Blog

  • Abimle kadına grup yaptık – Seks hikaye

    Abimle kadına grup yaptık – Seks hikaye

    Merhaba arkadaşlar ben Akın, 26 yaşındayım İstanbul’da yaşıyorum annem babam birde benden 2 yaş büyük bir abim var onlarla yaşıyorum. Ailemi çok seviyorum iki kardeşiz aynı sevgiyi alıyoruz hiç ayrım yapmayan bir ailem var buda beni çok mutlu ediyor. Size anlatacağım hikâye ise tam anlamı ile gerçek ve yaşanmıştır. Abim Murat ile kardeşten çok yakın bir arkadaşız nereye gitsem ne yapsam onunla paylaşır ve onsuz bir yer kolay kolay gitmiyorum. En yakın arkadaşım Hakan vardı onu seviyordum çok iyi bit arkadaş ama annesi kocasından ayrılınca yalnız kalmış ve sekse aç kalmıştı. Zaten öğrendiğim kadarı ile kocasını da aldattığı için kocası onu bırakmıştır. Bir akşam arkadaşım Hakan, beni eve çağırıp oyun oynamak istedi. Bende onu kırmadım ve eve gitmiştim. Akşam yemeği yemeye başlayacaktık annesi gelip yemek hazırlayacaktı ki üzerinde çok şık ve seksi bir kıyafet vardı. Sanki bir şeye hazırlanıyormuş gibi ama evden çıkmamıştı. Meğer benim geleceğimi öğrenmiş bana şık görünmek istiyormuş. Uzun zamandır beni kafasına takmış çok çapkın bir erkek olduğumu öğrendiği için benimle kaçamak yapmak istemiş. Tabi ben bunlardan habersizdim aklıma bile gelmiyordu ki o akşama kadar bir fırsatını bulunca yanıma sokulan arkadaşımın annesi birden elleri ile yarağıma dokundu ve okşamaya başladı. O an hiç bir şey ne yapabildim nede konuştum kendimi onun dokunuşlarına bıraktım ve çok iyi okşuyordu. İçim içime sığmıyordu boşalacak gibiydim bir kaç dakika daha okşasa kesin boşalacaktım. Ama o sıra oğlu gelince ellerini çekmişti ama yarağım sert ve kalkmış ayağa kalksam belli olacaktı. Koktuktan kalkmadım ama arkadaşım hadi gel oyun yapalım dediğinde kalkmak zorunda kaldım arkası dönüktü bende ellerim ile yarağımı sakladım o sıra beni gören annesi gülerek bana öpücük attı. ne olduğunu anlamamıştım neden böyle yaptı derken oyun bittikten sonra evden ayrılmak istedim. Gece sabaha kadar düşündüm sonra dokunuşları aklıma gelince banyoya girip onu düşünerek otuz bir çekmeye başladım. Onu hayal etmek bile çok güzeldi uzun süre parmaklarım ile yarağımı okşayarak boşaltmıştım. Sonra yatak odama gidip düşünmeye başladım çok geç saatlere kadar sürmüştü sonra uyumaya başladım ve sonra erken kalktım. Hemen üzerimi giyip saçlarımı yaptırdıktan sonra arkadaşımın evine doğru yürüdüm. Bize yakındı ondan yürüdüm arkadaşımın işte olduğunu ve annesinin yalnız kaldığını bildiğim için evin önüne gidip sonra kapıyı çalmıştım. Beni görünce hiç şaşırmayan kadın, beni bekliyordu. Beni tuttuğu gibi içeri aldı çok hoşuna gitti değil mi seni uzun zamandır istiyordum artık fırsatımız var seninle güzel şeyler yaşayalım ama aramızda kalsın demişti. Bende tamam dedim sonra yalamasını istedim o kadar iyi okşamıştı ki hemen ağzına alsın dedim. Oda yok demedi zaten ağzına aldı çok özel yalamaya başlayınca sonra kucağıma oturdu. Uzun süre ona kucak dansı yaptım mükemmel seks yaşadım. Ama ona yetmemişti sonra işimiz bitince sohbet ettik. Bu hayatta en çok istediğin şey nedir demiştim oda bana grup seks yapmaktır. O sıra aklıma abim geldi istersen bunu yapabiliriz dediğim gibi kabul edip kimle olacak dedi. Bende abim var onunla yapabiliriz tabi istersen ertesi güne anlaştık. Akşam eve vardığımda abimle konuştum onunda hoşuna gitmişti hemen ertesi sabahı arkadaşımın evine gittik evde az oturduktan sonra kadını aramıza aldık heme yaladık yuttuk hemde arkadan ve önden aynı anda sikerek kadına bu hayatta en çok dilediği şeyi de vermiş olmuştuk. Böyle güzel şey yaşamıştık abimle halen konuşuruz o güzel anıyı ve her defasında konuyu açarak abi kardeş ne kadar iyi anlaştığımızı unutmadık.

    ensest hikaye ensest hikayeler porno hikaye porno hikayesi seks hikaye sex hikaye
  • Hani Marjinal Bizdik: Çarşaflı Nazmiye – Seks Hikayeleri

    Hani Marjinal Bizdik: Çarşaflı Nazmiye – Seks Hikayeleri

    Üniversiteyi Yozgat’ta okuduktan sonra iş bulmuş ve İstanbul’a hemen dönmemiştim. Özel bir şirkette hesap kitap işlerinden anlayan biri olarak her işe koşuyordum. Çok kazanmıyordum ama kira ve diğer masraflarımın üstüne biraz para kalıyordu yine de. İstanbul’daki baba mirası evden de kira geliyordu. Niyetim burada biraz para biriktirip İstanbul’a dönmek ve orada bir iş bulmaktı. Ki birkaç yılın sonunda elimde yeterince para olmuştu.

    Gidiş tarihimden iki hafta önce işimden ayrıldım, tanıdıklarımla vedalaştım. Hem toparlanmak hem de yoğun iş hayatından sonra ve daha yoğun olacak iş arama sürecinden önce birazcık dinlenmek istiyordum. İstanbul’da bu kadar rahat olamayacaktım. Üniversite sonrası yaklaşık beş yılımın geçtiği bu şehirde pek kadın yüzü görememiştim. Ne sevgili edinebilmiştim ne de eskort çağırabilmiştim çünkü bunlar duyulsa evden atılırdım. Böylesi tutucu bir şehirde bir yabancı olarak zaten göze batıyordum yeterince. O yüzden internette pørnø sitelere girip filmler izleyip sık sık 31 çekerdim ve her daim azgın olurdum.

    O haftanın başında kapım çalındı, gelen üst katımda oturan Nazmiye Hanımdı. Karı koca oldukça tutucu, muhafazakar insanlardı. Kocası takkeli şalvarlı bir tipti. Nazmiye Hanım da her daim çarşaflı bir kadındı. Burada oturduğum onca yıl doğru düzgün selam bile vermemişlerdi bana. Oysa şimdi tek başına karşımda duruyordu Nazmiye Hanım. Siyah çarşafının yüzünü örten peçesinden ela gözlerinin ışıltısı sızıyordu.

    Ayak üstü selamlaştık, vedalaşmak niyetiyle geldiğini ve aşure yaptığını söyledi, içeri girme ricasında bulundu. Şaşırmıştım ama reddedemedim, “Tabii buyurun!” dedim. Terliklerini içeri aldı, o arada siyah çarşafının altından görünen çorapsız çıplak ayaklarının beyazlığı dikkatimi çekti. Geç kalkmış, daha yeni kahvaltı yapmıştım. “Çay sıcak, doldurayım mı bir tane?” diye sorunca, “Olur, nasıl isterseniz…” dedi. Tedirgindi sesi. Böyle bir kadının benim gibi bekar bir erkeğin evinde ne işi vardı?

    Çayını doldurup sehpanın üstüne koydum. Çorapsız ayakları uzun ve bol çarşafının etekleri altında kaybolmuştu. Sadece gözleri ve çay bardağını tutan pamuk gibi beyaz eli görünüyordu. Peçesinin altını kaldırıp ağzını bana göstermeden içiyordu çayını. Getirdiği aşureyi masanın üstüne koymuştum. Çayını içerken, “Aşuremin tadına bakmayacak mısınız?” diye sordu. “Ha, kusuruma bakmayın!” diyerek bir kaşık alıp geldim.

    “Geçen gün yapmıştım ama size getirmeyi akıl edemedim, kusuruma bakmayın…” dedi kabahatli gibi. “Ne demek!” dedim. Aşuresi çok güzeldi, içindeki yoğun şeker ve kuruyemişler o anki heyecanımı ve azgınlığımı tavana vurdurdu. Bu hemen hemen benimle yaşıt ve niyeti belli olmayan mütedeyyin kadının mahreminde olmak, sarhoş edici bir histi. Utangaç bir şekilde yere, sağa sola bakınıyordu. Boş boş konuşmaya çalıştık bir süre. “Kızımı hatırlıyor musunuz?” diye sordu daha sonra.

    “Şöyle böyle, başınız sağ olsun tekrardan. Neyi vardı?” diye sordum. “Kalp. Daha önce de bir kızımız aynı sebepten vefat etmişti. Arada da birkaç kere düşük yaptım.” dedi. Şaşırmıştım bana bunları söylemesine. “Size bu anıları hatırlattığım için özür dilerim!” dedim. “Özür dilemenize gerek yok… Kocam Mücahit’le amca çocuklarıyız. Keşke evlenmeseydik diyorum arada bir. Ama en baştan beri böyle olmak zorundaydı, onu da biliyorum…” dedi.

    Anlaşılmıştı olay. Akraba evliliği sonucu çocukları hasta doğuyor ya da düşük yapıyordu. “Ve şimdi bir çocuk daha yapmak istiyor, ama belli ki o çocuk da hasta doğacak. Ben istemiyorum. Ama artık dayanacak gücüm kalmadı. Tehdit etmeye başladı beni… Eğer kabul etmezsem ve hamile kalamazsam beni boşayıp kız kardeşimle evleneceğini söylüyor. Bizde adet böyledir… Bizde dul kadınların hiçbir hakkı olmaz, annem babam, abilerim kabul etmez beni, eve dönsem de almazlar. Gidecek bir yerim de yok, çaresiz kaldım…” dedi. Başını eğmiş, gözleri halıda geziniyordu bunları söylerken.

    “Çok büyük bir acı gerçekten… Sizin için üzüldüm. Ama bunun benimle ne ilgisi var?” diye sordum. Aynı şekilde başını hiç kaldırmadan konuşmaya başladı: “Halit ağabey… Bu umutsuzluğa, çaresizliğe dayanamıyorum artık… Siz hem kocama benziyorsunuz, hem bekarsınız, hem de erkekliğiniz yerinde gibi. En önemlisi de artık buralara bir daha uğramayacaksınız… Kurban olayım beni hamile bırakın, tek kurtuluşum bu… Hem beni hem gelecekteki çocuğumu hem de kardeşimi kurtarırsınız. Kız kardeşim daha 18 bile olmadı. Hem Mücahit onunla evlense benim yaşadıklarım onun da başına gelecektir. Onun da hayatı mahvolacak…” dedi.

    Çok tuhaf bir teklifti bu, şaka gibiydi sanki ama kadının çekingenliği ve ciddiyeti her hareketinden anlaşılıyordu. Şaşkına dönmüştüm. “Pardon, yanlış mı anladım acaba? Şey, nasıl yani? Siz benimle ilişkiye girmek mi istiyorsunuz, benden çocuk mu yapmak istiyorsunuz?” diye sordum kekeleyerek.

    “Evet, başka çarem kalmadı. Kocamdan hamile kalmak istemiyorum. Akrabayız sonuçta, bunu değiştiremeyiz. Kaç zamandır bana elini sürmek istediğinde kaçıyorum, istemediğimi söylüyorum. Birkaç kere bunun için dövdü beni ama yediğim dayakta değilim ben. Hasta bir çocuk doğurmak istemiyorum. Sağlıklı bir bebek için her şeyimi vermeye razıyım. Çaresiz olsam böyle bir şeye başvurur muydum hiç?” dedi.

    Acaba benimle dalga mı geçiyordu Nazmiye Hanım, yoksa giderayak bana bir oyun mu oynamaya kalkmıştı. Bunu söylediğimde başını kaldırıp baktı, titreyen sesiyle, “Ben çaresiz bir kadın olarak sizden yardım istemeye gelmiştim sadece. İyi niyetinize sığınarak bunları söyledim size. Dalga geçmek ya da oyun oynamak gibi bir niyetim neden olsun. Eğer istemiyorsanız giderim!” dedi ve kalkmaya niyetlendi. “Lütfen oturun, lütfen. Kabul edersiniz ki bu normal bir şey değil. Yani beni de mazur görün…” dediğimde, “Normal olmadığını elbette biliyorum!” dedi.

    Suskunca teklifini düşündüm, bir yanda bu işin ne kadar ahlaksızca olduğu, kocasının olanları anlama riski, doğacak öz çocuğumu bu insanlara emanet etme zorunluluğu vardı. Diğer yanda ise kadının acılı hali, ailesinin ve kız kardeşinin geleceği ve bu çöl gibi şehirde parayla satın alınmamış, kocasından başka el değmemiş bir kadına sahip olma şansı vardı. Nazmiye Hanım gibi bir kadına hayatım boyunca bir daha dokunmam bile mümkün olmayacaktı.

    “Emin misiniz?” diye sordum. Cevabı kesindi: “Eminim. Bunu çok uzun süredir düşünüyordum. Sadece kiminle yapabileceğimi bilmiyordum. Kafamda baba adayları vardı ama hepsi de kocamın tanıdığı insanlardı. Öyle bir şeyi onlarla yapmam mümkün değildi. En son etraftan sizin buradan gideceğinizi duyunca aklıma girdiniz. Sizden daha iyi bir aday bulamayacağımı anladım. İşleyeceğim günahın farkındayım ama böyle bir şansı kaçırırsam sonraki çocuğum veya bacım bunu öbür tarafta benden sorar diye korkuyorum…” dedi. Konuşması bittiğinde sesi ağlamaklı bir haldeydi, belki de ağlıyordu gözlerini iyice yere eğdiğinden göremiyordum.

    Bir süre daha düşünüp durdum. Nasıl bir şeydi bu istediği? Onca yıldır burada oturuyordum ama sadece birkaç kez görmüştük birbirimizi. Ve sadece birkaç kez gördüğü bir adamdan çocuk yapmak istiyordu Nazmiye Hanım. Yaşadıkları gözünü karartmış ve bu kararı almasına sebep olmuştu. İşleyeceği günahın bedelini ödemeye razıydı.

    Başını kaldırınca gözlerindeki yaşları gördüm. Eliyle onları silerken vereceğim cevabı bekliyor, merakla bakıyordu. İçimden (Ne olacaksa olsun!) dedim, daha fazla uzun uzadıya düşünmedim. Başımı salladım kabul ettiğimi gösterir şekilde. Ağlayan gözleri şimdi mutlulukla parladı, “Allah razı olsun!” dedi titreyen sesiyle.

    “Peki nasıl olacak, nasıl yapalım?” diye sordum. Kafamda hayaller kurmuştum bunu sorarken. Nazmiye Hanımı yatağa atıp çatır çatır sikeceğimi sanmıştım, ama kadın planını önceden hazırlamıştı. Yatak odama gidecekti, orada soyunacaktı, yatağa uzanıp beni bekleyecekti. Ben dışarıda 31 çekecektim, tam boşalacağım sırada odaya girip içine boşalacaktım.

    Nazmiye Hanım odaya girdikten sonra heyecanım tavan yaptı. Kalbimin şiddetli atışlarını duyuyordum. Birkaç dakika sonra yarağımı çıkardım ve 31 çekmeye başladım, soyunmamıştım. Kapının önündeydim. Boşalmaya yaklaşmıştım artık. Kapıya vurdum, “Gir!” sesini duydum.

    Odaya girdim, yatağın üstünde yatıyordu Nazmiye Hanım. Perdeler çekiliydi. Vücudunu benim kalınca koyu renkli battaniyem örtüyordu. Çarşafını çıkartmış, köşeye koymuştu, ama başına siyah renkli, bereye benzeyen bir bone takmıştı. Bonenin arkasından saçının topuzu fark ediliyordu. İlk kez gördüğüm oval yüzünün şekli çok hoştu. Bembeyaz teni pürüzsüzdü, çarşaflı olsa da bakımlıydı. Uzun siyah kirpikleri, kalın ve biçimli kaşları vardı. Büyük ela gözleriyle korkarak bakıyordu.

    Pantolonumu ve külotumu çıkarttım. Yatağın ucuna geçtim, bu sefer gözlerini benden kaçırmaya başladı. Yarağımı görmek istemediği belliydi, ki benim de özellikle göstermek gibi bir niyetim yoktu. Battaniyeyi yavaş yavaş kaldırmaya başladım. Yılda belki de en fazla 4-5 gün güneş gören ayakları, bilekleri ve bacakları mermer gibiydi. Kılsız, tüysüz, tertemizdi.

    Battaniyeyi kaldırmaya devam ederken, “Bu kadar gördüğün yeter… Başla şu işe artık!” dedi. Yutkundum. Dizlerinin üstünde kalıyordu battaniyenin alt sınırı. Ellerimle iki tarafa doğru açtım bacaklarını. Bu hareketim battaniyeyi biraz daha ittirmişti, öyle ki artık yatağın sert yüzeyinden taşan kalçalarını ve tamamen tıraşlı kasıklarını ve arada kalan amını görebiliyordum. En ufak bir tüy bile yoktu vücudunda.

    Bacaklarını dizlerinden bükerek iki yana açtı. Ancak battaniyeyi daha fazla açmamaya dikkat ediyordu. Boşalmak üzere olan yarağımı amının üzerine getirdim, kılsız tıraşlı amına aşağı yukarı sürttürmeye başladım. Hiç ıslanmamıştı Nazmiye’nin amı ve aynı zamanda gereksiz yere titriyordu. Kendini kasıyordu fazlasıyla. Birkaç kez denedim ama olmadı. Giremiyordum, vajinismus gibi bir şey olmuştu. “Rahatla lütfen, yoksa bu işi iyice zorlaştıracaksın!” dedim.

    Ağlamaklıydı sesi. “Sen tecrübeli değil misin, bunun özel yöntemleri varmış! Yaparsın!” dedi. “Peki ama sonra namusumu iki paralık ettin diye zırlamak yok, ona göre!” dediğimde, “Yok!” diyerek karşılık verdi. O zaman amını parmaklamaya başladım. Dikkatlice, nazikçe ve de onu ürkütmemeye çalışarak okşuyordum. Zamanla kasılmaları azaldı ve yavaş yavaş açılmaya başladı amının pembe dudakları. Sonra da ıslaklık hissettim parmaklarımda. Baktığımda gözleri kapalı halde başını gelişigüzel salladığını gördüm. Daha derin nefes alabilmek için dudaklarını ayırmıştı, Nazmiye zevk alıyordu.

    Şeytan o an aklıma girdi, orgazm edene kadar Nazmiye’yi parmaklayacaktım. Amının ince dudaklarını okşuyor, minik bızırına başparmağımla bastırıyordum. Amını avuçlamıştım. Orta parmağım ise amının üzerinde gidip geliyordu, içine sokmakla sokmamak arasında kararsız kalmıştım. Bu arada Nazmiye kıpkırmızı olmuştu, beyaz yüzü terlemiş, kendini kaybetmişti. “Tekrar dene! Olmuştur artık. Kocamla bile bu kadar gevşemiş hissetmiyordum!” dedi.

    Sözleri üzerine dizlerimin üzerinde doğruldum. Onun amı gibi benim de yarağımın kafasından zevk sıvıları gelmişti. Ancak Nazmiye’nin amı ile uğraşınca boşalmanın eşiğine geldiğim halde başlangıca dönmüştüm. Bir süre inişe geçmiş yarağımı kaldırmak için okşayıp sıvazladım. Sonunda sert bir sopa gibi olduğunda yavaşça bacaklarının arasına yerleşip yeniden amının üzerine sürttüm kısa bir süre. Amının üzerinde git gel yaparken dudaklarının yarağımın kafasındaki dokunuşlarını hissediyordum. Ancak Nazmiye sabırsızdı. “Sok artık şunu, uzatma!” dedi otoriter bir ses tonuyla.

    “Tamam!” diyerek bastırmaya başladım. Amı yavaşça içine almaya başladı yarağımı. Evet, rahatça girmiştim. Yarağımı çepeçevre sarmalamıştı amının etten duvarları. Onca yıllık evli ve iki çocuk doğurmuş bir kadın için amı oldukça dardı. Bu da yaşadığım heyecanı ve aldığım zevki katlıyordu. Git gel yapmaya başladım amında. Amı ıslanmıştı ve aynı zamanda içine köz atılmış bir fırın gibi yanıyordu.

    Kalın battaniye halen üzerindeydi, altında kalmış ve onu üstünden atmaya niyeti yok gibiydi. Ellerimle vücudunun yanından yatağa bastırmıştım. Ancak ona daha fazla dokunmak, ellerimle vücudunu, etini hissetmek istiyordum. Ellerimi alta atıp beyaz dolgun kalçalarını kavradığımda, “Yapma…” dedi titreyen dudaklarıyla. Ancak onu dinlemedim ve parmaklarımı etine bastırdım. Bu sırada acı bir inilti çıktı dudaklarından. Amındaki yarağım sanki jiletle kesiliyormuş gibi bir sızı hissettim. “Yavaş, sakin ol, kendini kasma!” dediğimde, “Çok acıdı, çıkart lütfen!” dedi.

    Yavaşça kendimi geri çektim ve yarağımı çıkardım amından. İçinde olduğu durum ve yaşadıkları, hissettikleri sonucu vajinismus olmuştu Nazmiye, kendini kasıyor, sıkıyordu. Tekrar denemek istedim, yarağımın kafasını tutup bastırdım amına ama nafile. Etten bir duvara dönüşmüştü amının girişi. “Rahatla lütfen, sakin ol, kendini kasma, böyle yaparsan olmaz bu iş!” dediğimde, “Kolaysa sen rahatla, neler hissediyorum biliyor musun?” dedi. Dudakları titriyordu bunları söylerken. “Olmayacak, biliyordum olmayacağını!” dedi, ağlamaya başlamıştı.

    “Tamam, bak yeniden deneyelim, sakin ol, kendini bana bırak, hiçbir şey düşünme!” dedim sakinleştirici bir tonla. Böyle bir noktaya geldikten sonra geri dönmeye niyetim yoktu. Kalkıp gitmesine izin veremezdim. Yeniden amını parmaklamaya başladım. Başparmağımla ovalıyordum. Bir süre o şekilde devam ettikten sonra bu kez orta parmağımı yavaşça sokmaya başladım. İlk boğumuna kadar içine girdi ama bastırdığım halde daha ileri gitmesine izin vermiyordu amı.

    Fısıltılı bir sesle, “Tamam, sakin ol, bacaklarını biraz daha aç, kendini bana bırak!” dedim. Ona güven vermeye çalışıyordum. Nazmiye dediğimi yapıp bacaklarını daha da ayırdı. Battaniye karnından yukarısını görmeme izin vermiyordu. Bembeyaz kalçalarının ortasında biraz kararmış görünen ama tıraşlı kasıklarını okşadım bir süre. Yeniden parmağımı amına sokmadan önce daha da rahatlamasını istiyordum. Bu arada amının hemen altındaki göt deliği de görünüyordu. Amı bu kadar darsa götü kim bilir nasıldır diye düşünmeden edemedim.

    Pembe am dudaklarını parmak uçlarımın arasına aldım. Hafifçe sıkarken ıkınmayı andıran bir ses çıkardı Nazmiye. Bızırını okşadım daha sonra. Ikınmaları biraz daha artar gibi oldu. “Tamam, bak böyle iyi gidiyor, sakin ol!” dedim ve orta parmağımı yavaşça soktum amına. İlk boğumundan sonra bu kez parmağım daha derinlere girmeye başladı. Yavaş yavaş açılıp genişliyordu amı. Sımsıcaktı içi ve parmağımı yakmaya başlamıştı. İçinde yavaşça git gel yapıyordum parmağımla ve sağa sola çeviriyordum. Dibine kadar içindeydi. Amının darlığını hissediyordum. Ara ara içinde bir delik açılıp kapanıyordu sanki, parmağım bir noktada duruyor ilerisine gidemiyordu ama bastırınca dibine kadar yerleşiyordu amına.

    Bütün bunlar olurken yarağım sertleşmiş halde zonklamaya başlamıştı. Artık amına girip boşalmam gerekiyordu yoksa olduğum yerde dışarıya boşalacaktım, kendimi daha fazla kontrol edip tutacak halim kalmamıştı. “Tamam, şimdi içine girecem, sakin ol, derin derin nefes alıp ver gerekirse, bir şey düşünme, aklını boş bırak!” dediğimde, “Tamam!” dedi usulca.

    Dizlerimin üzerindeydim yeniden. Yuvarlak dizlerinden tuttum Nazmiye’nin. Bir elimle yataktan destek alırken diğeriyle yarağımı tuttum ve amına bastırdım. Kafası yavaşça gözden kaybolurken Nazmiye başını geriye attı, gözleri kapalı haldeydi, dudaklarını sımsıkı kapatıp açıyordu. Bastırdıkça daha da girmeye başlamıştı içine. Açılıp kapanan delik bu kez yarağımın önüne gelmişti. Daracık amı yarağımı sımsıkı sarmıştı yine. “Sakin ol, kendini bırak!” demek zorunda kaldım. Nazmiye o ara üstündeki battaniyeyi kenara çeker gibi oldu, altındaki beyaz ince askılı atletiyle sutyeni göründü.

    Bastırmaya devam ettikçe delik de açıldı ve yarağım tamamen amına girdi. O an derin bir zevk iniltisi boşalıverdi dudaklarımın arasından. Harika bir duyguydu bu. “Ohh… Çok güzelsin Nazmiye. Kocan hiç amını dolduramamış, bunca yıldır evlisin, amının bu kadar dar olması çok garip!” dedim. “Sus, öyle konuşup da beni daha kötü hissettirme! Girebileceğin kadar derine gir, boşa gitmesin döllerin!” diyordu, sesi yükselmişti bu sırada.

    Böylesi dar bir amın içinde onca zamandır da kadın yüzü görmeyince boşalmam gecikmedi. Birkaç kez sertçe yüklendim amına. “Ihhh, ahhh!” diyerek gözleri kapalı halde başını sağa sola sallarken boşalmaya başladım. Sanki sadece döllerim değil vücudumdaki tüm sıvılar oluk oluk amına akıyordu. Yoğun bir sıcaklık hissettim yarağımda, aynı zamanda gıdıklanır gibi oluyordum.

    Amından çıktım, doğruldum ve sırtımı dönerek oturdum yatakta. Çok zorlanmamıştım ama yine de yorulmuştum. Bir süre sessizce kaldık, yarağım inişe geçerken üstüne bulaşan döllere baktım. Nazmiye’nin amını sulamış, tohumumu ekmiştim. Yakında bu tohum filizlenmeye başlayacak ve yaklaşık 9 ay 10 gün sonra meyvesini verecekti. Kocasının hastalıklı dölündense benim sağlam dölümü tercih etmişti Nazmiye. Kitaplarda okuduğum, belgesellerde izlediğim dişi hayvanların çiftleşmek için erkek hayvanlarda aradığı özellikleri Nazmiye de aramış ve bende bulmuştu.

    Başımı geriye çevirip ona baktığımda iki elini kaldırmış mırıldanarak dua ettiğini gördüm. Gözleri yine kapalıydı. Çocuğunun olması için yaptığı dua biterken gözlerini açıp bana baktı. “Sence olmuş mudur?” diye sordu. “Bilmem, olmuştur herhalde…” dedim. Ancak Nazmiye benim gibi düşünmüyordu. Sanki hesap kitap yapıyormuş gibi parmaklarını saydı bir süre. “Benim hesabıma göre daha yapmamız gerek…” dedi. Sonra da, “Yeniden yapalım!” diye ekledi.

    İkinci bir sikişme için biraz zamana ihtiyacım vardı. “Biraz daha bekleyelim, hem vücudum bu süre içinde biraz daha döl üretmiş olur!” dediğimde, “Öyle mi oluyor?” dedi gözlerini kocaman açarak. “Öyle, daha yeni boşaldım, akan aktı, gidenlerin yerine yenilerinin gelmesi zaman alacak!” dedim. Yıllar önce bir dergide okumuştum bununla ilgili bir makale. Gerçek olup olmadığını bile bilmiyordum ancak Nazmiye inandı sözlerime.

    Kolundaki ince deri kayışlı saate baktı. Bembeyaz ve kıldan, tüyden arınmış kolu açığa çıktı. “Saat şimdi 1, ben iki saat sonra gelsem olur mu?” diye sordu. “Olur!” dediğimde, “Tamam o zaman. Hem ben de gusül abdesti alıp namazımı kılmış olurum…” diyerek benden odadan çıkmamı istedi. Yerdeki külotumla pantolonumu giyinip çıktım odadan.

    Birkaç dakika sonra kapı açıldı. Nazmiye yeniden siyah çarşafının içindeydi. Ela gözleri mutlulukla parlıyordu. “Allah razı olsun!” diyerek daire kapısının deliğinden dışarı baktı. Merdivenlerde kimsenin olmadığını görünce de terliklerini giyip çıktı.

    O gittiğinde yaşadığım neydi böyle diye sordum kendime. Düş müydü, hayal miydi? Nazmiye gibi tutucu, çarşaflı bir kadını sikmiştim. Yabancı bir erkekle asansöre binmeyen kadın yatağıma girmiş, yarağımın tadına bakmıştı. İşten eve evden işe gidip gelen kendi halinde mazbut bir hayatım olmuştu burada. Çalıştığım işyerinde bile beni çoğu zaman kendilerinden biri gibi görmemişti insanlar. Arada bir alkol aldığım için dışlandığım olmuştu. Beni marjinal biri gibi görmüşlerdi. Ama Nazmiye’nin marjinalliği karşısında ağzım açık kalmıştı.

    Bir sigara yaktım. Uzun zaman sonra sikiş sonrası zevk sigarası içiyordum. Ve Nazmiye sayesinde kim bilir daha kaç tane içecektim…

    cinsel hikayeler erotik hikaye erotik hikayeler hikaye erotik sec hikayeleri seks hikaye seks hikayesi sevişme hikaye sevişme hikayeleri sevişme hikayesi sex hikaye sex hikayeler sex hikayeleri sex hikayem sex hikayesi sexhikayeleri sexs hikaye sexs hikayeleri sexs hikayesi sikiş hikayeleri yaşanmış sex hikayeleri
  • Temizlikçi Olacağımı Sanırken Porno Oyuncusu Oldum

    Temizlikçi Olacağımı Sanırken Porno Oyuncusu Oldum

    Merhaba, adım Funda. 44 yaşında, 3 çocuk annesi bir kadınım. Kocamdan 2 sene önce boşandım. Beni en yakın arkadaşımla aldatmıştı çünkü. Üstelik bu işi, hiç utanmadan benim yatağımda yapmışlardı ve ben de buna gözlerimle şahit olmuştum. Annem hasta olduğu için 2 gün onda kalmıştım. Kocam benim bir gün daha kalacağımı sanıyordu. Ancak annem, “Ben iyiyim kızım, sen git, kocanı çocuklarını ihmal etme!” deyince eve dönmüştüm. Ve yatak odamda kocamla arkadaşım Hale’yi anadan doğma bir halde sikişirken yakalamıştım.

    Dava açtıysam da kocamın peşimden koşacağını, boşanmamam için yalvarıp yakaracağını zannediyordum. Sonuçta 22 sene aynı yastığa baş koymuştuk ve biri 21, diğeri 18 yaşında iki kızla, 15 yaşında bir erkek evlat vermiştim kendisine. Gerçi peşimden koşup yalvarıp yakarsa da onu affedecek değildim.

    Oysa gerçek hiç de umduğum gibi çıkmadı. Kocam açtığım boşanma davasının üzerine balıklama atladı. 22 yıllık evliliğimiz 15 dakikada bitti. Çocuklarım boşanmanın sorumlusu olarak beni gördüklerinden babalarında kalmak istediler. Boşanmanın üzerine bir de çocuklarımdan ayrı kalmanın üzüntüsü eklendi böylece.

    Annem boşandığım için bana ağzına geleni söyleyip durdu. Zamanında babamın da kendisini aldattığını, ama bunun boşanmak için bir neden olmadığını söyledi. Yine de kadınlık gururum incinmişti. Boşanmayıp bunu kabullenmek yapabileceğim bir şey değildi. Hem de bunu en yakın arkadaşımla yapmışken. Kocamdan aldığım tazminat ve bağlanan nafaka öyle pek bir şeye yetecek gibi değildi. Annemin babamdan kalan emekli maaşından başka geliri yoktu ve aldığım boşanma tazminatı da kısa zamanda suyunu çekti. Şimdi sadece nafakam ve annemin emeklisi ile geçiniyorduk. Ama annem sürekli iş bulmam konusunda sıkıştırıp duruyordu. Kaç zamandır yalnız yaşıyordu ve benim gelmemle beraber huzuru da kaçmıştı.

    Ben, Kız Meslek lisesini birincilikle bitirmiş, ama sonrasında çalışmamıştım hiç. Bu yaşımdan sonra nerede iş bulup da çalışacaktım. Yine de şansımı deneyip birkaç yere başvurdum. Yemek, temizlik gibi işlerdi bunlar. Ama her biri olumsuz sonuçlandı. Yaşımdan ve daha önce hiç çalışmadığımdan dolayı, kimse beni işe almak istemiyordu. Bütün bu olumsuzlukların üzerine kocamın Hale ile evlendiğini duyunca daha da yıkıldım. Hale hem kocamı, hem de çocuklarımı elimden almıştı.

    Depresyona girdim. Boşandığım için kendime kızar hale geldim. En azından eskiden iyi kötü giden bir evliliğim vardı ve geçim sıkıntısı nedir bilmezdim. Kocam çalışır getirir, ben de yerdim. Ama şimdi durumlar sıkışıktı. 42 yaşında gerçek hayatla tanışmıştım.

    Bir gün mahalleden çocukluk arkadaşım Müge ziyaret etti, o andan sonra da hayatım değişti. Müge’ye, “Bana bir iş ayarlasana!” dediğimde, “Tamam, bakarım!” dedi. Müge’nin çevresi genişti. En azından şansımı denemiş olacaktım. Arkadaşım da olsa Müge sağlam ayakkabı değildi. Evlenmiş, ama boşanmıştı. Kocasını aldatmıştı çünkü. Kocasından boşandıktan sonra da pek çok erkekle ilişkisi olmuştu. Bir giyim mağazasında çalışıyordu. Giyimi, kuşamı, hal ve hareketleri ile kaşarın önde gideni olduğu hemen belli oluyordu. Böyle bir kadından bana iş bulmasını istemiştim, ama yapabileceğim başka da bir şey yoktu.

    Birkaç gün sonra Müge aradı, “Sana göre bir iş buldum, şu adresi yaz, orada Haldun bey var, gidip onunla konuş yarın, adresini ismini falan benden aldığını söyle!” diyerek bir adres verdi. Ardından da, “Haa, bana bak, öyle köylü gibi giyinme, biraz güzel giyin, ekmek aslanın ağzında kızım, biraz süslen püslen!” dedi kahkahayla.

    Tesettürlü bir kadındım ve süslenip püslenmek, vücut hatlarımı belli eden giysiler giymek gibi adetlerim hiç yoktu. Ama Müge’nin dediği de doğruydu. İnsanlar işe alırken biraz da bunlara bakıyordu. Ertesi gün siyah uzun bir etekle bordo renkli uzun kollu bluzumu giydim. Başımı siyah beyaz desenli büyükçe bir türbanla bağlarken hafif bir de makyaj yaptım. Siyah, topuklu ayakkabılarımı giydim.

    Boşanmak yaramamıştı bana. Evliyken 60-65 kilo arasında gider gelirdim, boyum da 1.70 olduğundan her zaman zayıf görünürdüm. Ama boşandıktan sonra yaşadığım stres nedeniyle kendimi yemeğe vermiş ve 85 kiloya çıkmıştım. Bir türlü veremiyordum fazla kilolarımı. O nedenle giysilerim de dar geliyordu artık. Eteğim popomu oldukça belirgin hale getirirken bluzum da üzerime yapışık gibiydi. Memelerim epey bir belli oluyordu. Müge ekmek aslanın ağzında derken haklıydı. Çaresiz katlanacaktım buna.

    Üzerime pardesümü almadan çıktım dışarı. Bu halimle kendimi teşhir ediyormuşum gibi oldum. Otobüste ve yolda yürürken bazı erkeklerin bakışlarını üzerimde yakaladım. Çok utandım ama bir şey diyemedim, yapamadım. Tesettürlü de olsam vücut hatlarım belli olduğundan bakıyorlardı bana.

    Müge’nin verdiği adres Tarlabaşı taraflarında bir yerdeydi. Buraya daha önceleri hiç gelmemiştim. Çocuklarım ve kocamla Taksim’e geldiğim olurdu, beraber İstiklal caddesinde gezer, yemek yer, alışveriş yapardık. Ama buralar hiç tanımadığım yerlerdi. Sokakta gördüklerim daha önce rastlamadığım, pek tekin olmayan tiplerdi. Doğrusu sokaklarda yürürken korkmadım değil. Sonunda sora sora binayı buldum.

    Müge gideceğim yerin bir Casting ajansı olduğunu, filmlere, dizilere ve reklamlara oyuncu seçip gönderdiklerini söylemişti. Binanın girişinde ne bir tabela, ne de isim vardı firma ile ilgili. Zaten bina da oldukça eskiydi ve sanki içinde kimse yaşamıyormuş gibi görünüyordu dışardan bakınca.

    Ajans 6. ve en üst kattaydı. Asansör olmadığından yürüye yürüye çıktım merdivenlerden. Kalbim heyecandan deli gibi çarpıyordu. Eski, tavana kadar yükselen iki kanatlı ahşap kapının yanındaki zile bastım. İçerden az sonra topuk sesleri geldi. Boyaları yer yer dökülmüş kapının bir kanadı açıldı gıcırdayarak. 25-26 yaşlarında görünen ve oldukça yoğun makyajlı genç bir kız açtı kapıyı. 1-2 saniye baktı ve “Buyurun?” dedi küçümser bir halde. “Şeey, ben Haldun beyle görüşecektim, Müge hanımdan…” derken lafımı kesti ve “Bir dakika!” diyerek kapıyı üzerime kapadı. Şok oldum, ama ses de çıkartamadım. Topuk sesleri geldi yine içerden, az sonra kapının kanadı gene gıcırdayarak açıldı.

    Bu kez orta yaşlı bir adam vardı kapıda. “Buyurun?” deyince, “Şeey, beni Müge hanım gönderdi.” dedim utangaç şekilde. Adam, “Müge Hanım?” dedi sanki tanımıyormuş gibi yaparak. Ama sonra, “Haa, bizim çatlak Müge, tamam, ha siz şey, yoksa Funda hanım mısınız?” dedi. Müge anlaşılan bahsetmişti benden, “Evet, benim, siz de Haldun bey misiniz?” deyince “Evet, evet, buyurun, buyurun!” dedi bir eliyle içeriyi işaret ederek.

    Burası bir evdi aslında ama ofis olarak kullanılıyordu. Salon olan kısımda eski ve büyükçe bir masa ve sandalye ile karşıda pencerenin yanında kenarları yırtılmış ve sökülmüş deri kaplı eski iki tane koltuk vardı. Masanın üzerinde ne bir bilgisayar, ne de telefon vardı. Bütün perdeler gündüz vakti olduğu halde çekiliydi ve içeriyi tavandaki spot ışıklar aydınlatıyordu. Klima içeriyi buz gibi yapmıştı, dışarının sıcağına karşılık içerde kış mevsimi yaşanıyordu sanki. Duvarlardaki boyalar yer yer dökülmüştü.

    Haldun Bey 45-46 yaşlarında, kafasında hiç saçı olmayan, top sakallı bir adamdı. Saçını bu şekilde tıraş etmiş gibiydi. Uzun boylu ve zayıftı. “Buyurun!” diyerek eski koltuğa oturmamı işaret etti. Kendisi de karşıma geçip oturdu. Kız bu sırada masanın arkasındaki sandalyeye oturdu, ama küçümseyici bakışları üzerimdeydi. Bu arada kızın kıyafeti de bir garipti. Mini bile olmayan küçücük siyah bir etek giymişti. Kalçaları, bacakları meydandaydı. Bacakları yağ sürülmüş gibi parlıyordu. Götü de çıkıntı yapmıştı iyice. Üstünde ise beyaz, ip askılı bir atlet vardı ve beyaz atletin altından siyah sutyeni görünüyor, koca memeleri olduğu gibi belli oluyordu. Ayağında ise oldukça yüksek topuklu kırmızı bir ayakkabı vardı. Uzun sarı saçlarını arkadan atkuyruğu yapmıştı.

    Haldun Bey, “Buyurun, sizi dinliyorum!” deyince daha da heyecanlandım. “Şeey, Müge Hanım verdi adresinizi, ben iş arıyorum da…” dedim çekinerek. Haldun Bey bu ara tepeden tırnağa süzüyordu beni. Gözleri bluzumun altından belli olan memelerimdeydi. Bakışlarından rahatsız oldum, ama utandığımdan dolayı bir şey diyemedim.

    Sözlerime bir süre cevap vermeden uzun uzun baktı bana. Sonra da, “Hımm, daha önce nerelerde çalıştınız, neler yaptınız, anlatsanıza kendinizi!” deyince, ne anlatacağımı bilemedim. Hayatım oldukça boş geçmişti çünkü. Genç yaşımda evlenmiş, 22 senenin ardından boşanmıştım. “3 çocuğum var, eşimden 2 sene önce boşandım…” derken sözümü kesti ve “Demek boşandınız!” dedi bir kaşını havaya kaldırarak. Sanki bunu duymak hoşuna gitmiş gibiydi. “Hımmm!” dedi başını aşağı yukarı sallayarak.

    “Yemek, temizlik falan yaparım.” dediğimde, kız kahkahayla, “Yemek mi?” dedi. İğrenç şekilde gülüyordu, alay ediyordu benimle. O ara Haldun Bey kıza döndü ve “Demet, lütfen!” dedi biraz da sert bir ses tonuyla. Onun bu sözü kızın suratını ekşitti, yine de kıs kıs gülmeye devam etti. Haldun Bey, “Anlıyorum, ama biz burada böyle birini aramıyoruz!” deyince kalbim kırıldı. “Sağlık olsun!” dedim başımı öne eğerek. Haldun Bey, “Biliyorsunuz, burası bir Casting ajansı, reklamlara, filmlere falan oyuncu seçip yolluyoruz, bize böyle birileri lazım. Müge Hanım sizden bahsetti, ama ben öyle bir şey olacağını sanmıştım. Kusura bakmayın!” dedi. “Neyse, sağlık olsun!” dedim yine, bu arada kalkmak için hazırlandım.

    Haldun Bey, “Bakın ne diyeceğim, buraya kadar gelmişsiniz, eğer isterseniz sizi de aday havuzumuza alalım, patronlar da baksınlar. Eğer uygun bir rol çıkarsa haber verelim size, nasıl olur?” dedi. “Valla, nasıl olur bilmem ki?” dedim utanmış halde. Ben yemek, temizlik işi zannederken, Haldun bey oyunculuktan bahsediyordu.

    “Olur, olur! Şöyle geçelim dilerseniz, içerde resimlerinizi çekeyim önce. Bizim patronların çoğu Avrupa’da, onlara gönderelim resimlerinizi. Zaten çalışmalarımızın da büyük çoğunluğu Avrupa piyasası için. Onlar baksınlar, olursa beraber çalışırız!” dedi. “Yani bilmem ki, nasıl olur? Ben yani görüyorsunuz kapalı bir kadınım, öyle nasıl oynarım ki, ne yapacağım ben?” dedim utangaç halde. “Canım herkes ne yapıyorsa siz de onu yaparsınız, hem herkesin oynayacağı bir rol vardır bu dünyada, değil mi?” dedi kahkahayla. “İyi, nasıl isterseniz!” dedim ve beraber dediği odaya geçtik.

    Burası fotoğraf stüdyosu gibi bir yerdi. Kapının karşısındaki duvarda kırmızı bir perde vardı tavandan yere kadar uzanan. Aynı şekilde odanın penceresi de kalın siyah bir perde ile kapatılmıştı. Haldun Bey duvardaki perdenin önüne geçmemi söyledi. Kendisi de eline bir fotoğraf makinesi aldı, spot ışıklar içeriyi güneş gibi aydınlatıyordu. Aynı zamanda çok sıcaktı içerisi. Haldun Bey bana, “Şöyle durun, tamam, şöyle dönün, çok iyi, şimdi elinizi belinize koyun, tamam, çok güzel, şimdi de şu elinizi şöyle tutun…” falan gibi şeyler söyleyerek poz verdirdi. Daha önce hiç böyle bir şey yapmadığımdan çok heyecanlı ve utangaçtım. Bir dakika kadar çekti resimlerimi.

    “Tamam, şimdi bir de ufak bir video kaydı yapalım!” dedi ve eline küçük bir el kamerası aldı. Bana, “Evet, Funda hanım, kendinizden bahseder misiniz?” diye sordu beni kameraya çekerken. Utandım, “Valla ne desem ki?” dedim. Haldun Bey, “Anlatın bir şeyler, işte adım şu, yaşım bu, ne bileyim, evli misiniz? Çocuğunuz var mı? Neler yapmaktan hoşlanırsınız falan, anlatın yani!” dedi. “Şeey, adım Funda, 44 yaşındayım. Ev hanımıyım, 3 çocuğum var. Yemek yapmayı, televizyon izlemeyi severim…” derken, “Tamam, bu kadarı yeterli!” dedi Haldun bey kamerayı kenara koyarak. Beklediğimden de kısa bir çekim olmuştu.

    Haldun Bey, “Ben şimdi bu resimleri, videoyu gönderirim patronlara, eğer onlar da okey derlerse bu iş olur, başlarız çalışmaya. Büyük ihtimal okey diyeceklerdir. Hem hiç merak etmeyin. Bu roller için öyle profesyonel olmaya gerek yok. Doğrusu sizinle çalışmayı ben de çok isterim!” dedi gülümseyerek. Böyle söylemesinden hoşlandım, hatta biraz utandım. Salona geçerken yan odanın aralık kapısından içeri baktım göz ucuyla. Odanın ortasında büyükçe bir yatak vardı, üzeri dağınık haldeydi. Burası bir işyeriyse yatağın ne işi vardı burada? Doğrusu çok şaşırdım, ama soramadım bu nedir diye.

    Haldun Bey telefon numaramı alırken, kendi de kartını verdi. Ardından da kıza dönüp, “Demet, Funda hanımın aday kartını doldurur musun!” dedi. “Tamam!” dedi kız isteksizce. Haldun Bey içeri geçerken kız eline bir defterle kalem aldı ve sorular sormaya başladı. “Adınız, yaşınız, medeni haliniz, kimle yaşıyorsunuz, nerde oturuyorsunuz, eğitim durumunuz?” tarzı soruların ardından bu kez de, “Boyunuz, kilonuz, saç renginiz, ten renginiz, göz renginiz, kalça ve göğüs çevreniz kaç santim?” gibi sorular sordu. “Bunlar ne için?” dediğimde, “Çekimler için, bunları da istiyorlar!” dedi kız.

    “Görüyorsunuz ya, başım kapalı benim, saçımın rengini ne yapacaksınız ki?” dediğimde, “Valla orasını ben bilmem, herkesten istiyorlar bunları, ister verin ister vermeyin!” dedi beni ciddiye almıyormuş gibi yaparak. Zoruma gitti bu şekilde davranması. “1.70 boyundayım, kilom 85. Saç rengim kumral, ten rengim açık, göz rengim ela. Kalça çevrem 120, göğüs çevrem de 110.” diye yanıtladım. Çok utandım bunları söylerken ama belki de kızın dediği doğruydu.

    Az sonra Haldun Bey geldi, “Tamam, ben resimleri, videoyu maille gönderdim, bakalım ne cevap gelecek!” dedi, ardından da, “Funda hanım, çok memnun oldum, İnşallah çalışma imkanı buluruz!” dedi yine gülümseyerek. Bu sırada kız Haldun Beye, “Abi ne zaman gelecek bu herif, saat kaç oldu, daha işlerim var benim!” dedi serzenişte bulunur gibi. Haldun Bey, “Tamam kızım, sabırlı ol, ananın karnında nasıl durdun, geliyor, yoldayım dedi, sakin ol!” dedi biraz da sinirle.

    Haldun Bey beni yolcu edip arkamdan kapıyı kapatırken, kızın, “Bu karıyı gerçekten oynatacak mısın?” diye sorduğunu, Haldun beyinse, “Neden olmasın, çok güzel bir kadın!” dediğini duydum. Kızın sözlerine ne kadar sinir olduysam da, Haldun beyin sözlerine de bir o kadar sevindim, biraz da utandım. Merdivenlerden tek tek aşağı inerken doğrusu tuhaf duygular içindeydim. Yemek, temizlik işi diye geldiğim yerde oyunculuk mesleğine giriş yapar gibi oldum. Ama bir taraftan da burasının nasıl bir ajans olduğunu çözememiştim.

    Birkaç gün sonra telefonum çaldı. Arayan Haldun beydi. “Funda hanım, tebrikler. Patronlar sizi çok beğendi. İşle ilgili konuşmak istiyoruz, müsaitseniz gelebilir misiniz?” dedi. Kalbim yerinden fırlayacakmış gibi oldu. Sevinçten havalara uçacaktım. “Ne zaman?” dediğimde, “Hemen, bugün halledelim bu işi!” dedi. “Tamam, 2 saate kadar gelirim!” dedim, “Bekliyorum!” dedi Haldun bey.

    Annem, “Hadi İnşallah kızım, Allah yüzümüze bakar da, sen de kazanırsın paranı!” dedi neşeyle. Hemencecik bir duş aldım. Geçen gün giydiğimden daha dar gelen uzun beyaz eteğimi giydim. Bu eteğimle beraber götüm epeyce çıkıntı yaptı, ama umursamadım. Çünkü çok mutluydum, sonunda benim de bir işim olmuştu, üstelik oyuncu olacaktım. Üzerime de parlak, beyaz uzun kollu gömleğimi giydim. Aldığım kilolar nedeniyle gömleğin düğmelerini bile zorlukla ilikledim. Başımı ise kırmızı bir şalla bağlayıp geçen günkünden daha yoğun bir makyaj yaptım. Kırmızı, yüksek dolgu topuklu ayakkabılarımı giydim ve neşe içinde Haldun Beyin işyerine, daha doğrusu işyerime gittim…

    Yolda yine bazı erkeklerin bakışlarını fark ettim üzerimde, ama içimdeki sevinç nedeniyle çok da kafaya takmadım bunu. Yol boyu kafamda hayaller kurdum. Acaba hangi dizide, yada reklamda oynayacaktım. Kim bilir belki de bu yaşımdan sonra ünlü olacak, paraya para demeyecektim.

    Zile bu kez çekinerek değil, neşeyle bastım. Kapı az sonra açıldı. 25-26 yaşlarında görünen, uzun boylu ve yapılı bir genç açtı kapıyı. “Buyurun?” dedi başını hafifçe yana yatırarak. “Haldun Beye bakmıştım!” derken arkadan Haldun beyin neşeli sesi geldi. “Ooo, buyurun Funda Hanım, buyurun!” dedi beni içeri davet ederek. İçeri geçtim. Klima yine içeriyi soğutmuştu ve yine tüm perdeler çekiliydi.

    Haldun Bey koltuğa oturmamı işaret ederken, kendisi de karşıma oturdu. “Patronlar çok beğendi sizi, çok natürel bir yüzünüzün olduğunu söylediler. Hemen çekimlere başlamamızı istediler!” dedi neşe ve heyecanla. Oysa ben ondan da heyecanlıydım. İçimden (Bu patronlar her kimse, Allah onlardan razı olsun!) dedim. Bu arada kapıyı açan genç masanın kenarında ayakta durmuş konuşmamızı izliyordu. Haldun Bey, “Nasıl, heyecanlı mısınız?” diye sorunca “Çook, kalbim çarpıyor deli gibi!” dedim utanmış şekilde.

    Haldun Bey gence dönüp, “Kaancığım, sana zahmet bir bardak su getirsene, Funda hanım çok heyecanlı!” deyince, Kaan, “Tabii abi!” dedi emir almış gibi. Az sonra verdiği suyu içerken, Kaan’ın bakışlarının üzerimde gezindiğini fark ettim. Haldun beye, “Demet hanım yok mu?” diye sordum, Haldun Bey, “Yok, bugün işleri vardı biraz dışarda, bugün yok. Önemli değil zaten, sizin onunla bir işiniz yok!” dedi gülerek. İki erkekle aynı yerde olmaktan biraz çekindim doğrusu. İlk andaki sevincin yerini şimdi bir tedirginlik almıştı.

    Haldun Bey, “Sakin olun, heyecanlanmayın!” dedi gülümseyip. Ardından elini arka cebine attı. Az sonra elindekini gösterip, “Buyurun, bu da ilk ödemeniz!” dedi. Çok heyecanlandım. Hayatımda ilk defa emek vererek para kazanıyordum, gerçi daha bir şey yapmasam da. Haldun Bey, “500 Dolar!” deyince, “500 Dolar mı?” dedim ağzımı bir karış açarak. Bu kocamdan bana bağlanan aylık nafakadan daha fazlaydı. Ben parayı çekinerek ve utanarak alırken, Haldun Bey, “Merak etmeyin, bu ilk ödeme. Eğer sizi beğenirlerse bu ücret daha da artacaktır, buna emin olun!” dedi.

    “Çok teşekkür ederim, çok iyisiniz!” dedim mahcup şekilde. Sonrasında Haldun Bey, “Şu sizi bizi kaldırsak nasıl olur? Sen bana Haldun de, ben de sana Funda!” dedi gülümseyerek. “Olur.” dedim utangaçça. Bardakta kalan suyu içip, “Allah sizden razı olsun!” derken, Kaan gülümsüyordu. Haldun ise, “Merak etme, her şey yolunda. Hazırsan başlayalım mı?” deyince, “Hemen mi, ben şey zannediyordum, hani konuşma olacak falan sanıyordum?” dedim. “Konuşma mı, hıh, yaptık ya, bu neydi?” dedi hafif alaycı bir gülümsemeyle. “Şeey, evet, öyle ama daha ne yapacağımı bile bilmiyorum ben…” dedim. Bu sözlerime Haldun yerine Kaan cevap verdi ve “Merak etmeyin, öğrenirsiniz, zaten çoğu bildiğiniz şeyler!” dedi aynı alaycı gülümsemeyle.

    Nasıl bir işti bu? Ne yapacaktım? Parayı çantama koyarken, Haldun, “Şöyle geçelim!” dedi kendisini takip etmemi isteyerek. Onun peşinden ürkek adımlarla ilerledim. Kaan’sa arkamdan geliyordu. Az sonra Haldun içinde yatak olan odaya girince, içimi bir korku kapladı. Yutkundum, bu ne demekti böyle? Odanın penceresi tavandan yere kadar inen siyah, kalın kadife bir perde ile kapanmıştı. Perdenin kenarları da bantlarla duvara yapıştırılmıştı. Dışardan hiç ışık girmiyordu odaya. Üzerine kırmızı çarşaf serili yataktan başka eşya niyetine bir şey yoktu. Yatağın kenarında ise birkaç kamera ve kamera ayağı vardı.

    “Şeey, Haldun Bey, yani Haldun, yani, ne demek oluyor bu, nasıl bir iş olacak anlamadım. Ne yapacağım ben?” dedim. Korkuyordum, iki yabancı erkeğin arasında kalmıştım. Haldun salondaki gülümseyen, neşeli yüz ifadesini bir kenara bırakıp, oldukça ciddi bir şekilde, “Sikişeceksin!” dediğinde, başımdan aşağı kaynar sular döküldü…

     

    “Anlamadım, ne demek bu?” dedim. Kelimeler boğazımda düğümleniyordu. Korku, öfke, utanç, hepsini aynı anda yaşıyordum. Müge nasıl bir iş bulmuştu bana. Haldun, “Dediğim gibi, sikişeceksin. Şimdi sen ve Kaan sikişirken, ben de sizi kameraya alacağım, işimiz bu!” dedi ciddi ciddi. “Saçma sapan konuşmayın, böyle şey olur mu? Ben gidiyorum, Allah belanızı versin!” dedim. Geri dönmüştüm ki, Kaan kolumdan yakaladı. Sıkı sıkı tutuyordu kolumu.

    O sıra Haldun diğer kolumdan tuttu ve “Bana bak amına koyduğumun kaltağı, ya şimdi adam gibi sikişirsin, yada seni zorla sikeriz, anladın mı? Adamlar sana vermem için para gönderdi, filmin ödemesini aldım. Şimdi kalkıp filmi göndermezsem beni sikerler, anladın mı? Ya adam gibi yap, yada zorla olacak!” dedi tehdit ederek. Korkudan sesim kısıldı, bir şey diyemedim. Kaan kolumu bırakınca yere düşecek gibi oldum. Dengemi sağlayıp yatağın üzerine oturdum zor da olsa ve ağlamaya başladım. Kaan, “Abi bırak ağlasın, nasılsa seve seve yapacak bu işi, zamanımız da var!” deyince, Haldun, “İyi, tamam, ben de şu kamerayı falan ayarlayayım!” dedi. Az sonra odanın içinde yalnız kaldım.

    Böyle bir duruma düştüğüm için kendimden utandım. İyi kötü giden bir evliliğimi bir anlık öfkeyle sona erdirmiştim. Sonrasında da geçim sıkıntısı baş göstermişti. Ve şimdi de böyle bir durumdaydım, derin, karanlık bir kuyuya düşmüştüm. Elimden tutup beni çıkartacak, yardım edecek kimsem yoktu. O sıra Haldun elinde bir kamera ile geldi odaya ve bu kez, “Merak etme, senin de hoşuna gidecek, Kaan iyi sikicidir, memnun kalırsın!” dedi alay eder gibi.

    Derken Kaan girdi odaya, üzerindeki gömleğini ve pantolonunu çıkartmıştı. Siyah kısa paçalı bir boxer vardı üzerinde sadece. “Abi ben hazırım!” dedi Haldun’a. Haldun, “Tamam, şu kamerayı ayarlayayım başlarız!” dedi gülerek. Bense başım öne eğik şekilde duruyordum, utancımdan kıpkırmızı olmuştum. Ağlamam kesilmişti ama nefes almakta güçlük çekiyordum.

    Kaan, “Nasıl yapalım, hangi pozisyonları seversin?” diye sorunca daha da gerildim. “Allah belanı versin!” dedim sadece. Kaan, “Bak, bu kadar gergin olma, rahat ol, bırak kendini. Sen nelerden hoşlandığını söyle, çekimi yapalım bitsin gitsin. Bak anlıyorum bu ilk defa olacak, ama bu kadar da büyütme. Sonuçta olgun bir kadınsın, belli ki bu işi daha önce de yaptın, bakire değilsin ya!” dedi gülerek. Haldun başını kaldırıp, “Ooo, sen Fundacığımı ne zannettin? Fundacığım bu zamana kadar kim bilir neler görmüştür!” dedi kahkahayla.

    Az sonra Haldun, “Tamam, hadi başlayalım!” dedi ve bu ara Kaan boxerini indirdi aşağı. Kocaman, tıraşlı yarağı ile karşımda duruyordu. Utancımdan başımı diğer tarafa çevirdim. Haldun, “Hayatım, böyle yapma, güzel güzel yapalım işimizi, hadi ama!” derken, Kaan, “Funda hanım, bakın bu profesyonel bir iş, ben de sonuçta bu işi para için yapıyorum. Haldun abi de öyle, böyle yaparsanız olmaz ama!” dedi.

    “Sigaranız var mı?” dedim titreyen sesimle. Haldun cebinden bir paket çıkarıp yatağın üzerine attı çakmakla beraber. Titreyen ellerimle tutup da yakamadım sigarayı. Kaan benim yerime bir sigara yaktı ve uzattı. Verdiği sigarayı derin nefeslerle çekmeye başladım içime. Gözlerimde kalan yaşları sildim. İki tanımadığım erkeğin arasında çaresiz bir haldeydim. Birisi beni sikerken, diğeri de bunu kameraya çekecekti. Nasıl bir tuzağa düşmüştüm böyle? Hayat hakkında doğru düzgün bir tecrübem yoktu. Genç yaşımda evlenmiş, anne olmuştum. Senelerce kocam çalışıp getirmiş, ben de yemiştim. Çalışmanın, emek harcamanın ne demek olduğunu bilmiyordum. Öyle olunca insanlar hakkında da bilgim eksik kalmıştı. Kolayca güvenivermiştim Müge’ye ve Haldun’a.

    Boşandığım kocam (Kaderde varsa düzülmek, neye yarar üzülmek!) derdi ara sıra. Şimdi benim başıma gelen de aynen buydu. Sigaramı bitirirken, “Ya kimse öğrenirse?” dedim ürkekçe. Artık kabul etmekten başka yapacak bir şeyim kalmamıştı çünkü. Haldun, “Ha şöyle, yola gel güzelim. Korkma, kimse bilmez. Bu filmleri yabancı internet sitelerine satıyoruz, bunlar paralı siteler. Sadece üye olanlar görebilir. Hem Türkiye’den üye olanlar olsa bile korkmana gerek yok. Bu şehirde 15 milyon insan yaşıyor, o siteye kim üye olacak da seni yolda görse tanıyacak… Ölme eşeğim ölme… Hiç korkma, bu işi kimlerle kimlerle yaptım ben. Mesela senin şu Müge… Bu işi en az 4-5 senedir yapıyor. Kaç tane film çektik böyle. Kim sokakta görmüş de tanımış onu? Merak etme, seni de kimse tanımaz, utanmana gerek yok!” dedi beni ikna etmeye çalışarak.

    Demek Müge bu işin içindeydi, onun da filmleri vardı. O sıra Kaan gene, “Nasıl yapalım?” diye sordu. Haldun, “Önce klasik saksoyla başlarız, ondan sonra da domaltırsın, bacak omuzda falan devam ederiz. Zaten yarım saatlik bir şey olacak. Çok fazla uzatmak istemiyorum. Ona göre, sen de kendini ayarla, tamam mı koçum!” dedi.

    Konuştukları şeyler benimle ilgiliydi, iğrenç şeylerdi, ama söyleyecek, yapacak bir şeyim yoktu. Haldun, “Funda bu şekilde çok harikasın, soyunmadan başlayalım hemen!” deyince, Kaan önümde dikiliverdi. Koca yarağını tutmuş bana doğru sallıyordu. Kocamınkinden daha büyük ve kalındı. Yarağı, taşakları, kasıkları tıraşlıydı, hiç kıl yoktu. Haldun, “Tamam, hadi başlıyoruz!” dediğinde, Kaan, “Tamam abi!” dedi ve yarağını sıvazlamaya başladı. Haldun, “E hadi Funda, başlasana!” dedi sert bir sesle. O zaman yavaşça öne doğru eğildim. Daha önce kocama yaptığım gibi yapmaya başladım. Kaan’ın koca yarağının kafasını emiyordum.

    İğrenç olduğunu bilsem de kocam zorla yaptırırdı, yapmadığım zamanlarda ise ya bir tokat atar, yada hakaret ederdi. İlk zamanlar yoğun ve zevkli olan cinsel hayatımız seneler ilerledikçe monotonlaşıp azalmıştı. Son iki senede ise yok denecek kadar az olmuştu. Kocamın bu işi benimle değil de, en yakın arkadaşım bildiğim Hale ile yaptığını ise çok sonra kendi gözlerimle görmüştüm. Hale benle yaşıt, ama fettan bir kadındı. Kocasından boşandıktan sonra birçok ilişkisi, flörtü olmuştu. Bunları bir de gelip bana anlatırdı. Bir keresinde adamla nasıl sikiştiğini bile anlattığı olmuştu. Şimdi bu kadın benim çocuklarıma annelik yapıyordu.

    Kaan’ın eli başımda gezinmeye başlamışken, ben de işimi yapmaya devam ediyordum. Kaan’ın yarağı gittikçe sertleşmeye, büyümeye başlamıştı. Birkaç sefer elini enseme bastırdı, yarağını da ağzımın içine soktu daha fazla. Boğulacak gibi oldum bu sırada. Haldun kameranın arkasında olan biteni çekmeye devam ediyordu. Kaan ise sessizdi. Bu işi daha önce pek çok defa yapmıştı dediği gibi ve artık bu onun için bakkaldan ekmek almak gibi bir şey olmuştu.

    Bir süre devam ettim yarağını emmeye. Sonrasında Kaan iki eliyle yanaklarımdan tuttu sıkıca ve yarağını bastırdı ağzımın içine doğru. Sanki ağzımı sikmeye çalışıyor gibiydi. Yarağı boğazımı delip ensemden çıkacaktı adeta. Koca yarak ağzımın içini kaplamıştı, nefes alamıyordum. Birkaç kez aynısını yaptıktan sonra bıraktığında deli gibi öksürdüm. Boğulacak gibi oldum.

    Haldun, “Tamam, devam, hadi devam!” dedi emreder gibi. O zaman Kaan beni kollarımdan tutarak kaldırdı ve belime sarıldı sıkıca. Yanaklarımı, yüzümü, dudaklarımı öpmeye başladı. Bir taraftan öperken diğer taraftan da emiyordu. Haldun, “Hadi Funda kütük gibi durma, sen de sarıl, at ellerini Kaan’ın sırtına!” dedi. Kaan’ın elleri sırtımda, belimde geziniyordu bu sırada. Korka korka ben de ellerimi onun çıplak sırtına attım.

    Kaan öpmeye devam ederken, sırtımda gezinen elleri bu kez aşağılara kaymaya başladı. Eteğimin üzerinden götümü okşuyordu. Götümün yanaklarını sertçe sıkıp bıraktı birkaç kez, peşinden de beni sırtüstü yatağa uzandırdı. Yanıma uzanırken bir elini eteğimin altından soktu ve çorapsız kalçalarımı okşamaya başladı. Haldun bu ara kameranın yerini değiştirdi. Kaan’ın bir eli kalçalarımdayken, diğerini memelerimin üzerine attı. Gömleğimin üzerinden okşamaya başladı memelerimi.

    O anda irkildim. Kaan bu işi iyi biliyordu, her iki elini de ustaca kullanırken, dudakları da yanaklarımda ve dudaklarımda gezinmeye devam ediyordu. Bense karşılık vermeden duruyordum. Derken Kaan ben bir şey demeye kalmadan gömleğimin düğmelerini açmaya başladı. Her bir düğmeyi tek tek açtı, sonra da, “Çıkart şunu!” dedi fısıldar gibi. Çıkardığım gömleğimi alıp yere attı. Üzerimde sutyenimle kalmıştım.

    Kaan ellerini sırtıma attı ve sutyenimin kopçasını açtı. Daha sonra fısıltıyla, “Eteğinle külotunu da çıkart!” dediğinde elimi arkaya atıp eteğimin düğmesini ve fermuarını indirdim. Siyah, kenarları dantelli külotumla kalmıştım ki, Kaan bir çırpıda külotumun kenarlarından tutup sıyırdı aşağı ve ayaklarımdan çıkardı. Şalımı ve altındaki siyah bonemi de çıkarttı Kaan. Üzerimde sadece ayakkabılarım kalmıştı. Kaan bu sırada memelerime yumuldu ve onları deli gibi emmeye, öpmeye başladı. Ara sıra da köpek gibi dişliyordu. Haldun, “Kazık gibi durma, çocuğun sırtını okşa, saçlarını okşa, öküz gibi durma!” deyip duruyordu bu sırada. Dediğini yapıp bir elimi Kaan’ın saçlarına attım. O sıra Kaan’ın sağ eli amımda gezinmeye başladı. “Iğhhh!” dedim irkilerek.

    Kaan’ın parmakları amımın dudaklarında, üzerinde geziniyordu. O ana kadar soğuk duruyordum, ama amımda gezinen eliyle birlikte benim de içimde bir şeyler canlanır gibi oldu. Kaan ustaca yapıyordu bu işi. Ara sıra sert olsa da canımı acıtmamaya dikkat ediyordu. Bu sırada yarağı kalkmıştı daha da ve kocaman, kalın bir patlıcan gibi olmuştu. Dudakları, dili memelerimde gezinirken öpmediği, emmediği yer kalmamıştı.

    Az sonra sağ elinin parmaklarını içimde hissettim. “Ağhhh!” dedim biraz da korkuyla, ama Kaan umursamadı bunu. Parmakları amımın içinde geziniyor, hareket ediyordu. Çok hoşuma gitmeye başlamıştı, saçlarındaki elim sırtına kaydı. Çıplak, kaslı sırtını okşuyordum. Haldun’sa bu sırada kamerayı kullanmaya devam ediyordu. Ara sıra, “Evet, çok güzel, devam et!” diyordu.

    Derken Kaan amımdaki parmaklarını çekti, memelerimi emmeyi, öpmeyi bıraktı. Yatağın üzerinde doğrulurken elini saçlarıma attı, “Yala, hadi ağzına al!” dedi fısıldar gibi. Dediğini yapıp yarağını aldım ağzıma. Az önce korka korka yaparken, bu kez o korkuyu biraz olsun yenmiştim. Sağ elimle taşaklarını okşayıp, ağzıma aldım yarağını. Emmeye başladım kafasını. Bu sırada Kaan’ın parmakları gene amımda gezinmeye başladı. Ağzımda yarağı varken amımda parmaklarını hissetmek çok hoşuma gitti. Ara sıra gözlerimi kaldırıp yukarı bakıyordum. Kaan’ın da çok hoşuna gittiğini görmek sevindirdi beni. Bir süre devam ettik bu şekilde, ama sonra Haldun, “Tamam, hadi başlayın!” deyince, Kaan amımdaki parmaklarını çekti yeniden. Peşinden de, “Tamam, hadi!” diyerek yarağını aldı ağzımdan.

    Bir şey dememe kalmadan bir anda ayak bileklerimden tutarak beni çevirdi, yatağa uzandırdı sırtüstü. Sonra kaldırdı bacaklarımı ve omzuna koydu. Bense şaşkın şaşkın bakıyordum. Kaan kısa bir süre yarağını sıvazladıktan sonra yavaş yavaş amıma sokmaya başladı. Uzun zaman sonra ilk defa amıma bir yarak giriyordu. Ama bu kocamın değil, daha tanışalı bir saat bile olmamış genç bir adamınkiydi. Amım yeterince ıslanmadığından Kaan’ın yarağı amıma girmekte zorlanıyordu. Bununla beraber benim de canım yanıyordu. Daha önceleri amım ıslanmadığı halde kocamın yarağını kolayca içime alabiliyorken, bu kez Kaan’ın koca yarağı girmiyordu. Kaan bastırdıkça, “Ağhh, ayyyy!” feryatları yükseliyordu benden.

    Kalçalarımdan tutmuştu sıkıca. Bastırıyor, zorluyordu. Yarağının kafası girmiş ama daha fazla devam edemiyordu. “Ayy, yavaş, ağhhh, ığhhh!” sesleri, sözleri ağzımdan farkında olmadan çıkıyordu. Kaan yarağını tamamen çıkarıp sokmaya çalışıyordu feryatlarım karşısında. Bu şekilde birkaç dakika geçmişti. Ben acı çekerken bu durumdan Haldun keyif alıyordu. “Çok iyi, devam et, biraz daha!” diyerek Kaan’ı teşvik ediyordu.

    Derken Kaan’ın koca yarağı amımda yol bulmuş gibi ilerledi. Az sonra yarağını köküne kadar almıştım içime. Bu sıra Kaan’ın keyifli keyifli iniltilerini duydum. Peşi sıra şiddetle sikmeye başladı beni. Uzun bacaklarım başının iki yanından uzanıyordu yukarıya doğru. Kaan’ın her bir abanması ile beraber ayaklarım ileri geri oynarken, memelerim de sallanıp duruyordu. Bense yatağın kenarlarından tutunmuştum.

    Kaan’ın yarağı taşaklarına kadar girip çıkıyordu amıma. Hayvan gibi köklüyordu. Daha önce kocamla yaşadığım sikişlerden çok farklıydı bu. Evvela Kaan kocamdan çok daha iri, güçlü kuvvetliydi. İkincisi de yarağı kocamınkinden daha büyük ve kalındı. Yarağını amımın içinde kolayca hissediyordum. Amımın duvarlarına sürtündükçe tarifsiz bir keyif almaya başlamıştım. Amımın sulanmaya başladığını hissettim. Kaan’ın koca yarağı artık amıma kolayca girip çıkıyordu. Evet, şu anda deli gibi sikiliyor ve bundan zevk alıyordum. Ama bunu belli edemiyor, çekiniyor, korkuyordum.

    Zaman ilerledikçe Kaan’ın temposu hiç düşmüyordu. Yarağı o kadar zaman geçmesine karşın demir gibi sertti. Oysa kocam amımda birkaç git gelden sonra boşalır, üzerime yığılırdı. Ama Kaan’ın öyle bir durumu yoktu. Dışardan Haldun’un müdahalesi olmasa, Kaan’ın beni bu şekilde saatlerce sikeceğine emindim. Haldun, “Tamam, hadi şimdi domalt, yeter bu kadar!” deyince, Kaan bir çırpıda çıktı amımdan. Hemen ardından da beni güçlü elleriyle tuttuğu gibi yatakta çevirdi, ellerimi ve dizlerimi dayadım yatağa. Haldun’un dediği gibi domalmıştım. Kaan arkamda yerini aldı vakit kaybetmeden. Kısa süre sonra yarağını yeniden amımda hissettim. İki elini götümün yanaklarına bastırmıştı. Hayvan gibi sikmeye başladığında, “Iğhh, ayyyy, ağhhh!” sesleri çıkmaya başladı ağzımdan. Az öncekinden daha sert sikiyordu çünkü.

    Yarağını matkap gibi kullanıyordu adeta, amımı delmeye çalışıyor gibiydi. Kasıkları ve taşakları göt yanaklarıma çarptıkça şiddetli ses patlamaları çıkıyor ve odanın içinde yankılanıyordu. Bu sırada Haldun kamerayı koyduğu yerden almış, omzunda taşıyordu. Yatağın kenarına gelmiş, çekimi o şekilde yapıyordu. Memelerim Kaan’ın abanmaları ile beraber çılgın gibi sallanırken, Kaan aynı ve yoğun temposunu hiç kaybetmeden sikmeye devam ediyordu.

    Elleri bazen belimde, bazen saçlarımda geziniyor, zaman zaman da götümün yanaklarına şiddetli tokatlar atıyordu. 22 senelik evliliğimde böyle sikilmemiştim. Böylesine uzun ve yoğun bir sikişin tadını almamıştım hiç. Derken Kaan’ın çıkardığı sesler, iniltiler artmaya başladı. Boşalmaya yaklaşıyordu anlaşılan. Bir anda yarağını amımdan çıkarttı, belimden tuttuğu gibi beni yatağa sırtüstü uzandırdı. Bacaklarımın arasına girmiş, yarağını sıvazlıyordu. Yarağının kafası iyice şişmiş ve morarmıştı. O sırada iniltiler eşliğinde dölleri yarağından karnıma, göbeğime, kasıklarıma akmaya başladı. Epey bir döl aktı yarağından. Daha önce yaşamadığım bir şeydi bu da. Kocamın böyle huyları olmadığı gibi, benim de yoktu.

    Az sonra Haldun, “Tamam, çok güzel!” dediğinde, Kaan yarağında kalan son döllerini akıtıyordu karnımın üzerine. Kaan yataktan kalkıp içeri geçerken, Haldun da kamerayı yerine koydu. “İlk sefer için fena sayılmazsın. Ama daha iyilerini de yapacağına eminim!” dedi. Bense şaşkındım. Karnımın, kasıklarımın üzerinde dölden oluşan bir göl vardı. Haldun, “Tamam, merak etme, içerde banyo var, duş alırsın şimdi!” dedi gülerek. Yavaşça doğruldum yataktan. O sıra Kaan geldi içeri ve “İyisin, iyisin!” dedi gülerek. Ayağa kalktım yavaşça ve banyoya geçtim. Duş başlığının altına girdim, suyu açıp yıkandım iyice. Birkaç dakika sonra içeri döndüğümde, Kaan giyinmişti bile.

    Haldun, “İlk seferin iyiydi, ama bir sonrakinde daha iyi bir performans bekliyorum senden!” dedi gülerek. “Bir dahaki falan olmayacak!” dediğimde, “Olur, olur, sen hiç merak etme. Patronlar beğensin, daha fazlasını öderler, merak etme. Hem bak ne diyeceğim. Eğer sen de şimdi kalkıp yeni oyuncular getirirsen, filmlerden alacağın paraya ilaveten komisyon da alırsın. Senin Müge öyle yapıyor mesela. Ona hem filmlerden para veriyorum, hem de senin gibi birilerini gönderdiğinde. Mesela senin için ona 200 Dolar ödeme yaptım. Eğer sen de birilerini getirirsen, getireceğin kişiye göre adam başı ödeme yaparım, kimine 200, kimine 300 Dolar veririm. Kim oldukları önemli değil, yaşı, tipi, şusu busu önemli değil, kadın olmaları yeterli. Ha, ama mutlaka 18 yaşından büyük olmalı, yoksa ağzımıza sıçarlar!” dedi gülerek.

    Demek Müge beni buraya göndermiş, üstüne de para almıştı. İçimden küfürler ettim, ama Müge gibi bir orospudan iyilik istemekle hata ettiğimin farkındaydım. Üzerimi giyindim. Hiçbir şey söylemedim Haldun’a cevap olarak. Kapıdan çıkarken, Haldun, “Telefonun açık olsun, her an arayabilirim. Haa, birilerini getirmeyi de unutma!” dedi kahkahayla.

    Binadan çıkıp yol boyu yürürken sanki etrafımdaki bütün erkeklerin bakışları üzerimdeymiş gibi hissettim. Utanmış, rezil olmuştum. 44 yaşında, boşanmış da olsam, sonuçta 3 çocuk annesi bir kadındım. İçimden ağlayıp durdum eve gidene kadar. Eve gelip de anneme 500 Doları gösterince, annem sevinçten deliye döndü. Parayı nasıl kazandığımla ilgili tek kelime etmedi.

    Gece başımı yastığa koyduğumdaysa tuhaf duygular içindeydim. Onca zaman sonra sikilmenin verdiği bir mutluluk yaşıyordum. Ellerim farkında olmadan amımda gezinmeye başladı. Kendime hakim olamıyordum. Kaan’ı düşündüm. Fena sikmişti beni. Her ne kadar belli etmesem de zevk almıştım ben de. Para kazanmam gerekliydi, Haldun’un dediklerini düşündüm. Bundan sonrası için en azından bir süreliğine de olsa, yolumu bu şekilde çizmeye karar verdim. Pørnø filmlerde oynayıp, birilerini de oynamaya ikna edecektim…

    erotik öykü hikayeler sevişme hot hikaye seks hi seks hikaye seks hikayleri sex hikay sex hikayelri sex hikayesi sex i̇ti̇raflari sex sex hikayeleri sexx hikayesi sikş hikayeleri sx hikayeleri yasanmis sex hikayelri
  • Kuzenle çıldırdık resmen

    Kuzenle çıldırdık resmen

    Emre adım, 18 yaşındayım ve çevrem geniştir. Gerçi genelde akraba. Sülalece İzmir’de yaşıyoruz, buralı sayılırız. Kuzenlerimden Merve var, benle yaşıt. Taş gibidir bir görseniz, bir süre önce yakındık, seviştik de hatta eskiden ama sonra ne bilim bana karşı soğudu gibi, Ali diye erkek arkadaşı vardı sanırım, ondan. O istememiş olabilir.

    E tabi el giden, kim kalır? Tabii ki hısım, akraba. Ali’den ayrıldı, hatta Ali sağda solda ben Merve’yi şurada böyle siktim, vs. diyor. E tabi biz varız, bir demiş iki demiş derken dövdük, ağzını bağladık ama benim elimde Merve’ye karşı büyük bir koz olmuş oldu…

    Merve’ye gittim, evde yalnız değildi, gelsene dedim. Neyse parka gittik, Ali’den bahsettim, seni siktiğini söylüyor sağda solda, dedim. Elimde resim falan yok aslında ama hatta resim de varmış, çekmiş haberin varmış, vs. dedim. Önce sikişi yalanladı, sonra elinde telefon vardı ama falan derken battı, çıktı. Sinirlendim, ulan bana vermedik, seviştik gittik millete dağıtmışsın dedim. Korkuyor ya, yok sadece seviştik bilmem ne. O an panikle bakireyim ben sadece anal oldu dedi. Resim de çekmemiş, çekmiş olabilir diye ağzından laf alabilmişim. E tabi o andan sonra ben durur muyum? İki güzel söz hemen Merve’yi ikna ettim, bize götürdüm, şans işte… ev de bomboş.

    Gerçekten de bakire, amını yalarken belliydi tedirginliğinden ama götten siktirmişse daha önce o zaman bana da siktirmeli, bunun başka bir yolu yok, olamaz. Geçirdim de başını. Nasıl ağlamalı, zırlamalı. Hani o porno hikayelerdeki kızlar gibi ama nazlanamıyor. olmuş bir dönem. E ne de olsa ipleri elimde. Meme başlarını sıka sıka sikiyorum kuzenimi götten, epey zorladım sanırım götten kan geldi ama haftaya yine bizde, burada diye de söz aldım.

    Vesselam eğer zamanında benle ilgilenmeye devam etseydi belki de bu kızla evlenip, bir yuva kuracaktık ama yok… o başka kollarda ve yaraklarda mutluluğu aradı ve olması gereken oldu, en sonunda götüne geçirdim. Evlensin, ben bunun amına da geçiririm.

    abla sikmek azdiran sex eczanede sex en yeni sex oku entes seks hikayeleri erotik hikayeker kocasını aldatan kadınların seks hikayeleri porno oku sex yeni hikayeler
  • Baldızıma unutamayacak anlar yaşattım

    Baldızıma unutamayacak anlar yaşattım

    Merhaba beyler, ben de sizlerden biriyim, içinizden biri yani. Bazen inanılmaz azgın olabiliyorum. Evliyim ama nedense hâlâ bir yandan başka kadınlarla zaman geçirmek gibi inanılmaz bir tutkum var. Hiçbir zaman baldızı aklımdan çıkaramadım mesela ama inanır mısınız? Ben bile bir gün baldızı domaltıp götten sikmek konusunda başaralı olacağımı tahmin edemezdim.

    Eşim işe gitti, baldız da o ara eve geldi. Normalde bizde kalmaz ama 2, 3 gündüz geliyor ve nedenini anlamış değilim, evler yakın birbirine. 19 yaşında ve ceylan gibi bir kız. Üniversite okuyor, kayınbabam kesin uzağa giderse bunu sikerler diye yine burada, bizim yanımızda okuttu illa. Çok tatlı bir şey, görseniz bitersiniz.

    E tabi içimde istek var ama ben asla bunu belli edemem. 27 yaşında ve epey ondan büyüğüm. Yuvam dağılır, daha da önemlisi kayınbabam da beni delik deşik eder, kurşunla mı yarakla mı bilemem. Çok belalı adam.

    Ensest Hikayeler okuyorum baldız & enişte… o zaman bile fena oluyorum derken dün neden geldi Ece bana yaklaştı? İnanın anlamadım. Öyle oturuyorum salonda, işten geldim ve üzerimi bile çıkartamadım. Eşim mesaj attı, ben geç geleceğim sen yemeği ısıt ye. Baldızın geleceğinden de haberi yokmuş, ona dedim ısıt sen yemeği de hadi birlikte yiyelim. Tamam dedi ama geldi enişte bana telefon alsana diye şımarıklık yapıyor. Eskiden beri bu böyleydi, sürekli bir şeyler ister. Tamam bakarız dedim ama sanırım bu konuda ısrarlı olsa gerek lap diye kucağıma oturdu. Hadi kalk diyorum… ama kalkmıyor. Sanki inadına götüyle yarağımı eziyor. E tabi kalktı meret, ben de hadi yemek yiyelim diyorum, belli etmemeye çalışıyorum ama nerede? Eliyle oynamaya başladı bu sefer.

    Aldı ağzına, deliler gibi sakso çekiyor. İtiraf edeyim o an düşündüğüm tek bir şey var, ya başımıza bir şey gelirse. Yapma dedim dinlemedi ben ne yapayım, bir de domaldı bakireyim ama götten sikebilirsin diye… ben de geçirdim. Sikerken de korkudan, sakın babana bir şey belli etme,tamam mı diyorum.

    azgın hamile kadın en uzun porno hikayeleri erotiik hikaye gay sex anıları grup gay sex hikayeleri porno sex oku sevisme itiraflari sex hikayeler resimli
  • Ablamın kocasına siktirdim

    Ablamın kocasına siktirdim

    Tam 1 sene önce eşimden ayrıldım, biliyorum çünkü o gün benim bayramımdı. Mahkeme, dava süreci, vs. derken epey bir zaman geçti ama ben boşandığım günü bayram olarak nitelendiriyorum.

    İnsan insana kızar ama el kaldırmamalı, eşimden ayrılma nedenim şiddetti. Bir gece yarısı, baktım şiddet giderek artıyor, o korkuyla ablama bir mesaj attım, eşiyle birlikte geldiler derken polis, molis beni aldılar eve götürdüler. Bunu neden anlatıyorum? Ertesi sabah uyandığım zaman ablam işe gitmiş meğer, yatakta yanımda bir nefes… eniştem! Çoktan yanıma uzanmış, ellerini elbiselerden içeri sokmuş bile. Ben o an nasıl ederim de kurtulurum? İnanın bana hiç bilmiyorum derken zaten halim ortada pek direnemedim, önce biraz yaladı sonra da geçirdi. Gözümü açtığım zaman sadece yüzüm yatak başlığına çarpıp duruyordu, onu biliyorum ve içimdeki o his…

    Ablamın Kocasına Kendimi Delice Siktirdim

    Eniştemde ne yarak varmış! İnanın bana kocaman. Gördüğüm zaman bile canım yandı, eşim ufak tefek bir şeydi, siki de öyle ki abartmıyorum 2,5 hatt1 3 katı vardı. Sadece sessizce bekledim derken işi bitti, gitti. Bu olay hiç olmamış gibi devam etti bir süre, sonra ben mutfaktayken bir gün geldi ve yine sikti, derken başka bir yerde başka bir şekilde.

    3 ay kadar sonra da ben ev tuttum, işe girdiğim için. Aradan zaman geçtikçe hayatıma bir yabancı alsam başıma neler gelir, adım mı çıkar bilmiyorum derken seks denen şey bir ihtiyaç. E eniştem de hoş adam yalan yok, ne yapabilirim derken mesaj atsam biliyorum ablam eniştemin mesajlarını çaktırmadan okuyor hatta uygulama kuruyor olmaz, ben de ablamı çağırdım. E ne de olsa eniştem gelecek diye, geldiler (ikisi birlikte). Evimi ve düzenimi, hatta işimi övüyorlar, ayakta durmayı başardığım için tebrik ediyorlar. Enişteme kaş göz ettim ama ablam varken bir şey yapamadı, tabii ki ertesi sabah 8 gibi gelmiş, içeri alır almaz ben açtım fermuarını özenle o seks hikayelerinde olduğu gibi ve hemen içime aldım, delice siktirdim kendimi ablamın kocasına isteyerek.

    aldatan bayan itiraf oku anal porno hikayeler babam beni zorla sikti halami siktim ilk gece hikayeleri erkeklerin dilinden seksi hikayeler oku seri sex hikayeleri
  • Çıtıra Götten girdim Daracıktı – Sex Hikaye

    Çıtıra Götten girdim Daracıktı – Sex Hikaye

    Ruhum sıcak benim, sevişmeyi seviyorum. 34 yaşında ve esmer, kıllı bir adamım ve aslında çok yakışıklı da sayılmam ama her zaman çok şanslıydım. Hangi kadınla takılmak istersem isteyeyim resmen kucağıma düştü. Seher isminde, üniversite öğrencisi bir kız var. İş yerinden bir elemanın kız arkadaşı. Çocuk ciddi mi düşünüyor, değil mi bilemem ama kız taş gibi ve bazen dükkâna sevgilisini görmeye geldiği zaman bir bakış atıyorum, bakıyor falan. Geldiği zaman genelde biraz sonra birlikte giderler ama Serdar’dan son kuryeyi götürmesini rica ettim, yarım saat bir aralık elde ettim Seher’le yürüyorum ama nasıl? Deliler gibi. Resmen kızı yiyeceğim, o sırada tam kızı kıvamına getirdim, Serdar geldi, gittiler. Nasıl üzüldüğümü anlatamam, o akşamüzeri bir mesaj geldi, ben Seher diye. Biraz yazıştık, 3 güne kalmadı benim ev müsaitti bu kızı eve attım.

    Sevişirken, sakso çekerken çok iyi. Ağzına verdiğim zaman resmen yutuyor yarağı ama ne zaman amına yaklaşsam ortalığı birbirine katıyor. Tamam bakire olabilirsin ama azıcık yalayayım, bizim porno hikayemiz sadece bakmakla bitmesin, değil mi? Tek derdim bu, saksoyla da boşalabilirim ama sikmek istiyorum. O sırada, hafiften anal muhabbeti açtım ama “hayır” dedi. Yine de azıcık zorladım, domalttım. Bu kız amdan almamış ama götten de almamış, kesin. Sikimi geçirmeye başladığım zaman nasıl kıvanıyor. Hiç inkâr edemem en az 1 saat uğraştım. Arada da Serdar’dan mesaj geliyor, pezevenk “patron da yok gelsene ya” falan yazıyor. Neyse sorun değil, işime döneyim dedim, son kuvvetimle bir yerleştirdim ki yarak köküne kadar götüne oturdu. Pozisyonu ayarladığım için bu sefer kaçamadı da. Öyle bir haldeyiz ki, ben ağırlığımı tamamen sağ bacağıma vermişim, kız önümde domalmış, omuz & saçlardan tutuyorum. Öyle delice siktim ki anlatamam. Böylelikle benim elemanın bakire kız arkadaşını götten sikmiş oldum. İş yerine gittiğim zaman çocuğun suratına bir süre bakamadım ama ne yapabilirim ben de böyleyim. Hatta bir ara nişanlanmaktan falan bahsediyordu. Çok acayip oldum ya!

    enstest hikaye erotk hikayeler gerçek sex hikayeleri grup sex hikaye oku hikaye sex blog ilk defa sex hikayeleri porno tecavüz hikayeleri sex güzel
  • Kız Kardeşimi Sikişirken Yakaladım – Seks Hikaye

    Kız Kardeşimi Sikişirken Yakaladım – Seks Hikaye

    Delice düşüncelere sahip biriyim ve seks yaparken kendimden geçiyorum. Ayrıca cinselliği herkesin yaşamasını tavsiye ediyorum, uç noktalardaki fanteziler ise cabası olabilir. Ben sanayide çalışıyorum ve 26 yaşımdayım. Üniversiteden 3 sene önce mezun oldum, fakat bölümümle ilgili bir meslek yapmak istemedim. Ben keyif aldığım ve beni hayata bağlayan şeylere yoğunlaşmayı seviyorum.

    Birde bende 10 yaş küçük kız kardeşim var. Onun adı Aylin, sarı saçları ve yeşil gözleri olan bir kız. Tabii yaşı itibariyle karşı cinse ilgi duymaya başladı ve bende bunu fark ediyorum. İleriye gitmeden ve kendisini koruyarak her istediğini yapabilir düşüncesindeydim. Fakat onun ben bu kadar azgın ve ateşli olduğunu bilmiyordum.

    Kız kardeşimin cep telefonunu salonda gördüm ve kendisi yoktu. Sex hikayeleri genelde telefonunu yanından ayırmaz ve ailecek otururken meydana dahi çıkarmazdı. Telefonun kilidi yoktu, açtım ve içine bakmaya başladım. Erkeklerin o kadar çok fotoğrafı vardı ki, bazılarından ben dahi utandım diyebilirim. Penis resimleri ve taşak fotoğrafları vardı. Fakat bir klasörde ise kardeşimin vajinası, göt deliği ve memeleri vardı. Benim dahi ilgimi çekmeye başladı, o kadar güzel ve pürüzsüz ki insanın canı çekiyor. Ben bunları gösterdim ve uzak durmasını söyledim, bana ağlayarak tamam bir daha yapmayacağım diye söz verdi.

    Aradan 1 ay geçti, ben iş yerinden erkenden izin aldım ve eve geldim. Kız kardeşimin okulda olması gerekiyordu, fakat ayakkabıları kapıdaydı. Birde erkek ayakkabıları vardı, durumdan iyice şüphelendim. Odanın önüne gittim ve kardeşimin erkeklerin sikin beni cümlesini duydum. İstenilen kıvama gelmişti ve arkasında önünde birer erkek vardı. Genç çocuklar grup sikiş içinde ve Aylin’in amına koyuyorlardı.

    Göt deliğinden ve vajinasından sokmuşlar, adeta tost yapmışlar. Böylesine azdırıcı ve zevk verici bir şeyi yaşadığı ortada, çünkü çığlıkları neredeyse yan daireye gidecekti. Ben ansızın içeri girdim ve erkeklere defolmalarını söyledim. Kız kardeşimin yanına geçtim, böyle şeyler olabilir ve bir daha başkalarıyla yaşama dedim. Artık benim karım gibi, gece gündüz ne zaman itersem altıma alıp hakkını veriyorum.

    adult hıkaye entens hikayeler erotik hikaye erotik hikayeler gay sexhikayesi grup ensest hikaye kuzen sex seskhikayeleri sex fantazi oku sikişen kadınların itirafları travesti erotik hikaye
  • İlk Gay deneyimim – Gay Hikaye

    İlk Gay deneyimim – Gay Hikaye

    Eniştemin ablamı aldattığını dönem ödevimi yapmak için PC’yi kullandığımda fark ettim. Bu öyle rastlantısal bir şey değildi aslında. Nasıl desem? Eniştem geçmişi silmiş ama Google veri olarak hesap üzerinde de geçmişi saklar, e doğal olarak eniştem o kadar PC & internet kavramlarından anlamadığı için geçmiş olduğu gibi duruyor. Zaten PC’den hiçbir şey silinmez derler, geçmişte porno & tanışma siteleri olduğu zaman araştırmaya devam ettim, C’ye de baktım ve of… eniştemin çıplak ve başka kadınlarla olan resimleri, vs. daha neler neler.

    Eniştem ile En Uzun Gecem

    21 yaşındayım ve eniştem 27 yaşında. Saf bir adam aslında, kendi halinde ve sakin. Eğer sadece porno hikâye siteleri ya da ne bilim sanal muhabbetler görsem o zaman bir şey yapmazdım ama bu adamın başka kadınlarla resimleri falan da var. Bir gün ablam evde yokken gösterdim ne varsa… üstelik telefonumdan. E ne de olsa öyle önemli verileri yedeklemek lazım. Hiç tahmin etmediğim bir şey oldu, ağlamaya ve ne olur söyleme demeye başladı. O an ne istersen yaparım diyor. Bende kız bol, kız arkadaşlarım çok ama bazen erkeklerin de çekici olduğunu düşünebiliyorum ve enişteme baktım, çekici bir adam. Elbette bana bir kere verirsen demedim, yanına oturdum ve elimi götüne attım. Eniştem de saf dediysem o kadar değil, bir anlık şaşırma yaşasa da resim ve diğer kanıtlar için ne istediğimi anladı. Ama, ama… dese de mecburen sesini çıkartmadı.

    Ruhsuz bir şekilde sikimi çıkarttım, ağzına verdim. Eniştemi tehditle sikiyorum. bu gibi bir şey olacak deseler inanmazdım. Sakso da çok iyi olduğu söylenemez, bir ara tamam gel dedim, geldi. Yanıma uzandı, pantolonunu ellerimle ben indirdim ve sikini yaladım. O sadece sikeceğim sandı ama hayır, yaladım da. Üstelik onun sergilediği performanstan 10x daha iyi bir performansla. Sonunda da boşalmasını sağladım. Boşaldığı zaman da domalttım ve götüne geçirdim. Sessizce ne desem yapmasından gerçekten çok memnundum. Gerçi bir ara “sikim girerken” ah, uh dese de başka hiçbir şey yapmadı.

    babaannemle sex baldız porno hikayeleri dikiş hikayeleri hayvanla seks hikayeleri kamyoncu seks hikayeleri sex hikayeleri turbanli şikiş h
  • 18 Yaşında gay – Gay Hikayeler

    18 Yaşında gay – Gay Hikayeler

    33 yaşında ve evli bir adamım, o günlerde nasıl oldu bilemem ama arkadaşın erkek kardeşi ile samimi olduk, hanım da evde yokken attım bu delikanlıyı eve. Zaten Emre ismindeki bu delikanlıyı evvelce tavladığım için sikiş aşamasına geçmemiz zaman almadı. Yalnız o an anladım ki Emre’nin bu benle yaşadığı olay, onun ilki. Gözlerinden anlaşılıyordu heyecanı.

    18 yaşında oğlan, vücudu resmen altın gibi parlıyor, bronz hatta. Emre’nin vücudu için söylenebilecek tek bir şey var, kusursuz. Tamamen soydum, bir süre sadece izledim oynaşırken. O kusursuz vücudu hissetmek istedim adeta. E tabi bir yandan da elliyorum, dilliyorum. Sex hikayeleri Gözlerimin içine öyle masum bakışı var ki anlatamam. Arada da gülümsüyor, çok tatlıydı.

    Bir ara orta parmağımı göt deliğine batırdım. Ben çok iri bir adam değilim, dolayısıyla parmağımın çok iri olduğu da söylenemez ama o hafif parmağı sokmamdan bile canı çok yandı. O anda bile kaçtığını hissetmedim. Sadece tatlı tatlı mırıldanarak canını yakmamamı istiyordu benden.

    E tabi bu kadar oynaşma yeter. Çekmeceden kayganlaştırıcıyı çıkarttım. Kayganlaştırıcıyı sürmeden önce azıcık zorla sakso çektirdim. Pek becerebildi diyemem. Daha sonra yüzüstü yatağa uzandırdım. Sikim büyüktür, orta parmağımdan çok daha büyük. Az önce canı acıyan Emre, bu sefer kesin kaçar… biliyorum. Bu nedenle de altın yastık koydum, Emre’nin asla kaçamayacağı bir hale getirdim. Göt deliğini iyice kayganlaştırıcı ile ovdum, sikimi de. Sonra bir yapıştırdım lap diye. İnanın bana bir sn. bile geçmedi, sikimin başını götüne yerleştirmem ve köklemem arasında. E tabi hal böyle olunca Emre delirdi delirmesine ama ne fayda, sokmuşum yarağı köküne kadar, hiç durur muyum?

    araba içinde sex enest hikaye oku ensest hikayem eroyik hikayeler gurup sikis hikayesi porno hikaye porno hikayeler porno hikayeleri olgun seks hikaye baldız