımdan aşağı ittirerek önünde diz çökmemi sağladı, “Yala!” dedi. Ben ise daha önnce hiç yapmadığımı, nasıl olduğunu bilmediğimi söyledim. Yarağını ağzıma götürmek istedi, ama ben ağzımı kaçırınca, beni ayağa kaldırdı, kendisi önümde diz çökerek amıma yumuldu. Amımı çok hızlı yalıyor, adeta beni çıldırtıyordu. Bu arada parmakları ile de götümün deliğini zorluyordu…

    Ben artık iyice kendimden geçmiştim. Hayatımda ilk kez, üstelik babam yaşında biri ile sevişiyordum. Mustafa abi çok iyi sevişiyordu, fakat götüme soktuğu parmağı canımı acıtıyordu. Biran, “Ayyy!” diyerek irkildim. “Ne oldu, canın mı yandı aşkım?” diyerek kibarca sordu. “Mustafa abi ben ilk kez böyle birşey yaşıyorum, bence bu yaptığımız çok yanlış!” diye itiraz etmek istedim. Ama o, “Bana abi deme, aşkım de! Herşeyin bir ilki vardır, merak etme güzel olacak!” diyerek yine beni önünde diz çökertti. Yarağını ağzıma vermek istiyordu, ama ben alamıyordum, kalındı ağzıma girmiyordu. “Öp onu, yala!” dedi. Tam öperek yalamaya başlamıştım ki, saçlarımı çekti. Can acısıyla ağzımı açmam ve o kalın yarağın ağzıma girmesi bir oldu. Ağzım yırtılacak gibi, kusacak gibi oluyordum. Ama Mustafa abi çıkarmama izin vermiyor, başımdan tutarak adeta ağzımdan sikiyordu beni. Ben bu arada birkez daha ıslanmıştım. Mustafa abi de fazla dayanamayıp ağzıma boşalmaya başladı. Çok kötü bir tadı vardı, hemde çok geliyordu. Boğulacak gibi oldum. Zorla çıkarmıştım ki ağzımdan, çıkarmamla lavaboya kusmaya başlamam bir oldu…

    Ben lavobaya dönmüş kusarken, Mustafa abi arkadan kalçalarımı ve amımı yalıyor, parmağını amıma sokuyordu. Ben halen kendime gelememiştim, fakat o anda tek düşündüğüm şey kızlığımdı. Ona bakire olduğumu, kızlığıma zarar vermemesini istedim. Mustafa abi de bunun üzerine amımı parmaklamayı bırakıp, parmağını götüme sokmaya başladı. Canım acıyordu, ama Mustafa abi çok iyi biliyordu işini, bana zevk te veriyordu. Ben önünde domalmış durur halde lavaboda ağzımı yıkarken, o ise parmağını götümde ileri geri yaparak sırtımı yalıyordu. İyice çıldırmıştım ve kendimi daha da ona teslim etmiştim. O da bunu anlayınca yarağını götüme sokmaya çalıştı. Yarağını götümün deliğinde iyice hissettim, fakat kalındı ve girmiyordu. Aslında korkuyordum da, istiyordum da…

    Bana, “Böyle kal!” diyerek, banyo dolabından losyon aldı, bolca yarağına ve götüme sürdü. Ben olacakları beklerken yine yarağını götüme zorladı. Yine girmiyordu. “Kendini rahat bırak, sıkma!” diyerek, lavobayo doğru dahada domalmamı istedi. Dediklerini yaptım, yeniden zorladı. Birden içimde tarif edilemeyecek acı hissetim, beynimde şimşekler çakıyordu. “Çıkarrr!” diye bağırıyordum, fakat kaçamıyordum çünkü kafam lavabonun altındaki duvara dayanmış, Mustafa abi de beni sıkıca kavramıştı. O kocaman yarak götümde yavaş yavaş ilerlerken, ben ise artık acıya dayanamıyordum ve ağlıyordum. Elim ayağım kesilmişti. O ise hala götüme sokmaya devam edip, “Geçti aşkım, girdi, az kaldı!” diyordu. Kasıklarını kalçalarımda hissetiğimde acıdan kendimden geçmiş ve bayılmışım…

    Ayılıp kendime geldiğimde yatak odasındaydık, yüzüstü yatıyordum. Mustafa abi kasıklarımın altına yastık koyup beni domaltmış, arkamda götümü sikiyordu. Bende hal kalmamıştı, o ise sürekli abanıyor, sırtımı ensemi öpüyor, götümü sikmeye devam ediyordu. 15-20 dakikadır sikmesine rağmen boşalmamıştı. Garip tarafı, bu iş bana acının yanında zevk te veriyordu. O zevkle ben de kalçalarımı ona itiyor karşılık veriyordum. Mustafa abi müthiş bir tecrübeyle sikiyordu götümü. O kalın büyük yarağın içimde olduğuna ve götüme nasıl alabildiğime halen inanamıyordum. Her tarafım uyuşmuş ve götümün deliğini hissetmiyordum. Artık bende hal kalmamıştı, “Mustafa abi boşalll!” diye yalvarmaya başladım. İyice hızlanmıştı. Ben zevk ve acıdan yatağı dişliyordum. Sonunda acaip bir hırıltı ile götüme boşaldı…

    Yarağını götümden çıkarıp, yarağını çarşafa sildi. Bana iltifatlar ediyor, “Seni çok seviyorum aşkım, karıcığım!” diyor, omuzlarımı, sırtımı, belimi, götümün yanaklarını öpüyordu. Ben halen o acı ve şaşkınlıkla, şok bir halde yatakta yüzüstü yatıyordum, sesim çıkmıyordu. Derken alt kattan sesler duyuldu, kesin Ebru ile Kaan gelmişlerdi. Mustafa abi mayosunu giyip bilgisayarın başına giderken, ben de dölden sırılsıklam olmuş çarşafı alıp banyoya koştum…

    aile arasında sex aldut hikayeler dul kadın hikayeleri ensest hikaye abla karım porno hikaye kayınvalide sex hikayeleri sex hikayeleri abla kardeş sikis hikayeleri porno
  • Deprem 10 Saniye Sarstı Kaynımın Yarağı Sabaha Kadar

    Deprem 10 Saniye Sarstı Kaynımın Yarağı Sabaha Kadar

    Kocamla evlendiğimizde askerliğini henüz yapmamıştı, okulundan dolayı erteletmişti. Aynı iş yerinde çalışıyorduk. Tanıştık, kısa bir nişanlılık döneminden sonra evlendik. Ailesiyle aynı binada oturuyorduk. Anne babası ve bir erkek kardeşi üst katımızda oturuyorlardı. Kısa sürede kaynaşmıştık ailesiyle. Beni kızları gibi görüyorlardı. Onlar beni, ben onları sevmiştim. Annesine benzeyen ufak tefek kocamın aksine, 20 yaşındaki kardeşi Mert çok yakışıklı, sporla uğraşan, yapılı, iri yarı bir çocuktu. Çocuk derken aramızda 3 yaş fark var sadece. Kocamın tüm ailesine, özellikle Mert’e kanım ısındı, çok iyi anlaştık.

    Evliliğimizin cicim aylarından sonra, artık kocamın tekdüze, uyduruk sevişmelerine alışmış, doymasam da tatmin olmasam da, orgazm taklidi yaparak evliliğimizi, götürmeye çalışıyordum. Evlendiğimde bakire olmama rağmen, gerçek seksin bu olmadığını internetten, okuduğum kitaplardan biliyordum. Fakat salt bu nedenle kocamdan ayrılmayı, düzenimi bozmayı göze alamıyordum.

    Kaynım Mert ise kocamın tam tersiydi. Kızlarla, hatta mahalledeki birkaç evli kadınla haşır neşir oluyor, gününü gün ediyordu. Bir kısmını annesinden duyuyordum, bir kısmını da komşu kadınlardan öğreniyordum, “Kız senin kaynın var ya, Bakkalın karısıyla…” gibi. Uçan sineği kaçırmayan zamparanın tekiydi kısacası. Bunları duydukça ona başka gözle bakmaya başlamıştım. Kapımın önünden geçip üst kata çıkarken ben bir bahane uydurur, havadan sudan kapı önünde sohbet ederdim. Bu arada kaynımın yapılı gövdesine, geniş üçgen omuzlarına sımsıkı sarılmamak için kendimi zor tutardım. Baktıkça bakasım geliyordu piçe…

    Öyle etkilemişti ki beni, artık kocamın kardeşidir, akrabadır diye bakamıyordum ona. Bir erkekti o. Hem de yakışıklı, dalyan gibi, sapına kadar erkek. Geceleri kocamın altında yatarken, o olsaydı nasıl sevişir, nasıl öpüşür, kotunun önündeki kabarıklık neye benzer diye düşünürdüm. Kocam içime girip çıkarken onunla seviştiğimin, onun ağırlığı altında ezildiğimin hayallerini kurardım hep.

    Kocamla işten döndüğümüzde akşam yemeklerini genelde onlarla beraber yer, oturur, yatmaya evimize geçerdik. O da evdeyse, dışarıda değilse sevindirik olurdum. Benim ona baktığım gibi o da bana baksın, beğensin isterdim. Aile içinde ne kadar mümkünse, olduğunca kısa etek, askılı bluzlar giyer, dikkatini çekmeye çalışırdım. Benim ne eksiğim vardı ki o yatıp kalktığı orospulardan! Gittiğimiz düğünlerde, pikniklerde, plajlarda hep onu keser, ona yakın olmak, eline koluna dokunabilmek için bahaneler yaratırdım.

    Sonunda korkuyla beklenen şey oldu. Kocamın uzun dönem askerliği başladı. Onunla beraber benim yalnızlığım da başladı. Zaten yetersiz bulduğum seks yaşamım artık tamamen sıfırlanmıştı. Günler geçmek bilmiyordu. Sabah kalk, işe git, akşam gel, kaynananın hazırladığı yemeği ye, biraz otur, kadına yardım et, evdeyse kaynını aç gözlerle dikizle, yatma zamanı kendi evine siktir olup git, yalnız yatağında, kendini okşaya okşaya zıbar. 5, 10, 20 gün, 1 ay, 3 ay… Artık dayanamaz hale gelmiştim. İyice azmıştım, erkeksizlik başıma vurmuştu. Hayır, sikilmenin tadını almamış olsam neyse! İyi ya da kötü, bir erkekle seks yapmaya alıştıktan sonra sap gibi kalıvermek çok kötü!

    Bazen kendimi Mert’e, dudaklarına, kirli sakalına, pazularına, pantolonun önündeki kabarıklığa bakarken erotik hayallere dalmış buluyor, sonra da silkinerek kendime gelmeye çalışıyordum. Etrafıma, Mert’e bakıyordum korkuyla. Ona arzuyla baktığımı görmüş müydü? Aklımdan geçenleri, onu ne kadar istediğimi anlamış mıydı? Sanırım biliyordu Mert, farkındaydı. Hissediyordum bunu. Oturduğum yerde onu süzerken gözlerimi pantolonun, şortun önünden yukarı kaldırdığımda, onun bana bakan, soran gözleriyle karşılaştım birkaç kez. Utandım, yanaklarım alev alev yandı, kızardım yeni yetme kızlar gibi. Ne bakıyorsun salak? Anla işte! Abin gideli kaç ay oldu? Kaç aydır erkeksizim haberin var mı?

    Dipten gelen acaip bir gürültüyle beraber 10 saniyelik şiddetli bir sarsıntı. Hepimiz ayağa fırladık. Ödüm koptu. Elimdeki çay bardağını fırlatıp çığlık atarak hemen yanımda duran Mert’e sarılıverdim o korkuyla. O da korurcasına kollarının arasında sımsıkı sardı beni. Sarsıntı bittikten sonra da bir süre ayrılamadım ondan. Korkuyla birbirimize, sallanan avizeye, büfede devrilen bardaklara bakıyorduk. Kalbim kuş gibi çarpıyor, gözlerimden yaş geliyordu. Sonra durumu fark ettim. Mert’in, kaynımın kollarındaydım.

    Öyle rahatladım ki. Güvendeydim onun kollarında. Başımı geniş göğsüne dayayıp, derin bir nefes aldım, onun mis gibi erkek kokusunu içime çektim. Elleri sırtımı okşuyor, kollarıyla sımsıkı sarıyordu. “Şşşt… Tamam yenge, btti, korkma artık, sakin ol!” diyerek o kalın erkek sesiyle teselli etmeye, sakinleştirmeye çalışıyordu.

    Sakinleşmiştim artık. Ama böyle durmak öyle hoşuma gitmişti ki. Gerekirse sabaha kadar böyle kalmaya razıydım. Kollarında, sımsıkı sarılmış, göğüslerim onun kaslı bedeninde ezilir vaziyette, kasıklarımız birbirine yapışmış. Ama maalesef, kayınvalidem dua etmeyi bırakıp bize döndüğünde istemeden ayrılmak zorunda kaldım. Tedirgin, diken üstünde oturduk. Bir süre daha geçti. Uyku ağır basmaya başladı. Kayınpederim artık yatmamızı, korkulacak bir şey olmadığını söyledi. Ben halen dehşet içindeydim. Orada yatmamı istediler, ben kabul etmedim, “Uyuyamam anneciğim, kendi yatağımda yatmak istiyorum. Ama korkuyorum da yalnız başıma…” dedim çaresizlik içinde.

    Kayınvalidem, “Madem evine gitmek istiyorsun, git kızım. Korkuyorsan Mert gelsin, salonda yatsın. Evde biri olunca için rahat eder yavrum! Hadi Mert, yengende kal bu gece!” dediğinde kulaklarıma inanamıyordum. Mert ve ben. Koca evde yalnız. Sevincimi saklamaya çalışarak korkmuş görüntümü sürdürdüm. Sesim titreyerek, “Çok iyi olur annecim! İnan ödüm patlıyor. Evde bir nefes olursa hiç olmazsa uyuyabilirim biraz. Yoksa sabah işe gidecek halim olmaz uykusuzluktan!” dedim.

    İyi geceler dileyip, kaynımla beraber alt kata indik. Evin kapısını açarken ellerim titriyordu heyecandan. Küçük odadaki yatağı hazırladım yatması için. Televizyonu açıp depremin şiddetini öğrenmeye çalışan Mert’in yanına gittim. Oturduğu üçlü koltukta yer açtı bana, yanına oturdum, beraber izlemeye başladık. Bir yandan televizyonu izliyor, bir yandan sohbet ediyorduk. O, yanımda, yanıbaşımda olduğu için öyle mutluydum ki…

    Tam yaşadığımız korkudan, sarsıntıdan bahsediyorduk ki, bir çıtırtı daha olmasın mı? Sanırım hafif şiddetteki duyulur duyulmaz minik artçı depremlerden biriydi. Fakat bu minik sarsıntının korkusu bile yetti bana ayağa fırlamam için. Yine aynı şey oldu, benimle birlikte ayağa kalkan Mert’e sarılıverdim. İki üç saniye bile sürmedi çıtırtı. Ama halen kollarındaydım, ayrılmamış, bana sarılan güçlü kolların tadını çıkarıyordum. Mert yine tedirgin hareketlerle sırtımı okşayarak beni sakinleştirmeye çalışıyordu. Ben kedi gibi sokulmuştum kollarına. Tüm vücudum onunkiyle temas halindeydi, sımsıkı sarılmıştım.

    İşte o anda hissettim karnıma temas eden sertliği. Birbirimize sımsıkı temas eden bedenlerimizin varlığıyla kaynımın yarağı taş gibi olmuş, aramızda kendini hissettirmeye başlamıştı. Boydan boya ürperdim. Kasıklarımda bir yangın başladı. O da huzursuzca kıpırdandı. Sırtımı okşayan eller çıplak kollarımı tuttu, beni kendinden uzaklaştırmaya çalıştığını hissettim. Pürüzlü bir sesle bana, “Çok korktun yine yenge. Sana su getireyim!” dedi, önünü bana göstermemeye çalışarak arkasını döndü, mutfağa gitti.

    Öylece kalakalmıştım. Koltuğa kendimi attım. Yanaklarım alev alev yanıyordu. Elinde su bardağıyla gelen kaynıma baktım dolmaya başlayan gözlerimle. Tanrım, ne kadar yakışıklıydı. Ölebilirdim, bana sarılması, sevmesi, sevişmesi için. Yalvarmam, ayaklarına kapanmam gerekse de. Fakat o anda bir şey diyemedim, gözlerine baktım sadece, konuşamadım. O ise bana bakmaya bile çekiniyordu. Uzattığı bardağı alıp suyu bir dikişte içtim. Önündeki kabarıklığı nasıl başardıysa yok etmişti. Az önceki sertlikten eser yoktu.

    Benden uzaklaşırcasına gitti karşıdaki koltuğa oturdu, televizyon izlemeye başladı. Ben de onu izliyordum. Konuşmuyordu hiç. Sanırım içinde müthiş bir mücadele yaşıyordu. Hissediyordum bunu. Ben, abisinin karısı, yengesi. Benim için sertleşen yarağı… Bir zaman böyle oturduk, televizyon izledik sessizce. Sonra bir iki esnedim, uykum gelmiş gibi. Ayaklarımı kaldırıp koltuğa uzattım, boylu boyunca uzandım doğalca. Yatar vaziyette izlemeye başladım televizyonu. 5-10 dakika sonra gerçekten gözkapaklarım ağırlaştı, içim geçiverdi. Bu durumda ne kadar kaldım bilmiyorum, Mert’in bana seslenmesiyle kendime geldim. Ama gözümü açamadım. Oturduğu yerden bana sesleniyordu, “Yenge? Uyudun mu?” diye.

    Cevap vermedim, uykumda rüya görüyormuşçasına mırıldandım. Bacağımın birini kaldırıp ayağımı yere koydum yattığım yerde, diğerini de dizimi havaya dikip koltuğun arkasına dayadım. Diz üstü kısa eteğim iyice açıldı bu hareketimle. Birkaç kez daha seslendi, yine uyumaya devam ettim güya, yanıt vermedim. Başım yana düşmüştü. Kirpiklerimin arasından Mert’i izliyordum. Gözünü benden, açılan bacaklarımdan ayıramıyordu. Elini pantolonunun önündeki kabarıklığa götürmüş, okşayıp duruyordu. Benim uyuduğumu zannettiğinden kalkıp yanıma geldi. Koltuğun önünde diz çöktü. Omuzumdan tutup hafifçe sarstı, “Yenge? Uyan hadi!” dedi.

    Düzgünce nefes alıp vermeye çalışıyor, uyuyor görüntüsü vermeye devam ediyordum. Gözlerimi kapatmıştım. Ne yapacağını merak ederek bekledim. Bir süre hareketsiz durdu. Eteğimin meydanda bıraktığı bacaklarımı, bluzumun açılan yakasından göğüslerimi seyrediyordu sanırım. Sonra ayaklarımda elinin temasını hissettim birden…

    Ayaklarımı okşayan eli yavaş hareketlerle yukarıya çıktı. Dizimi geçti, baldırlarımı okşadı tüy gibi. Öyle zevk alıyordum ki, inlememek için, ona belli etmemek için kendimi zor tutuyordum. Eli baldırlarımda, bacaklarımın içlerinde dolaştı, küloduma kadar çıktı. Eteğimi iyice belime kadar sıyırdığını hissettim. Tanrım! Eğer amıma dokunursa biterdim ben. Ayların verdiği açlıkla anında orgazm olabilirdim. Şimdi bile ıslanan amımdan sularımın aktığını hissediyordum…

    Dokunmadı amıma. Derin bir nefes alıp başını küloduma yaklaştırdı, amımın kokusunu ciğerlerine kadar çekti, “Ah yengem… Yengemm!” diye mırıldandı, “Öyle güzelsin ki, hastayım sana kadın! Bitiyorum sana, aşığım sana! Ah bir bilsen seni nasıl istediğimi! Bir anlasan beni! Ah bu güzel amcığını bir siksem! Ahhh!” diyordu.

    Aniden beni bırakıp fırladı yerinden, koşa koşa banyoya gitti. Sanırım boşalmak üzereydi, rahatlamaya gidiyordu. Bense elimi şehvetle yanan amıma götürüp avuçladım, sıktım dudaklarını, daha o anda inleye inleye sarsılmaya başladım. Beni duyacak hali yoktu Mert’in, banyoda kendisiyle uğraşıyordu. Sarsıla sarsıla boşaldım. Orgazm kasılmalarım bittiğinde eteğimi düzeltip yan döndüm, uyur vaziyetime devam ettim. Mert işini bitirip banyodan çıktığında beni bu halde buldu. Bir süre daha yanımda durup seyretti sadece. Sonra gidip üzerime bir pike getirdi, üzerimi örttü. Kendisi de odasına gidip yattı.

    O çıkınca sırt üstü yatıp gözümü tavana diktim. Dakikalarca. Aklımdan bin türlü şey geçiyordu. Orgazm olmak rahatlatamamıştı bedenimi. Uyku tutmuyordu. Gözümün önünden onun kabaran yarağı gitmiyor, eteğimin altından bacaklarımı okşayan elleri aklıma geldikçe kıvranıyordum yattığım yerde.

    Şeytan dürtüp duruyordu (Hadi düşünme artık, kalk git yanına!) diye. Gitsem yanına. Uyudu mu acaba? Okşasam bana yaptığı gibi. Uyanır mı? Ne der? Nasıl karşılar? Kovalar mı beni yanından? Onun “Yenge!” diyen tatlı sesi kulaklarımda hep. Maviş gözleri. Etli dudakları. Gülünce parlayan beyaz dişleri. Kokusu. Kabarık önü. Vücudu. Beni saran kaslı kolları. Başımı göğsüne dayadığımda duyduğum huzur. Mert’in her bir yeri gözümün önüne geldikçe daha çok deliriyordum. Artık akraba, kayın, kocamın kardeşi falan dinleyecek, umursayacak halim kalmamıştı. O da beni istiyordu işte. Kulaklarımla duymuştum beni ne kadar istediğini!

    Hırsla üstümdeki pikeyi tekmeleyip fırlattım, yere attım. Kararımı vermiştim. Neye mal olursa olsun. Duramıyordum artık. Kalktım, doğru odasına gittim. Kapısı aralık duruyordu, itip içeriye süzüldüm. Holün hafif aydınlattığı odada, düzenli nefes alış verişleri duyuluyordu. Uyuyordu. Canım benim. Üzerine hiçbir şey örtmeden sırt üstü yatmıştı yatağa. Ve sadece bir boxer vardı giysi olarak. O geniş göğsü nefes alıp verdikçe inip kalkıyordu. Öyle güzel, yakışıklı görünüyordu ki, dakikalarca seyrettim. Sonra, sanki orada olduğumu, onu izlediğimi hissetmişçesine gözlerini açıverdi…

    Beni yatağın yanında görünce şaşırıp doğruldu, “Hayrola yenge? Yoksa yine Deprem mi oldu?” dedi. Yatağın kenarına oturdum, elini tuttum, “Yok! Merak etme Mert, bir şey olmadı. Sadece…” dedim. Merakla yüzüme bakıyordu. Söyleyemedim gerisini. Onu istediğimi, onunla sevişmeye geldiğimi, yatağına geldiğimi söyleyemedim. Deprem olmadı, ama yangın vardı işte. İçim yanıyordu. Dudaklarım titriyordu heyecandan, gerdeğe girecek yeni gelin gibiydim.

    “Ne oldu, söylesene yenge? Merak ettirme beni!” dedi. “Gece salonda sen beni… Bacaklarımı okşarken ben uyanıktım Mert!” dedim. Yüzüme bakıp kaldı öylece. Yüzü mü kızarmıştı ne? Başını yana çevirdi, bana bakmıyordu şimdi, bakamıyordu. Elini çekmeye çalıştı, bırakmadım, tuttum sımsıkı. Öksürüp boğazımı temizledim, devam ettim, “Söylediklerini duydum. Her şeyi!” dedim. “Uyuduğunu sanıyordum yenge… Söylediklerimi unut, aldırma bana! Sen yengemsin! Abim…” dediğinde, “Abin yok Mert! 6 aydır yok! Yalnızım ben! 6 aydır kimse sevmedi, okşamadı, dokunmadı bana! Ben de sana aşığım! Yanıyorum Mert! Seni istiyorum ben de! Ölesiye istiyorum! Beni sevmeni, benimle sevişmeni istiyorum! Ölüyorum senin için!” dedim. Ağlıyordum bunları söylerken, göz yaşlarım damla damla süzülüyordu.

    “Olmaz yenge! Yengem olmaz!” diyordu halen. Hırsla elini tuttum, gözyaşlarımla ıslanan yanaklarıma sürdüm elini, avuç içlerini titreyen dudaklarımla öptüm, öptüm. Yalvardım, “Kimse bilmeyecek Mert, ikimizden başka kimse! Seviş benimle! Abin gelene kadar hiç olmazsa! Başka şey istemiyorum senden! Lütfen, bak sen de beni istiyorsun, kendi ağzınla söyledin! Hadi, yanıyorum ben! Başkasına mı gideyim istiyorsun? Elin adamıyla boynuzlayayım mı abini? Yabancılara, başka erkeklere yedirme yengeni işte, sen sik! Sik beni Mert!” dedim.

    Artık iyice yüzsüzlüğü, terbiyesizliği ele almıştım. Gözüm kararmıştı iyice. Bu gece bu aptal oğlanın altına yatmalıydım. Onunla sevişmeliydim. Kendimi siktirmeliydim. Her şeyi yapardım bunun için. Dudaklarına yapıştım aceleyle. Önce karşılık vermiyordu bana, ben köfte dudaklarını emmeye, dilimin ucuyla okşamaya başlayınca hırslandı, o da saçlarımdan kavrayıp öpüşmeye başladı. Ne kadar güzel öpüşüyordu bu çocuk! Ee, tecrübeliydi ne de olsa! Mahallenin kızları, kadınlarıyla, okuldaki kızlarla tecrübe kazanmıştı.

    Öpüşürken bir elimi göğsüne koydum, okşadım. Aşağıya indim yavaşça okşayarak, kaslı karnını, boxerinin üzerinden sertleşen yarağını okşadım. Parmaklarımın ucunda tıp tıp attığını, giderek sertleştiğini hissediyordum. Beklemiyordu bunu, “Mmmm… Yenge, ne yapıyorsun?” diye bir inilti çıktı ağzından. Elimi boxerinin önündeki düğmesini zorlayarak içeriye soktum. Ateş gibi yanan yarağını tuttum. Kalın, kocaman bir şey vardı şimdi avucumda, ateş gibi.

    Dudaklarını bırakıp eğildim. Boxerini sıyırıp dışarıya çıkardım yarağını, gözyaşımla ıslanan yanaklarıma sürdüm. Dudaklarıma sürdüm. Dilimi çıkarıp başına dokundum. Benim narin bileklerimden daha kalındı yarağı.

    Mert itiraz etmeyi kesmiş, kendini benim ellerime bırakmıştı. Dirseklerinin üzerine dayanmış, yaptıklarıma bakıyordu kısılmış gözleriyle. Ben de gözlerimi ondan ayırmadan yalayıp duruyordum güzel yarağını. Kocam izin vermemişti bunu yapmama. İlk defa bir erkeğin sikini yalıyor, ağzıma alıyordum. Ben sikiyle uğraşırken onun eli yine eteğimin altına girmişti. Bacaklarımı sıka sıka okşuyor, bacak içlerimde elini dolaştırıyordu. Küloduma geldi. Avuçladı. Yarağı ağzımdayken zevkle inledim. Nefes alabilmek için yarağını emmeyi bırakmak zorunda kaldım.

    “Ahhh… Mert!” diye inledim, külodumun ağını yana çeken parmaklar şimdi ıslanan amımı okşuyordu. Sıcak parmakların ıslak am dudaklarına teması bitiriyordu beni zevkten. İnleyip duruyor, bu arada elimdeki yarağı yalamaya çalışıyordum. Klitorisimi ıslak parmağıyla okşayınca sarsıldım. Muhteşem bir zevkti duyduğum.

    “Bırak emmeyi yenge, ağzına boşalmak istemiyorum. Yatmadan önce boşaldım, ama yarağımı emmen deli ediyor beni!” diye inledi o da. Şehvetten kısılmış gözlerimle ona baktım, emmeyi bıraktım ve “Gel benim yatağıma gidelim Mert! Daha geniş o yatak, daha rahat sevişiriz!” dedim. “Peki, hadi gidelim!” dedi. Kalktı, beni kollarına alıp tüy gibi kaldırıverdi. Boynuna sarıldım. Öpe öpe yatak odasına götürdü. Üzerine saten örtü örtülü yatağı açmadan boylu boyunca yatırdı beni. Boxerini ayağından sıyırdı bir çırpıda. Sertleşmiş yarağı önünde çelik gibi dimdik duruyordu. Heykel gibiydi. Öyle heyecanlıydım ki! Yatak odamda, kocamla seviştiğimiz odada, çırılçıplak kalan kardeşiyle, kaynımla beraberdim.

    Kocam aklıma gelince etajerin üzerindeki resim çerçevesine baktım. Kocamla evlilik resmimizdi, objektife bakan damadın gözleri adeta beni izliyordu. Uzanıp elimin tersiyle devirdim. Şimdi o çerçevenin içinden bana bakamayacak, azmış karısının kardeşiyle seviştiğini göremeyecekti. Başımı yastığa koydum. Sırt üstü yattığım yerden halen ayakta beni seyreden kaynıma baktım. Kollarımı açıp bekledim.

    Fazla bekletmedi beni. O güzel, çırılçıplak gövdesiyle üstüme uzandı. Ben ağırlığının altında inlerken, o dudaklarıma yumuldu, çılgınca öpüşmeye başladık. Dudaklarımı ısıra ısıra öpüyor, dilini ağzımın içine sokup dilimi okşuyordu. Ellerimle uzun saçlarını kavramış kendime çekiyor, omuzlarını, kollarını, sırtını okşuyordum şehvetle.

    O çırılçıplaktı, ben halen üzerimdeki etek ve bluzla duruyordum. Dudak dudağa öpüşürken yarağının sertliği bacaklarıma temas ediyor, ateş gibi değdiği yeri yakıyordu. Dudaklarımı somuran ağzından kendimi kurtarıp nefes nefese, “Soy beni Mert! Çıplaklığını hissetmek istiyorum!” diye inledim.

    Telaşla kalktı üzerimden, bluzumun düğmelerini koparırcasına açtı. Dantel sütyenimi çıkarmasına yardım ettim. İkimiz de heyecan içindeydik. Titriyorduk. Hareketsiz durup hayranlıkla beni seyretti. Çıplak göğüslerimi. Sonra elini uzatıp okşadı, avuçlayıp sıktı. “Ohhhh!” diye inledim, “Öp onları Mert! Sev, okşa!” dedim. “Öyle güzelsin ki yenge! Memelerin sanki hiç ellenmemiş gibi, dipdiri, taş gibi!” dediğinde zevkle kıvrandım. Duyduklarım mutlu etmişti beni. Hele Mert’ten bunları duymak. Göğsümü okşayan elininin üzerine elimi koydum, fısıltıyla, “Ellenmedi sayılır memelerim. Abin yıpratamadı. Nasıl, becerdiğin kızlar kadar var mı? Beğendin mi? Güzel mi?” dedim.

    “Hem de nasıl yenge! Bakire kızlar eline su dökemez güzellikte! Harikasın! Hep merak ettim bu memeleri, nasıl olduklarını, uçlarını…” deyip eğildi, elini çekip meme ucumu öptü. İnledim. Saçını tutup kendime çektim. Ağzını alabildiği kadar açıp göğsümü ağzına almış, dilinin ucuyla içeride ucunu okşuyordu. Elektrik çarpmış gibi sarsıldım. Unutmuştum bu zevki aylardır. Aç kalmış bebek gibi memelerime saldırmaya başladı. Sıcak diliyle kenarlarını, uçlarını yalıyor, parmaklarıyla okşuyor, sıkıyordu. Bir birini, bir diğerini… Sırayla birinden ötekine geçiyor, beni zevkten bayıltıyordu.

    Daha memelerimle uğraşırken gecenin ikinci orgazmını yaşadım. Hırsla saçlarından tutup göğsüme yapıştırdım, kalçalarım yatağı döve döve boşaldım. Kasılmalarım bitince dudaklarımdan öptü beni. Sımsıkı sarılmıştı bana. Bir bacağını üstüme atmış, yarağını baldırlarıma dayamış, eliyle vücudumun her yerini okşuyordu. “Öyle doluyum ki aylardır Mert, kendimi tutamadım!” diye açıklama yaptım. “Ben de akşam bacaklarını okşarken boşaldım yenge! Öyle seksi, öyle baştan çıkarıcı görünüyordun ki, dayanamadım. Tutamadım kendimi!” dedi.

    “Biliyorum tatlım! Sen gidince ben de kendimi tatmin ettim. Sen banyoda, ben koltukta, ikimiz de boşaldık! Hadi Mert, oyalanma artık, istediğimi ver bana! Bununla boşalt beni artık!” dedim. Bunu söylerken elimi uzatıp onun vücudumu delip duran yarağını kavramıştım. “Peki yengecim!” dedi. Dudaklarını boynumda göğüslerimde, karnımda gezdire gezdire aşağıya indi.

    Eteğim kalmıştı altımda. Yavaşça sıyırdı aşağıya, bacaklarımı oynatıp çıkarmasına yardım ettim. Üzerimde bir tek dantel külot kalmıştı. Sırılsıklam külodumu da çıkarıp fırlattı. Şimdi ikimiz de çırılçıplaktık. Dudaklarını kasıklarımda gezdirdi. Tertemiz, kılsız, ağdalı, kaymak gibi yaptığım amımın dudakları kan hücumuyla şişmiş, içine girecek şeyi bekliyordu ıslak ıslak… Mert’in hiç acelesi yok gibi görünüyor, diliyle okşayıp duruyordu oralarımı…

    Dilinin ucunu klitorisime değdirdiğinde inledim. Kıvranıp saçlarını okşadım, “Ohhhh Mert! Delirtiyorsun beni! Harikasın!” dedim. “Güzel mi yenge? Hoşuna gidiyor mu?” dedi. “Ohhh! Hem de nasıl gidiyor Mert! Harika! Abin hiç yalamadı beni biliyor musun? Amımı hiç yalamadı! Öpmedi bile! Sen harikasın!” dedim. Durdu, başını kaldırıp bana baktı ve “Yenge, şu yatağa abimi sokmasan, ikide bir hatırlatıp durmasan?” dedi. Güldüm, yattığım yerden doğrulup kaynımın benim zevk sularımla ıslanmış dudaklarını öptüm doya doya. “Peki canım, ama sen de bana yenge deyip durma öyleyse! Hadi artık, oyalanma, sabrım kalmadı, dayanamıyorum, sik beni! O koca şeyini sok bana, sok içime!” dedim.

    “Peki aşkım, peki kadınım!” diyerek kalkıp beni yatağa itti, sırt üstü yattım. Dizlerimden tutup bacaklarımı araladı, arasına girdi. Taş gibi yarağını amımın dudaklarına, klitorisime sürttü. Kıvrandım. Heyecanla içime girmesini bekliyordum. Sürtmeye devam edince, sabırsızlıkla, “Hadi Mert, hadi erkeğim, hadi kocacığım, hadi sok şunu artık!” dedim. “Acele etme karıcığım, önce sikimi sularınla ıslatayım. Aylardır sevişmiyorsun. Amın daralmıştır senin, içine girerken zorlanırsın!” dedi.

    Dediği gibi oldu. Amım daralmıştı sanki. Yumruğum gibi olmuş sikinin başını dayadı, zorlamaya başladı. Girmekte zorlanıyordu yarak. Kalktı, başucuma geldi, sikini ağzıma verdi. Ben de güzelce, ıslata ıslata yaladım sikini. Ağzıma sokup çıkardım defalarca. Çıkarıp baktım, pırıl pırıl parlıyordu. Kayganlaşmıştı iyice. “Yeter sevgilim!” dedi. Tekrar bacaklarımın arasına geçti, sikini amıma dayadı. Bu kez biraz daha rahat kaymaya başladı, başı içime girdi. Amımın dudakları gerilmişti iyice. Dudaklarımı sıkıyor, ister istemez bacaklarımı kasıyordum. Bu yüzden de girmekte zorlanıyordu.

    “Rahat bırak kendini…” dedi. Gevşemeye çalıştım. Yavaş yavaş, bir sokup, bir çıkarıp ilerlemeye başladı içimde. Girdi… Girdi… Bitmek bilmiyordu yarağının girişi. Sonunda amımı yara yara, dibime kadar girdi içime. Bacaklarımın arasında, amımda adeta bir keser sapı vardı sanki. İçimi tamamen doldurmuştu koca şey. Kasıklarımız birleşmişti. Bacaklarımı açabildiğim kadar açıp boynuna sarıldım. Nefes nefese, “Bekle aşkım… Dur lütfen… Birbirlerine alışsınlar!” dedim. Mert de, “Ohhh! Öyle dar ki amcığın, bilezik gibi sardı yarağımı! Ateş gibi yanıyor amın! Yarrağımı yakıyorsun amınla!” diyordu.

    Koca yarağa alışınca, kalçalarımı oynatıp işareti verdim. Yavaşça sikini sokup çıkarmaya başladı. Sikinin amımda kaydığı her santiminde zevkim katlanarak artıyordu. Bacaklarımı beline doladım. Üstümde iniyor, kalkıyor, beni altında eziyordu. Nefessiz kalıyordum. O içimde gidip gelirken tekrar orgazm oldum. Sular fışkırdı adeta. Erkeğim durmadı bile, ben kasılırken sokup çıkarmaya devam etti. Kasılan vajina duvarlarımın içinde adeta sağıyordum sikini…

    Mert yana devrilip, sikini içimden hiç çıkarmadan beni üstüne aldı. Yarağının üzerinde oturup kalkmaya başladım. O da alttan karşılık veriyordu. Kasıklarındaki kıllar klitorisime sürtünüp duruyor, bu da ayrıca delirtiyordu beni. Ben oturup kalkarken, o yattığı yerde memelerimi avuçluyor, kalçalarımı pençeleriyle tutup sıkıştırıyordu. Ben eğiliyor, memelerimi sırayla ağzına, diline sunuyor, zevkten çıldırıyordum…

    Boşalmaya başladım. İnanılmaz, dayanılmaz, katıksız bir zevkti duyduğum. Orgazmımın bitmesine yakın Mert de kıvranmaya başladı, “Ohhh! Geliyorum karıcığım!” diyerek inledi sonunda. Tekrar devirip beni tekrar altına aldı, hızla gidip gelmeye başladı. Motor gibiydi üstümde. “Ahhhh, geliyorum!” dediğinde, boynuna sarıldım, “Lütfen içime boşalma Mert! Abin askerdeyken hamile kalmak istemiyorum aşkım! Lütfen!” dedim. “Ahh evet doğru ya, abimin karısını sikiyorum! Yengemi sikiyorum! Yengem benim! Yengemi sikiyorum, ohhhh!” dedi. Böyle konuşmak zevkini katlıyordu sanki.

    Ben içime boşalacak diye endişe ederken, bacaklarımın arasında doğruldu, sikini amımdan çıkarıp üzerime boşalmaya, döllerini karnıma, göğüslerime attırmaya başladı. Birkaç damlası da yüzüme, ağzımın kenarına kadar geldi. Dilimle yaladım. Tadına baktım. İlk defa. Göğsümdekileri de parmağımla toplayıp ağzıma götürdüm. Fena değil gibi geldi tadı. Bir sonrakini ağzımda patlatmaya karar verdim.

    Mert boşalıp yanıma uzandı. Başımı göğsüne koyup yattım. Amımdan çıkan siki parlıyordu ve halen kalkık duruyordu, halen tıp tıp atıyordu. Uzanıp parmaklarımla kavradım o güzel şeyi. Dudaklarından öptüm ve gülerek, “Bundan sonra bu sik benim! Kimseye, hiçbir orospuya sokmayacaksın bunu ben varken, anlaşıldı mı?” dedim.

    “Tamam aşkım, sadece sen varsın bundan sonra! Seni sikecem yalnızca! Bu yarak senin artık! Benim tek orospum sensin! Sen de hap kullan bundan sonra! İçine boşalmak istiyorum senin! Zevkimi yarıda kesip sıcak amından çıkmak istemiyorum sevgilim!” dedi. Sevgiyle sarıldım erkeğime, “Peki aşkım! Peki benim sikici erkeğim! Sen nasıl istersen! Yeter ki beni sik! Doyur beni! Yengen kurban olsun sana!” dedim.

    6 aydır yaraksızlıktan sonra, bir gecede sabaha kadar sevişmek ve defalarca orgazm olmak yormuştu beni. Gözlerim kapanıyordu. Başım kaynımın göğsündeyken derin bir uykuya dalmak üzereydim. Huzur içindeydim. Dünyada ondan başkası yoktu şu anda. Ne deprem, ne başka bir şey umurumda değildi.

    annemle seks hikayeleri arkadaşımın karısı enişte baldız sex hikayeleri ensest poro gay sex itiraf konulu s3x mutsuzun seks hikayeleri o seks sexshikayeoku türbanlı karım hikaye
  • Hayvan Herif Hepsini Kökledi – Gay Hikayeleri

    Hayvan Herif Hepsini Kökledi – Gay Hikayeleri

    Selam, ben Cem. Şu an yaşım 18, olay olalı iki yıla yakın oluyor. Aslında hiç bir gay deneyimim yoktu, ama nedendir bilmiyorum pørnø sitelerine girdiğimde hep anal sikişlere bakardım. Sikilen travesti ve gaylara bakardım. Özellikle sikenlerin siklerine dikkatlice bakar, çok hoşuma giderdi. Hele ki sert sikleri gördükçe büyük bir zevk alırdım. Bu yüzden sadece sik görmek için pørnø bağımlısı oldum dersem yalan olmaz. Ve bir gün bu siteyi keşfettim, bir sürü hikaye okudum, okudukça hikayelerin de bağımlısı oldum. Hikayelerde ilk kez sikilenlerin kimi çok acıdığını, kimi ilk sikildiğinde bile çok zevk aldığını yazıyor ve kafam karışıyordu. Nasıl oluyor da minicik deliğe ilk kez sik girer de acımaz, aklım almıyordu. Aklım hep bu sitelerdeydi, her boş anımda yeni hikayeleri okuyordum.

    İşte öyle bir günde, hamamda sikilen gayın biri yazmıştı. Hamamda biriyle tanıştığını ve kabinde uzun uzun sikildiğini anlatmıştı. Bir an düşündüm, ben neden en azından canlı sik görmek için hamama gitmeyeyim ki diye. Kafama yatmıştı. Ertesi günü saat 17:00 gibi hamamdaydım. Kalbim sıkışıyordu heycandan. Girip girmemekte tereddüt ederek girdim. Hikayedeki gibi, soyunup aşağıdaki havuzun olduğu yere girdim. Birkaç ihtiyar, iki de genç vardı. Kurnanın başına oturdum, terliyordum. O iki genç hiç ilgimi çekmemişti nedense. Olgun adamlara bakıyordum. Kimi yıkanıyor, kimi havuzun kenarında terliyordu. Derken biri havuzun kenarından kalkarken bacağını kaldırdığında açılan peştemalin altından siki ortaya çıktı. Valla koşup sikine elleyip okşamak için geberdim, ama kendimi zor tuttum. Hoş, adam elletir miydi, onu da bilmiyordum tabi. Gerçi duyduğum kadarıyla hamama gelenlerin çoğu eşcinselmiş.

    Neyse, adam kalkıp gitti. Yukarıda duşlar vardı, galiba oraya yada WC’ye gitti deyip az daha bakındım, ama bir şey göremedim. Çok terlemiştim, yukarı duşlara çıktım. Tesadüfen adam WC’den çıktı, duşlara giriyordu. Duşların kapısı yok, belindeki peştemali kapı gibi yapıyorlardı. Adam peştemali çıkarıp kapı yaparken yine gördüm sikini. İçim gidiyordu, ilk defa tam anlamıyla canlı bir sik görüyordum. Tam karşıya yere oturdum, peştemal kapıyı tam kapatmıyordu, alttan yarım metreden biraz daha fazlası açıktı, adamın dizlerinden biraz yukarısını görüyordum. Adam duş alıyordu. Duş aldıktan sonra yere oturduğunda offff o neydi, şimdi çok daha net görüyordum, heycandan ölmek üzereydim. Az sonra adam bir de sikiyle oynamaya başladığında iyice çıldırdım. Ama meğer adam farketmiş ki, bir anda perde olarak kullandığı peştemali araladı ve göz göze geldik. Sikini bana doğru sallayınca utanıp korktum ve hemen kalkıp gittim, giyinip hamamdan da kaçtım. Ama daha yolda bin pişman oldum, Neden kaçtın salak, görmek istediğin yarak değil miydi diye.

    O günden sonra hamama haftada 2 veya 3 günde bir gitmeye başladım. Bir sürü sik gördüm. Hele birini gördüm ki, kolum gibiydi, aklım gitti. Artık uzaktan bakmak beni kesmiyor, o güzel sikleri elime almak, okşamak, hatta ağzıma almak istiyordum. Yine gittiğim bir gün, 50 yaş civarı, hafif göbekli, iri kıyım biri devamlı karşıdan bana bakıyordu. Sanırım bilerek bacaklarını açıp peştemalin altından bana sikini gösteriyordu. Benim de gözüm hep sikindeydi. Adamı hem çok istiyordum, hem korkup utanıyordum.

    Az sonra kalkıp havuza girdim. O da girdi ve yanıma gelip selam verdi. Ordan burdan biraz konuştuk. Adam, “Çok sıcak ya, yukarı çıkacağım duşlara!” dedi. “Tamam!” dedim. O çıktı havuzdan, birkaç dakika sonra da ben. Tahmin ettiğim gibi duştaydı. Karşıya oturdum. O da biliyormuş ki geleceğimi, yere oturmuştu. Offff, kısa ama oldukça kalın, kocaman başı olan, damarlı bir siki vardı. Sabunlamış oynuyordu. Biraz oynadıktan sonra hafifçe peştemali araladığında gözlerimi kaçıramadım. Adam çok sevecen gülümsedi ve “Gel!” dedi. “Olmaz!” dedim, oturduğum yerden sikiyle oynamasını izledim…

    Az sonra çıktı, “Yıkanmana yardım edeyim, kabine gidelim, sen de bana yardım et!” dedi. Olmaz diyemedim, birlikte alt kata inip kabine girdik. Oranın da kapısı yoktu, yine peştemal ile perde yaptığında o kalın siki açığa çıktı. Yerde oturuyordum, yanıma oturdu. Elini arkadan omuzuma atıp beni kendine çekti ve öpmeye kalktı. “Yapma amca ya!” dedim. Kulağıma, “Hiç almadın mı?” dedi. “Hayır, almadım!” dedim. “Korkma, tam adamına geldin, seni çok canını yakmadan bozarım, ama beni dinlersen!” dedi. “İstemiyorum amca!” dedim, ama yanağımı öpmeye ve yalamaya başladı. Siki dimdik oldu. Elimi tutup ateş gibi yanan sikini elime verdiğinde, sanki tüm vücuduma ateş yayıldı. Bırakmak istiyordum ama elim bir türlü sikinden ayrılmıyordu…

    Avucuma sığmıyordu, öyle kalın, öyle damarlı, hele dibine doğru dahada kalınlaşıyordu. Başımı biraz daha kendine çevirip dudaklarıma yapıştı. Artık bende filim koptu. Uzun uzun emdi yaladı. Sikiyle oynamaya başlamıştım bile. Ama nasıl girerdi, sokturmaktan korkuyordum. Adam dudaklarımı bıraktı, boştaki eliyle yüzümü şefkatle okşayıp, “Nasılsa bu yola girdin, eğer bozduracaksan en uygun yer burası, deliğin iyice yumşamıştır gevşemiştir, biraz da şampuanlarım, fazla acı çektirmeden delerim seni!” dedi. “Amca çok korkuyorum!” dedim. Sikini eline alıp salladı ve “Haklısın, ama nasılsa bir gün sikileceksin, benden daha anlayışlısını bulamazsın, hazırsın da, biraz dişini sık dayan, senin kızlığını alırım!” dedi.

    Biraz daha öptü ve “Hadi 4 ayak ol, domal!” dedi. Korkuyordum, ama korksam da istiyordum da. Adam beni seve seve, okşaya okşaya kıvama getiriyordu. Domaldım. Deliğime bolca şampuan sürüp, sikini bol bol köpürttü. Yerdeki benim peştemalimi verdi ve “Bunu ağzına sok, ısır, çok acırsa da sakın bağırma, yakalanırsak hamamdakilerin hepsi gelir siker seni bilesin, biraz dayan!” dedi. Kalın sikini minicik deliğime dayayıp biraz fırça çekti. “Offf yavrum, öyle güzel ki deliğin, içinde olmak çok daha güzel olacak, sakın kendini kasma!” deyip yuklenmeye başladı. Girmedi, az çekildi, biraz daha şampuanlayıp bir daha yüklendi. Sikinin kocaman başı girdiğinde yemin ediyorum deliğimi bıçak ile kesiyorlardı sanki. Korkudan bağıramadım da. İleri kaçacak oldum, sımsıkı tuttu ve durdu. İçim parcalanıyordu.

    Üstüme eğilip, “Offf yavrummmm! İşte bu, bak kafasını geçirdim, dayan yavrum, biraz daha dayan, bak alıyorsun, artık deldirdin yavrum!” dedi azar azar yarıya kadar soktu. “Şimdi sıkı dur!” deyip birden yüklendiğinde kocaman taşakları minicik taşaklarıma çarptı. Hayvam herif hepsini köklemişti. Ağlıyordum resmen çektiğim acıdan. Adam sırtımı ve götümü okşuyor, “Aldın hepsini, aldın yavrum, aferin, aferin benim karıma, bekaretini verdin kocana, oooohhh yavrum, az acın geçsin seni uzun uzun sikeceğim yavrum!” deyip yavaş yavaş ileri geri yapıyordu…

    Yemin ederim bu kadar acı çekeceğimi bilsem asla yaptırmazdım. Derken pompalamaya başladı. Sikini her çektiğinde sanki içimi çıkartıyordu, sonra tekrar gömüyordu. “Yavrum icin ateş gibi yanıyor, sikimi yakıyor deliğin, oooofff bebeğim, iyiki gelmişim bu gün hamama, iyiki sen de gelmişin, bu kadar bir zevki hiç yaşamadım, ilk bozduğum göt seninki, çok göt siktim ama hepsi alışmış delikti!” deyip uzun uzun sikti. “Yeter!” dedikçe, “Az daha dayan!” deyip, kökleye kökleye sikmeye devam ediyordu…

    Sonunda içimi dölleri ile doldurdu ve “Şanslısın, uzun zamandır sana biriktirmişim yavrum!” dedi. Ama bu yaştaki adamın bu kadar azgın olmasına şaşırdım, siki içmde halen kazık gibi dimdikti. “Nasılsın yavrum, rahatladın mı biraz?” dedi. “Çok canım yanıyor amca, yeter çıkart!” dedim. Ama o, “Yapma be güzelim, doymadım ki, ne olur bir posta daha sikeyim!” dedi. “Amca deliğim yanıyor, canım cok acıyor!” dediysem de, “Hadi ama kırma kocanı, bak şimdi çıkartacağım, ben yere yatacağım sen üstüne oturacaksın, yüzyüze sikişeceğiz bebeğim!” dedi.

    Çıkarttığında, yemin ederim taşaklarında ve sikinin kök tarafında kan vardı. Görunce korktuğumu anladı, “Korkma bir şey yok, ilk sikilen herkesten gelir!” dedi. Yere yattığında, o içimi yırtan sik kazık gibi dimdikti. Dibinden tutup, “Hadi gel otur!” dedi. Deliğim kapanmıyor, adamın üstüne içimden döl akıyordu. Yavaş yavaş oturdum sikine. Bu defa daha uzun öpüşerek sevişerek öyle bir sikti ki, bittim tükendim. İkinciye boşaldığında üstünden inip yere zor attım kendimi. Deliğim acıyor, ağrıdan sızıdan belim kopuyordu. Yerde iki büklüm kaldım. O da arkama yan yatıp, götümü okşuyor, “Canım kusura bakma, ama ilk kim sikilse böyle olur, inan elimden geldiği kadar yavaş oldum. Biraz toparlan da çıkalım, gelen olur, ne zamandır burayı kapattık, anlarlarsa seni sikerler!” dedi.

    Zar zor doğruldum. Götümü o yıkadı, kan döl ne ararsan var. Peştemalı zor sardım belime ve “Sen çık, sonra ben çıkarım!” dedim. O çıktı, birkaç dakika sonra da ben. Birlikte giyinme yerine gittik. Oturamıyordum, deliğim acıyordu, zorda olsa yan oturdum. Birer soda söyledi ve “Bak biliyorum iyi değilsin, ama iki gün dinlen, eğer devamlı sikileceksen ara verme, acılmışkan tekrar kapanmasın! Adresim şurası, iki gün sonra gel, evde çok daha rahat sikişiriz, pørnø izler sevişerek sikişiriz, biraz daha açılır deliğin, aynı acıyı çekmezsin, ama yine acısa da birkaç sefer sonra dahada rahatlarsın!” dedi.

    “Bilmiyorum amca, çok acıyor, birdaha yaptırmam sanırım!” dedim. O da, “Yaptıracaksın yavrum, bir defa içine döl alınca bir daha asla vazgeçemezsin! Ben seni alıştırırım, dinle beni, gel iki gün sonra, evde bekleyeceğim, ev mustakil, biliyorsun değil mi orayı?” dedi. “Evet, biliyorum!” dedim. Adam giyindi, teşekkür etti, yanağımdan öpüp gitti. Ben de biraz dinlenip giyindim. Ama ayaklarım karışıyordu, zor yürüyordum, eve zor vardım. Olanlara inanamıyordum, kocaman adama kendimi siktirmiştim. Biliyordum, sikilmeden merakım geçmeyecekti, ama böylesini hayal etmemiştim, fazla kalındı ve çektiğim acı büyüktü. Bir ağrı kesici içip yattım. Adamın evine gidip gitmemeyi düşünüyordum. Bir yönden söylediği mantıklıydı, sikilmezsem daralıp yine büzüşebilirdi, ama sikilmeyi de göze alamıyordum, karmakarışık olmuştum. Uyumuşum. Gece çişe kalktığımda deliğim halen ağrıyordu.

    Sabah biraz daha iyiydim. İki gün boyunca hep gidip gitmemeyi düşündüm. Sonunda, madem o acıyı yaşadım, madem artık sürekli siktireceğim, o zaman katlanmalıyım deyip, evimize yakın olan evine doğru yola çıktım. 10 dakika sonra kapısındaydım. Korku ve heycan ile kapıyı çaldım. Bir yandanda umarım evdedir diye dua ediyordum. Pencereden bakıp, “Oooo yavrum sen misin, gel!” dedi, üstü çıplaktı. İçeri girdiğimde üstünde sadece bir külot vardı. Hemen kucakladı ve “Biliyordum yavrum geleceğini, bu yarağı yiyipte bir daha gelmeyeceğini asla ummadım!” deyip yine dudaklarıma yapıştı. Siki anında kazık gibi olmuştu.

    Dudaklarımı bırakıp, “Canım, akşama kadar benimsin, iki gündür bu yarak hiç inmedi, bir deleyim sonra sevişiriz, sen soyun, ben kaydırıcı getireyim!” dedi ve öbür odadan elinde minicik kırmızı transparan bir tanga ve küçük bir şişeyle geldi. “Giy şunu!” dedi. Giydim. Biraz seyretti ve “Kız gibisin yavrum, ellerini yatağa koy da domal!” dedi. Ona, “Biraz oynaşasaydık?” dedim. “Oynaşacağız, ama çıldıracağım bir posta akıtayım içine de oynaşırız!” dedi.

    Domaldım. Külotun arkası zaten ip gibiydi, yana çekti. Deliğime kaydırıcadan dökmesini beklerken yapmadı, sadece sikine döküp yağladı. Arkama yanaşıp, beni kendine çekip hızla yuklendi, o kolum gibi sik bir defada paramparça edip girdi götüme. İleri kaçıyordum ki, birlikte önümdeki yatağa yüz üstü düştük ve koca adam içimde ve tüm ağırlığı ile üstümdeydi. Acıdan bağırıyor tepiniyordum, ama dama durmaksızın pompalıyor, “Kes sesini, aldın alacağını, köküne kadar içindeyim, o gün hamamda böyle sikemezdim, şimdi acısını çıkartıyorum!” deyip kökleye kökleye sikiyordu. Kaç dakika sikti bilmiyorum, ama sonunda işer gibi içimi dölledi. “Offf yavrum, işte sikiş bu! Acıttım mı yavrum? Kocan sikti mi seni? Şimdi çıkartacağım, hiç kıpırdama, öylece yat, yüzünü göm yatağa, peçete alıp geliyorum!” deyip çıktı götümden.

    Ben öyle yatarken bir dakika sonra aynı sertlikle bir daha girdi götüme. “Ahhh! Yavaş ya!” diye bağırıp kafamı çevirdiğimde şok oldum, beni siken başka biriydi. “Sen de kimsin?” dediğim anda beni ilk siken yan tarafımda bitti ve “Sus! Yabancı değil, arkadaşım olur!” deyip halen kalkık olan sikini ağzıma soktu. Biri götümü sikiyor, biri emdiriyordu. Götümü sikmekte olan arkadaşı, “Özlemişim böylesine kücük taze göt sikmeyi be!” deyip sert sert sikiyor, her köklediğinde ağzımdaki sik gırtalağıma kadar giriyordu….

    Sonunda arkadaşı da dölledi içimi ve çekildi. Hiç zaman geçirmeden ilk siken beni ters çevirip bacaklarımı dikti ve arkadaşına, “Al şunun bacaklarını geriye ittir de delik çıksın şöyle yukarı!” deyip hızla kökledi götüme ve dahada derine girdi. Beni sikerken, “Nasıl yavrum, sürprizimi benendin mi? Arkadaşa anlattım, iki gündür seni bekliyordu, o da iyi siker benim gibi, bu günden sonra deliğin hiç kapanmayacak!” deyip kökleye kökleye çok uzun süre sikti. Ben, “Yeter!” diye yalvardıkca, “Yeni başladık!” deyip sikti. Arkadaşınınki de beni sikilirken görünce yine kalktı, o da ağzıma soktu. İlk sikicim sikerken, arkadaşı bir anda ağzıma gürül gürül akıtmaya başladı ve kafamı sıkıca tutup, “Sakın çıkartma, yut!” dedi. Zaten nefes alabilmek için yutmam gerekiyordu. Yuttum…

    O gün beni orada öyle bir siktiler ki, perişan olmuştum. O arada arkadaşı sikerken bir sürü resimlerimizi çekmiş, sikişirken, emerken falan. İşleri bitince beni saman çuvalı gibi kenara bıraktılar. Onlar da bitmişti. Biri 3 posta, öbürü 4 posta boşalmıştı. Bu 7 postanın 6 postası götümün içine, biri ağzıma. Zorda olsa toparlandım. İlk sikicim, “İki günde bir buradasın yavrum, artık benimsin, zaten yedin yiyeceğini, alıştın da sayılır, ama ben sana doymadım, her iki günde bir gelmezen olacakları bilemem, bak resimlerini çektim, sikilirken, emerken bir sürü resimlerin var, ne dersem yapacaksın!” dedi…

    O günden sonra da devamlı, ya arkadaşıyla birlikte, ya tek tek ve son zamanlarda da 3 kişi olup siktiler. Yani ben bir yarak ararken 3 oldu, fena mı oldu? Çok acılar çektim, ama şimdi o acıların mükafatı olarak büyük zevk alıyorum sikilirken 🙂

    aile içi enses hikayeler erotik seks siteleri hikaye oku kayın sex hikayeleri kocamla sex orospu seks seks anıları seks hikayeleri türk sevgilim öpüşürken kendinden geçiyor
  • Orospu Sunanın Tadına Birde Ben baktım

    Orospu Sunanın Tadına Birde Ben baktım

    Adım Devran, 18 yaşındayım. Bilirsiniz, Lisede herkesin siki ile beyni yer değiştirir. Size Suna orospusunu sikişimi anlatacağım. Suna uzun boylu, götü ve memeleri biçimli hoş bir kız. Ona orospu dememin sebebi ise sikişirkenki ustalığı. İnanın, o saksosu, eliyle sıvazlayışı, o alışı 40 yıllık orospularda olamaz. Tabi Suna’nın bu tecrübesi, her çıktığı erkeğin altına yatmasından kaynaklanıyor. Benden hariç vermediği kimse kalmamış orospunun! O güne kadar nedense Suna’yı birtek ben sikememiştim. Aslında oldukça çapkın bir erkeğim. En kötü ihtimalle çıktığım kızlara sakso çektirir, ağzına boşalır, anında şutlardım. Gençliğimi doyasıya yaşıyorum anlayacağınız. Öyle uzun ilişki bana göre değil. Zaten bu özelliğimi bilen kızlarla çıkıyorum, gerisiyle işim olmaz. Benim bu rahatlığım, biraz da ailemin maddi durumunun iyi olması yüzünden. Çok lüks bir hayat yaşıyorum.

    Kankamın doğum günündeydik. Evinin bahçesinde yaptığı partide, kankamla kızlara takılıyorduk, gelenleri karşılıyor, hoşgeldin muhabbeti falan yapıyorduk. En sonunda Suna girdi içeri. Tanrım, o vücut nasıl bir vücuttu öyle! Nasıl sexy bir kız anlatamam. Beyaz elbisesiyle direk göze çarpıyor, dekoltesiyle memeleri ‘Gel beni em!’, daracık kıyafetiyle götü ‘Gel beni sik!’ diyordu resmen. Gözümü alamıyordum. Davetlilerin hepsi gelmiş, parti resmen başlamıştı. Suna Pelin diye bir kızla dans ediyor, takılıyorlardı. Kankamı yanıma çağırdım, onları gösterdim. Operasyon başlıyordu. Yanlarına giderek muhabbeti kurduk. Ben Suna’yı, kankam da arkadaşı Pelin’i ablukaya almıştı.

    Gayet sıcak bir ortam vardı, millet kopmuş gibi dans ediyor, havuza atlıyordu. Biz de dans etmeye başladık, Suna iki elimden tutmuş dans ediyorduk. Birde baktım, kankam Pelin’i çoktan götürüyor. Suna’ya, “Baksana nasıl yiyişiyorlar!” diye onları gösterdim. Suna da, “Biz geç bile kaldık!” deyip dudaklarıma yapıştı. Ayaküstü yiyişiyorduk. Arada içkilerimizi yudumluyor, sonra tekrar dans, yiyişme derken, Partinin sonlarına doğru, Suna ve Pelin bize, “Haydin daha sakin bir yere gidelim!” deyince, ben de, “Bizim ev boş, hadi bana gidelim, annemle babam yoklar evde!” deyip, arabaya atladık. Kankamın evinde halen takılanlar vardı, ama önemli değildi onun için.

    Benim eve varır varmaz, hemen bir şişe daha içki açıp içmeye başladık. Salona geçip müzik açtım. 4’ümüz de dans ediyorduk, kankam Pelin’le, ben Suna’yla ilgileniyordum. Tekrar öpüşmeye başladık. Öpüşürken götünü avuçluyordum. Sert kalçaları beni delirtmişti. Pelin’le kankam çoktan sevişmeye başlamışlardı, kankam Pelin’i kucaklayıp benim odama götürdü. Suna’yla ben kalmıştık. Hemen Suna’yı diz çöktürüp, fermuardan sikimi çıkarıp ağzına verdim. Tanrım delirtiyordu! Önce dibini yalayıp, tüm gövdesini emdi. Sonra pantolonumu ve tişörtümü çıkarıp çırılçıplak kaldım. Sonra da Suna’nın elbisesini çıkardım. Mor sütyenini ve tangasını da yırtar gibi çıkarıp, öyle yalatmaya devam ediyordum. Orospu gözlerimin içine baka baka emiyordu yarağımı.

    Taşaklarımı emmeye başladığında kendimden geçmiştim. Sikimin ucunu emiyor, yalıyor, sıvıyı dağıtıp tekrar sakso çekiyordu. Zevkten hırlamaya başlamıştım. Derken odamdan gelen bir çığlıkla irkildik, Pelin çığlık çığlığa sikiliyordu. Suna, “Hadi sen de beni sik!” deyip uzandı, bacaklarını ayırdı. “Dur orospu, yalvartmadan siker miyim hiç seni?” deyip dilimi memelerine götürdüm. Memelerinin uçlarını emdim, yaladım, ısırdım. Sonra göbeğini yalayarak, amına geldim. Kılsız, ağdalı amı sulanmış ve kabarık am dudakları yarağımı bekliyordu. Ama önce amını ayırıp içine sağlı sollu dil darbeleri attım. Sonra klitorisini iyice emip, orgazm olmasını sağladım. Orgazm olurken nasıl çığlık atıyordu orospu. “Sik aşkım ne olursun, kudurttun beni, sik, doyur yarağa!” diye çığlıkları beni benden alıyordu.

    Sikimin başını amının ağzına koydum. Sokmuyor, fırçalıyordum. Amının dudakları arasında yukarı aşağı yaptıkça sikimin ucu zevkten zonkluyor, orospu ise sağa sola kafasını sallıyor, “Sok artık!” diye bağırıyordu. “Amına koyduğumun şıllığı, tüm okul üstünden geçti, hala doyamadın mı yarağa!” diyerek soktum amının derinliklerine. “Ohhhh!” diye bağırarak titremeye başladı. O titredikçe ben sokuyor, sallanan koca memelerini avuçluyordum. Şıllık öyle zevk alıyordu ki, inanılmazdı. Küfrede ede siktim amını misyoner pozisyonda. Sonra çıktım amından tekrar ağzına verdim, sikimi güzelce emdi. Sonra sırtüstü uzandım…

    Orospu çıktı üstüme, eliyle sikimi amına hizalayıp, direk aldı içine. İçinde güzelce bekletti, sonra zıplamaya başladı. Zıpladıkça koca memeleri sallanıyor, birbirine çarpıyordu. Dudak dudağa öpüşmemiz, onun memelerini ağzıma vermesiyle bitti. Ben alttan pompalıyordum bu sefer. Sikimi içine alışı muhteşemdi. Böyle bir muamele olamaz! 40 yıllık orospu gibiydi resmen. Ben pompaladıkça çığlık atıyordu. Ben, “Geliyorum!” deyince hemen üstümden kalktı, yarağımı ağzına alıp, 5 dakika kadar sakso çektikten sonra, ağzına boşalmaya başladım. Döllerimin tek bir damlasını ziyan etmeden yuttu, yarak azgını orospu.

    Boşalmıştım ama benim için sikişme bitmemişti, götünü de sikecektim. Kalktım, domalttım orospuyu. Geniş göt deliği karşımdaydı, önce güzelce yaladım. Yalarken sikimi de sıvazlıyordum, gene şahlanmıştı. Tükürdüm iyice, götüne bir hamlede lap diye soktum. 4 ayak pozisyonunda sikiyordum götünü. Götüne kökledikçe, kalçaları dalga dalga sallanıyordu. Çığlık çığlığa siktiriyordu götünü bana kaşar. Saçlarını çekiyordum, doyasıya sikiyordum orospunun götünü. Sokup çıkarıyor, sonra hızlıca pompalıyordum. İkinci postamı götünün derinliklerine attım. Sikim içinde inene kadar siktim götünü, sonra çıktım. Suna’nın heryeri döl olmuştu, kalkıp duşa girdi…

    O duştayken, ben dal taşak odama geçtim. Kankam, Pelin’i domaltmış, götünden pompalıyordu. Ben girince kankam durdu, “Gel kanka gel, azgın orospu doymuyor yarağa!” dedi. Yanlarına varınca, Pelin sikimi tuttu ağzına aldı. Arkasında kankam, ağzında yarağımla Pelin kudurmuş gibiydi. Ama sakso çekmesi Suna’nın yanına yaklaşamazdı. Yarağım tamamen kalkmış, hazır duruma gelmişti. O sırada Suna da havluyla odaya girdi ve “Oooo grup yapıyorsunuz ha? Beni niye beklemediniz?” diyerek yanımıza geldi. Ben de kankama, “Suna’nın tadına birazda sen bak kanka!” dedim. Kankam da, “Ohoo, oğlum ben onu çoktan siktim! Bir sikmeyen sen kalmıştın!” diyerek Pelin’i sikmeyi bıraktı ve Suna’yla öpüşmeye başladı. “Vay şıllık, demek senide aldı içine!” dedim. “Hemde nasıl!” diyerek kankam Suna’yı domaltıp arkadan amına girdi. Hızlı hızlı pompalıyordu Suna’ya.

    Ben de Pelin’in, Suna’ya nazaran daha dar olan amına girmiş, öyle pompalıyordum. Suna domalık bir vaziyette kankama sikilirken, Pelin altımdaydı. Memelerini emiyordum Pelin’in, dudakları ise bal gibiydi orospunun. Uzun bir süre amına pompaladıktan sonra, Pelin’i de Suna’nın yanına domalttım, bir hamlede götünün deliğine girdim. Orospuların ikiside önümüzde domalmış bir vaziyette sikiliyorlardı. İkiside bitmişti, ama biz sikmeye doymuyorduk. Önce kankam Suna’nın amına boşaldı, ben de daha fazla dayanamayıp, Pelin’in götüne boşaldım.

    Duşlarımızı aldıktan sonra, biz boxerlarımızla, Suna mor iç çamaşırlarıyla, Pelin siyah çamaşırlarıyla, içkilerimizi yudumluyorduk. Biraz dinlendikten sonra, ben tekrar Suna’yı, kankam da Pelin’i sikmeye başladık. Son boşalmamda saat gece 04:00’ü gösteriyordu. Ben ve Suna benim odamda, kankamla Pelin annemlerin odasında uyuduk.

    Uyandığımızda öğlen saat 12:00’yi geçiyordu. Kahvaltı yaptıktan sonra kızları birer posta daha siktik. Sonra arabayla kankamın evine gittik. Evde takılıyorduk, kızlar kendi çaplarında, biz de kankamla playstation oynuyorduk. Akşama kadar böyle takıldık. Akşam olunca kızlar, “Havuza girelim!” diye tutturdular. Kankama, “Birde havuzda sikelim şunları!” deyip, herkes çırıl çıplak havuza atladık. Havuzda Suna’yı amından siktikten sonra, bir posta da Pelin’i domaltıp, götünü siktim. Duşa girdikten sonra kızları evlerine bırakıp, eve gittim.

    Hayatımın en güzel iki günüydü, iki orospunun deliklerine kaç posta attım, hatırlamıyorum. Arada canım isteyince Suna orospusunu çağırıyorum, saatlerce sikip yolluyorum. Hatta bir keresinde giydiği pantolon öyle dardı ki, azıp onu okul tuvaletinde bile siktim.

    Herkese iyi sikişmeler.

    am yala a en güncel sex hikayeleri erotik lise seks hikayeleri poeno hikaye saks hikayeleri seks hikayeleri canlı songül porno
  • Karımın Götüne Otuzbir Çekti

    Karımın Götüne Otuzbir Çekti

    Merhaba 31’ciler, ben Adanadan Sinan. 10 yılık evliyim. Karımla seks konusunda pek bir problemimiz yok. Geçen yaz çadır kampına gidip, bir çadır kiraladık. Ben plajda havluyu sermiş güneşlenirken, karım tek başına kumsalda deniz kabuğu topluyordu. Toplarken domalıyor, doğal olarak bikinisi götüne giriyor ve çok sexy duruyordu. Karım eğilip eğilip kalkarken, az ileride 20 yaşlarında bir gencin karımın götüne baktığını gördüm. Genç, 2-3 dakika kadar izledi karımın götünü, sonra soyunma kabinine doğru gitti. Sikinin patlamak üzere olduğu mayosundan belli oluyordu. Emindim ki karımın götünü hayal ederk Otuzbir çekecekti. Çaktırmadan ben de soyunma kabinlerine doğru gittim. Evet, tam tahmin ettiğim gibi, gencin girdiği kabinden ‘şak şuk şak’ Otuzbir çekme sesleri geliyordu.

    Nedense bu beni çok tahrik etti, benim de sikim kalkmıştı. Ordan hemen ayrıldım ve karımın yanına gittim, karımı aldım çadıra götürdüm, bir güzel siktim. Karım şaşırmıştı, “Herif ne oldu sana böyle, gündüz gündüz niye azdın bukadar?” diye sordu. Ben de olanları anlattım. Karım, benim bu olaya kızmadığımı, aksine bu olayın beni heyecanlandırıp azdırdığını görünce daha da şaşırdı. Ama bu olay yeni başlangıçlara vesile oldu. Karımı her siktiğimde, “Karıcığım senin amına götüne bakarak Otuzbir çeksinler!” gibi laflar söyleyerek tahrik oluyordum. İşin ilginç yanı, ben böyle konuştukça, karım da en az benim kadar azıyordu.

    Belli bir zamandan sonra, (benim ısrarlarımla) karım bazı itiraflarda bulundu, benimle evlenmeden önce erkek arkadaşına amını yalatmış, birkaç kez de götten vermiş. Bunları bana anlatırken, “Kızma ne olur kocacığım, bunları senle evlenmeden önce yaptım. Seni çok seviyorum!” diyordu. “Karıcığım bunda kızacak ne var ki?” dedim ve eski erkek arkadaşını bulmasını istedim. Karım da, “Zaten arasıra Sosyal Medyadan görüşüyoruz!” dedi. Karıma, “Sadece okadar mı?” diye sorunca, karım biraz sıkılarak, ona Webcamdan amını götünü gösterdiğini, onun da otuzbir çektiğini söyledi. Ben de karımı öperek, nekadar heyecanlandığımı, bunu birdaha yaptıklarında gizlice seyretmek istediğimi söyledim.

    Neyse, haftasonu karım Webcam karşısında çırıl çıplak soyundu. Arkadaşı da küfürlü konuşarak, karımın amına götüne bakarak, 2 defa Otuzbir çekti boşaldı. Tabii onları izlerken ben de 2 defa boşaldım!

    Artık bir üst Level‘e geçme ve karımı başka erkeklerle sikiştirme zamanı geldi. En kısa zamanda karımı sikiştireceğim, hem amından hem götünden. Ve bunu ilk sefer o çadır kampında yapacağım 🙂

    Elleri siklerinde olan erkeklere zevkli 31 çekmeler!

    bebeğin yanında sevişmek cinsel itiraf sayfaları kaynana sikiş hikayeleri köylü kızı sex hikayeleri lop ettim koca pastayi sex porno siki yetişkin hikaye
  • Karısını Siktim Ama Benim Suçum Var mı

    Karısını Siktim Ama Benim Suçum Var mı

    Merhaba 31’ci arkadaşlar. Benim suçum var mı, okuyunca karar verin. Ben Erol, 45 yaşımda dul ve yalnız yaşayan bir adamım. Karısını siktiğim Kemal abi ise 60 yaşında bir adam, çocukluğum ellerinde geçti sayılır. Cimri, tutucu, geveze bir adam. Hele hele içkiliyken kimsenin konuşma şansı yoktur. Çok asabi bir adamdır. Karısı 50’sinde var, ama çok güzel, taş gibi bir kadın, uzun boylu, bebek gibi, dolgun dik gögüslere, pürüzsüz vücuda, yuvarlak iri kalçalara, uzun sütün gibi bacaklara sahip bir kadın. Kemal abi benim yalnız olduğumu ve akşamları içki içtiğimi bildiğinden, canı içki istesin, çenesi düşsün gelir benim eve. Sanki benim ev meyhane! 1-2 duble de içsin, artık o gidene kadar dinle onu. Birgün olsun bana gelirken bir ufak rakı alıp gelmez. Ben nezaman onun evine gitsem, “Evde rakı yok Erolum, al gel de içelim!” der, kendisi alamaz sanki, cimri herif!

    O gün de ben yine evimde içiyorum, adam sanki rakının kokusunu alıyor, geldi hemen oturdu çilingir soframa. Birkaç duble içtik, bu başladı kadınlardan, kızlardan, saunalardan falan bahsetmeye, “Böyle yerler varmış, sen biliyorsundur, kadınlar çalışıyormuş!” diye. Beni mi deniyor bu? İlk defa böyle konuşuyordu. “Bilmiyorum abi!” dedim. “Nasıl bilmezsin? Dul adamsın, ne yapıyorsun? Sen bilmezsen kim bilir?” dedi. Aslında saunada takıldığım bir kadın var, ama söylemedim. Neyse rakımız bitti, bu yine başladı, “Biliyormusun, bilmiyormusun? Yoksa ben çıkıp gidip arayıp bulacağım! Yıllardır aynı kadın, aynı am, bıktım!” dedi. Buna, “Dur abi…” dedim ve saunada takıldığım Burcuya telefon ettim, müsait olup olmadığını sordum. Burcu ne olduğunu sorunca, “Bir abiyle geleceğiz, ona bir bayan ayarlarmısın?” dedim. “Ayarlayıp seni arayayım!” dedi. 15-20 dakika sonra Burcu aradı, ayarlamış. Bindik benim arabaya, saunaya gittik. Burcu bir bayan ayarlamış bizim ayıya, yeme de yanında yat! Tek kelimeyle mühtişti! Ne şanslı adam, Burcudan bile çok çok güzel bir kadın!

    Burcu tanıştırdı bizleri. Odalarımıza geçtik. Burcu bana önce masaj yaptı, sonra güzel bir sikiştik ve kalkıp banyomuzu yapıp salona geçtik, ben Kemalin çıkmasını bekliyorum. Burcu, “Seninkinin işi çok uzun sürdü, adam hem yaşlı, hem içkili!” dedi. Ben Burcuyla konuşurken, Kemalin girdiği kadın çıkıp yanımıza geldi ve bana, “Burcu seni bana anlattı, yazık, sen böyle ayılarla gezme!” dedi. Benim ilk aklıma gelen şey, Kemal kadının parasını kesmiştir oldu, cimridir çünkü. Ne olduğunu sordum. Kadın da, “Burcunun sana yaptığı gibi, ben de ona hizmet sunmak istedim, önce masajını yaptım, sonra sevişelim dedim, yok dedi, fantazi yapalım dedim, yok dedi, oral anal yapalım dedim, yok dedi! Adam tutturdu direkt hak çukuru diye, gitsin anasının hak çukuruna! Vermedim, haberin olsun!” dedi. “Nerede şimdi?” dedim. “Ne yaptıysa, banyo yapıyor!” dedi. O sırada Kemal de giyinip geldi, “Hadi gidelim Erol!” dedi. Çıktık, binip arabaya gittik. Yol boyunca hiç yorum yapmadık. Bunu evinin önüne bırakınca bana, “Aman Erol kimse duymasın, rezil oluruz!” diye tembihledi. Ben de onayladım ve evime gittim.

    Sabah merak ettim, Kemale telefon açtım. Kemal erkenden çıkmış gitmiş evden, telefonu karısı açtı ve “Erol nerdesin? Çabuk bize gel!” dedi. “Ne oldu abla?” dedim, “Telefonda olmaz, bize gel!” dedi, kapadı telefonu. Ulan akşam gitti karısını mı dövdü yoksa? diye düşündüm. Keşke öyle birşey falan olsaydı, çok daha kötü şeyler oldu diye korktum. Neyse, merakla evine gittim. Karısı gecelikle kapıyı açtı, salona geçtik. Ben hemen, “Ne oldu abla?” diye sordum. Karısı başladı, “Sen ne şerefsizsin ulan Erol!” diye. Karısı bana hiç böyle konuşmazdı, durmadan bana hakaretler küfürler ediyor. Ben tekrar ne olduğunu sorunca, “Bak Erol, sen yalnızsın, kadına kıza gidersin, normaldir, ama benim kocamı neden ayartıp götürüyorsun pezevenk!” dedi. Ben afallamıştım, “Ne kadını kızı abla?” dedim. Karısı da, “Akşam nerdeydiniz ulan?!?” dedi. “Evde içtik abla!” dedim. “Erol bana yalan söyleme ulan!” dedi. “Ya neden yalan söyleyeyim abla? Nerden duydun öyle şeyleri?” dedim. “Nerden mi? Kemal gece geldi, uyuyordum, beni kaldırdı, sen de kadınmısın, ne kadınlar var, neler yapıyorlar, diye bana hakaret etmeye başladı. Ne kadını falan diye sordum, Akşam Erol ile saunaya gittik! deyince sesimi kestim, karşı gelsem dayak yiyeceğimi biliyordum!” dedi.

    Şok olmuştum, ulan Kemal abi, bu da söylenir mi, hemde karısına, bu kadar gevezelik olmaz, pes yani! Neyse, karısı bana bunları anlatıp, hesap sorarken dayanamadım, “Orada dur bakalım abla! Ben değil, senin kocan saunaya gitmek istedi!” dedim ve olanları olduğu gibi anlattım ve “Ben de, kocan yalnız gidip te sağa sola parasını kaptırmasın diye, bildiğim yere götürdüm!” dedim. “Kaç para verdiniz orospulara?” dedi hemen. Cimrinin karısı da cimri olur! Kaç para verdiğimizi söyledim. “O parayı bana vermez ayı, ama elin oruspularına verir!” dedi. “Korkma abla, parayı verdi ama karıya birşey yapamadı!” dedim. “Nerden biliyorsun? Beraber mi siktiniz orospuyu?” deyince, girdiği kadının anlatıklarını anlattım. Bu hemen, “Ayı evdeki karıyı halleti de, birde oruspuları sikmek mi kaldı?!?” dedi. “Yaa? Halledemiyor mu?” dedim. “Nasıl halledecek? 60 yaşında adam, siki mi kalkıyor sanki!” dedi. Kızgınlığı biraz geçmişti. Benim (Burcuyla) neler yaptığımı sordu, “Sen bari iyi siktin mi karıyı?” dedi…

    Ben detaya girmeden, (Burcuyla) yaptıklarımı anlatmaya başladım, ama bana detayları da anlatmam için ısrar etti. Ben de anlattım. Bunları konuşurken benim yarak kazık gibi oldu. Kemalin karısı oturduğumuz koltukta bana iyice yaklaştı, elini bacağıma koydu, sikime doğru okşamaya başladı. Karı resmen kaşınıyor! Ben de onun geceliğinin üstünden bacaklarını okşamaya başladım. Onu öpmek isteyince, önce nazlandı, ama ok yaydan çıkmıştı, benim vazgeçmeye hiç niyetim yoktu. Bunu öperek halının üstüne yatırdım. Önce dolgun gögüslerini emmeye başladım, sırayla emiyordum. Uçları fındık gibi olmuştu. İnliyordu. Bunun geceliğinin altından külotunu çıkarmak isteyince, önce bacaklarını sıkıştırdı, çırpındı. Ben ne yapıp edip bunun kırmızı külotunu çıkardım. Karı yaşına başına bakmadan Tanga giymiş. Tangasını burnuma götürüp kokladım, mis gibi amcık kokuyordu külodu…

    Elini iki bacağının arasına sıkıştırdı, amını kapatıyordu. Ben amını açmaya uğraştıkça, “Erol olmaz, yapma!” diyordu. Ben dinlemiyorum tabii, zorla bunun elini çektim, bacaklarını açtım, yumuldum amına. Amını biraz yalayınca bu gevşedi, zevkten inlemeye başladı. Hemen yarağımı çıkarıp geçirdim amına. Bu, “Oooy! Ne sert yarağın var Erolum!” diyordu. Bunun amına girdikçe, bu inliyordu, “Ooh ooh bas, dibime kadar girsin, çıkarma!” diyordu. Ben bunun amını yarım saat kadar siktim ve ikimiz de doruğa çıktık, ben amına boşaldım.

    Kısa bir sessizlikten sonra, “Mahvettin beni, kalk üstümden, yıkanayım!” dedi. Üstünden kalktım. Bu banyoya giderken kalçalarına baktım, ulan ne güzel beyaz kalçları vardı. Banyoda bunu ne yapıp edip götten sikmeliydim. Ben de banyoya girdim. “Burda da mı yalnız bırakmıyacaksın?” dedi. “Beraber yıkanalım!” dedim, girdim duşun altına. O beni sabunladı, ben onun her yerini sabunladım. Bunun arkasına geçip götünü de sabunlayınca, bu irkildi ve “Ne yapıyorsun Erol?” dedi. “Ne yaptığımı görürsün şimdi!” dedim ve kasıklarından tutup götüne geçirdim yarağımı. “Aaah, Erol, ıııh, yırttın götümü, çıkar ne olur!” diye bağırmaya başladı. “Dur bağırma orospu, az kaldı!” deyip pompalıyordum. Bu acıdan inliyor, ellerimi tutuyor, ben köklüyorum. Götü amından çok daha dardı, çok geçmeden götüne boşaldım…

    Banyodan çıktıktan sonra bana, canım nezaman isterse kendisini sikebileceğimi söyleyip, karşılığında da bundan sonra bir daha saunalara falan gitmeyeceğime dair söz verdirdi.

    Şimdi soruyorum size, bende suç var mı?

    erotik h komşumuzu siktim köylü kızı seks hikayeleri küçük kardeş porno hikayeleri liseli sex hikayesi oku modern seks sex ensest porno sex porn hikaye
  • Tatilde Kocamı Dövmeci Gençle Aldattım

    Tatilde Kocamı Dövmeci Gençle Aldattım

    Merhaba. Adım Ecem, 26 yaşındayım ve evliyim. Oldukça alımlı bir kadınım, 1.70 boyunda, 60 kg ağırlığındayım. Kocam her konuda sadece kendini düşünen birisidir, sekste de öyle, hemen boşalır, döner arkasını yatar uyur. 5 yıldır evliyiz, ama kocam bana ne bir ilgi gösterir, ne de doğru dürüst bir seks hayatımız var. Anlayacağınız çok monoton bir hayat geçiriyordum. Herneyse, bundan 2 sene önce kocamla Antalya’ya tatile gittik. Otelde o bensiz eğleniyor, yüzüyor, ben onsuz yüzüyorum, kafama göre takılıyorum. Yakışıklı erkek görünce dayanamam, hemen bakarım, baştan aşağıya süzerim. Onlar da bana bakar.

    Tatilimizin 3. gününde otelin kuaförüne gittim. Kuaförde Dövme de yapıyorlardı. Orda çalışan genç çok yakışıklıydı. Ayak bileğime dövme yaptırmak istediğimi söyledim. Genç, “Yoğunum, bekler misin?” dedi. “Tabi, acelem yok!” dedim. O iş yaparken sürekli onu izliyordum. Hareketleri, konuşması ve mimikleri çok hoşuma gitmişti. Onu süzdüğümü farketti ve gülümsedi. Daha sonra işi bitince, “Gelin, buyrun!” dedi. Yanına gittiğimde, “Ben Emre!” dedi, elini uzattı. Ne zamandır ordaydım ve kimseye elini uzatıp adını söylememişti 🙂 “Ben de Ecem!” dedim. “Buyrun oturun!” dedi. Sandalyeye oturdum, o ise tabureye. Bana bir katalog verdi gitti, yaptıracağım Dövmeyi seçmem için.

    Ben yaptıracağım Dövmeyi seçerken yanıma geldi, “Yunus balığı yapabilirim size, ne dersiniz?” dedi. Ben de çok bunalmıştım zaten, seçememiştim birtürlü, “Güzel olur, tamam!” dedim ve içeri geçtik. İçerde kimse yoktu. Bana sorular soruyordu, bilirsinz kuaförleri meraklı olurlar. “Evli misin?” dedi. Yüzüğüme bakarak güldüm, parmağımı gösterdim. “O yanındaki beyaz saçlı kocan mı?” dedi. Kocam benden 10 yaş büyük ve saçları gridir. “Evet!” dedim. “Beni yanlış anlama ama, hiç yakışmıyorsunuz!” dedi. Şaşırdım. “Olabilir, kocam çok iyi bir insandır, iyiki onunla evlenmişim!” dedim. Oysa herzaman şikayet ederim, neden bu adamla evlendim diye, ama orda öyle dedim. Ve sorular devam ediyordu…

    Sonra dizine havlu koydu, “Ayağını koy üstüne!” dedi. Ayağımı koydum dizinin üstüne. Ayağımı tuttuğunda içim çok kötü oldu. Ayağıma baktı, okşar gibi elini sürdü, bana baktı ve gülümseyerek, “Çok güzel ayakların, tırnakların ve ojelerin var!” dedi. “Teşekkür ederim!” dedim. Ayağımı kaldırıp öptüğünde çok şaşırdım. Sonra ayağımı indirdi ve yarağının üstüne koydu. İçimden bu ne cesaret dedim, ama sesim de çıkmıyordu. Bana, “Çok güzelsin! Çok sexysin!” falan diye iltifatlar ediyordu, ki o sıra müşterileri geldi. Ayağa kalkamadı, çünkü yarağı kalkmıştı. Ben güldüm. “Şu an işim var, pardon…” dedi müşterileri gönderdi. “Neden gönderdin, baksaydın müşterilerine?” dedim. Bana kalkmış yarağını göstererek, “Onu çok etkiledin sexy kadın, o yüzden kalkamadım!” dedi. Ben yine güldüm.

    Neyse, yaptığı Dövme bitmişti. “1 saat sonra yıkanacak, 1 saat sonra gel yıkayayım!” dedi. Saate baktım, saat 24:00’ü geçiyordu, “Gelemem, geç oldu, kocam uyumuştur, ben kendim yıkarım…” dedim. Ama o kendinden emin bir şekilde, “Bekleyeceğim Ecem, 1 saat sonra ben yıkamak istiyorum!” dedi. Çok hoşuma gitti bana böyle konuşması. Kocam bana hiç böyle konuşmazdı, pısırıktı. Oysa ben sert ve ukela erkeklere bayılırım. Erkek dediğin maço olacak, dediğim dedik olacak, yönetecek kadınını. Benim kocam bunu yapamıyordu. Ama yine de onu aldatmak aklıma bile gelmezdi… Dövmenin parasını verip, teşekkür ettim ve çıktım ordan. Odamıza gittim.

    Kocam çoktan yatmış uyumuştu. Nerde kaldığım, ne yaptığım adamın hiç umrunda bile değildi. Odanın içinde biraz gezeledim, vakit geçirdim, 1 saatin geçmesini bekledim. Ayağımı yıkayıp yatacaktım. Ama son anda, bir anlık bir dürtüyle çıktım odadan ve Emre’nin yanına gittim. Beni görünce güldü ve “Gel bakalım ayağın nasıl oldu, yıkayalım!” dedi. Kuaförde yıkamak için yer vardı. “Burda mı yıkamamı istersin, odada mı?” dedi. Bir anda, “Odada!” dedim. “Tamam küçük hanım, gel bakalım!” dedi ve üst kata çıktık, direk banyoya girdik. Üzerimde mini kot etek vardı, gözlerimin içine bakarak bana yapıştı ve eteğimin düğmesini çözdü. Okadar tatlıydı ki mimikleri, beni deli ediyordu.

    Ayaklarıma eğildi ve yıkamaya başladı. Öyle güzel, okşayarak yıkıyordu ki ayağımı, sanki içime sokuyordu parmağını, öylesine zevk alıyordum. Sonra kalktı ve “Tamam çok güzel oldu, bak!” dedi. “Teşekkür ederim, çok beğendim!” dedim. “Başka yerine, mesela kalçana da Dövme yapmamı ister misin?” dedi. “Delisin sen!” dedim güldüm. Saçımdan tuttu ve beni önünde çöktürdü, fermuarını indirdi, yarağını çıkardı yalamam için. Aldım elime yarağını, okşadım önce, taşaklarını ve yarağının başını yaladım. Kocamınkini de yaladığım için tecrübeliyimdir…

    Sonra beni ayağa kaldırdı ve üstümü çıkardı. Ardından kendisi de soyundu. Çıplaktık ikimiz de. Duvara yasladı beni ve öpüştük. “Seni bu gece bırakmayacağım, sexy kadınım!” dedi. Deli oldum bu lafa ve şehvetli bir şekilde öptüm onu. Sonra elinden tutup yatağa götürdüm ve “Bu gece seninim, ne istersen yap!” dedim. Beni yatağa yatırıp, amımı yaladı delice, beni orgazm edene kadar. Sonra “Domal!” dedi. Domaldım. Götüme tükürdü ve yarağını birden sokmak istediğinde bağırdım. Bana, “Sus! Kölemsin, ben ne istersem o olur!” dedi. Ben, “Yapma, çok acıyor!” dedim. “Kocan hiç mi sikmedi bu götü?” dedi. “O amımı doğru düzgün sikemiyor ki, götümü siksin!” dedim. Güldü, “Tamam!” dedi, amıma girdi.

    Yarım saatten fazla sikti amımı. Sonra parmak sokarak götümü alıştırdı ve götüme de girdi. Yoktu böyle bir zevk. Boşalacağı zaman götümden çıktı ve sırtıma boşaldı. Dölleri taa enseme, saçlarıma kadar geldi. Banyoya girdik, yıkadı beni, saçlarımı. İtiraf etti, beni ilk gördüğünde bana aşık olmuştu, bırakmak istemiyordu. Doğrusu ben de ona aşık olmuştum. Onunla tenlerimiz, espiri anlayışımız falan, herşeyimiz okadar güzel uymuştu ki, birbirimizden vazgeçmek çok zordu. Onunla bir iki saatlik birlikteliğimizde, kocamın yapmadığı herşeyi yaptı bana. Kocam bunu kendi istedi, birkez bile benim saçımı okşamadı, birkez bile benimle güzel seks yaşamadı.

    Şuan 2 yıl oldu, Emre’yle halen görüşüyorum. O Antalya’da, ben İzmir’deyim. Aramızda mesafe var, ama okadar büyük sevgi, aşk oluştu ki, bırakamıyoruz birbirimizi. Kocamla boşanma aşamasına geldik, evde abim gibi olmuştu artık. Ne olursa olsun, sevmediğiniz sizi mutlu edemeyen bir insanın yanında daha fazla kalmayın, hayat çok kısa 🙂

    ablamla sex baldiza tecavuz hikayeleri bölümlü sex hikayeleri family sex hikayeleri harika sex hikayeleri karımın sikicisi seks hikayeleri zorla srx hikayesi
  • Görümcem ve Sikicisi

    Görümcem ve Sikicisi

    Kocam telefon ettiğinde banyoda duştaydım. Telefonun çalan zilini duyar duymaz duşun altından çıkıp, havluyu ıslak vücuduma sarıp acele koştum. Telefon alıcısını kulağıma aldığımda havluyla kurulanmaya çalışıyordum bir yandan da. Kocam, “Hayatım, Ankara’dan arıyorum!” dedi direkt olarak. Şaşırdım, “Ankara mı? Nasıl yani? Nerden çıktı şimdi bu? Daha önce bahsetmemiştin…” dedim. “Acil iş çıktı, şirketin bir sorunu vardı, koşuşturmaktan seni arayamadım bile, kusura bakma ne olur… Uçaktan yeni indik, hemen seni aradım!” dedi. Arka planda hava alanının bildik gürültüsü, anons sesleri yankılanıyordu.

    Biz demesi dikkatimi çekti, “İndik derken? Kim var yanında? Şırfıntı sekreterinle mi gittin oraya yoksa?” dedim. “Aşkım, yine gereksiz kıskançlıklara başlama… Sana sonra anlatırım uzun uzun… Ben kapatıyorum. Semra’yı arayayım, bu gece sana gelsin, yalnız kalma!” dedi. Elimde ötüp duran telefona bakakaldım. Kan beynime hücum ediyordu. Kocam yanında o şırfıntı, seksi sekreteriyle beraber Ankara’daydı ve benim elimden bir şey gelmiyordu.

    Holdeki boy aynasına ilişti gözüm. Uzun sarı saçlarım ıslak tenime yapışmış, su damlacıkları vücudumda yol bularak aşağılara doğru iniyordu. İri göğüslerim, incecik belim, kalçalarım, uzun bacaklarım… Bir haftalık rahatsızlıktan sonra bu akşam seks perhizini bozmanın, kocamla sevişme planlarımın heyecanıyla temizleyip pırıl pırıl yaptığım amım…

    Aklım kocama gitti yine. Bir hafta o minik sikini bana sokamadı diye, yine o aptal sarışınla yatağa mı girdi yoksa bu adam? Gözümün önüne otel lobisinde oturan kocamla sekreteri geldi. Odaya beraber çıkmaları. Asansör. Ayrı oda mı tuttular? Geceyi aynı odada mı geçirecekler? Oda servisine şampanya siparişi verir mi? Bayılır böyle jestlere zampara herif! Para bok gibi tabi! 12 santimlik sikinin açığını böyle şeylerle kapatmayı sever.

    Öfkeyle telefonu koltuğun üzerine fırlattım. Ne yapacaktım ben bu herifle? Ayrılmayı istedim, yapamadım. Bana sağladığı lüks, güzel yaşamı bırakamadım bir türlü. Ne yapabilirdim? İlk beni aldattığını öğrendiğimde öyle tartıştık ki. Boşanmak istediğimde, beni şirketin avukatları sayesinde dımdızlak ortada bırakmakla tehdit etti. Eski, parasız, zibidi günlerime geri mi dönecektim? Mecburen kalmak, herşeyi bile bile yutmak zorunda kaldım.

    Artık karısı olmak bir görev, bir iş gibi geliyordu bana. Altına yatıyor, küçük sikiyle işini görmesini bekliyordum bacaklarım açık. Hırıltılarla boşalıp yana devrildiğinde, bana bakmasına aldırmadan klitorisimi okşaya okşaya kendimi tatmin ediyordum. Kocamın yanında, aşk yatağımızda ben kıvrıla kıvrıla orgazm olurken, o da utanmadan, sikini okşayarak beni izliyordu genelde.

    Ben bunları düşünürken kapının zili çaldı. Havluyu göğsüme sarıp kapıya gittim. Semra gelmişti. Kocamın kız kardeşi, görümcem. 22 yaşındaydı. O da abisi gibi zamparanın tekiydi. Küçük yaşına rağmen kırmadığı fındık kalmamıştı orospunun. Kısacık boyuyla, seksi giyimi, kıvrımlı vücuduyla yanında hep başka başka erkeklerle görürdüm. Bir tanıştırdığı oğlanı, bir daha göremezdim. Aslında severdim görümcemi. Dert ortağımdı. Abisinin yaptıklarını yana yakıla anlatırdım, o da bana sevgililerinden yediği kazıkları anlatır, dertleşirdik.

    İçeri aldım, o otururken ben de giyindim. Beraber çıktık, akşama kadar alışveriş yaptık, kafelerde oturduk, gezdik. Akşam yemeğimizi, dışarıda güzel bir restoranda yedikten sonra eve geldik. Soyunup dökündük, geceliklerimizi giyip benim yatak odasında, yatağın üzerinde oturup sohbet etmeye başladık. Yemekte aldığımız birer kadeh şarap kesmemişti, yenisini açtım, ellerimizde kadehlerimizle yatağa serilmiştik.

    Son sevgilisini anlatıyordu yana yakıla. Benim aklım kocamın yediği haltlarda, yarım kulakla dinliyordum onu. Bir şey yüzünden kavga mı etmişler, küsmüşler mi, ağlaya ağlaya anlatıp duruyor, kadehleri arka arkaya deviriyordu üzüntüsünden. “Ne isterse verdim. Ne isterse yaptım. Beyimizin canı sevişmek istedi, gece demedim yanına gittim. Paraya sıkışmış, çıkarıp verdim. Ama ufacık bir şey için beni kırıyor, üzüyor, kavga ediyor Aylin! Ben ne yapayım bu adamla?” diye dert yanıyordu. Bu arada dördüncü kadehi doldurdu.

    “Ayrıl sen de!” diye akıl verdim, “Sırtında yumurta küfesi yok ya? Bırak gitsin. Başkasını bulursun. Bu kadar üzülmene gerek yok ki!” dedim. “Ahhh, ahh! Ayrılamam ki yenge!” dedi. “Neden kızım, siktiri çek gitsin, bu kadar basit!” dedim. “Öyle deme, onsuz yapamam ben!” dedi. “Neden? Ne özelliği var bu zibidinin?” dedim. “Ah yenge, sorma! Anlattırma bana nelerinin olduğunu!” dedi. “Anlatsana kız, merak ettirdin beni şimdi!” dedim. “Yaaa, yatakta müthiş bu herif Aylin! Öyle bir sevişiyor ki, öyle bir doyuruyor ki! Bu kadar sevgili değiştirdim, bunun gibisini görmedim. Sırım gibi! Hele aletini görme! Nah bu kadar!” dedi, dirseğini kıvırmış, boylu boyunca gösteriyor, kalınlığını anlatırken bileğini işaret ediyordu.

    Bir anda ilgimi çekmişti konu. Gözümde canlandırmaya çalıştım. Pørnølardaki Zenciler geldi gözümün önüne. Beyaz sarışınların amına, ağzına girip çıkan, almakta zorluk çektikleri kocaman, kara yarakları. Yutkundum, “Offf! Hadi yaa? Gerçekten mi?” diyebildim. “Sana yemin ederim. Akşam başlıyor, nerdeyse sabaha kadar bırakmıyor coştuğu zaman. Canımı çıkarıyor. Üç gün kendime gelemiyorum. Turşu gibi dolaşıyorum ortalıklarda. Ne önüm kalıyor, ne arkam. Darmadağın ediyor!” dedi. “Tamam tamam, anlatma! Vazgeçtim! Zaten dertli olduğumu, yaralı olduğumu biliyorsun, bir de bunları anlatıyorsun ballandıra ballandıra!” dedim.

    “Ya, kusura bakma Aylincim. Senin yanında anlatıyorum bunları, ama çok dertliyim yaa! Kendi derdimden senin derdini unutmuşum. Abimin seni aç bıraktığını, doyuramadığını… Ne oldu, sana aldığım hediye iş görmüyor mu?” dedi. Bana aldığı Vibratörden bahsediyordu. Yine böyle içki alıp dertleştiğimiz bir akşam ona her şeyi anlatmıştım. Abisinin sikinin küçüklüğünü, doyuramadığını, çok seyrek seks yaptığımızı, onun da 5 dakikada bittiğini. Kızcağız üzülmüş, ertesi günü elinde bir paketle çıkıp gelmişti. Paketi merakla açtığımda içinden 25 santimlik, damarlı, kocaman bir titreşimli vibratör çıkmıştı. Kızarıp iade etmek isteyince de, paketi bırakıp gitmişti. O günden beri o vibratörle idare etmeye çalışıyordum.

    “Vibratör iş görüyor, merak etme!” dedim gülümseyerek. Yalnız gecelerimde içimde titreşen koca aletin verdiği zevk geldi aklıma, uzandığım yerde gerindim. O kasıklarımdaki karıncalanma hissini duydum yine. Semra da başını eline dayamış, yattığı yerde beni izliyordu. O da gülerek, “Evet, görüyorum, seni iyi doyuruyor galiba?” dedi hınzırca. “Ama canlısının yerini tutmaz ki kızım! Sadece içime girip çıkıyor. Hani içime girerken beni ezecek erkek? Hani beri sarıp okşayacak kollar? Dilleyecek diller?” dedim sıkıntıyla.

    “Doğru söylüyorsun. Gerçek erkeğin yerini tutar mı hiç? Hele benimkinin! Ahmet’im burada olsaydı şimdi… Sarsaydı, altında ezseydi beni… Amıma gömseydi o aletini…” dedi. Dudaklarını büzmüş, yine sevgilisi aklına gelmiş, gözünden pıtır pıtır yaş dökülmeye başlamıştı. Alkolün de verdiği etkiyle ağlıyordu baya. Dayanamadım, uzanıp sarıldım, teselli etmeye çalıştm. Başını kucağıma koydu, hem ağlıyor, hem bacaklarımı okşuyordu. Eline vurdum, “Yapma canım! Lezbiyenlik huyum yok biliyorsun!” dedim. Gözünün yaşıyla güldü, “Ah, bilsen neler kaçırıyorsun Aylin bu güzel vücudunla!” dedi. “Deli kız, bırak şimdi bunu. Daldan dala atlıyorsun. Gel şu Ahmet’i arayalım, çağır buraya, konuşalım, aranızdaki sorunu çözelim, ne dersin?” dedim.

    “Gelmez ki! Telefonuma cevap bile vermiyor. Konuşmuyor benimle!” dedi. “Dur sen, ben arayayım. Numaramı bilmiyor, açmamazlık yapmaz!” dedim. “Arama şunu! Götü kalkacak! Bir sürü hakaret etti bana! Tamam, beni siksin diye ölüyorum ama, arayamam!” dedi. “Ver şu telefon numarasını, karışma gerisine!” dedim. Aradım. Tok bir erkek sesi. Kim olduğumu, neden aradığımı anlattım, gelirse diye evimin adresini verdim ve tarif ettim. Gelmeyeceğini, ısrar etmememi söyledi. Kapattı. Bizimki yine zırlamaya başladı, “Söylemiştim sana! İstemiyor beni artık!” diye. Bir şey diyemedim. Birer kadeh daha doldurdum. Yavaş yavaş içtik konuşmadan.

    Artık gözlerim kapanmaya başlamıştı ki, kapının zili çaldı. Saate baktım, 24:00’ü geçmiş, bu saatte kim olabilir ki diye düşündüm. Biraz korku, biraz çekingenlikle kapıya gittim. Gözetleme deliğinden baktığımda, kapıda bir adamın durduğunu gördüm. Semra’nın anlattığı kadarıyla bu olsa olsa Ahmet olabilirdi, yani sevgilisi. Heyecanla kapıyı açtım. Telefondaki gibi tok, erkek sesiyle, “Merhaba!” dedi. “Merhaba?” dedim. “Ahmet ben, az önce konuştuk. Semra’yla ilgili. Gelmeyeceğimi söylemiştim ama, dayanamadım, çıkıp geldim!” dedi. Elimi uzattım, tokalaştık. “Memnun oldum. Ben de Aylin!” dedim. “Biliyorum, Semra çok bahsetti sizden!” dedi. “Gelsene içeriye Ahmet, kapıda durma öyle!” dedim.

    Esmer, koyu tenli adamın mavi mavi boncuk gözleri, her an üzerime atlayacakmışcasına benim üstümde, içeriye girdi. Tuhafıma gitti bakışları. Neye bakıyor bu adam böyle derken, gözüm aynaya ilişti. Hay aksi! Gecelikle açmıştım kapıyı. Altımda bir külot vardı sadece. Meme uçlarımın siyahlığı, tanga külodum, mini gecelik eteğinin açıkta bıraktığı bacaklarım. Hepsi meydandaydı. İçeriye seslendim, “Semra, gelsene buraya!” diye. Çıktı geldi. O da benimle aynı durumda, geceliğiyle çıkıp gelivermişti öylesine. Ahmet’i görünce gözleri açıldı şaşkınlıktan. Soğuk bir tavırla, “Hoş geldin Ahmet!” dedi.

    Ben hemen yatak odasına koşup üzerime bir sabahlık geçirdim, geldim. Salona girdiğimde onlar halen karşılıklı bakışıyorlardı. Bakışlarıyla anlaştılar herhalde, Semra bir adım atıp sımsıkı sarıldı oğlana. O da karşılık verdi. Ayakta birbirlerine sarıldılar, kaldılar. Semra’nın minyon yapısının yanında adam dev gibi görünüyordu. Aralarında nerden baksan 50 santim boy farkı vardı. Semra parmak uçlarında yükselerek uzandı, dudakları birleşti. Ahmet de beline sarılarak kendine yapıştırdı kızı, ayakta emişmeye başladılar.

    Beni unutmuşlar, kendilerinden geçmişlerdi. Görüşmeyeli epey zaman olmuştu sanırım. Semra’nın göğüsleri adamın göğsünde eziliyor, adamın kocaman elleri belinde, kalçasında dolaşıyordu. Neden sonra ayrıldılar. Ben gülerek, “Madem bu kadar özlediniz, neden ayrı durdunuz bunca zaman?” dedim. Birbirlerine baktılar, elleri ayrılmamıştı. “Hadi oturun, size bir şeyler getireyim, konuşalım. Ne alırsın Ahmet?” dedim. “Siz bilirsiniz, ne varsa, fark etmez!” deyince büfede duran eski Viskiyi alıp birer kadeh doldurdum. Geniş koltuğa yan yana oturan sevgililere uzattım. Karşılarındaki tekli koltuğa geçip oturdum ben de. Onlar hem viskilerini yudumladılar, hem konuştular. Dakikalarca.

    Ahmet konuşup tartışmanın hararetiyle Viskiyi çabuk çabuk içiyordu. İki, üç, dördüncü kadehi doldurduğumda, o da bizimle aynı ayara gelmişti. Semra yatakta içtiğimiz şarabın üzerine ikinci Viski kadehini yuvarlamış, sevgilisinin yanında mutluluktan yanakları, gözleri parlıyor, dili şakıyordu. Ahmet’in kolunun altına girmiş, kene gibi yapışmıştı çocuğa.

    Arada ben de lafa karışıyor, neşelerine ortak oluyordum. Ahmet’i süzüyordum. Sarışın, yakışıklı, uzun boylu, dalyan gibi dedikleri türden bir şeydi. Sarı saçlarını uzatmış, yanık teniyle kızılderili gibi duruyordu. Kirli sakalı, tek kulağında parlayan küpesi, üzerindeki kaliteli gömlek, kot pantolonla harika görünüyordu.

    Semra bir yandan konuşuyor, bir yandan oğlanın tepesine çıkacak gibi sarılıyor, sarmaşıyor, yanaklarını okşuyor, öpüyordu. Ahmet biraz sıkılgan, gözü bende, kulağı Semra’da, onun saldırılarına karşı durmaya çalışıyor gibiydi. En son Semra dudaklarına uzanınca, Ahmet, “Rahat dur kızım! Azmışsın sen iyice! Baksana, Aylin var!” dedi. Semra umursamadı bile, öpmeyi sürdürdü, “Yabancı değil o, halden anlar! Merak etme, seni nasıl özlediğimi, nasıl istediğimi o da biliyor!” dedi. Ahmet kurtulmaya çalışarak, “İyi de, bu kadar…” dedi. Bu sefer ben söze karıştım. Televizyonun kumandasını alarak bir film açtım, “Siz bana bakmayın çocuklar, rahatınıza bakın! Yabancı değilim ya, Film izliyorum ben!” dedim.

    Avizenin kumandasını alıp ışığı da kıstım iyice. Avizenin loş ışığı ve televizyondan gelen ışık kalmıştı salonda. Ahmet ortamın rahatlığını görünce, Semra’nın sarılmalarına karşılık vermeye başlamıştı. Çekingenliği üzerinden atmış, dudaklarıyla kızın dudaklarını örtmüş, kürek gibi elleri vücudunun her tarafında dolaşıyordu. Parmakları mengene gibi kızın etini kıstırınca, Semra’dan, “Ayyy!” diye bir inleme duyuluyor, dudak şapırtıları filmden gelen sesleri bastırıyordu. Kendilerinden geçmiş gibiydiler. Şarap ve Viski aşırı rahatlatmıştı sevgilileri. Kendi dünyalarına dalmışlar, beni unutmuşlardı bile.

    Ahmet’in koca ellerinin Semra’nın geceliğinin üstünden memelerini avuçladığını, nefes almak için dudaklarını araladıklarında birbirinin içine girip çıkan, okşayan dillerini gördüm loş ışıkta. Semra memeleri avuçlanınca yine inledi. Hamur gibi yoğuruluyordu diri memeleri. İnlememek mümkün mü o avuçların içinde. Sonra o eller aşağıya indi. Geceliğin eteğinin altından külodunu avuçladı…

    Ne yapacağımı şaşırmıştım. Televizyona bakıyordum, ama hiçbir şey görmüyordum. Bütün duyargalarımla yan tarafta sevişenlere kilitlenmiştim. Yan gözle görebildiğim vücutların sarmaşmaları, kıpırdanışları, kısık inlemeler. İçimde, kasıklarımda ateşler yanmaya başladı. Amımdan sular geliyordu. Çaktırmamaya çalışarak elimi apış arama götürdüm. Amımın dudakları yanıyor, kaşınıyor, ıslanıyordu. Elimi, parmaklarımı bastırdım üstüne, sus der gibi. Ama ne mümkün. Parmaklarım kasıldı, am dudaklarımı sıktım parmaklarımın arasında. Korkunç zevk alıyordum. İstekle yanıyordum. Bacaklarımı sımsıkı kasıp bırakıyor, am dudaklarımı, klitorisimi eziyordum…

    Artık televizyona bakma numarası bile yapamıyordum. Direkt onlara kilitlenmiştim. Sanki canlı pørnø izliyordum. Sadece üzerlerinde giysiler vardı. Ben olmasam içeride, çoktan onları sıyırıp birbirlerine dalmışlardı, eminim. Ben onlara bakarken, Ahmet’in gözlerinin bende olduğunu fark ettim birden. Bir yandan kucağındaki Semra’nın saçlarını kavramış, dudaklarını öpüyor, bir yandan beni izliyordu. Ne yapıyordu bu adam? Neden bana bakıyordu ki? Ama hoşuma gitmişti beni izlemesi. Elimin hareketlerini kesmedim, kendimi okşamaya devam ettim. Şimdi Ahmet’in bakışları üzerimdeyken onları izlemek daha çok tahrik etmişti beni…

    Yavaşça sabahlığımı sıyırdım omuzlarımdan. Geceliğim meydana çıktı. Yakasını parmak uçlarımla araladım. Çıplak memelerim meydana çıktı. Uçları zevkle dikilmişler, sertleşmişlerdi. Koltukta kaykıldım iyice, uzun bacaklarımı araladım. Gözümü Ahmet’ten ayırmıyordum. O da benden. Yaptıklarımı izliyordu. Bir elimi meme ucuma götürürken, diğerini kasıklarıma, bacak arama götürdüm. İçkinin, seks isteğinin verdiği sıcaklık tüm damarlarımda dolaşıyordu. Amımın şiştiğini, kanla dolduğunu hissediyordum. Kendimi okşadım uzun uzun. Külodumun içine soktuğum parmaklarım sularımdan ıslanmıştı. Çıkardım, dudaklarıma götürdüm. Ahmet’e göstere göstere yaladım parmaklarımı, tek tek. Gözleri bana sabitlenmişti. Sanki kucağında yatan Semra’yı değil, beni sikmek üzereydi. Eli kızın külodunun içine dalmıştı. Amını kurcalayıp duruyor, parmaklarını sokuyordu içine…

    Semra boğuk bir sesle, “Ohhh!” diye inledi ve “Aşkım yapma! Beni delirtiyorsun!” dedi. Onun da eli Ahmet’in önünü okşuyor, parmaklarının arasında ovalıyordu. Fermuarını açıp içeriye dalan parmaklar, içerde oynaşıp duruyor, Ahmet’in inlemesine sebep oluyordu.

    Anlaşıldı ki, ben burada oldukça bunlar ilerleyemeyecek, öpüşmekle kalacaklardı. Gözlerim Ahmet’te, yerimden zorlukla doğruldum. Sabahlığı koltukta bırakmıştım. Onu ilk geldiğinde karşıladığım vaziyette, mini şeffaf geceliğimle, yüksek topuklu ev terlikleriyle ayakta durup onlara baktım. Şehvetten buğulanmış bir sesle, “Çocuklar, siz rahat edemiyorsunuz. Ben en iyisi gidip yatayım, siz de rahat rahat sevişin!” dedim. Semra başını çevirip baygın baygın bana baktı. Onun durumu da iyi değildi. “İyi olur valla Aylincim, benim dayanacak halim kalmadı. Ah benim anlayışlı yengecim!” dedi. “Abine söylemek yok tabi bunu yaptığımı. İyi geceler size. Uyuyabilirseniz tabi…” dedim gülmeye çalışarak.

    Aslında hiç gülecek halim yoktu. Gözüm Ahmet’in bacak arasında fermuarı açık kotunun önünü şişiren kabarıklıktaydı. Ne vardı bunun içinde? Nasıl bir şey vardı ki, Semracık onun hasretiyle yanıp tutuşuyor, yokluğundan karalar bağlıyordu? Mutlaka görmeliydim o şeyi. Çıkmak için arkamı dönerken Ahmet’e baktım tekrar. Gözleriyle bir şey işaret ediyordu sanki. Salondan çıktım. Daha doğrusu çıkar gibi yaptım. Yatak odasının kapısını sesli bir şekilde kapatıp açtım, içeri girmeden tekrar salonun kapısına çöreklendim…

    Tam tahmin ettiğim gibiydi. Semra büyük bir açlıkla koltuğun üzerine yatırdığı sevgilisinin üstüne tırmanmış, Koala gibi sarmalamıştı. Ahmet yattığı yerden kendini ona bırakmıştı. Semra erkeğinin üstünde doğruldu, geceliğini telaşla çıkarıp fırlattı. İçinde sütyen olmadığından bir anda sadece külotla kalıvermişti. Memeleri 22 yaşının verdiği dirilikle dimdik karşıyı gösteriyordu. Ellerini Ahmet’in göğsüne dayayıp, külotlu amını kotun önündeki kabarıklığa sürtmeye başladı. Çılgın gibi sürtünüyordu. Telaşlı hareketlerle kalktı, külodunu da çıkardı. Ayakta çırılçıplak duruyordu. Loş ışıkta genç bedeni harika görünüyordu. Eğildi, Ahmet’in üstündeki gömleği çıkardı. Pantolonun kemerini açıp titreyen parmaklarla pantolonu içindeki baksırla beraber sıyırdı yavaş yavaş…

    Gözlerimi dört açmış bekliyordum. Fazla beklemedim. Semra’nın yana yakıla anlatıp durduğu haşmetli sik dimdik ortaya çıkmıştı. Upuzun görünüyordu gözüme. Kocamın ufaklıktan sonra gözüme canavar gibi görünmüştü Ahmet’in koca siki. Offf… Amım sulanıyordu yine. Parmaklarımı daldırıp manzarayı seyretmeye devam ettim. Semra çırılçıplak soyduğu erkeğinin üstüne çıktı yine. Havaya dikili duran sikin üstüne çöktü yavaş yavaş. Semra adamın dev gövdesi ve koca siki üzerinde öyle narin, minicik görünüyordu ki, o koca siki alıp alamayacağını merak ettim bir an. Sonra, alabiliyor ki, sevişip duruyorlar dedim kendi kendime.

    Semra eğildi, sikin kafasını tutup amına dayadı. Yavaş yavaş inmeye başladı. Dudaklarını ısırıyordu. Ahmet aşağıdan belini tuttu, o da bastırarak yardımcı olmaya çalışıyordu. Yavaş yavaş indirdiği kalçaları sikin dibine vardığında derin bir, “Ohhhhh!” çekti Semra. Durdu, fısıltıyla, “Yavaş aşkım! Bekle biraz… Alışsın!” dedi. Ahmet’in umursadığı yoktu. Ellerini başının altında kenetlemiş, sevgilisinin yaptıklarını izliyordu. Semra’nın gözleri kapalı, içindeki sikin büyüklüğünü hazmetmeye çalışıyor, yavaş yavaş kalçalarını oynatıyordu. Ahmet başını yana çevirdi, sanki benim orada olduğumu biliyordu…

    Kapının arkasından çıkıp kendimi gösterdim ona. Gözlerimiz birleşti. Ben de gözlerimi ayırmadan altımdaki ıslak külodu indirdim, bacaklarımdan sıyırıp çıkardım. Geceliğimi çıkarsam mı diye düşündüm, vazgeçtim. Eteğini kaldırıp belime kadar sıvadım. Diğer elimi amıma götürüp avuçladım. Ohhhh… Önümde canlı pørnø oynuyor, ben de kendimi tatmin ediyordum…

    Semra oturup kalkmaya başladı sikin üstünde. Zorlukla yapıyordu bunu. Ahmet’in koca siki daracık amcığını yara yara içine giriyor, kayboluyor, sonra tekrar yavaş yavaş meydana çıkıyordu. Bir kaç kere tekrarladıktan sonra kasılmaya başladı. Anlaşılan çok özlemişti sikilmeyi. Hemen orgazm oluvermişti. Kasılmaları bitene kadar zıpladı Ahmet’in sikinin üstünde. Amından akan sular girişi rahatlatmıştı herhalde. Daha kolay inip kalkıyordu şimdi. Nefes nefese kalmıştı. Durdu, kalkıp siki amından çıkardı. Koltuğa serilip kaldı. Ahmet biraz dinlenmesine izin verdi. Sonra kalkıp, Semra’nın bacaklarını ayırdı, arasına girdi. Semra ses çıkarmadan onu izliyordu. Başına geleceklere itiraz etme hakkı yoktu sanırım.

    Ahmet uzun sikini gövdesinden tutup, sikini Semra’nın ıslak am dudaklarına, klitorisine boylu boyunca sürttü bir süre… Islanan sikinin başı ışıkta pırıl pırıl parlıyordu. Ohhh… Harika görünüyordu. O klitorisine sert aleti sürttükçe, Semra inim inim inliyordu. Kaygan sik delirtiyordu onu. Dudaklarını ısırıyordu zevkten. Sonra bir anda tutup önünde sabırsızlıkla bekleyen istekli amcığın içine batırıverdi aletini. Semra kıvrandı, “Ahhh! Yavaşş aşkım…” dedi acıyla. “Sus orospu! İstediğin bu değil miydi? İşte veriyorum istediğini sana! Sesini çıkarma, seni evire çevire sikicem bu gece!” dedi.

    Gidip gelmeye başladı hoyratça. Semra artık çekinmeyi bırakmış, içine girip çıkan yarağın verdiği zevk ve acıyla inliyordu. Yine kasıldı, orgazm oldu. Ahmet içine girip çıktıkça içinden sular fışkırıyordu sanki. Durmuyordu adam. Boşalmaya niyeti yok gibiydi. Sürekli bacaklarının arasında gidip geliyordu. Semra’nın bir bacağını kaldırdı, boynuna dayadı. İkiye ayrılan bacakların arasına istediği gibi yerleşip pompalamaya devam etti. Semra’nın inlemekten sesi kısılmıştı artık…

    Ahmet bu kez belinden tutup ayağa kalktı. Semra’nın minyon gövdesi sikinin üstünde asılı gibi duruyordu. Kalçalarından tutup ayakta hoplatmaya başladı. Semra düşmemek için boynuna sımsıkı sarılmış, içine yarak girip çıktıkça inliyordu, “Aahhh! Yeter! Yeter artık! Acı bana! Dayanamıyorum!” diye. Ben elim amımda bu inanılmaz sahneyi izliyordum. Ahmet ayakta görümcemi hoplata hoplata sikiyor, yüzü kapıya dönük vaziyette, gözlerini benden ayırmıyordu. Ben de ona göstere göstere amımı okşuyor, parmaklarımı içime sokuyordum…

    Bu kez döndü, Semra’yı sikinden indirip koltuğun üstüne bıraktı yavaşça. Semra bir, “Ohhh!” çekmişti. Baygın vaziyetteydi. Ama Ahmet dinlenmesine izin vermedi. Belinden tutup çevirdi, sert hareketlerle kızı dizlerinin üzerinde domalttı. Islak sikinin başını göt deliğine sürtmeye başladı. Semra çırpınıyordu artık, “Lütfen aşkım, yalvarıyorum, dayanamam artık, ölmek üzereyim! Yeter!” dye. “Artık istemiyor musun beni tatlım?” diye sordu Ahmet, “Seni sikmemi istemiyor musun? Az önce amıma geçir diye yalvarıyordun. Şimdi sikme diyorsun!” dedi. Semra da, “İçim çok acıyor aşkım! Hiç olmazsa ara verelim. Lütfen!” dedi.

    Ahmet de, “İstersen içerde Aylin var… Çağıralım mı onu? Sana yardım etsin ister misin? Ne dersin?” dedi. Bunu söylerken bana bakıyordu yine. Semra, “Gelmez ki! Sana anlattım, abim doyuramıyor onu, senin onda biri kadar sikse yeter ona! Ama gelmez!” dedi. Ahmet bana baktı, “Ya gelirse? Ya onun da canı isterse?” dedi. Semra, “Keşke! Ne istersen yap hayatım! Yeter ki biraz dinleneyim ben! Öldürdün beni! Onu da sik! Biraz mutlu olsun yengem de! O da tadına baksın senin güzel sikinin! Bayram yapsın o da! Ama gelmez!” dedi.

    Ahmet gözümün içine baktı. Şehvet vaat eden deli bakışları beni çağırıyordu. Elimi apış aramdan çekip yavaş adımlarla salona girdim. Hipnotize olmuş gibiydim. Gözlerimi Ahmet’in güzel maviş gözlerinden alamıyordum bir türlü. Yaklaştım. Semra domalmış vaziyette, arkadan amına giren koca yarakla baş etmeye çalışıyordu. Ahmet’in kalçaları ileri geri gidiyor, yavaş hareketlerle sikmeye devam ediyordu. Elimi uzatıp onun gergin, kaslı kalçalarına değdirdim. Ateş gibi yanıyordu. Okşadım. Ahmet bir eliyle geceliğimin eteğini tutup kaldırdı. Çıkarmamı istiyordu sanırım. Ben de tutup çıkardım geceliği. Şimdi ben de onlar gibi çırılçıplaktım. Arkadan yanaştım, Ahmet’in vücuduna sarıldım. Ahmet Semra’nın kalçalarıyla benim aramda kalmıştı şimdi…

    Öne gittikçe Semra’nın amına giriyor, kalçalarına kasıkları çarpıyor, amından çıkarıp geri gelince benim kasıklarıma çarpıyordu. Ahmet başını çevirip dudaklarını uzattı. Ben de parmak uçlarımda yükselip öptüm dudaklarını. Dilimi gezdirdim. Uzun uzun öpüştük. Dili dilimi okşuyor, delirtiyordu beni. Uzun sarı saçlarını okşadım öpüşürken. Sonra öpüşmeyi bıraktı. Semra’ya dönüp belinden kavradı. Kızı sikini hiç çıkarmadan belinden tutup kaldırdı, koltuğa oturdu, arkasına yaslandı. Semra kucağında, sırtı dönük bir şekilde sikinin üstünde oturuyordu…

    İşte o anda gördü beni. Gözleri şaşkınlıkla açıldı. Ben de onlar gibi çırılçıplak, aynı odanın içindeydik. Gülümsedim. O da bana gülümsedi. Gözlerimizle aramızda anlaşmıştık. Bu güzel siki, sikin sahibini aramızda paylaşacaktık. Onun yükünü hafifletecektim ben…

    Semra’nın Lezbiyen ilişkiler konusunda söyledikleri geldi aklıma. Önlerinde diz çöktüm. Ahmet’in akan zevk sularıyla parlayan siki bir görünüp bir kayboluyordu gözümün önünde, damarlarını yakından görebiliyordum. Semra bir yandan inip kalkıyor, bir yandan gözünü benden ayırmadan merakla ne yapacağıma bakıyordu. Elimi uzattım, durmaksızın hareket halindeki tüysüz amına parmaklarımı değdirdim. Durakladı. Bekliyordu. Kabarmış, parmak gibi sertleşmiş klitorisini okşadım. Zıpkın yemiş gibi irkildi zevkten, “Ohhh! Çok güzel!” diye inledi…

    Devamını bekliyordu şimdi. Bir süre okşadım klitorisini, sonra eğildim, dilimin ucunu tam o sertleşmiş klitorisine değdirdim. İnlemeler devam ediyordu. İçindeki koca yarağın verdiği zevk, klitorisinden yayılan zevkle birleşiyor, inlettiriyordu kızı. İlk defa yapıyordum bunu, ilk Lezbiyen ilişkimi yaşamak üzereydim. Bir hemcinsimin amını ellemek, ona zevk vermek, dilimin ucunda sıvılarının tadını almak içimi bir hoş yapmıştı…

    İkisi de hareket etmeyi bırakmıştı. Ahmet kucağında minicik kalan Semra’nın omuzundan bakıyordu yaptıklarıma. Dilimi boylu boyunca gezdirdim Semra’nın amında. Altta Ahmet’in sikine geldim, uzun sikin yarısı dışarıda kalmıştı. Dilimle gezintiye devam ettim. Aşağıya indim, yumruk gibi aşağı sarkan taşaklarında gezdirdim dilimin ucunu. Sonra aynı şekilde, aynı yolu izleyerek yukarıya çıktım. Taşaklarını, damarlı sikini, Semra’nın şişmiş am dudaklarını, klitorisini yaladım. Hangisini yalasam, ondan bir, “Ohhhh!” inlemesi duyuyordum. Elimi amıma götürdüm, bir yandan yalıyor, bir yandan kendimi parmaklıyordum. Sonra dudaklarımı Semra’nın klitorisine gömdüm iyice. Emmeye başladım. Somura somura emiyordum…

    Semra feryat etmeye başlamıştı, “Offf! Aylin… Ne yapıyorsun bana! Çok güzel! Yala! Yala!” diye inliyor, Ahmet’in kucağında, sikinin üstünde kıvranıyordu. Ahmet de bir eliyle saçlarından kavramış, dudaklarını emiyor, diğer eliyle memesinin birini avuçlamış eziyordu. Her zevk noktasından kuşatılan Semra daha fazla dayanamadı. Yine kasılmaya, orgazm olmaya başladı. Dakikalarca yılan gibi kıvrandı. Sonunda bitti. Hareketsiz kaldı. Ahmet kaldırıp yan tarafa yatırdı kızı. Baygın gibi yatıyordu. Parmağını kıpırdatamıyordu. Bitmişti…

    Ahmet bitmemişti ama. Kızı defalarca boşaltmasına rağmen kendisi halen boşalmamıştı. Bana dönerek, o sikici erkek sesiyle, “Ne dersin? Sen de ister misin bunu?” diye sordu. Eliyle Semra’nın amından çıkan ıslak sikini kavramış, bana gösteriyordu. Yutkunup kaldım, bir şey diyemedim. Gözlerim elindeki harika şeye kilitlenmişti. Öyle güzel görünüyordu ki. Yumruk gibi başı vardı. Gövdesinin her tarafında damarları kabarmış, altında koca taşaklarla abide gibiydi. Dizlerimin üstünde donup kalmıştım…

    Semra yanımızda bizi izliyordu. Eli amındaydı. Yorgun sesiyle lafa karıştı, “İster tabi aşkım, istemez olur mu? Hele tadını bir alsın, her zaman ister!” dedi. Ahmet güldü bunu duyunca. Sonra bana, “Dokunmak ister misin? Çekinme! Elini uzat!” dedi. Dediğini yaptım. Rüyadaymış gibi elimi uzattım. Dokundum. Parmaklarımın ucunda kıvılcım çaktı sanki. Geri çektim elimi. Sonra yine uzattım. Gülümseyerek beni izliyordu. Bu kez parmaklarımla gövdesini tuttum, ince narin parmaklarımın arasında bileğim kalınlığında duran aleti hayranlıkla seyrettim…

    “Okşasana biraz! İçerden çıktı, kendini öksüz hissediyor zavallı!” dedi. Okşadım. Parmaklarımı o kadifemsi sertliğin üzerinde gezdirdim. Heyecandan dudaklarımın kuruduğunu hissediyordum. Dilimin ucuyla yaladım dudaklarımı. Ahmet, “Ohhh! O dilini gösterme bana, deli ediyorsun beni! Güzelliğin, seksiliğin deli ediyor!” diyerek eğildi, hırsla saçımdan tutarak kendine çekti, dudaklarıma yapıştı. Somurmaya başladı. Dilini ağzımın içine kaydırmış, dudakları dudaklarımı ezerken, dili de dilimi okşuyordu içeride. Öyle güzel öpüyordu ki, başım dönüyordu. Dakikalarca öpüştük…

    Sonra hırsla dudaklarını kopardı benden. Şaşkın şaşkın bakıyordum. Aynı hırsla başımı tuttu, kucağına eğdi, kendini geriye attı. Anlamıştım ne istediğini. Burnumun ucunda duruyordu güzel siki. Başını öptüm önce. Dudaklarımı gezdirdim şapkasının kenarlarında. Elimle tutmuştum, elimin içinde damarlarındaki kanın akışını hissediyordum sanki. Ahmet, “Güzell! Şimdi de biraz yalar mısın lütfen?” dedi boğuklaşan sesiyle. İkiletmedim. Dilimi çıkarıp gezintime dilimle devam ettim. Dilim kurudukça yalanıyor, ıslatıp devam ediyordum. “Tükür lütfen, ıslansın!” dedi. Tükürdüm ben de. Ne bileyim, kocamda böyle şeyler yaşamamıştım ki hiç. Elimle tükürüğümü yaydım sikinin teninde. Kayganlaşan avucumla okşadım, dilimle yaladım, tekrar ıslattım. Şapkasını, gövdesini, her yerini…

    “Şimdi taşaklarımı!” talimatı geldi. Aşağıya indim. Dilimi taşaklarının hassas derisinde değdirdiğimde inledi. Burnuma ter, sperm kokuları geliyor, bu beni daha da azdırıyor, yaladıkça yalamak istiyordum. Ama izin vermedi. Saçımı tutup geriye çekti başımı. Islanmış ağzımla yüzüne baktım, bekliyordum. Tekrar doğrulup, oturduğu yerde kendine çekti, tekrar öptü beni. Islak dudaklarımı öpüyor, yalıyordu. Belimden tutup benimle beraber aşağıya kaydı, sırtüstü yatırdı. Halının üzerine boylu boyunca uzattı, kendisi de bacaklarımı ikiye ayırıp üzerime abandı…

    Bacaklarımın arasında durup bir süre beni seyretti. Heyecan içinde bekliyordum. Fazla bekletmedi. Eğildi. Dudakları dudaklarıma değdiğinde, sikinin başı da apış arama girmiş, amıma baskı yapmaya başlamıştı. Dayanamadım, sımsıkı sarıldım boynuna. Kalçalarını indirip sikini bastırdı, giremedi. Bu kez bir elini aramıza sokup, sikini tuttu, hedefine nişanlayıp bastırmaya çalıştı. Zorlanıyordu. Tüm ıslaklığıma rağmen, koca siki, benim az kullanılmış, narin amıma girmekte zorluk çekiyordu. İnledim, “Ihhhh! Yavaş! N’olur! Sikin çok büyük, alışkın değilim!” diye. “Merak etme canım, alıştıra alıştıra yaparım. Fazla zorlamamaya çalışırım!” dedi.

    Dediği gibi yaptı. Yavaş yavaş, ileri geri, ileri geri yapa yapa, sikini am sularımda ıslatıp kayganlaştırarak ilerledi, ilerledi… Sanki amıma bir kol giriyor gibiydi, am dudaklarımın, amımın iç duvarlarının zorlandığını, gerildiğini hissediyordum. Zevk mi? Evet, ama duyduğum acı daha fazlaydı sanki… Dibime kadar girdi. İçimde yumruk gibi başın kalınlığını hissediyordum. Biraz bekledi, sonra birden kendini olduğu gibi üzerime bıraktı…

    “Ihhhh!” diye inledim. Nefes almaya çalıştım. Yapılı erkek gövdesinin altında eziliyordum. Uzun sikinin henüz dışarıda kalan son birkaç santimini de dibime kadar gömmüştü bu hareketiyle. Artık amım yırtılacak, balon gibi patlayacak sanıyordum. Elimi araya sokup göğsüne dayadım, itmeye, kaldırmaya çalıştım. Nefes nefese, “Offf Ahmet, lütfen kalk! Üstümden kalk! Nefes alamıyorum! Sikin içimi yakıyor, yırtılacak gibiyim!” dedim. “Rahat bırak kendini güzelim! Şimdi geçecek! Amcığın alışır şimdi, merak etme!” diyerek beni dudaklarımdan, yanaklarımdan öpüyor, rahatlatmaya çalışıyordu…

    Kendini yukarı çekti, üzerimdeki ağırlık, içimden bir ‘Ploff’ sesiyle aniden çıkan sikinin baskısı kaybolunca, gerçekten biraz rahatlamıştım. İçimi yakan ateş gibi siki içimden çıktığında bir serinlik hissettim. Ürperdim. Sonra o serinlik yerini tekrar ateşe bıraktı. Başımı kaldırıp baktığımda, Semra’nın başını kasıklarımın üstünde gördüm. Diliyle amımda geziyor, am dudaklarımı yalıyordu, yavrusunu yalayan dişi bir köpek özeniyle. Ahmet yanımızda yanlamasına uzanmış, elinde tuttuğu sikini sıvazlayarak ilgiyle Semra’nın bana oral yapışını izliyordu…

    Kendimi, salonun loş ışıklı ortamında, küçük pipili kocamın hayli geniş pørnø arşivinden bir film sahnesinde gibi görüyordum. Ben, görümcem ve koca yaraklı sevgilisi. Sanki Satanist bir grup seks ayinindeymişiz gibi. Ben, bakire kurban gibi ortalarında yatmışım, Rahibe de amımı okşayıp yalayarak beni Efendimizin kutsal asası ile sikişine hazırlıyor. Efendimiz, az sonra amıma sokacağı kalın, damarlı, kutsal asası elinde, sabırsızlıkla Rahibenin işini bitirmesini bekliyor. Ve rahibe de işini iyi yapıyor doğrusu. Dili amımda gezindikçe, klitorisime dokundukça, elektrik vermişçesine minik titremelerle kendimden geçiyorum. Parmaklarını, içinden sular akan amıma sokarak, ileri geri yapıyor. Önce biri. Sonra ikincisi. Sokup çıkarıyor. Aynı anda dili parmaklarının etrafında, amımda Tavaf yapıyor. Klitorisimi okşayan dil aşağıya iniyor, am dudaklarımı yalıyor, daha aşağıya, arka deliğime kadar okşaya okşaya tüm kasık bölgemde geziniyor…

    İnliyorum, dayanılacak gibi değil, parmaklarımla halının tüylerine asılıyorum, “Ahhh! Çok güzel! Harika!” diye inliyorum. Korkunç bir zevk dalgası yükseliyor kasıklarımdan tüm vücuduma. Kalçalarımla beraber düz karnım, göğüslerim dalgalanıyor, kasılıyor, gözlerim kararıyor. Orgazm oluyorum. Dakikalarca. Ama Semra durmuyor, yalamaya devam ediyor. “Yeter! Yeter artık! Dayanamıyorum! Bırak lütfen!” diyorum. Neden sonra bırakıyor amımı yalamayı. Başını kaldırıyor kasıp yalamasına engel olmaya çalıştığım bacaklarımın arasından. Etli dudakları, am sularımla pırıl pırıl, saç baş dağılmış. Gülümsüyor bana. Sonra Ahmet’e dönüyor, “Gel canım, artık hazır! Şimdi girebilirsin!” diyor.

    Ahmet bekletmeden kalkıyor, dizlerinin üstünde, tekrar bacaklarımın arasına giriyor, siki kocaman başıyla dimdik, amıma kilitlenmiş. Ama Semra, “Dur bir dakka!” dedi, elini uzatıp Ahmet’in sikini kavradı, tutup ağzına soktu aleti. Bol bol tükürükle karışık emdi, yaladı. Boğazına kadar sokuyor, sonra dışarıya çıkarıp ne durumda olduğuna bakıyor, sonra tekrar sokuyordu ağzına. Ahmet inleyerek, “Yeter artık orospu! Böyle boşalmak istemiyorum, bırak şunu!” dedi.

    Semra, ağzında iyice ıslattığı siki, az önce içinden sular fışkıran amımın dudakları arasına getirdi. Bana, “Merak etme canım, kontrol bende! Canının yanmasına izin vermem. Sonuna kadar sokturmam!” dedi. İçimden gülmek geldi, ama amıma girecek yarrağın heyecanı gülmeme engel oldu. Böyle bir fıkra mı vardı ne? Gerdek gecesi, kızını yarmasın diye damadının yarrağını eliyle tutan kaynanayla ilgili? Ama Ahmet kalçasını hareket ettirip sikinin başını amıma sokuverdiğinde, hepsi uçtu gitti aklımdan. Dirseğimin üzerinde doğrulmuş, Ahmet’in koca sikinin içimde batan gemi gibi kayboluşunu izliyordum, dudaklarımı ısırarak…

    Az önceki orgazmımın etkisiyle herhalde, fazla canım yanmıyordu bu kez. Önce yumruk gibi baş kayboldu tamamen. Sonra damarlı gövde ağır ağır içimde batmaya başladı. Başımı iki yana sallayarak, “Ihhhh!” diye inledim. Amımı yarıyordu hayvansı alet. Semra tüm dikkatini elinde tuttuğu aletin içime girişine vermiş, “Şşşş… Az kaldı Aylin, sık dişini canım!” dedi. Dediği gibi az sonra Semra’nın yarağı tutan eli kasıklarıma dayandı, kaldı. Ahmet itmesine rağmen daha fazla girmiyordu yarak. Sonra inip kalkmaya başladı üstümde. Ağır ağır. Acı kaybolmuştu şimdi. Katıksız zevk vardı artık. Semra’nın elinin izin verdiğince içime giriyor, sonra başına kadar geri çıkıyordu. Hızını arttırdı. Nefes alamıyordum zevkten. İçime girip çıkan siki, bir şehvet dalgasından diğerine koşturuyordu beni. Ahmet ellerinin üzerinde spor salonunda şınav çekercesine rahat ve o oranda tempolu hareketlerle inip kalkıyordu. Bunu yaparken gözleri gözlerimdeydi…

    Sonra Semra’ya, “Bırak artık yarrağım kaltakkk! Boşalmak üzereyim!” diye hırladı. Semra elini bırakıp üzerime geldi, dudaklarıma yumuldu. İyi ki öyle yapmış. Ahmet’in yarağını boylu boyunca amıma gömmesiyle, benim o anda duyduğum acı ve zevkle gırtlağımdan kopup gelen feryat, Semra’nın ağzında boğuldu gitti. Ağzımı dudaklarıyla kapatan Semra’nın ağzının içinde zevkten bağırıyordum artık. Burnumdan nefes almaya çalışıyor, başaramayınca göğüslerim şiddetle inip kalkıyordu.

    Bu arada Ahmet, inip kalkan memelerimi kürek elleriyle avuçlamış yoğuruyordu. Kalçalarının hareketi iyice hızlanmış, kasıkları şiddetle kasıklarıma çarpıyor, amıma yarağını dipledikçe, o elim büyüklüğündeki taşakları ıslanmış arka deliğime vurup duruyordu…

    Kendimi ölecek gibi hissediyordum. Vücudumun her zevk noktasından beynime ulaşan sinyaller artık birbirine karışmıştı. Ahmet’in sikinin pompalayıp durduğu amımdan, taşaklarının çarptığı arka deliğimden, hoyratça avuçlanan memelerimden, Semra’nın kemirdiği dudaklarımdan… Bütün sikişimiz boyunca orgazm yaşadım sanki. Küçük ölüm, yarı koma halinde gibiydim. Zevkten kendimi kaybettim bir süre sonra. Ahmet’in kasılmaları, içime fışkıran döllerinin rahmimin en derinlerini yakan ateşi. Her şey etrafımda dans etmeye başladı. Ahmet… Semra… Gözlerim karardı. Bayılmışım!

    abla kardeş sex hikayeleri annemin arkadaşı sex hikayesi eniştem beni sikti hikaye enset pornu kocam beni istemiyor kocamın arkadaşı sex hikaye liseli sikiş hikayeleri pornahikayesi