Author: admin

  • Deli ama yarrağı çok büyüktü

    Deli ama yarrağı çok büyüktü

    seks hikayeleri, sex hikayeleri, yeni sex hikayeleri, yaşanmış sex hikayeleri, sex hikayesi oku

    Slm ben Sinem, 6 yıllık evliyim, 27 yaşındayım, 1.72 boyunda, esmer ve balık etli biriyim. Zihinsel özürlü kaynımla aramda geçen bir seks hikayemi paylaşmak istiyorum, çünkü kimseye anlatamıyorum ve içimde de tutmak ağır geliyor bana. Hikayem bundan 2 sene önce Mayıs ayında geçiyor. Kocamla beraber memleketlerine (Anadolu’nun şirin bir köyüne) tatile gittik. Köyde yaşayaşan kaynanam, kayınbabam ve kocamdan küçük olan zihinsel özürlü kaynım (İlhan), geleceğimizden haberleri olduğu için baya hazırlık yapmışlar, bizi bekliyorlardı. Gittiğimizde yoğun bir ilgi, bir alaka, utandırmışlardı beni. Hele kaynım, “Yengem geldi, yengem geldi!” diye diye ortalığı velveleye vermişti. Doğrusu bu ilgi çok hoşuma gitmişti. Yemekler yenildi, çaylar kahveler içildi, sohbetler edildi. Derken, kocamla ben yorgunluktan mahf olmuştuk, yatmak için izin isteyip, odamıza gittik, yattık uyuduk.

    Sabah temiz havanın etkisiyle erkenden uyandım. Pencereden baktığımda kayınım İlhan hayvanları dere kenarına götürüyordu. Ben de üstümü giyinip dışarı çıktım. Kaynanam inekleri sağmış, sütü kaynatmak için ateşe koymuştu. Beni görünce gülerek, “Güzel gelinim uyandın mı, günaydın!” dedi. “Günaydın anneciğim!” deyip, ateşin önünde muhabette koyulduk. Kaynanam, maddi manevi bazı sıkıntılarının olduğunu anlatıyordu. Ben de, “Maddi sıkıntılar halledilir de, manevi sıkıntı nedir anneciğim?” dedim. Başladı anlatmaya, “Biz yaşlandık, kızlar uğramaz oldu, siz İstanbul’da, biz burda kala kaldık öyle. İlhanın durumunu biliyorsun, gitmediğimiz doktor kalmadı, ama hiçbir faydası yok. Geçim kaynağımız hayvanlar, onlar da bakım ister, yaşlandık artık bakamıyoruz, İlhan da anlamıyor, hayvanları suya götürürüyor hepsi o kadar!” dedi, sonra, “Neyse… Hadi gel bir çay koyalım, kahvaltı yaparız!” dedi ve kalktık hazırlık yapmaya başladık. Kocam da uyanmış elini yüzünü yıkadıktan sonra sofraya geldi. Kahvaltıdan sonra kocama, “Biraz gezelim tarlalarda falan…” dedim. Kabul etti ve bahçeye indik. Dalından domates salatalık yemek kadar lezettli bir şey daha yoktu. Çok hoşuma gitmişti…

    Akşam olmuştu, ama benim içim de kaynıyordu, temiz hava ve organik yiyecekler bende adeta Afrodizyak etkisi yapmıştı ve canım öylesine sex istiyordu ki, anlatamam. Yatağa girer girmez, ben hemen yapıştım kocamın dudaklarına ve sevişmeye başladık. İkimizin de Orgazm olduğu güzel bir sikişmeden sonra, gayet huzurlu bir şekilde yattık, uyuduk.

    Sabah yine erkenden uyandım. Yıkanmak için banyoya girdim. Kimse uyanmadan yıkanmalıydım, çünkü köy hali, derme çarpma bir banyoları vardı. Eskiden orası mutfakmış, ama sonra etrafını hasırlarla kapatarak banyo yapmışlar. İşin açıkcası insanı bu tedirgin ediyordu. İyi ki ani su ısıtıcıları vardı, su ısıtmak zorunda kalmamıştım. Hemen aceleyle soyunup suyun altına girdim. 2 dakika sonra sanki bir gölge görmüş gibi oldum, sağa sola baktım, birşey göremedim. Kim ola bu saate deyip devam ettim, banyomu yapıp, hızlıca giyinip yattığımız odaya gittim. Ama banyonun ordan bir takım sesler duydum. Merak ettim, pencereden baktım. Bir de ne göreyim, kaynım İlhan banyo yaptığım yerin arka tarafından çıkıyor. Birden afalladım, ne yapacağımı şaşırdım kaldım. Beni mi röntgenlemişti? Nasıl olurdu böyle birşey? Öğleden sonra banyo yaptığım yerin arka tarafına gidip baktım. Gerçekten oraya konulan buğday torbalarının hemen yanında, bir parmak genişliğinde bir aralık vardı. Artık hiç şüphem kalmamıştı, kaynım beni dikizlemişti. Utana sıkıla geri geldim. Herkes dışardaydı. Ne yapacağımı bilmiyordum. Kaynıma da kızamıyordum, 24 yaşında genç bir erkekti, belki zihinsel olarak eksikti, ama o da bir erkekti, onun da cinsel ihtiyaçları vardı. Onun için kızmadım ve kimseye de birşey söylemedim.

    Aradan birkaç gün geçmişti ve İlhan’ın bana bakışları çok değişmişti. Bunun farkındaydım, ama ne yapabilirdim ki? Ne diyebilirdim ki? Daha doğrusu sonuçta deliydi. Gece olmuş ve herkes uyuyordu, benim ise uykum kaçmıştı. Uyumaya çalışıyordum, ama uyuyamıyordum. Kocam horlamaya başlamıştı bile. Birden dış kapının gıcırdamasını duydum, doğrulup ön cepheye baktığımda, İlhan’ı banyonun arkasına giderken gördüm. Ne yapıyor bu deli bu saate orda? diye bakmaya devam ettim. Merak işte, yatıp uyusana, sana ne? Ama dedim ya merak işte, beni rahat bırakmadı, peşinden yavaşça dışarı çıkıp, çitlerin aralıklarından baktığımda, adeta şok olmuştum. İlhan donunu indirmiş 31 çekiyordu. Hemen ordan ayrılmak istedim, hatta iki adım geri attım, ama yine vaz geçtim, biraz daha seyretmek için geri döndüm, daha dikatli bakmaya başladım. İlhan tam karşımda yan durmuş, hızlı hızlı 31 çekiyordu. Biraz daha bekledim ve İlhan kasıla kasıla boşalmaya başladı. Ama asıl şoku işte ondan sonra yaşadım, sikindeki kalan dölleri temizlemek için döndüğünde, avlunun ışığı yarağını tam aydınlattı ve ben hayatımda gördüğüm en büyük ve kalın yarağı gördüm. Gözlerim faltaşı gibi açılmıştı ve gözlerimi yarağından ayıramıyordum, dehşet bir şeydi, gerçekten inanılmazdı. İnternette çok yarak gördüm, ama böylesini hiçbir yerde görmedim. İlhan donunu çekerken ben de hemen geri içeriye girdim. Odaya geldiğimde kocam halen horluyordu. Hemen sırtımı ona dönüp uyumaya çalıştım, ama İlhan’ın yarağı bir türlü aklımdan çıkmıyordu.

    İlerleyen günlerde İlhan’ın yarağı adeta beynimde saplantı haline gelmişti. Tanrım, nasıl bir şeydi o yarak öyle? Bir kadın nasıl içine alabilir onu? diye her düşündüğümde sırılsıklam oluyordum. Ama kocama birşey belli etmiyordum, sadece hemen odama girip kapıyı kilitleyip, İlhanın yarağını düşünerek masturbasyon yapıyordum.

    Günlerden Çarşambaydı, akşam üstüydü, evin telefonu çaldı. Telefonu kocam açtı. Tedirgin bir sesle, “Ne zaman oldu, nasıl oldu? Yaşıyorlar mı?” diye konuşunca, herkes, “Kine ne oldu?” diye ayağa fırladı. Kocam, “Tamam geliyoruz!” deyip telefonu kapattı. Hepimiz merakla ne olduğunu beklerken kocam anlattı: Amcaları tarladan gelirken traktörün romorkü devrilmiş ve amcaları altında kalmış. Durumu çok ağırmış, kan da lazımmış. Kocam, “Hemen hazırlanıp çıkalım!” dedi. Ben de hazırlanmak istedim tabi, ama kocam, “Senin ve İlhan’ın gelmesine gerek yok, biz gideriz! Duruma göre sana haber veririm!” dedi. “Hayır, ben de geleceğim!” dedim, “Olmaz!” deyip kestirip attı. Kocama gizlice, “Kendine gel, ben burada yalnız kalamam, korkarım!” dedim. Kocam da, “Korkma, birşey olmaz. Hem İlhan burda ya!” dedi ve aceleyle çıktılar. Gidecekleri köy traktörle yarım saat sürüyordu, binip gittiler…

    Gece saat 23:00’e geliyordu, daha haber almamıştım. Patlamak üzereydim ki, evin telefonu çaldı. Hemen fırladım açtım. Arayan kocamdı, “Bu gece gelemiyoruz, durumu çok ağır, tıp fakültesine havale ettiler ve oraya gidiyoruz!” dedi. “Peki ne zaman geleceksiniz?” dedim. “Bilmiyorum, belli değil!” dedi. “Bari annem gelsin!” dedim. “Annem de yengemlerde, gelen giden çok, yengem ilgilenecek durumda değil!” dedi. “Tamam!” deyip kapattım telefonu. İlhan yere uzanmış Televizyon seyrediyordu, dünyadan haberi yoktu. Bana dönüp, “Annemler gelmiyorlar mı?” dedi. “Hayır!” dedim. Hiç konuşmadan tekrar filmi seyretmeye devam etti. Ben divanda oturdum, düşünüyordum. Saat baya geç olmuştu, “İlhan yatağına geçip yat istersen!” dedim. Hiç konuşmadan kalktı ve yerine geçti, gömleğini ve kot pantolonu çıkararak, sadece donuyla ve atletiyle yatağa uzandı, üstünü örtmeden. Ve o dev yarak donunun içinde, karşımda öylece duruyordu. İnik hali bile çok büyüktü…

    Ben de orda divanda uzandım, ama uykum gelmiyordu, gözüm hep ondaydı. İçimi karışık duygular kaplamıştı, amım ıslanmış ve istemsiz hareketler yapıyordum, elim çoktan pijamamın içinde amıma varmıştı bile. İki parmağımı amımın içine sokup çıkarıyordum. Birden İlhan’ın bana baktığını gördüm, kaşıyormuş gibi yapıp elimi çektim hemen. İlhana baktım, bu sefer o sokmuştu elini donuna ve gözlerimin içine bakarak yarağıyla oynuyordu. “Napıyorsun İlhan, çek elini ordan!” diye bağırmışım. Hemen elini çekip bakışlarını kaçırdı. Sonradan üzüldüm çocuğa bağırdım diye ve telafi etmek için onunla konuşmaya başladım. Kısa cevplar veriyor, gözünü benden kaçırıyordu…

    “İlhan seninle bir şey konuşamam lazım!” dedim. “Nedir yenge?” dedi ve bana baktı. “İlhan sen neden evlenmiyorsun?” dedim. “Babam erken diyor!” dedi. “Erken değil, tam evlenecek yaşta bir erkeksin ve evlenmem lazım!” dedim. “Babam kimse seni almaz diyor!” dedi. “O yüzden mi 31 çekiyorsun?” dedim. Bakışlarını kaçırdı ve cevap vermedi. “Ben seni geçen gün gördüm, banyonun arkasında 31 çekerken!” deyince, “Yalan söylüyorsun!” deyip, birden doğrulup oturdu. Ödüm koptu biran, birşey yapacak diye. “Hayır, yalan söylemiyorum gördüm, 31 çekiyordun!” diye tekrarlayınca, “Babama söyleyecekmisin?” dedi. “Söyleyim mi?” dedim. “Hayır söyleme, babam beni dövüyor!” dedi. “Daha önce dövdü mü?” dedim. “Evet, bir kere tarlada yakaladı ve çok dövdü!” dedi.

    Bunları konuşurken amım nasıl karıncalanıyordu anlatamam. Şeytan dürtüyordu, işte sana fırsat, değerlendir diyordu. “Peki söylemeyeceğim, ama karşılığında senden bir şey isteyecegim, sen de onu yaparsan kimseye söylemem, yoksa abine de, babana da söylerim!” dedim, ama yüreğim kalbimden çıkacak gibiydi, nefes alamıyordum, boğazım düğümleniyordu, daha şimdiden içimi suçluluk duygusu kaplamıştı. İlhan, “Nedir yenge?” deyip kalktı, pantolonunu giymeye çalıştı. “Hayır giyinme, banyo yapmanı istiyorum, çok kötü kokuyorsun. Ama önce içerden sana temiz iç çamaşır alalım!” deyip dolaba yöneldim, ona bir külot ve atlet çıkardım, “Hadi bakalım, şimdi doğru banyoya!” dedim. “Yıkanınca babama demiyecek misin?” dedi. “Önce seni bir yıkayalım, sonra konuşuruz!” dedim ve banyoya girdik.

    Atletini çıkartıp attı oraya, suyu kıvamına getirip donla altına girdi. Ben ona bakıyorum. Tamamen ıslanınca yarağı olduğu gibi yapıştı dona, bütün hatlarıyla görünüyordu. “Donunu da çıkar, seni lifleyeceğim!” dedim. Hiç itiraz etmeden çıkardı. Aman Tanrım, bu ne ya? dedim kendi kendime. Yarağı kıllı, kirli, ama kocaman bir şeydi! İlhanı lifleyip iyicene yıkadım. Arada elim kazayla değiyor gibisinden yarağına elliyorum. Ve yarak kısa sürede kalkmaya, uzamaya ve kalınlaşmaya başladı…

    Kendime inanmıyordum, hayatımda hiç kocamı aldatmamıştım, fakat şimdi öz kardeşiyle aldatmanın planlarını yapıyordum. Yarağını tutup, “İlhan bu neden böyle oldu?” diye sert çıkmaya başladım. “Bilmiyorum yenge, annem yıkayınca da oluyor!” demez mi! “Nasıl bilmiyorsun?” dedim. “Bilmiyorum işte, sorma bana!” dedi. “Peki 31 çekmesini nasıl öğrendin?” diye sordum. “Asım öğretti!” dedi. Asım komuşlarıymış, ama evleri biraz uzaktaymış. “Peki, hiç bir kadınla yaptın mı o işi?” dedim. “Hayır yapmadım!” dedi. “Nasıl yapılacağını biliyormusun?” dedim. “Bilmiyorum!” dedi. “Peki ben sana öğretsem, kimseye söylermisin?” dedim. “Hayır söylemem!” dedi. “Bak ama, eğer söylersen, ben de senin 31 çektiğini babana söylerim. Askerlere de söylerim, seni ceza evine atarlar!” dedim. “Yok valla söylemem!” dedi. “Peki!” dedim. İlhanı kurulayıp çıktık. Dış kapıyı kilitleyip, yattığım odaya geçtik…

    Ben de soyunup, yatağa sırtüstü yattım ve “Bak İlhan, bir kadın yapmak için, öncelikle onu yalaman gerekiyor!” dedim. Geldi elimi kolumu yalamaya başladı. “Oraları değil, burayı yalayacaksın!” diyerek amımı gösterdim ve “Aynı köpeğin su içtiği gibi, dilini amımın içinde gezdirmen lazım!” dedim. Hiç beklemeden yumuldu amıma ve yalamaya başladı. Ben zevkten uçmak üzereydim. Başından tutup amıma bastırdım, “Daha hızlı yala! Daha hızlı!” diye diye şidetli bir şekilde orgazm olup boşaldım. Ama ne boşalma, anlatılamaz! İlhan halen yalamaya devam ediyordu. “Yeter bukadar! Şimdi de senin sırtüstü yatman lazım!” dedim. Dediğimi yaptı. Yarağını elime alıp sıvazlamaya başladım. Ama avucuma sığmıyordu ki, içime nasıl girecekti? Nasıl alabilirdim içime onu? Hem almak için sabırsızlanıyordum, hemde bana bir şey olur diye çok korkuyordum. Bütün cesaretimi toplayıp, ata biner gibi üstüne diz çöktüm. O sadece olacakları bekliyordu. Elimi bolca tükürükleyip yarağının başını iyice ıslattım. Benimki zaten ıslak olduğu için, yarağının gövdesinden kavrayıp yavaşca amıma sürtmeye başladım. Yok böyle bir delilik ya, kendime inanamıyorum, zevkten uçuyordum adeta.

    Biraz zorladıktan sonra yavaş yavaş amımın dudaklarını gerildiğini hissettim. Ve biraz sonra daha şidettli bir acı ile durdum, kafası içimdeydi. Ama içimden çıkarmak istemiyordum, hepsini almayada korkuyordum. O an aklıma çantadamki nemlendirici krem geldi ve “Sen kıpırdama!” dedim, gidip getirdim ve yarağına baştan aşağıya iyice sürmeye başladım. Sonra yine yarağını amıma almayı denedim. Bu defa biraz daha rahat oluyordu galiba. Biraz daha, biraz daha derken içimde yer kalmadığını anladım, inanılmaz zorluyordu rahmimi. Ama daha hepsi girmemişti, elimi attığımda daha 3 parmak kadarı dışarda duruyordu. Ben ise kıpırdamaya korkuyordum. Biraz o şekilde git gelden sonra inanılmaz bir orgazm daha yaşadım. Yarağına da alışmaya başlamıştım, artık yavaş yavaşta olsa oturup kalkabliyorum. Benim sıvımın ve kreminde etkisiyle, yarak içimde kayıyordu adeta. Sonra hızlanmaya başladım. Yarak beni zorluyordu, ama istiyordum da…

    Bir süre sonra ayağa kalkıp, “İlhan, sen hiç sikişen eşek gördün mü?” diye sordum. “Gördüm!” dedi. “Beni o eşek gibi sik! Yarağına bolca tükür ama!” dedim ve ellerimle duvara dayanıp domaldım. İlhan yarağını tükürükleyip arkadan amıma girmeye çalışıyordu. Ve işte kafası içimdeydi, ama birden öyle bir abandı ki, gözlerim karardı ve istemeden de olsa bastım çığlığı. İlhan sesimden korkup durdu. Kendime geldiğimde, “Tamam devam et, ama yavaş yavaş!” dedim. Dediğim gibi yavaşça gidip geliyordu, ama ben zor duruyordum ve tutunduğum duvardaki beyaz alçıyı söküyordum. Kendimi geriye ittirerek, tamamını içime almak istiyordum. Sonunda taşaklarının kalçalarıma çarptığını hissedince daha çok hızlandım. O da aynı anda hızlanmaya başlamıştı…

    Korunmuyordum ve içime boşalmaması gerekliydi. Ama iş işten geçmişti, son darbelerdi, ben kopmuştum, hiçbir şey umrumda değildi ve aynı anda boşaldık. Duvara tutunmaktan kollarımda derman kalmamıştı, aşağıya kayarak dizlerimin üzerine çöktüm, İlhan da yarağını çıkarmadan benimle birlikte kaydı ve üstüme yığıldı kaldı. İçime öyle bir boşalmıştı ki, yarağı içimde olduğu halde etrafından dölleri süzülüyordu. Yarağı kendiliğinden küçülüp amımdan çıkınca, İlhan ayaga kalktı ve “Bu 31 çekmekten daha güzeldi, bundan sonra bana hep sen öğret yenge!” dedi. “Peki, ama kimsenin bilmemesi lazım, yoksa abin seni öldürür!” dedim. “Ben kimseye söylemem, ama sen de söyleme!” dedi. “Tamam! Hadi gel yanıma uzan!” dedim. Gelip yanıma uzandı. Hiç kıpırdamadan ytaıyordu. Elimi inmiş yarağına atıp biraz okşayıp sevdikten sonra, yarağı yine kazık gibi oldu. “İlhan bir daha sikmek istermisin?” dedim. “Evet yenge, hadi yapalım!” dedi. O gece sabaha kadar 4 kere siktirdim kendimi İlhana.

    Ertesi gün telefonun sesiyle uyandığımda, saat ögleden sonra 16:00’yı geçiyordu. Hemen fırladım telefonu açtım. Kocam arıyordu, “Niye açmıyorsun telefonu, nerdesin, 1 saaten fazladır arayıp duruyorum!” dedi. Ben de, “Bütün gece uyuyamadım, sabah ta erken kalktım, uykusuz olduğum için divanda uyuya kalmışım!” demek zorunda kaldım. “İlhan napıyor, orda mı?” dedi. “Nerde bilmiyorum, sabah hayvanları saldı sonrada eve gelmedi, ben de kapıyı kilitleyip uyudum. Amcanın durumu nasıl?” dedim. “Bilmiyoruz, daha bir gelişme yok, yoğun bakımda olduğu için içeriye almıyorlar, sadece yaşadıgını biliyoruz!” dedi. “Ee, gelmeyecekmisin?” diye sordugumda, “Sanırım gelemiyoruz!” dedi. Üzülmüş gibi yapıp (içimden baya sevinmiştim), geçmiş olsun dileyip telefonu kapatım. Sonra dışarıya çıkıp İlhana seslendim, ama ses yoktu, nerde olduğunu da bilmiyordum.

    Banyoya gidip duş alıp pencerenin karşısına oturdum ve İlhanın gelmesini bekledim. Saat 19:00 olmuştu, ben yemekle uğraşırken kapının zorlandığını duydum. “Kim o?” diye sorduğumda, İlhan, “Ben geldim yenge, kapıyı aç.” dedi. Açtım ve “Nerdesin sen?” diye kızdım. Hiç konuşmadan içeriye girdi, “Ben acıktım!” dedi. Dünden beri hiçbir yememişti garibim. “Nerdeydin?” dedim, “Hayvanlarla beraberdim, onları otlattım, şimdi hepsini götürüp ahıra soktum!” dedi. Ben de gülerek, “31 de çektin mi?” dedim. “Hayır artık yapmıyacağım onu, seninle daha güzel oluyor!” dedi. Gülerek, “Bak seeen, neden daha güzel? dedim. “İşte sen çok güzel kokuyorsun!” dedi. Yemeğini koydum, yemek yedikten sonra çay içtik, “Hadi yatalım!” dedim. “Tamam!” dedi ve yatağına doğru gitti. Onu bu gece de istiyordum, hemde daha çok. “İlhan, yine yanımda yatmak istermisin?” dedim. Kafasını sallayarak, “Evet yenge!” dedi. İçimi yine bir heycan sarmıştı. “Tamam, o zaman benim odaya gidelim!” dedim.

    İkimiz de çırıl çıplak soyunarak yorganın altına girdik. Elimi yarağına attım ve okşamaya başladım. Yarağı hareketlenmeye başlamıştı. Ağzıma almak istiyordum, ama hayatımda hiç yapmadığım için tiksiniyordum. İnternette hep görüyordum, hep ağızlarına alıyorlardı, ama cesaret edemedim, biliyorum midem kaldıramzdı. Okşamaya devam ettim, taş gibi olmuştu elimde. Bu sefer ben sırtüstü yatarak bacaklarımı iki yana actım ve üstüme çıkmasını söyledim. Bacaklarımın arasında yerini almıştı, fakat bir şey yapamıyordu. Yine ben yarağını kavrayarak amıma sürtmeye başladım. Sırıl sıklam olmuştum ve zevk sularımla yarağını ıslatıyordum. Öyle içime girmeyeceğini bilgidiğim için yine avucuma tükürükleyip onun yarağını iyicene ıslattım ve yavaşca içime girmesini söyledim, “Sakın zorlama, ben dur deyince de dur!” dedim. “Tamam yenge!” dedi. Eliyle yarağını tutarak içime sokmaya çalışıyordu, ama başaramıyordu. Ona yardım edip bacaklarımı iyicene açıp havaya kaldırdım ve elimi yandan uzatıp yarağını tutup amımın hızasına getirip, tam deliğime denkledim, “Şimdi yavaşça gir!” dedim…

    Dediğimi yaptı. Yarağının başı içimdeydi ve dün geceki kadar canım yanmamıştı. Biraz daha girdi, “Dur!” dedim. İçim yanmaya başlamıştı ve amımın duvarını zorluyordu yine. Biraz bekledikten sonra ellerimi kalçasına atıp sıkıca tutarak kendi kalçalarımı oynatmaya ve yarağını içime almaya çalışıyordum. Çoğunu almıştım. Zaten ıslanmıştım onun da etkisiyle daha da kayıyordu içime ve sonuda nihayet yine kasıklarımız birleşmişti. Tamamı içimdeydi ve benim gözlerim kapanmış, nerdeyse dudaklarımı koparıyorudum ısırmaktan. Onu serbest bıraktım ve “Şimdi istedigin gibi yapabilirisin!” dedim. İçime sokup çıkarmaya başladı. Kafasına kadar çıkarıp, dibine kadar sokuyordu. Her girdiğinde ben yine uçuyordum. Tamemen içime girmesi için bacaklarımı iyicene havaya kaldırıp yanlara doğru açtım. İlhan kudurmuştu, deli gibi girip çıkıyordu. Ben kaç kere boşaldım bilmiyorum. Nefes alışları hızlanmıştı. Onun boşalmasını istemiyordum, daha da hızlanmasıyla onu içimden çıkardım…

    Zavallı yüzüme öyle mazlum mazlum bakıyordu ki, sanki ‘Neden?’ diye sorar gibiydi. “Çok yoruldum, biraz bekle!” dedim. Yarağı dimdik duruyordu, inmesin diye biraz okşadım. Yine onu içimde istiyordum, ama domalacaktım, o şekilde daha iyi sikiyordu. Önünde domaldım ve arkama geçmesini istedim. Diz çöküp tekrar sikini tükürükleyip içime öyle bir girdi ki, gerçekten bayılacağım sandım. Hem acı, hem zevk ikisi biraradaydı. Bu sefer bütün kontrol ondaydı ve istedigi gibi sikecekti. İlhan sanki az önce onu yarı yolda bıraktığım için intikam alır gibi, beni sıkıca belimden kavrayıp sert ve hızlı bir şekilde sikmeye başladı. Ben yine doruktaydım. İlhanın nefes alışları hızlanmıştı ve son hamlesini yaptığında, içimde bir yerlerin yırtıldığını hisettim, ama aldığım o zevk bana hiçbir şeyi umursatmıyordu. Dölleriyle yine içimi doldurmuştu. Ben uzanınca, yarağı içimdeyken o da üstüme yığıldı kaldı. Biraz dinlendikten sonra hemen banyoya gittim. İçimdeki dölleri çıkarmak için çömeldiğimde, döllerle karışık biraz da kan aktığını gördüm. Elimi amıma attığımda, amımın kıç tarafına yakın yerinde çok kötü yanan bir bölge hissetim. Amımı yırtmıştı, ama beni de dünyanın en mutlu kadını yapmıştı.

    Ertesi gün kaynanam eve gelmişti. Ondan sonraki gün de, amcalarının komadan çıktığını ve hayati tehlikeyi atlatığını ögrendik. Çok sevinmiştik. Kocam da eve gelmişti. O gece kocam benimle sikişmek istiyordu, ama amımın genişliğini hisetmesinden korktuğum için yalan söyledim, “Sen gittiğin gün adet oldum, daha iki gün yok sana birşey!” dedim. İki gün geçmişti ve amım normalleşir gibi olmuştu ve kocamla sikişebilirdim artık. Kocam, “Bu gece çok ateşlisin! O kadar sulandın ki, içine girip çıkarken hissetmiyorum bile!” dedi. Kocamın üzerine çıkıp, onu kudurttum. “İn, boşalıyorum!” demesine rağmen daha çok hızlanıp, kocamın içimde boşalmasını sağlamıştım. Artık her şey tamamdı, İlhandan hamile kalsam da, kocam kendisinden olduğunu sanacaktı. 3 gün sonra İstanbul’a döndük.

    abi kardeş porno hikayeleri abla kardeş seks hikayeleri bedava yerli seks gerçek fantazi hikayeleri gizli sex itirafları ilk anal sex hikayeleri kapalı kız sex lezbiyen anne seks
  • Kızlığımı Yere Düşüp Kaybettim 🙂

    Kızlığımı Yere Düşüp Kaybettim :)

    Selam arkadaşlar, ismim Zeynep, 19 yaşındayım. Şuan üniversite eğitimim için İstanbul’da yaşamaktayım. Biraz kendimden bahsedersem, 1.68 boyunda, siyah saçlı ve beyaz tenli biriyim. Kendimi çok beğenirim. Özellikle yaşadığım mahallede güzelliğim meşhurdu ve bu yüzden de ailemin baskısı altında kalırdım. Küçük bir mahallede yaşıyorduk. Sürekli aile baskısından ve mahalle baskısından dolayı, yolda bir erkekle selamlaşsam olay olurdu. Mahallemdeki Liseye de gidince, sırf bu yüzden de bir ilişki yaşayamadım. Bu da beni sekse aşırı meraklı ve istekli bir hale getirdi, nerdeyse her gün birkaç kez mastürbasyon yapıyordum. Neyse ki, İstanbul’da bir üniversiteyi kazanınca biraz rahatlamıştım ki, Korona salgını çıkına memlekete geri dönmek zorunda kaldım.

    Ama okula başladığım ilk ay Burak adında bir çocukla çıkmaya başlamıştım. Hayatımda ilk defa bir erkekle arkadaşlık yapıyordum. Çok acemiydim bu konuda. Burak da bunun farkındaydı ve ilişkimizi yürütme konusunda oldukça başarılıydı. Kendisi İstanbul’luydu ve ailesi ile birlikte yaşıyordu. İki çok yakın arkadaşı (Ekrem ve Sinan) ile sürekli birliktelerdi. Ekrem ve Sinan’ın da sevgilileri (Buse ve Aslı) vardı. Dışarıda buluşunca hep birlikte takılıyorduk. Ben içten içe çok arzu etmeme rağmen, Burak’la cinsel yönden herhangi bir ilişkimiz olmamıştı. Sadece birkaç kez beni dudağımdan öptü ve göğüslerimi okşadı, okadar. Ona (Beni sik!) diye söyleyemesem de, amdan ve götten sikilmek için yanıp tutuşuyordum.

    Araya Korona pandemisi girince ilişkimizi uzaktan yürütüyorduk. Burak’la yazışmalarımız artık seviye atlamış, birbirimize çıplak resimler atmaya başlamıştık. Bu yıl okullar açılınca da yazın erkenden İstanbul’a döndüm. Yurt işerini hallettim ve hemen Burak’la buluştuk. Kendimi ona sunmaya hazırdım, çünkü son aylarda (gerçeğini yapamasak da) Sexting yaparak işleri oldukça ilerletmiştik.

    Buluşacağımız kafeye gidince Burak’ın yanında Sinan’ı gördüm. Sinan çok değişmiş, pandemi süresince badi yaptığından vücudu çok kaslı ve sexy duruyordu. Zaten üstüne dar bir tişört giymişti. Yalan değil, bir an (Acaba yanlış çocukla mı çıkıyorum?) diye düşündüm. Oturduk sohbet etmeye başladık. Sinan’a, “Aslı nerede?” diye sorunca, “Aslı’dan ayrıldım, artık tek tabanca dolanıyorum, vurduğumu indireceğim!” dedi. Bunu söylemesi beni biraz çoşturmuştu ve istemsiz ona gülümseyerek sexy bir bakış attım. Burak konuya girdi ve “Ee akşam ne yapıyoruz?” diye sordu. “Ben benim bir planım yok!” dedim. Sinan da, “Ben çok azgın bir kız düşürdüm, akşam onunla ilgileneceğim!” dedi.

    Burak ta Sinan’a kızdı, “Bari Zeynep’in yanında böyle konuşma!” dedi. Ben de Burak’a, “Boşver önemli değil. Akşam ne yapalım, onu söyle!” dedim. O da, “Aslında bu akşam değil de yarın akşam bizimkiler şehir dışına gidiyor, bizde toplanıp küçük bir parti verebiliriz!” dedi. İçimden (Salak Burak! Madem ev boşalacak, atsana beni eve, çatır çatır sikişiriz, kaç aydır bunun planını yapıyoruz, ne partisi şimdi?) dedim. Sinan hemen atladı ve “Olurrr! Ekrem ile Buse de katılır, eğleniriz!” dedi. Sinan bir süre sonra kalktı gitti ve biz de mekan değiştirdik…

    Tam heabı ödeyip kalktık ki, telefonuma Sinan’dan Mesaj geldi, “Selam güzellik!” yazmıştı Çok şaşırmıştım. “Yanlışlık oldu galiba, başka birine atacağın mesajı bana göndermişsin!” diye cevapladım. O da, “Yanlışlık yok, sana yazdım!” dedi. Bir cevap verememiştim. Bir süre sonra bana, “Ne yapıyorsun, neredesin? diye yazınca, “Burak’layız, dışarıda!” diye yazdım. O da, “Biliyorum, sizi gördüm!” yazdı. Burak bana, “Kiminle yazışıyorsun?” diye sorunca, “Hiççç, annemle yazışıyorum!” dedim (Sinan’la yazıştığımı söyleyememiştim!). Sinan’la mesajlaşmalarımız artıkça kalbim güm güm atmaya başladı. Onunla yazıştıkça yüzümde istemsiz gülümseme oluşuyordu ve Burak bunu fark etti, “Ne oldu, bu kadar hoşuna ne gitti?” diye sordu tabi. Ben de, “Yok birşey, her zamanki annem işte!” dedim.

    Beşiktaş vapur iskelesinde ayrıldık. Burak karşıya gidiyordu. Ben de taksiye binip yurda dönecektim ki, karşımda Sinan’ı buldum. Bana yaklaşıp yanaklarımdan öptü ve “Tekrardan selam güzellik!” dedi. Ben büyük bir şok yaşamıştım, şaşkınlık ve heyecandan doğru dürüst konuşamaz durumdaydım. Ve aramızda aynen şöyle bir sohbet geçti:

    – Nereden çıktın sen Sinan?
    – Sizi takip ediyordum.
    – Niye?
    – Seninle konuşmak için.
    – Benimle ne konuşacaksın? Hem senin planın yok mu, nerede o düşürdüğün kız?
    – Tam karşımda duruyor.

    O an kalbim duracaktı, ona, “Ne saçmalıyorsun sen?” diye kızdım. Sinan da, “Hadi ama, bugün bana attığım bakışlar ve gülümsemeler neydi? Bal gibi düşürdüm seni!” dedi. Benim şaşkınlığım geçmeden daha ileriye gidip, “Seni yatağa bile atarım bu akşam!” deyince, kendisine bir tokat atıp uzaklaştım hemen…

    O an kafam o kadar karışmıştı ki, kendime geldiğimde Bebek Ortaköy’de buldum kendimi. Yani Sinan’ın söyledikleri çokta yalan değildi, onu bugün beğenmiştim. Bir bank bulup oturdum. Olanları düşündükçe kafayı yiyecek durumdaydım ki, yanıma Sinan geldi ve oturdu. Ona, “Cidden mi ya? Sapık mısın sen? Beni niye takip ediyorsun? Şuan bağırmıyorsam tek sebebi Burak, yoksa seni şuan rezil ederdim. Bunu ona nasıl yapıyorsun, o senin en yakın arkadaşın!” dedim. Bunu söylerken elim ayağım titriyordu. Sinan ise hiç konuşmuyor sadece beni dinliyordu…

    En son, “Bitti mi, rahatladın mı?” diye sordu. Ben (Ne demek istiyorsun?) gibi bir bakış attım. O da, “Öncelikle, evet Burak benim en yakın arkadaşım, ama ona çok fazla güvenme, seni yarı yolda bırakır! Hem bir kızı bin kişi ister bir kişi alır! O seni haketmiyor, senin gibi bir güzeli bakire bırakmış, o hep böyle kızları mındar eder zaten!” dedi. Ben, “Ne saçmalıyorsun şuan?” deyince, bana, “Yalan mı? Bakire değil misin? Eminim daha hiç sikişmemişsinizdir bile. (Elimi tutarak) Ben seni memnun ederim!” dedi.

    Cevap vermeden hemen elimi çekip uzaklaştım ve ilk taksiyle yurda döndüm. Aklımda sürekli Sinan’ın söyledikleri vardı. Çok haklıydı, Burak ben dünden razı olmama rağmen beni halen sikmemiş ve fırsatı olacakken de parti yapalım diyerek bu fırsatı engellemişti. Neyse, belki parti sonrası için planları vardır diye düşündüm. Bun arağmen telefonuma sürekli bakıyordum, acaba Sinan’dan mesaj gelmiş mi diye, ama hiç birşey yoktu. Kalbim ondan mesaj gelmesini istiyor, beynim (Saçmalama Zeynep!) diyordu…

    Bir sonraki gün duşa girip, parti sonrası belki Burak beni siker diye temizlik yaptım. Altıma diz üstü bir etek giydim ve güzel bir makyaj yapıp Burak’ın evine gittim. Vardığımda Ekrem ile Buse oradaydı, bir koltuğa yanyana oturmuş içmeye başlamışlardı. Burak beni öperek karşıladı ve içeri buyur etti. Sinan ortalıkta yoktu. Ve bu iyi birşeydi, çünkü nasıl davranırdım bilmiyordum. Biz de bir koltuğa oturduk, içmeye başladık…

    Saatler ilerlemişti ve Burak çok fazla alkol alıyordu. Ben ise alkolle pek aram olmadığından az içiyordum. Artık Burak’a daha fazla içmemesini söyledim, ama Burak oralı olmuyordu. Ekrem ile Buse de hafiften yiyişmeye ve elleşmeye başlamışlardı. Ben de elimi Burak’ın önüne doğru atacaktım ki, tam o sırada kapı çaldı. Burak kalkıp kapıya baktı. Gelen Sinan’dı! İçeri girdi ve direkt benim yanıma oturdu. “Naber?” dedi ve yanağıma öpücük kondurdu. Burak ta tekrar yerine geçince, koltukta üçümüz sıkışık şekilde oturmaya başladık. Sinan her fırsatta elini bacaklarıma atıyor, ben kendimi geri çekiyor elini alıp kaldırıyordum. Burak ise hiç birşey fark etmiyor, kafası bir milyon olmuş halde içkiye takılıyordu.

    İçimden Burak’a (Ne yapıyorsun sen, böyle giderse Sinan beni sikecek!) diyesim geliyordu, ama bir şey yapamıyordum. Hem karşımızda Buse ile Ekrem azgınca yiyişiyorlardı ve ben onları öyle görünce daha çok azmıştım. Burak ile daha yakın olmaya çalışıyordum, ama Sinan tutup kendine çekiyor beni, bacaklarımı ellemeye çalışıyordu. Burak ise iyice kafayı bulmuş, dokunsan yıkılacak durumdaydı. İçimden (Burak beni öpse ne olur, sikse ne olur, bu durumda bir bok yapamaz, bari Sinan’a ellet kendini de zevk al!) dedim ve kendimi ona serbest bıraktım. Sinan bundan daha çok cesaret aldı ve iyice beni okşamaya başladı. Resmen sevgilimin yanında, onun en yakın arkadaşına kendimi ellettiriyordum…

    Sinan kulağıma eğilip, “Seni çok pis sikeceğim, bugün bakireliğinin son günü, kendini rahat bırak ve zevkini yaşa!” dedi. Bu sözleri sonrası daha çok azmıştım ve dönüp Burak’a baktım. Burak sızmış kalmıştı. Ben de Sinan’a, “Peki! Ama Buse ve Ekrem fark etmesin!” dedim. O da, “Merak etme onlar transta, hem birazdan kalkıp odaya geçerler, biz de diğer odaya geçeriz!” dedi ve elini zevk suları akan amıma yaklaştırıp parmağını gezdirmeye başladı. Ekrem ile Buse kalkıp bir odaya geçince, Sinan beni kendine çekip dudaklarıma yapıştı. Dudaklarımı emerek öpüyordu. İlk defa bu kadar ateşli öpülüyordum. Kendimi onun kucağına attım ve ellerimi onun boyununa doladım, öpüşmeye devam ettik…

    Artık dünya umrumda değildi, kendimi Sinan’ın kaslı kollarına bıraktım. Ben halen kucağındayken üstümü soymaya başladı. Ben de onun üstünü çıkarmaya çalışarak, “Hadi bir odaya geçelim!” dedim. Ama Sinan, “Yok, seni burada sikeceğim, Burak’ın yanı başında!” dedi. Ben, “Olmaz, ya uyanırsa?” deyince, “Bu mal uyanmaz, hep böyle bu, içmeyi bilmez! Hem odaya gitmemiz riskli olur, Buse ve Ekrem sesini duyar. Çünkü seni bağırtarak sikeceğim, burada müzik var, sesin gitmez!” dedi. Bu sözleri beni deli etmişti, “Tamam aşkım, bağırtarak sik beni!” diye yalvarmaya başladım.

    İkimiz de çırılçıplak soyunduk. Ben gözümü Sinan’ın sikinden alamıyordum, ilk defa gerçek bir sik görüyordum (Daha Burak’ın sikini görmemiştim bile!). Hemen karşı koltuğa geçtik. Sinan tekrar bana yapıştı ve boynumu öpmeye, oradanda memelerimi öpüp yalamaya başladı. Ben ise zevkten kudurmuş halde inlemeye başlamıştım. Dudaklarını bacaklarıma, oradan da ayaklarıma kadar götürmüş, amım hariç bütün vücudumu yalayıp öpmüştü. Dudaklarını amıma getirip, zevkten ıslanan sularımdan içi göl olmuş amımı hafiften öpmeye başlayınca, ben titreyerek orgazm olmuştum bile. İlk defa bu kadar zevk alarak orgazm oluyordum.

    “Sıra sende!” dedi ve ayağa kalkıp elimden tutup beni de kaldırdı, Burak’ın dibine kadar gittik, “Yere çömel!” dedi. Anlamıştım bana sikini yalatacaktı. Hiç tecrübem yoktu, ama çok merak ediyor ve isttiyordum. Hemen dilimi götürüp yalamaya başladım. Burak yanımda sızmış halde iken ben Sinan’a sakso çekiyordum. Tabi acemice, ama elimden geldiğince iyi yapmaya çalışıyordum…

    Sinan, “Yeter, dayanamayacağım!” dedi ve beni kaldırıp tekrar koltuğa yatırdı. Cüzdanından bir adet kondom alıp sikine taktı. Ben ise heyecan ve korkuyla karışık duydular içerisinde olacakları bekliyordum. Burak sikini amıma fırça gibi sürterek yavaşca sokmaya başladı. Ben çıldırıcak haldeyken birden tamamını soktu. Ben çığlık atınca eliyle ağzımı kapatıp, içimde birkaç kez gidip geldi. Sonra sikini çekti. Ben zevk almaktan çok acı cekmiştim. Amımın heryeri kan olmuştu. Sinan’ın siki de tabi.

    Bana, “İşte şimdi karım oldun!” deyip peçete getirdi. Peçete ile amımdaki ve sikindeki kanı temizledi ve “Şimdi zevk almanı istiyorum!” dedi ve tekrardan yavaşca amıma sokup sikmeye başladı. Misyoner pozisyonunda sikiliyordum ve Sinan’ın altında zevkten inliyordum….

    Bir süre sonra tam pozisyon değiştiricektik ki, kapıda Ekrem’in elinde telefonuyla bizi çektiğini fark ettik. İkimiz de şok olmuştuk. Ben hemen toparlanmaya başlıyordum ki, Sinan kalkıp Ekrem’in elinden telefonu almak istedi. Ama Ekrem telefonu vermediği gibi, bana, “Sen ne orospuymuşsun bee! Şu göte, memelere bak! Ben de karı sikiyorum diye Buse’yi sikiyorum!” dedi. (Buse de güzel kız aslında, ama belki de beni o halde çok sexy bulmuştu.)

    Sinan, “Niyetin ne oğlum?” diye sordu. Ekrem de, “Ben de sikeceğim, yoksa (elinde telefonu göstererek) bu önce Burak’a, sonra da herkese gider!” dedi. Sinan, “Peki amına koyum, ama sıranı bekle!” dedi. Benim ise korkudan sesim çıkmıyordu. Sinan bana döndü ve tekrar öpmeye başladı. Ben kaçamak öpücükler veriyordum, çünkü halen korkuyordum. Bana, “Rahatla aşkım, hem çok şanlısın, bir yerine iki yarakla daha çok zevk alacaksın!” diyerek beni rahatlatmaya çalışıyordu. Ekrem de zaten geldiğinde sadece altında külodu vardı, onu da indirmiş, bizi izleyerek kalkmış sikini sıvazlıyordu…

    Sinan beni domaltıp tekrar amımı sikemeye başlayınca, Ekrem bana yaklaştı ve sikini yüzüme tuttu. Önce yalamak istemiyordum, ama iki kişi tarafından aynı anda sikilecek olma duygusu korkumun önüne geçmişti. Yine acemice yalamaya başlayınca, Ekrem Sinan’a, “Bu daha yarak yalamayı bilmiyor!” dedi. Sinan da, “Bu ilk sikilişi, bakireydi, ben bozdum!” dedi. Ekrem şaşırmıştı, “Olsun oğlum, belki evlenmeyi beklemişlerdir, tek yol o mu? Götten sikişmişlerdir!” deyince, ben dayanamayıp, “Götüm de bakire!” dedim. Sinan güldü, ama Ekrem şok olmuştu. Sinan, “Sen kaşındın güzelim, Ekrem de götünü bozar!” dedi. O an büyük bir yanlış yaptığımı anlamıştım.

    Sinan amımda hızlanmaya başlayınca Ekrem’e saksoyu bıraktım, benim inlemelerim arttı. Ben artık yüksek sesle inlemeye başlayınca, Sinan Ekrem’e Buse’yi sordu. O da, “Kanka, o da Burak gibi çok sarhoş olmuş, uyuyup kaldı, hiç bir bok anlamaz!” dedi. Sinan da, “O zaman bununla işim bitince sana bırakır, Buse’nin yanına giderim!” dedi. Ekrem çok bozuldu ama ses çıkarmadı. Ben ise aldığım zevkten dolayı orgazm üstüne orgazm oluyordum. Sinan da dayanamayıp boşaldı ve geri çekildi. Ben de yüz üstü koltuğa uzandım. Bir an gözlerim yanda sızıp kalmış Burak’a takıldı. O an ağzımdan, “Oh olsun! Sen beni sikmedin, ama ben en yakın arkadaşına siktirdim kendimi!” sözleri çıktı.

    Sinan, “Ben bir Buse’yi ziyaret edeyim!” deyip yanımızdan ayrıldı. Ekrem hemen yanıma geldi ve bana sarılıp öpmeye başladı. Yanyana uzanmış öpüşüyorduk. Elleri bacaklarımda dolanıyor, sakalı boynuma değdikçe içim bir hoş oluyordu. Epey bir seviştikten sonra beni domaltıp amıma girdi, ama kondomu yoktu. Ona, “Kondom tak!” dediysem de dinlemedi, “Merak etme kendimi tutarım, hem niyetim burası!” diyerek elini göt deliğime götürüp ellemeye başladı. Ben, “Ohhh, evet, durma!” diyerek sikilirken, Sinan geldi ve elinde telefonuyla çektiği videoyu gösterdi. Buse’yle öpüşürken ve onu sikerken video çekmişti. Buse zaten transta gibiydi, onu kimin siktiğini anlayacak durumda değildi.

    Ekrem Sinan’a, “Çok kısa sürdü kanka?” dedi. Sinan da, “Boşalmayı beklemedim. Benim karım burada, ona saklıyorum kendimi!” deyince, ben de, “Evet, Buse’yi değil, beni sikin, doyurun karınızı, amım da götüm de sizin!” diye bağırdım. İkisi de, “Oooo!” diyerek gülüp, Sinan da, “Merak etme istediğini alacaksın!” dedi. Ekrem pozisyon değiştirip beni altına aldı ve öpmeye başladı, ben de bacaklarımı beline doladım. Bir süre öyle amımı siktikten sonra kendini geri çekti ve dışarıya boşaldı. Sinan, “Diğer odaya geçelim, burada rahat olmaz!” dedi. Ekrem beni kucağına aldı ve bahsettiği odaya geçtik.

    Beni yatağa uzandırdı. O sırada Sinan elinde krem ile geldi ve kremi Ekrem’e verip benim yanıma uzandı. Bir eliyle götümün yanağını kaldırıp deliğimi ortaya çıkartırken, bir yandan da dudaklarıma yapışıp beni öpüyordu. Ekrem de göt deliğimi iyice kremleyip parmaklarını sokuyordu. İki parmağını aynı anda sokabilmişti, ama canım acıyordu. Ekrem hemen arkama uzanıp sikini göt deliğime sokmaya başladı. Şimdi ikisinin arasında kalmıştım, önümde Sinan’la öpüşürken, bir elimi arkaya atıp Ekrem’in boyumu öpmesini sağlıyordum. Ama Ekrem her ne kadar boynumu öpse de, niyeti bir an önce götüme girmekti ve bunu da yarısını sokarak başarmıştı…

    Çok acı cekiyordum, ama umrumda değildi. Gözlerimi kapatıp bağırıyordum, ama dur demiyordum. Ekrem kalanını sokamayınca, Sinan’a, “Çekil!” deyip beni yüzüstü yatağa yatırdı ve bacaklarımı iki yana iyice açıp, götüme tekrar girdi. Ama ne girme, beynimde şimşekşer çaktı sanki. Pişman olmuştum ki, götüm alışınca zevk almaya başladım. Ve artık götümden çıkmasını istemez olmuştum. Bir süre Ekrem götümü siktikten sonra çekildi. Sinan sırtüstü yatıp beni kucağına aldı, alttan amıma girdi. Ekrem de boşta kalan göt deliğime tekrar soktu ve beni tost yapmış oldular…

    Her ikisi de gün ağarıncaya kadar beni evire çevire siktiler. Pestilim çıkmıştı resmen, ama aldığım zevk inanılmazdı. Üçümüz yatakta uzanmış halde sigara içerken, ben, “Ne bok yiyeceğiz şimdi, Burak beni bakire diye biliyor?” dedim. Ekrem espiri yaparak, “Bisikletten düştüm, kızlığım bozuldu!” dersin dedi. Üçümüz de güldük, ama benim için konu ciddiydi. Sinan, “Merak etme, o salağı getirir koyarız yanına, sabah ona sarılarak uyanırsın. Hem o kanlı peçeteleri de atmayız, sanki seni o bozmuş gbi sabah ona gösterirsin!” dedi.

    Ve aynen dedikleri gibi oldu. Burak’ı yanıma getirip soydular, ben de ona sarılarak uyuya kaldım. Sabah uyanınca da kanlı peçeteleri gösterip, beni sikip kızlığımı bozduğunu söyledim. Burak gururlu şekilde övündü bu durumdan…

    Sonraki günlerde, Burak (beni bozduğunu düşünüp) nasıl olsa ileride evleneceğiz diye artık beni siker olmuştu. Ama onunla sikişmekten okadar çok zevk almadığımı farkettim, o yüzden ileride Burak’la evlenemezdim. Birkaç hafta sonra eften püften sebepler uydurup ondan ayrıldım. Ama halen Ekrem ve Sinan’la seks ilişkim devam ediyor. İkisi birlikte beni istediğim gibi sikiyorlar 🙂

    14 yaş seks hikayeleri arkadaşımın kocası beni sikti cinsel hikaye en ilginc sex hikayeleri itiraf okumak istiyorum kankamla sex türbanlı kadınların seks hikayeleri uzun erotik hikayeler
  • Deneme Sürecini Müdürün Yarağında Geçtim

    Slm, ben Bahar. 21 yaşındayım, doğma büyüme Konyalıyım. Liseden sonra üniversite sınavına 2 kere girdim, ama sınava hiç çalışmadığım için istediğim 3 bölüm de gelmedi. Evde çok sıkıldığım için, nette iş ilanlarına bakarken bir ilan gördüm: “Bir Kozmetik firmasına, yüksek maaşla, diksiyonu düzgün, güleryüzlü, bakımlı, giyimine özen gösteren, en az lise mezunu bayan eleman aranıyor!” diyordu. Aslında iyi gibi geldi bana, hem istediğim gibi giyinip, makyaj yapıp, hem de fazla yorulmayacaktım…

    Ertesi gün mağazaya gittim. Mağazada çalışan 3 tane bakımlı hoş bayan vardı. Personelden sorumlu Jale hanımla ön görüşmeyi yaptık ve işe alınmam konusunda anlaştık. Fakat Jale hanım, “Müdürümüzle de bir konuşmanız gerekiyor, buyrun odasına geçin, kendisi saat 2 gibi burada olacak!” dedi. Odaya geçtim oturdum. Ben müdürü de bayan bekliyordum, ancak kapı açıldı ve içeri 33 yaşlarında, iri yapılı, boylu poslu, çok yakışıklı olmasa da, hoş ve sesksi bakışlı bir adam olan Emre bey girdi. Onunla da konuştuk ve işe alınmam konusunda anlaştık. Ama çalışma saatleri konusunda biraz tereddütte kalmıştım, sabah 9’dan akşam 21’e kadardı çünkü. Annemler izin vermeyebilirdi. Olmazsa 2-3 ay çalışır çıkarım diye düşündüm. Müdür de beni beğenmişti ve “Bir ay deneme sürecimiz olacak, bu süreçte birbirimizden memnun kalırsak devam ederiz, olmazsa el sıkışıp ayrılırsınız, sıkıntı yok!” dedi. “Peki!” dedim ve pazartesi günü işe başladım.

    Bu arada kendimden bahsetmeyi unutmadan söylemeliyim, orta boylu, hafif balık etli, uzun bacaklı, dolgun göğüslü ve kalçalı, esmer, uzun saçlı, ela gözlü, hoş bir kızım. Bugüne kadar sadece 2 sevgilim oldu. İkincisi ile tam olarak ilişkiye girmiştim, beni bozmuştu yani. Ama şiddeti seven bir yapısı olduğundan, nekadar sevsem de ayrılmıştık. Bu duruma üzülüyordum ve onu özlüyordum. Onunla ayrılalı hemen hemen 7-8 ay oldu. Ve hayatıma ondan sonra hiç erkek te almamıştım, halen aklım ondaydı çünkü…

    Neyse bu kozmetik işin başladım, gayet iyi gidiyordu. İşyerinde benimle beraber çalışan 3 bayan vardı. Bu bayanların 3’ü de evliydi, anlayacağınız 3’ü de açık kapı. İçimden (Bu müdür hepsini sikiyordur!) diye düşünüyordum, çünkü müdürle çok samimilerdi ve adama karşı yalakalardı, (Adam bekar, siker geçer!) dedim içimden. Ama işe başladıktan 10 gün kadar sonra, müdür Emre beyin gözü sürekli benim üstümdeydi. Güvenlik kamerasından olsun, kapıdan olsun, kaçamak bakışlarla bana bakıp izlediğini biliyordum. Diğer 3 olgun bayan kendisi için can atarken, müdürün neden bana kur yapar gibi baktığını anlamıyordum, zira ben kendisine hiç yüz vermiyordum. Aklım fikrim ayrıldığım sevgilimdeydi…

    Müdürün bana olan ilgisini işyerindekiler de farketmişlerdi ve bana düşmanca tavırlar takınmışlardı. Ama umrumda değildi, çünkü Emre beyin gözdesi bendim. Emre bey de artık bana olan ilgisini açık açık belli ediyor, öğle yemeklerine benimle geliyor, bazen de, “Sizin evin oradan geçiyordum…” diyerek, işe bile beni o götürüyordu. Ama benim yüz vermemem onu çıldırtıyordu. Chat yaparken olsun, yüzyüze olsun, benden hoşlandığına dair konular açtıkca ben kapatıyordum o konuları…

    1 aya yaklaşmıştık ki, birgün herkes öğle yemeğine çıktı, bense midem ağrıdığı için çıkmamıştım. Emre bey de çıkmamış, oysa ben çıktığını sanıyordum. İşyerinde depo gibi bir yer var, oraya indim ve kızlar gelene kadar kanepede uzanayım biraz dedim. Etraftaki katologları incelerken, deponun kapısı açıldı, aşağı birisi iniyordu. Bizim kızlardan biridir diye telaşlanmamıştım açıkcası, ancak karşımda Emreyi görünce şaşırdım, hemen toparlandım. “Toparlanmana gerek yok…” dedi. Elinde bir sigara vardı, yavaş yavaş indi merdivenleri, bana doğru yaklaştı. Toparlandım, “Kusura bakmayın Emre bey, biraz rahatsızlandım, onun için biraz uzanıyordum. Buyurun, ne vardı?” dedim. O da, “Yemeğe çıkmamışsın? Hemde, bu Cuma işe başlayalı 1 ay olacak, nasıl memnun musun?” dedi. “Evet memnunum, sıkıntı yok benim açımdan, ya siz benden memnun musunuz?” dedim. “Ben de senden çok memnunum, işine devam edeceksin, yalnız son bir husus var…” dedi. “Nedir?” dediğimde, birden beni kendine çekip, “Senin tadına bakmadım, özel performansını bilmiyorum!” dedi.

    Şok olmuştum, o beyefendi adam birden sapıklaşmıştı sanki. İttim onu ve ona bu yaptığının çok ayıp olduğunu söyledim. Depodan çıkmak istediğimi, birisinin gelebileceğini söylediğimde, “Merak etme, kimse gelmez, uzak bir lokantaya gittiler, korkmana gerek yok!” filan dedi. İlk önce çok kızmıştım, daha önce hiç böyle birşey yaşamamıştım, sonuçta orospu değildim ki ben. Sonra düşündüm, 7-8 aydır sikişmemiştim, ne çıkardı ki birkere sikişsem. Kararımı vermiştim, müdürle sikişecektim, ama naz yapacaktım ve direnecektim, yapacaksa da zorla yapacaktı. Böylesi her ikimiz için de daha zevkli olacaktı…

    Yüzüne bakmadan, “Lütfen çekilin, çıkmak istiyorum!” dedim. Heyecandan titriyordum. Beni tutup kanepeye uzattı, ellerimi sıkıca tutarak, pantolonun kemerini çözdü. Sesi beni çok tahrik ediyordu zaten, saçımdan tutup, “Bakire misin, değil misin?” dedi. Ben kısık kısık, “Lütfen yapma, lütfen bırak…” diyordum. O ise kendini kaybetmişcesine üstüme abanıyor, “Harikasın bebeğim, amını götünü parçalamayan ibnedir, bana yüz vermemek neymiş görelim bakalım!” dedi ve külodumu indirip amımı yalamaya başladı. Çok hoşuma gidiyordu, ama, “Bırak beni!” demeye devam ediyordum. Sonra bana, “Eğer güzel güzel istediğimi yaparsan, ikimiz içinde acıtıcı birşey olmayacak!” dediğinde kendimi bırakmıştım. Ama yinede itiyordum onu…

    Yarağını gördüğüm an zaten şok olmuştum, iri uçlu, şişkin, uzun birşeydi, nasıl alcaktım onu içime. Amımı epeyce yaladıktan sonra, elini tükürükleyip yarağını ıslattı ve inleyerek amımın dudakları arasına sürtmeye başladı. “Bakire misin, değil misin? Hadi söyle!” deyince, “Değilim!” dedim birden. “Hmmm, tahmin etmiştim, yavrum bu harika!” diyerek, beni çevirdiği gibi domalttı ve arkamdan sikini amıma dayadı. Ortam sessizdi, sadece benim kesik kesik nefes alışlarım ve numaradan ağlayışım, onunsa azmışlığının sesleri vardı. Sikini sürte sürte amıma yavaş yavaş geçiriyordu. Sokarken de, “Tahmin etmiştim, çok sikilmemiş amın olduğunu, ohh işte buuu!” diyerek, köküne kadar geçirdi. Nefesim falan kesilmişti….

    Bir süre sonra gidip gelmeye başladı. Kendinden geçmişti artık. Ben de zevk alıyordum, ama halen, “Yeter artık…” filan diye söyleniyordum. O da, “Az kaldı sabret, tadını çıkar, amını yerim senin, ohhhhh, uzun zamandır böyle dar amcık sikmedim!” filan diyerek, 20 dakika kadar gidip geldi ve sonra, “Birazdan geleceğim, sen de boşal, artık kasma kendini! Üstelik deneme sürecini de geçtin bebeğim!” diye söylenerek içimden çıkarıp sırtıma patladı…

    Bir süre üstümde kaldı. Sonra kalktı, külot ve pantolonunu çekip, üstünü başını düzeltti. Ben de aynı şekilde toparlandım. Hiç konuşmuyorduk. Geldi öptü beni birkere ve mağazaya çıktık. 10 dakika sonra falan da diğer kadınlar geldi. Hiçbir şey olmamış gibi o günün sonunu getirdik. Ama ben ogünden sonra işe gitmedim, Jale ablaya ayrılmak istediğimi söyledim, o da Emreye söylemiş tabi. Ama Emre hergün beni aradı, yalvarıp yakardı, beni yeniden ikna etti ve işe yeniden başladım.

    Yeniden başlayalı tam 2 ay oldu ve bu arada Emrenin tek gözdesi benim, diğer kadınların hiçbirine yüz vermiyor. Hepsi de bu duruma deliriyor tabii. Ama ben kimseyi birşeye zorlamadım sonuçta. İlk sikişmeden sonra, Emre beni bir kere daha (arabada) sikti. Çok zevkliydi, ama öyle sık sık vermiyorum, tadı kaçmasın diye. Bakalım böyle nereye gidecek bu iş…

    anneme tecavüz ettiler en ateşli sex hikayeleri en güzel ensest hikayeler hikaye baldız mastürbasyon erkek porno sevişme seks sekz nasıl yapılır sex maceraları sexh hikayeleri teyzemi zorla siktim
  • Yeni Evli Çıtır Gelin – Seks Hikayeleri

    Yeni Evli Çıtır Gelin – Seks Hikayeleri

    Merhaba ben Fatih. 34 yaşındayım. İzmir’de yaşıyorum. Digital pazarlama üzerine kendi şirketim var. İşim bilgisayar ve internetle ilgili olduğundan eğer müşteri ile görüşmeyeceksem bazen ofise gitmiyorum ve işlerimi evimdeki çalışma odamdan yürütüyorum. 4 yıllık evliyim ve karımla mutlu bir evlilik hayatım var. Karım da bir şirkette insan kaynakları biriminde çalışıyor.

    Yine bir sabah evimdeki çalışma odamda tam işe koyulmuştum, kapı zili çaldı. İşe gitmek için hazırlanmış karımla birlikte baktık. Karşımızda 25-26 yaşlarında çelimsiz bir erkek ve yaşının sonradan 23 olduğunu öğrendiğim, ama taş çatlasa 18-19 gösteren, boyu 1.70’ten yüksek, düz, uzun ve bakımlı saçları olan, göğüsleri giydiği badiden taşan harika bir kız duruyordu. Bizim karşımızdaki boş daireyi tutmak istiyorlarmış. Ev sahibi benim yakın bir arkadaşım olur ve bir anahtarı bana bırakmıştı.

    Karımla birlikte daireyi gezdirmeye başladık. Erkeğin ismi Ahmet, kızın ismi ise Selen imiş. Bir ay sonra düğünleri varmış. Ahmet babasının şirketinde muhasebeye bakıyormuş, Selen ise çalışmıyormuş. Evi çok beğendiler. Yalnız evi gezdirirken dikkatimi çeken bir durum oldu. Selen sanki bir ay sonra düğünü olacak bir kız gibi heyecanlı değildi ve evle çok ilgilenmiyordu. Ahmet ise çocuklar gibi şendi.

    Selen mutfak dolaplarını incelemek için eğilince benim yarak dimdik oldu ve saklamak için başka bir odaya geçtim hemen. Herneyse, şartları konuştuktan sonra Ahmet’e uygun geldi ve arkadaşımla konuşup evi tutacaklarını söyledikten sonra tokalaşarak ayrıldık. Çift gittikten sonra karım, “İpsiz sapsız birileriyle komşu olacağımıza bu çiftin evi tutması güzel oldu. İkisi de iyi insanlara benziyorlar di mi?” dedi. Ben de, “Evet, iyi insanlara benziyorlar!” dedim. (Özellikle de Selen çok iyi, taş gibi!) diye de içimden geçirdim.

    Bir hafta sonra yavaş yavaş eşyalarını taşımaya başladılar. Karım hemen Selen’le samimi olmuş. Öğrendiğine göre, Selen’in babası yıllarca Ahmet’in babasının şirketinde çalışmış. Emekli olurken de Ahmet’e Selen’i istemişler. Karımın yorumuna göre de Selen Ahmet’i çok sevmiyormuş…

    Derken bir haftalık balayından sonra nihayet taşındılar. Taşınalı üç gün oldu ama ikisini de hiç görmedik. Dördüncü günün sonunda akşam üzeri eve gelirken apartman kapısında Selen’le karşılaştım. Daracık bir kot pantolon, üstünde kısa kollu, pembe ve yukarıdan ilk iki düğmesi açık bir gömlek vardı ve beni benden alan göğüslerinin üst kısmı yine görünüyordu. Selamlaştık, “Nasılsın, iyi misin?” diye sordum. “İyiyim!” dedi, ancak suratının halinden iyi olmadığı anlaşılıyordu. Birlikte asansöre bindik. Parfümünün kokusu beni mest etti. Kata gelince birbirimize iyi akşamlar dileyerek ayrıldık. Evde karım bana, “Selenleri haftasonu yemeğe davet edelim mi?” deyince hiç tereddütsüz kabul ettim…

    Pazar akşamı bize geldiklerinde gözlerim yuvalarından fırlayacaktı. Tek parça, kısa, kırmızı bir elbise giymişti Selen. Harika görünüyordu. Ahmet ise kahverengi bir takım elbisenin içinde, sanki 60 yaşındaki devlet memurları gibiydi. O an anladım ki bu kız Ahmet’e çok fazla. Evde şarap ve rakı vardı. Karım ve Selen kırmızı şarap içerken, biz de Ahmet’le rakı içtik. Selen karıma çaktırmadan ara ara bana kaçamak bakışlar atmaya başlamıştı.

    Üçüncü dubleler bittiğinde ise Ahmet çakır keyif olmaya başladı ve maalesef çenesi düştü. Sırf Selen’i daha fazla görebilmek uğruna Ahmet’in saçmalamalarına katlanıyordum. Selen ise sanki Ahmet orada yokmuş gibi davranıyordu. Sürekli karım ve benle sohbetteydi. Karım mutfağa boşları götürürken ben de hemen Selen’e odaklandım. O da dikkatlice bana bakıyordu…

    Ahmet bir ara benden kartvizitimi isteyince, çalışma odamdan kartvizit kutusunu getirdim. Ahmet’e birkaç tane verip, kutuyu sehpaya bıraktım. Ahmet kartvizitleri ceketinin cebine koymak için kalkınca, Selen kocasına çaktırmadan bana göz kırpıp, kutudan bir tane kartvizit alıp çantasına attı. Mesajı almıştım, telefon numaramı almak istemişti. O an çok heyecanlıydım. Bu arada gecenin başında herkes birbirine hanımlı beyli hitap ederken, sonradan bunlar bize abi-abla demeye başladılar. Selen bir muhabbet esnasında bana, “Fatih abi…” diye konuşunca, içimden (Ben sana abiyi göstercem!) dedim…

    Yemeğin üzerinden iki gün geçti. Ofisimdeyken kayıtlı olmayan bir numara aradı. Açtım. “Merhaba Fatih Abiiii :)” diye gülen bir tonda Selen’di arayan. “Merhaba Selencim!” dedim. Telefonda yaklaşık yarım saat konuştuk ve muhabbet esnasında olayların tam da benim tahmin ettiğim gibi olduğunu öğrendim. Selen Ahmet’i sevmiyormuş ve babasının baskısıyla evlenmiş. Çok mutsuzmuş, bana güvenmiş, ısınmış vs. vs… Bu şekilde neredeyse her gün telefonda konuşmaya başladık.

    Bir ay böyle devam etti. Telefonda çok samimiydik, ama apartmanda karşılaştığımızda Selen son derece resmi olduğundan bir adım öteye gidemiyordum. En sonunda bir telefon görüşmemizde kendisinden çok hoşlandığımı ve artık sadece telefon görüşmelerinin yetmediğini, sevişmek istediğimi söyledim. O da benden hoşlandığını, ancak görüşürsek yakalanmaktan korktuğunu, Ahmet’in kendisini öldürebileceğini, çok dengesiz olduğunu anlattı.

    Ben de, “Merak etme, senin o çelimsiz kocan bir bok anlamadan görüşürüz!” deyince Selen şuh bir kahkaha attı ve “Nasıl olacak peki?” dedi. Ben de, “Karım sabahları 08:00’de evden çıkıyor, akşam 18:00’de geliyor. Ben yarın işe gitmem, sen de Ahmet işe gidince bizim eve gelirsin!” dedim. “Tamam!” dedi. O akşam Selen’in heyecanıyla sabahı zor ettim ve karımı hayvanlar gibi siktim. Öyle ki, karım, “Ne oldu bu akşam sana böyle :)” demeden edemedi.

    Sabah kalkar kalmaz duş aldım, giyindim. Kahvaltıdan sonra karım gidince ortalığı topladım ve Selen’i beklemeye başladım. Saat 10:00 olmuştu ve halen Selen gelmemişti. Kocası bugün evden gitmeyecek herhalde diye düşünmeye başlamıştım ki, kapının zili çaldı. Baktım, Selen gelmişti. Hemen kapıyı açtım. Onu içeriye alıp, bir gören olmasın diye hızlıca kapıyı kapattım. Selen hiç konuşmuyor, sadece gülümsüyordu. Üzerinde bacaklarını sımsıkı saran mavi bir tayt ve muhteşem göğüslerini belli eden beyaz bir badi vardı. Bir anda Selen’i kucaklayarak salondaki çekyata götürdüm. Selen, “Dur, yavaş, acele etme!” dedi gülerek, ama benim durmaya niyetim yoktu.

    Önce uzun uzun öpüştük. Öpüşürken bir yandan saçlarını okşuyordum. Sonra badisini çıkarttım ve beni benden alan göğüslerine yumuldum. Vücudu ateş gibi yanıyordu. Ona kendisini çok beğendiğimi, kendisinin çok sexy olduğunu söyledim. O da bana, “Kıymetimi bilen yok ki!” dedi. Kocasıyla iki ayda sadece 5-6 kez sevişmiş. Ahmet’in ne kadar gerizekalı olduğunu bir kez daha anladım. Böylesi bir hatun benim olsa bütün işlerimi boşlar, sabah akşam sikerdim.

    “Merak etme artık ben varım ve kıymetini bileceğim!” dedim. Birlikte taytını çıkardık. Ayak parmaklarından başlayarak öperek, emerek amına kadar geldim. Siyah bir tangası vardı. Çıkardığımda karşımdaki manzara harikaydı. Tüysüz, ince kıvrımlı, kaymak gibi çok güzel bir amı vardı. Hemen yumuldum, kokusu harikaydı. Çok temiz bir hatundu Selen. Ben amını yalarken çıldırmaya başlamıştı ve ilk kez amının yalandığını, bunun harika olduğunu söylüyordu. Çok geçmeden çığlıklar atarak Selen orgazm oldu.

    Nefes alışverişleri normale döndükten sonra kazık gibi olmuş yarağıma gözü takıldı ve “Çok kalın!” dedi. Yarağım 15 cm uzunluğunda ama 3-4 parmak kalınlığındadır ve bu kalınlık hakkında bütün seviştiğim hatunlardan övgü aldım desem abartmış olmam. Yarağımı elleyip okşamaya başladı. Sonra ağzına vermek istediğimde ilk defa yapacağını söyledi. “Olsun!” dedim. Ağzına alıp acemice yalamaya, emmeye başladı. Ama acemi olmasına rağmen dişlerini değdirmiyordu.

    5-6 dakika ağzına verdikten sonra “Bu kadar yeter!” deyip kendisi yatırdım, bacaklarını omzuma doğru alıp yarağımı yavaşça amına yerleştirdim. Amı sulu olmasına rağmen yarrağımın daha kafası girerken, “Ahhh, yavaşşş!” diye bir çığlık attı Selen. Amı çok dardı. O an yavaş yavaş yaparsam girişim zor olacak diye düşündüm ve bağıracağını tahmin ettiğimden elimle ağzını kapatım, birden yarağımı köküne kadar soktum. Ağzı kapalı olduğundan bağıramıyordu, ama yüzünün aldığı şekilden ne kadar acı çektiğini anlayabiliyordum.

    Elimi ağzından yavaşça çektim ve yarağımı yavaşça ileri geri oynatmaya başladım. Selen, “Amımı yırttın, lütfen yavaş!” dedi. “Merak etme birazdan alışır!” dedim. Amının içinde gelip gitmek harikaydı. Yarağım sanki bir mengene tarafından sıkılıyordu daracık amcığının içinde. 5 dakika yavaşça git gel yaptıktan sonra Selen alışmıştı ve iniltileri artmıştı. Sonra birden hızlanmaya başladım. 10 dakika kadar da hızlıca siktikten sonra artık boşalmaya yaklaşmıştım. Selen de anlamıştı ve “Ben de geliyorum, ama içime boşalma sakın!” dedi.

    Dinleyen kim, dayanamadım ve aynı anda boşaldık. Döllerim Selen’nin amına boşalttım. O kadar yoğun boşaldım ki, bir kısmı amından taşmaya başladı. Selen de boşaldığı için çekyat sırılsıklam oldu. Selen içine boşaldığım için tedirgin olmuştu, bense çekyat battığı için tedirgindim, karımın anlamasından korkmuştum. Ama o an aldığımız zevkten bunu düşünemedik.

    Selen’e, Ertesi günü hapı kullanırsın, ben sana alırım!” dedim. O da bana, “Ben de çekyatı temizlerim merak etme!” deyince ikimiz birden gülmeye başladık. Bu harika hatuna gülmek çok yakışıyordu. Bir sigara yaktım. Bize yemeğe geldiklerinde sigara içmedikleri için Selen’e ikram etmedim. Ama Selen bana ara sıra kullandığını söyledi. Tam ona da bir tane verecektim ki, “Seninkini birlikte içelim!” dedi.

    Sohbet sırasında, ilk defa bir saat içinde iki kere orgazm olduğunu, kadınlığını hissettiğini söyledi ve bana teşekkür etti. Ben de kendisine, “Bu daha başlangıç!” dedim. Selen’le aramızdaki şey sadece seks değildi. Başını göğsüme yasladığında saçlarını okşuyordum ve doğru olmamasına rağmen aramızda duygusal bir yakınlaşma da başlamıştı.

    Ortamı değiştirmek için tekrar dudaklarına yumuldum. O sırada Selen yarağımla oynuyordu ve kısa süre içinde benim yarak yeniden göreve hazır hale geldi. Önce göğüslerine yumuldum. Sonra da yarağımı ağzına verdim. Bu sefer işini daha güzel yapıyordu Selen. Yarağımı bir vantuz gibi emiyor, ara sıra da eliyle okşuyordu. Sonra Selen’i ters çevirdim. Yuvarlak ve kaymal gibi pürüzsüz kalçaları vardı. Göt deliği küçük bir nokta gibiydi. İlk seferde ürkütmeyim diye yarağımı amına soktum ve hızlıca sikmeye başladım.

    Domaltılıp sikilmek Selen’in çok hoşuna gitmişti. “Harikasın erkeğim!” diyordu. Ben de, “Bundan sonra senin kocan benim!” dedim. “Evet, sensin. Dilediğin gibi sik beni!” dedi. Tam bu sırada telefonu çaldı, çekyatın üstündeki telefona baktığımda Ahmet arıyordu. Selen ürktü. Ona, “Sakin ol ve telefonu aç!” dedim. Selen benden ayrılmak için hamle yaptı ama sımsıkı tutarak kendime çektim ve “Boynuzlu kocanla seni sikerken konuşmanı istiyorum!” dedim. “Delisin sen!” diye bağırdı, ben de, “Sana deliyim!” deyince güldü ve açtı telefonu. Ben de bu sırada sikmeye devam ettim.

    Selen inlememek için kendini zor tutuyordu. Ahmet, “Napıyorsun, akşama yemekte ne var?” gibi sıradan şeyler için aramıştı. Bu sırada yarağımı geri çektim ve birden yüklendim. Selen ister istemez, “Ahhh!” diye bağırdı. Ahmet telaşla, “Ne oldu, iyi misin, neden bağırdın?” diye sormaya başladı. Selen de ayağını mutfak masasına çarptığı söyleyince ben sessizce gülmeye başladım. Sonra Selen telefonu kapatınca bana döndü ve “Çok hainsin!” dedi gülümseyerek. Ben tempomu arttırınca onun da inlemeleri arttı, boşalacağımı anlayınca Selen’in yüzünü bana çevirdim ve o mükemmel göğüslerine boşaldım.

    Saate baktığımızda 14:30 olmuştu. Selen yemek yapması gerektiğini ve artık gideceğini söyledi. Aslında ikimiz de ayrılmak istemiyorduk, ama mecburduk. Çok hoşuna gittiğini, bir kez daha tekrarlamamız gerektiğini söyleyince, “Merak etme bundan sonra seni bırakmam. Sen harika bir hatunsun!” dedim. Selen hemen dudaklarıma yumulup öptü ve “Kocam sikemiyor, ama sen hakkımı veriyorsun, sana aşık oldum, gerçek kocam sensin artık!” dedi.

    aile içi ensest sikiş aile içi sikiş arkadaşımın annesi sex boşaltan hikayeler çılgın sikiş hikayeleri dede seks eşli porno hikayeler hala sex hikayeleri sex hikayeleri kadın türkçe sesli sex hikayeleri
  • Eşimin Kardeşi Çok Zevk Veriyor Bana

    Eşimin Kardeşi Çok Zevk Veriyor Bana

    Merhaba bu anlatacağım hikaye 3 sene önce başımdan geçti ve halen de devam ediyor. İsmim Emel, 56 yaşındayım, 2 çocuk annesiyim (Oğlum 36, kızım 34 yaşında, ikisi de evli, oğlum yurtdışında yaşıyor). Boyum 1.67, sarışın, etine dolgun, iri göğüslü, yuvarlak popolu, balık etliyim. Sekse çok düşkünüm, ama (6 sene önce ölen) kocamı asla aldatmadım. Seks ihtiyacımı karşılamak için pørnø izleyip kendimi tatmin ediyordum.

    Benim Rana adında çok yakın arkadaşım var. Rana 55 yaşında, esmer, 1.76 boyunda, kocaman memeleri ve büyük poposu var. Onun da kocası vefat etti. Rana’yla herşeyi konuşuruz, Rana da benim gibi sekse çok düşkün bir kadın. Defalarca kocasını aldatmışlığı var. İkimiz de yalnız yaşıyoruz. Fakat Rana benim gibi değildi, o istediğini yapıyordu. Köyden üniversiteye okumak için gelen yeğeniyle ilişkisi var. Yeğeni 19 yaşında, esmer, orta boylu ve yakışıklı bir genç. Bana yeğeniyle yaşadıklarını anlatır, beni deli ederdi. İyice azdığımız zaman da Rana ile akşamdan başlayıp sabaha kadar birlikte pørnø izleyip masturbasyon yapıyorduk.

    Ölen kocamın bir de kardeşi var. Kayınbiraderimin ismi Cengiz, 25 yaşında, 1.80 boyunda, kumral, çok yakışıklı bir delikanlı. Rana Cengiz’e kafayı takmıştı, ona sikilmek istiyordu, ama ben engel oluyordum. Cengiz haftada bir iki sefer bana uğrar, “Yenge bir ihtiyacın var mı?” diye sorardı. Aralık ayında Cengiz birkaç günlüğüne İstanbul’a bir arkadaşını ziyarete gidecekmiş. Gitmeden önceki akşam uğradı, yine herhangi bir ihtiyacımın olup olmadığını sormak için. O akşam da Rana bendeydi, güya yine birlikte pørnø izleyip mastürbasyon yapacaktık. Tabi Cengiz’in akşam yemeğinin ardından yatıya kalmasıyla bu planımızı gerçekleştiremedik.

    Gece muhabbet sohbet derken vakit epey ilerledi. İki ayrı odaya yataklarını hazırlayıp, “Benim uykum geldi, ben yatıyorum!” dedim. Rana da, “Tamam canım sen yat, biz biraz daha sohbet edelim!” dedi ve bana göz kırptı. Ben zaten onun niyetini anlamıştım. Odama gidip duş aldım ve yatağıma yattım. Onlar salonda gülüşerek sohbet ediyorlardı. Bir ara birden sesler kesildi, bir sessizlik oldu. Sonra hafiften, “Ohhhh! Mmmmm!” diye inlemeler duymaya başladım. Kalkıp sesizce koridora çıkıp salona baktım. Cengiz’le Rana koltukta deliler gibi öpüşüyorlar…

    Onları o şekilde görünce içimi anlaşılmaz bir heyecan kaplamıştı ve izlemeye devam ettim. Sonra Rana Cengiz’in pantolonunu indirip sikini emmeye başladı. Cengiz’in siki ölen kocamınkiyle hemen hemen anı boyda, fakat oldukça kalındı. Rana sonra soyunup Cengiz’in önünde domaldı. Cengiz arkasına yanaşıp sikini soktu ve Rana’yı deli gibi sikmeye başladı. Rana’nın çığlıklarına nerdeyse tüm apartman ayağa kalkacaktı. Cengiz Rana’ya, “Biraz sessiz ol, yengem uyanacak!” dedi. Rana da, “Rahat ol erkeğim, yengen sana vermek istediğimi biliyor, belki şu an bizi izliyor da olabilir!” dedi.

    Cengiz ondan sonra sık sık salon kapısına doğru dönüp bakmaya başladı, ama ben koridorda olduğum için beni göremiyordu. Rana’yı koltuğa uzatıp amını yalamaya başladı. Rana çok geçmeden çığlıklar atarak orgazm oldu. Onları izlerken ben de ıslanmış ve amımı okşamaya başlamıştım. Cengiz Rana’nın bacaklarını omuzlarına alarak sikmeye devam etti. 10-15 dakika Rana’yı siktikten sonra birden sikini amından çıkarıp Rana’nın yüzün ve göğüslerine boşaldı. Yakalanmamak için ben sessizce uzaklaşıp odama döndüm ve yatağıma uzandım. Ben işleri bitti diye sanmıştım, ama onlar halen devam ediyordu. Mastürbasyon yapıp uyumuşum…

    Ertesi gün mutfaktan gelen seslere uyandığımda vakit öğlen olmuştu. Rana Cengiz’le birlikte kahvaltı hazırlıyordu. Kahvaltımızı yaparken Rana benim evde bir gün daha kalmak istedi. Ben Rana’ya olur deyince Cengiz de kalmak istedi. Mecburen ona da olur dedim. Kahvaltıdan sonra Cengiz balkona sigara içmeye çıkınca, Rana bana, “Haberin var mı, Cengiz sana fena yanık!” dedi. “Saçmalama, olmaz öyle bir şey. Uyuduruyorsun!” dedim. Rana, “Yemin ederim, gece ağzını aradım, kendisi itiraf etti, yıllardır seni sikmeyi hayal ediyormuş, sürekli seni hayal edip 31 çekiyormuş!” dedi. Rana’ya çok kızdım önce, ama içim kıpır kıpır da oldu…

    Cengiz’in bana bakışları değişmişti sanki. O gece erkenden yatmaya karar verdik. Ben yatmak için hazırlanırken Rana yanıma gelip, “Uyurken iç çamaşırı giyme, hatta çıplak yat, Cengiz bu gece ateşini söndürecek!” dedi. “Saçmalama, delirdin mi sen? Buna izin veremem, olmaz!” dedim. Rana da, “Kızım aklını kullan, genç delikanlı, zıpkın gibi. Hem kimseye de bir şey söyleyemez, fena mı olur yıllardır yarak yemedin sen de. Hem ben Cengiz’e, sana kuvvetli bir uyku ilacı verip uyutacağımı söyledim. Senin uyanık olduğunu bilmeyecek ki!” dedi. Rana beni zorla duşa soktu. Duştan sonra da çırıl çıplak yatağıma yattım, heyecandan kalbim yerinden fırlayacaktı sanki…

    Bir süre sonra kapı açıldı. Ben uyuyor numarası yapıyordum. Göz ucuyla baktım Cengiz çırıl çıplak yanıma geldi. Siki demir gibi dim dikti. Üstümden yorganı çekti, biraz beni seyredip sonra bacaklarımı okşamaya başladı. Arkama geçip göğüslerimi elliyor, boynumu, sırtımı öpüyordu. Kalbim küt küt atıyordu. Cengiz amımı okşayıp parmaklamaya başladı. Vücudumu öperek yavaş yavaş aşağıya indi. Beni yavaşca yüz üstü döndürüp popomu öpüp okşamaya başladı. Götümün yanaklarını iki yana ayırıp, göt deliğimi yalıyordu. Zevkten kuduruyordum. Sonra üstüme çıktı, sikini amıma dayayıp içime girdi. Amım sırıl sıklam olmuştu. İnanamıyordum, yıllar sonra içimde genç birisinin siki vardı, üstelik bu kayıbiraderimin sikiydi. Kayınbiraderim resmen beni sikiyordu.

    O pozisyonda 10 dakika kadar siktikten sonra içimden çıktı. Sonra beni sırt üstü çevirip, dudaklarımdan öpe öpe göğüslerime, göbeğime, ordanda amıma indi. Bacaklarımı ayırıp amımı deli gibi yalıyordu. Dayanamadım kasılarak orgazm olmaya başladım. Cengiz dilini amıma sokup amımdan akan suları bile yaladı. Artık kendimi tutamayıp hafiften inlemeye başlamıştım. Cengiz sikini yine amıma sokup hızlı hızlı sikmeye başladı. Ben aldığım zevkten çığlık atmamak için kendimi zor tutuyordum. Biraz sonra göğüslerimi ısırarak içime boşalmaya başladı. İçimde öylece bekledi biraz…

    Sonra kalkıp Rana’ya, “Hadi bebeğim yala şunu kaldır, daha yengemi sikmeye doymadım!” dedi. Demek ki Rana da gelmişti ben sikilirken. Çaktırmadan baktım, Rana da çırılçıplaktı, dizlerinin üstüne çökmüş, Cengiz’in sikini emiyordu. Az sonra Cengiz başucuma yaklaştı ve sikini dudaklarıma sürmeye başladı. Ağzıma sokmaya çalışıyordu. Ben dudaklarımı gevşek bırakınca da ağzıma soktu ve git gel yapmaya başladı. Rana’ya, “Hadi yala bu orospunun amını, biraz daha zevke gelsin!” dedi. Rana bacaklarımı ayırıp amımı yalamaya başladı. İçim bir tuhaf olmuştu. Şimdiye kadar defalarca beraber masturbasyon yapmıştık, ama birbirimize hiç dokunmamıştık, bu ilkti…

    Cengiz sikini ağzımdan çekti ve Rana’nın arkasına geçti. Hareketlerden ve seslerden anladığım kadarıyla Rana’yı sikiyordu, Rana da benim amımı yalıyordu. Bir az sonra Cengiz Rana’yı sikmeyi bıraktı ve “Çekil!” dedi. Rana çekilince Cengiz bacaklarımı karnıma doğru kaldırdı. Sonra o koca sikini göt deliğime dayadı ve yavaş yavaş içime girmeye başladı. Kafası götüme girmişti. Canım çok yanıyordu ama bağıramıyordum, beni uyuyor zannetsin istiyordum. Birden hepsin götüme soktu ve hızlı hızlı girip çıkmaya başladı. Ben acıdan bağırarak gözlerimi açtım ve “Napıyorsun, yapma!” demeye başladım. O sırada Rana da bizi izleyip kendi amını okşuyordu. Cengiz, “Hadi yenge uyumadığını biliyordum, tadını çıkar!” deyip dudaklarıma yapıştı ve sikmeye devam etti. Yaklaşık 20 dakika beni götümden her pozisyonda sikti ve götüme boşaldı…

    O gece sabaha kadar üçlü sikiştik. İlerleyen haftalarda da bu sikişmelerimiz devam etti. Rana şimdi yurtdışında, ama Cengiz beni her fırsatta sikiyor. O senenin yazında aramıza benim yurtdışından tatile gelen gelinim de katılmıştı. Meğerse Cengiz aileden bir tek kendi ablasını ve annesini sikmemiş, gelinlerimizi sıraya dizmiş azgın şerefsiz. Hatta yeğenlerimi bile sikmiş. Benden başka kimi siktiği önemli değil, benim ateşimi söndürüyor ya önemli olan bu!

    açık sex siteleri arkadaş seks hikayeleri azgın baldız hikayeleri baldız itiraf eşli erotik hikayeler koca götlü hikaye porno seksi seksihikayeler sex hikayeleri sikiş
  • Sekste İlk Deneyimim Kızarkadaşımın Babasıyla Götten Oldu

    Sekste İlk Deneyimim Kızarkadaşımın Babasıyla Götten Oldu

    Ben Banu, 1.80 boyunda, esmer, kendince güzel sayılacak, etrafımdakilerin söylediklerine göre manken gibi bir kızım. Ben, Tekirdağ’ın deniz kenarına yakın bir sitede çalışan, 10 sene önce buraya çalışmak için gelmiş bir ailenin ortanca kızıyım. Ailem köy kökenli tutucu bir aile olduğu için, buralardaki kızlara göre daha kısıtlı gezer, giyinirdim. Babam sitenin kalorifer işi gibi teknik işleriyle ilgilenir, annem ise ev işlerine gider. Ablam 23 yaşında ve evli. Bir de bu sene Üniversiteyi kazanıp giden erkek kardeşim var. Burdaki seks hikayelerini okumaya başlamam, İstanbul’dan tatile gelen, çok iyi anlaştığım kız arkadaşım Ebru’nun tavsiyesi ve ısrarıyla oldu.

    Ben liseyi bitirince okumamıştım. Evde kalıp anneme ve babama yardım ediyordum. Yazın Ebru tatile gelir, Tekirdağ’da okullar açılıncaya kadar kalıp, daha sonra İstanbul’a dönerdi. Ebru, ailesinin durumu çok iyi olduğundan ve evin biricik kızı olduğundan çok rahat davranan biriydi. Sadece yazları görüşsek te, Ebru benim çok iyi anlaştığım tek arkadaşımdı. Bu yazın da yine geldi. Ebru’yla olunca, ailem benim gezmeye ve denize gitmeme daha rahat izin verirdi. Deniz kenarında yaşamamıza rağmen pek denize girdiğim yoktu, sadece ablam bize geldiğinde ailece gidersek, yada Ebru ile babası babamdan izin aldığında gidiyordum.

    Yine yazın sonuydu. Ebru, ailesinin geri döneceğini, ama kendisinin bir 10 gün daha (okullar açılıncaya kadar) kalacağını söyledi. Haftasonu bir akrabasının yazlığına Cumadan gidip Pazartesi döneceklerini, benim de gelmemi istedi. Ben de ailemin izin vermeyeceğini, sadece babasının babamdan izin alırsa gelebileceğimi söyledim. Ebru da babasından rica etti. Ebru’nun babası (Mustafa abi) 45 yaşında, atletik, uzun boylu ve karizmatik biriydi. Babamla da araları iyi olduğundan, babama ısrarı sonucu bana izin aldı. Cuma sabahı, ben, Ebru, Mustafa abi ve eşi Gülçin teyze ile, kalacağımız akrabalarının yanına gittik. Gittiğimiz yazlık Ebru’nun teyzenin yazlığıydı. Ebru’nun teyzesi, eniştesi ve oğlu Kaan bizi sıcak bir şekilde karşıladılar ve yazlığa yerleştik.

    Öğle yemeğimizi yedikten sonra denize gitmeye hazırlanırken İstanbul’dan bir telefon geldi. Ebru’nun anneannesi rahatsızlanmış, hastaneye kaldırmışlar. Bu haber üzerine tüm aile tatili kesip İstanbul’a dönecekken, Ebru’nun annesi eşine, “Mustafa sen çocuklarla kal, biz eniştem ve ablamla gider gerekeni yaparız.” dedi. Diğerleri de onayladı. Dolayısıyla ben, Ebru, teyzesinin oğlu Kaan ve Ebru’nun babası Mustafa abi kaldık. Onları yolcu ettikten sonra biz de zaten deniz hazırlığımızı yapmıştık, denize gittik…

    Ebru, Kaan ve ben denize girerken, Mustafa abi deniz kenarında güneşleniyordu. Deniz içinde Ebru ile Kaan bir hayli birbiriyle şakalaşıp el kol harektleri yapıyorlardı. Bense biraz tutuk ve çekingendim, onların biraz uzağında yüzüyordum. Bir ara dikkatimi çeken ilginç birşey oldu, Kaan Ebru’nun göğüs ve kalçalarını elliyor, Ebru ise Kaan’a babasının görebileceğini, rahat durmasını söylüyordu. Bir hayli geçmişti ki ben sıkılmış kenara çıkmıştım. Mustafa abinin yanına selam verip uzandım. Mustafa abi mayo ileydi ve önündeki kabartı çok belli oluyordu, biran oraya gözüm takılmıştı. Mustafa abi gülerek, “Hayırdır Banu durgunsun, neden yüzmüyorsun?” dedi. Ben sadece, “Şeyy… ben denize girmeyi pek sevmem, sizin hatrınız için geldim.” dedim. Mustafa abi, “Sağol, bizi kırmadığın için teşekkür ederim.” dedi…

    Neler yaptığımı, nasıl zaman geçirdiğimi sormaya başlamıştı ki, konu döndü dolaştı, erkek arkadaşım olup almadığına geldi. Bugüne kadar sadece Lisede bir kez olduğunu, bir de bizim sitede çalışan birinin sürekli benle arkadaş olmak istediğini, ama babamdan korktuğum için bunu kabul etmediğimi anlattım. O sırada yanımıza Ebru ve Kaan geldi, büfeye gidip birşeyler alacaklarını söyleyip izin istediler. Babası da izin verdi, bize de dondurma ve su almalarını istedi. Onlar gittiler, biz halen oturuyor, sohbet ediyorduk. Akşam üzeri olmuştu sahilde çok kimse de kalmamıştı. Bir ara ben, “Mustafa abi ben de gidip Ebru’ya bakayım.” dedim. “Tabiki!” dedi…

    Ben büfeye giderken elbise değişim kabinlerinin arkasında öpüşen kişileri fark ettim. Biraz daha yaklaşınca bunların Ebru ile Kaan olduğunu gördüm, adeta kendilerinden geçmişlerdi, birbirlerini yiyecekmiş gibi dudakları yapışmış, Kaan Ebru’nun kalçalarını okşuyordu. Şok olmuştum. Gerçi Ebru’yu erkeklerle bu şekilde ilk görüşüm değildi. Ebru çok rahat bir kızdı ve onun için böyle işler normaldi. Ama bu başkaydı, Kaan teyzesinin oğluydu. Bir süre onları izledim, onlar beni farketmemişti. Biraz daha yiyişip toparlandılar, yola çıkıp büfeye gideceklerken, ben arkalarından seslendim. Bana bir arkadaşlarını gördüklerini, biraz onunla sohbet ettiklerini, daha büfeye yeni gideceklerini söylediler. Ebru, istersem benim de büfeye gelebileceğimi söyledi. Ama ben babasının yanına döneceğimi söyleyip, geri döndüm. Onlara maydonoz olmak istemiyordum…

    Ben tam babasının yanına vardığımda, babası yazlığa dönüp şirket ile bir işi olduğunu, onu internetten halledeceğini, istersem benim Ebru’ları bekleyip onlarla dönebileceğimi söyledi. Ben de yazlığa dönmek istediğimi, sıkıldığımı söyledim. “Tabi, gel!” dedi. Ebru’yu da arayıp, bizim yazlığa döneceğimizi, kendilerinin de işleri bitince yazlığa gelmelerini söyledi…

    Yazlığa gittik. Mustafa abi bilgisayarın başına geçti. Ben de banyoya girip bir duş almayı geçiriyordum aklımdam. Odama girip havlumu bırakıp, duştan sonra üzerime giyeceğim elbiselerimi hazırladıktan sonra üzerimdeki mayo ile banyonun yolunu tuttum. Mustafa abiyi bilgisayarın başında zannederek üzerimdeki mayonun askılarını indirip banyoya girdiğimde şok olmuştum. Mustafa abi çırılçıplak banyodaydı ve duşa girmek üzereydi. Plajda mayosuyla gördüğüm kabarık önü, bu defa herşeyiyle karşımdaydı. Ben şaşkınlıkla kocaman yarağına bakarken, o da elimle kapatmaya çalıştığım göğüslerime bakıyordu. Şaşkınlığım geçtikten sonra, “Şeyy, ben sizi bilgisayarın başında sanmıştım, özür dilerim…” derken, Mustafa abi yanıma yaklaştı ve çok güzel olduğumu, gelmemi istedi. Donup kalmıştım adeta. İlk kez böyle birşeyle karşı karşıyaydım. Daha önce çevremde sadece Ebru’yu erkeklerle ve bir kez de ablamı eniştemle sevişirken gören ben, ilkkez canlı yarak görüyordum…

    Ellerim halen göğüslerimdeydi. Mustafa abi istersem dokunabileceğimi söyledi. Ben ise halen kendime gelememiştim ve o şaşkınlıkla, “Şeyy, ilk ilk kez görüyorum…” dedim. Mustafa abi dudaklarıma yapıştı ve öpmeye başladı. Bugün gördüklerimin tesiriyle karşılık bile veremedim. Üstelik çok hoşuma gitmişti, ilk kez bir erkek tarafından öpülüyordum. Mustafa abi beni kendine çekti, rahat olmamı, beni çok güzel bulduğunu, beni istediğini söylerken, halen beni öpüyor, elleri ile göğüslerimi kalçalarımı sıkıyordu. Ben ise birşey yapamıyor, karşılık dahi vermiyordum, ama hoşuma gidiyordu. Beni iyice saran Mustafa abi üzerimdeki mayoyu aşağı çekerek beni çıplak bıraktı, elimden tutarak elimi yarağına götürdü. Yarağı büyük ve kalındı. Nedense o an aklıma seks hikayelerinde okuduğum kalın yaraklar geldi…

    Yarağı elimdeydi, okşamamı istedi, ben ise sadece avuçladım. O ileri geri yapıp, kalçalarımı ve amımı okşuyor, göğüslerimi sıkıp, dudaklarımı öpüyor, beni iyice zevk sarhoşu yapıyordu. Okadar zevk almaya başladım ki, amımın sulandığını hissettim. Ben de karşılık vererek, elimdeki yarağını sıkıp, dudaklarına yapıştım. Acemice öpüşmem onun daha hoşuna gitmişti. Beni tekrar sarıp, boynumu yalıyor, göğüslerimi ısırıyordu. Beni omuzlarımdan aşağı ittirerek önünde diz çökmemi sağladı, “Yala!” dedi. Ben ise daha önnce hiç yapmadığımı, nasıl olduğunu bilmediğimi söyledim. Yarağını ağzıma götürmek istedi, ama ben ağzımı kaçırınca, beni ayağa kaldırdı, kendisi önümde diz çökerek amıma yumuldu. Amımı çok hızlı yalıyor, adeta beni çıldırtıyordu. Bu arada parmakları ile de götümün deliğini zorluyordu…

    Ben artık iyice kendimden geçmiştim. Hayatımda ilk kez, üstelik babam yaşında biri ile sevişiyordum. Mustafa abi çok iyi sevişiyordu, fakat götüme soktuğu parmağı canımı acıtıyordu. Biran, “Ayyy!” diyerek irkildim. “Ne oldu, canın mı yandı aşkım?” diyerek kibarca sordu. “Mustafa abi ben ilk kez böyle birşey yaşıyorum, bence bu yaptığımız çok yanlış!” diye itiraz etmek istedim. Ama o, “Bana abi deme, aşkım de! Herşeyin bir ilki vardır, merak etme güzel olacak!” diyerek yine beni önünde diz çökertti. Yarağını ağzıma vermek istiyordu, ama ben alamıyordum, kalındı ağzıma girmiyordu. “Öp onu, yala!” dedi. Tam öperek yalamaya başlamıştım ki, saçlarımı çekti. Can acısıyla ağzımı açmam ve o kalın yarağın ağzıma girmesi bir oldu. Ağzım yırtılacak gibi, kusacak gibi oluyordum. Ama Mustafa abi çıkarmama izin vermiyor, başımdan tutarak adeta ağzımdan sikiyordu beni. Ben bu arada birkez daha ıslanmıştım. Mustafa abi de fazla dayanamayıp ağzıma boşalmaya başladı. Çok kötü bir tadı vardı, hemde çok geliyordu. Boğulacak gibi oldum. Zorla çıkarmıştım ki ağzımdan, çıkarmamla lavaboya kusmaya başlamam bir oldu…

    Ben lavobaya dönmüş kusarken, Mustafa abi arkadan kalçalarımı ve amımı yalıyor, parmağını amıma sokuyordu. Ben halen kendime gelememiştim, fakat o anda tek düşündüğüm şey kızlığımdı. Ona bakire olduğumu, kızlığıma zarar vermemesini istedim. Mustafa abi de bunun üzerine amımı parmaklamayı bırakıp, parmağını götüme sokmaya başladı. Canım acıyordu, ama Mustafa abi çok iyi biliyordu işini, bana zevk te veriyordu. Ben önünde domalmış durur halde lavaboda ağzımı yıkarken, o ise parmağını götümde ileri geri yaparak sırtımı yalıyordu. İyice çıldırmıştım ve kendimi daha da ona teslim etmiştim. O da bunu anlayınca yarağını götüme sokmaya çalıştı. Yarağını götümün deliğinde iyice hissettim, fakat kalındı ve girmiyordu. Aslında korkuyordum da, istiyordum da…

    Bana, “Böyle kal!” diyerek, banyo dolabından losyon aldı, bolca yarağına ve götüme sürdü. Ben olacakları beklerken yine yarağını götüme zorladı. Yine girmiyordu. “Kendini rahat bırak, sıkma!” diyerek, lavobayo doğru dahada domalmamı istedi. Dediklerini yaptım, yeniden zorladı. Birden içimde tarif edilemeyecek acı hissetim, beynimde şimşekler çakıyordu. “Çıkarrr!” diye bağırıyordum, fakat kaçamıyordum çünkü kafam lavabonun altındaki duvara dayanmış, Mustafa abi de beni sıkıca kavramıştı. O kocaman yarak götümde yavaş yavaş ilerlerken, ben ise artık acıya dayanamıyordum ve ağlıyordum. Elim ayağım kesilmişti. O ise hala götüme sokmaya devam edip, “Geçti aşkım, girdi, az kaldı!” diyordu. Kasıklarını kalçalarımda hissetiğimde acıdan kendimden geçmiş ve bayılmışım…

    Ayılıp kendime geldiğimde yatak odasındaydık, yüzüstü yatıyordum. Mustafa abi kasıklarımın altına yastık koyup beni domaltmış, arkamda götümü sikiyordu. Bende hal kalmamıştı, o ise sürekli abanıyor, sırtımı ensemi öpüyor, götümü sikmeye devam ediyordu. 15-20 dakikadır sikmesine rağmen boşalmamıştı. Garip tarafı, bu iş bana acının yanında zevk te veriyordu. O zevkle ben de kalçalarımı ona itiyor karşılık veriyordum. Mustafa abi müthiş bir tecrübeyle sikiyordu götümü. O kalın büyük yarağın içimde olduğuna ve götüme nasıl alabildiğime halen inanamıyordum. Her tarafım uyuşmuş ve götümün deliğini hissetmiyordum. Artık bende hal kalmamıştı, “Mustafa abi boşalll!” diye yalvarmaya başladım. İyice hızlanmıştı. Ben zevk ve acıdan yatağı dişliyordum. Sonunda acaip bir hırıltı ile götüme boşaldı…

    Yarağını götümden çıkarıp, yarağını çarşafa sildi. Bana iltifatlar ediyor, “Seni çok seviyorum aşkım, karıcığım!” diyor, omuzlarımı, sırtımı, belimi, götümün yanaklarını öpüyordu. Ben halen o acı ve şaşkınlıkla, şok bir halde yatakta yüzüstü yatıyordum, sesim çıkmıyordu. Derken alt kattan sesler duyuldu, kesin Ebru ile Kaan gelmişlerdi. Mustafa abi mayosunu giyip bilgisayarın başına giderken, ben de dölden sırılsıklam olmuş çarşafı alıp banyoya koştum…

    aile arasında sex aldut hikayeler dul kadın hikayeleri ensest hikaye abla karım porno hikaye kayınvalide sex hikayeleri sex hikayeleri abla kardeş sikis hikayeleri porno
  • Deprem 10 Saniye Sarstı Kaynımın Yarağı Sabaha Kadar

    Deprem 10 Saniye Sarstı Kaynımın Yarağı Sabaha Kadar

    Kocamla evlendiğimizde askerliğini henüz yapmamıştı, okulundan dolayı erteletmişti. Aynı iş yerinde çalışıyorduk. Tanıştık, kısa bir nişanlılık döneminden sonra evlendik. Ailesiyle aynı binada oturuyorduk. Anne babası ve bir erkek kardeşi üst katımızda oturuyorlardı. Kısa sürede kaynaşmıştık ailesiyle. Beni kızları gibi görüyorlardı. Onlar beni, ben onları sevmiştim. Annesine benzeyen ufak tefek kocamın aksine, 20 yaşındaki kardeşi Mert çok yakışıklı, sporla uğraşan, yapılı, iri yarı bir çocuktu. Çocuk derken aramızda 3 yaş fark var sadece. Kocamın tüm ailesine, özellikle Mert’e kanım ısındı, çok iyi anlaştık.

    Evliliğimizin cicim aylarından sonra, artık kocamın tekdüze, uyduruk sevişmelerine alışmış, doymasam da tatmin olmasam da, orgazm taklidi yaparak evliliğimizi, götürmeye çalışıyordum. Evlendiğimde bakire olmama rağmen, gerçek seksin bu olmadığını internetten, okuduğum kitaplardan biliyordum. Fakat salt bu nedenle kocamdan ayrılmayı, düzenimi bozmayı göze alamıyordum.

    Kaynım Mert ise kocamın tam tersiydi. Kızlarla, hatta mahalledeki birkaç evli kadınla haşır neşir oluyor, gününü gün ediyordu. Bir kısmını annesinden duyuyordum, bir kısmını da komşu kadınlardan öğreniyordum, “Kız senin kaynın var ya, Bakkalın karısıyla…” gibi. Uçan sineği kaçırmayan zamparanın tekiydi kısacası. Bunları duydukça ona başka gözle bakmaya başlamıştım. Kapımın önünden geçip üst kata çıkarken ben bir bahane uydurur, havadan sudan kapı önünde sohbet ederdim. Bu arada kaynımın yapılı gövdesine, geniş üçgen omuzlarına sımsıkı sarılmamak için kendimi zor tutardım. Baktıkça bakasım geliyordu piçe…

    Öyle etkilemişti ki beni, artık kocamın kardeşidir, akrabadır diye bakamıyordum ona. Bir erkekti o. Hem de yakışıklı, dalyan gibi, sapına kadar erkek. Geceleri kocamın altında yatarken, o olsaydı nasıl sevişir, nasıl öpüşür, kotunun önündeki kabarıklık neye benzer diye düşünürdüm. Kocam içime girip çıkarken onunla seviştiğimin, onun ağırlığı altında ezildiğimin hayallerini kurardım hep.

    Kocamla işten döndüğümüzde akşam yemeklerini genelde onlarla beraber yer, oturur, yatmaya evimize geçerdik. O da evdeyse, dışarıda değilse sevindirik olurdum. Benim ona baktığım gibi o da bana baksın, beğensin isterdim. Aile içinde ne kadar mümkünse, olduğunca kısa etek, askılı bluzlar giyer, dikkatini çekmeye çalışırdım. Benim ne eksiğim vardı ki o yatıp kalktığı orospulardan! Gittiğimiz düğünlerde, pikniklerde, plajlarda hep onu keser, ona yakın olmak, eline koluna dokunabilmek için bahaneler yaratırdım.

    Sonunda korkuyla beklenen şey oldu. Kocamın uzun dönem askerliği başladı. Onunla beraber benim yalnızlığım da başladı. Zaten yetersiz bulduğum seks yaşamım artık tamamen sıfırlanmıştı. Günler geçmek bilmiyordu. Sabah kalk, işe git, akşam gel, kaynananın hazırladığı yemeği ye, biraz otur, kadına yardım et, evdeyse kaynını aç gözlerle dikizle, yatma zamanı kendi evine siktir olup git, yalnız yatağında, kendini okşaya okşaya zıbar. 5, 10, 20 gün, 1 ay, 3 ay… Artık dayanamaz hale gelmiştim. İyice azmıştım, erkeksizlik başıma vurmuştu. Hayır, sikilmenin tadını almamış olsam neyse! İyi ya da kötü, bir erkekle seks yapmaya alıştıktan sonra sap gibi kalıvermek çok kötü!

    Bazen kendimi Mert’e, dudaklarına, kirli sakalına, pazularına, pantolonun önündeki kabarıklığa bakarken erotik hayallere dalmış buluyor, sonra da silkinerek kendime gelmeye çalışıyordum. Etrafıma, Mert’e bakıyordum korkuyla. Ona arzuyla baktığımı görmüş müydü? Aklımdan geçenleri, onu ne kadar istediğimi anlamış mıydı? Sanırım biliyordu Mert, farkındaydı. Hissediyordum bunu. Oturduğum yerde onu süzerken gözlerimi pantolonun, şortun önünden yukarı kaldırdığımda, onun bana bakan, soran gözleriyle karşılaştım birkaç kez. Utandım, yanaklarım alev alev yandı, kızardım yeni yetme kızlar gibi. Ne bakıyorsun salak? Anla işte! Abin gideli kaç ay oldu? Kaç aydır erkeksizim haberin var mı?

    Dipten gelen acaip bir gürültüyle beraber 10 saniyelik şiddetli bir sarsıntı. Hepimiz ayağa fırladık. Ödüm koptu. Elimdeki çay bardağını fırlatıp çığlık atarak hemen yanımda duran Mert’e sarılıverdim o korkuyla. O da korurcasına kollarının arasında sımsıkı sardı beni. Sarsıntı bittikten sonra da bir süre ayrılamadım ondan. Korkuyla birbirimize, sallanan avizeye, büfede devrilen bardaklara bakıyorduk. Kalbim kuş gibi çarpıyor, gözlerimden yaş geliyordu. Sonra durumu fark ettim. Mert’in, kaynımın kollarındaydım.

    Öyle rahatladım ki. Güvendeydim onun kollarında. Başımı geniş göğsüne dayayıp, derin bir nefes aldım, onun mis gibi erkek kokusunu içime çektim. Elleri sırtımı okşuyor, kollarıyla sımsıkı sarıyordu. “Şşşt… Tamam yenge, btti, korkma artık, sakin ol!” diyerek o kalın erkek sesiyle teselli etmeye, sakinleştirmeye çalışıyordu.

    Sakinleşmiştim artık. Ama böyle durmak öyle hoşuma gitmişti ki. Gerekirse sabaha kadar böyle kalmaya razıydım. Kollarında, sımsıkı sarılmış, göğüslerim onun kaslı bedeninde ezilir vaziyette, kasıklarımız birbirine yapışmış. Ama maalesef, kayınvalidem dua etmeyi bırakıp bize döndüğünde istemeden ayrılmak zorunda kaldım. Tedirgin, diken üstünde oturduk. Bir süre daha geçti. Uyku ağır basmaya başladı. Kayınpederim artık yatmamızı, korkulacak bir şey olmadığını söyledi. Ben halen dehşet içindeydim. Orada yatmamı istediler, ben kabul etmedim, “Uyuyamam anneciğim, kendi yatağımda yatmak istiyorum. Ama korkuyorum da yalnız başıma…” dedim çaresizlik içinde.

    Kayınvalidem, “Madem evine gitmek istiyorsun, git kızım. Korkuyorsan Mert gelsin, salonda yatsın. Evde biri olunca için rahat eder yavrum! Hadi Mert, yengende kal bu gece!” dediğinde kulaklarıma inanamıyordum. Mert ve ben. Koca evde yalnız. Sevincimi saklamaya çalışarak korkmuş görüntümü sürdürdüm. Sesim titreyerek, “Çok iyi olur annecim! İnan ödüm patlıyor. Evde bir nefes olursa hiç olmazsa uyuyabilirim biraz. Yoksa sabah işe gidecek halim olmaz uykusuzluktan!” dedim.

    İyi geceler dileyip, kaynımla beraber alt kata indik. Evin kapısını açarken ellerim titriyordu heyecandan. Küçük odadaki yatağı hazırladım yatması için. Televizyonu açıp depremin şiddetini öğrenmeye çalışan Mert’in yanına gittim. Oturduğu üçlü koltukta yer açtı bana, yanına oturdum, beraber izlemeye başladık. Bir yandan televizyonu izliyor, bir yandan sohbet ediyorduk. O, yanımda, yanıbaşımda olduğu için öyle mutluydum ki…

    Tam yaşadığımız korkudan, sarsıntıdan bahsediyorduk ki, bir çıtırtı daha olmasın mı? Sanırım hafif şiddetteki duyulur duyulmaz minik artçı depremlerden biriydi. Fakat bu minik sarsıntının korkusu bile yetti bana ayağa fırlamam için. Yine aynı şey oldu, benimle birlikte ayağa kalkan Mert’e sarılıverdim. İki üç saniye bile sürmedi çıtırtı. Ama halen kollarındaydım, ayrılmamış, bana sarılan güçlü kolların tadını çıkarıyordum. Mert yine tedirgin hareketlerle sırtımı okşayarak beni sakinleştirmeye çalışıyordu. Ben kedi gibi sokulmuştum kollarına. Tüm vücudum onunkiyle temas halindeydi, sımsıkı sarılmıştım.

    İşte o anda hissettim karnıma temas eden sertliği. Birbirimize sımsıkı temas eden bedenlerimizin varlığıyla kaynımın yarağı taş gibi olmuş, aramızda kendini hissettirmeye başlamıştı. Boydan boya ürperdim. Kasıklarımda bir yangın başladı. O da huzursuzca kıpırdandı. Sırtımı okşayan eller çıplak kollarımı tuttu, beni kendinden uzaklaştırmaya çalıştığını hissettim. Pürüzlü bir sesle bana, “Çok korktun yine yenge. Sana su getireyim!” dedi, önünü bana göstermemeye çalışarak arkasını döndü, mutfağa gitti.

    Öylece kalakalmıştım. Koltuğa kendimi attım. Yanaklarım alev alev yanıyordu. Elinde su bardağıyla gelen kaynıma baktım dolmaya başlayan gözlerimle. Tanrım, ne kadar yakışıklıydı. Ölebilirdim, bana sarılması, sevmesi, sevişmesi için. Yalvarmam, ayaklarına kapanmam gerekse de. Fakat o anda bir şey diyemedim, gözlerine baktım sadece, konuşamadım. O ise bana bakmaya bile çekiniyordu. Uzattığı bardağı alıp suyu bir dikişte içtim. Önündeki kabarıklığı nasıl başardıysa yok etmişti. Az önceki sertlikten eser yoktu.

    Benden uzaklaşırcasına gitti karşıdaki koltuğa oturdu, televizyon izlemeye başladı. Ben de onu izliyordum. Konuşmuyordu hiç. Sanırım içinde müthiş bir mücadele yaşıyordu. Hissediyordum bunu. Ben, abisinin karısı, yengesi. Benim için sertleşen yarağı… Bir zaman böyle oturduk, televizyon izledik sessizce. Sonra bir iki esnedim, uykum gelmiş gibi. Ayaklarımı kaldırıp koltuğa uzattım, boylu boyunca uzandım doğalca. Yatar vaziyette izlemeye başladım televizyonu. 5-10 dakika sonra gerçekten gözkapaklarım ağırlaştı, içim geçiverdi. Bu durumda ne kadar kaldım bilmiyorum, Mert’in bana seslenmesiyle kendime geldim. Ama gözümü açamadım. Oturduğu yerden bana sesleniyordu, “Yenge? Uyudun mu?” diye.

    Cevap vermedim, uykumda rüya görüyormuşçasına mırıldandım. Bacağımın birini kaldırıp ayağımı yere koydum yattığım yerde, diğerini de dizimi havaya dikip koltuğun arkasına dayadım. Diz üstü kısa eteğim iyice açıldı bu hareketimle. Birkaç kez daha seslendi, yine uyumaya devam ettim güya, yanıt vermedim. Başım yana düşmüştü. Kirpiklerimin arasından Mert’i izliyordum. Gözünü benden, açılan bacaklarımdan ayıramıyordu. Elini pantolonunun önündeki kabarıklığa götürmüş, okşayıp duruyordu. Benim uyuduğumu zannettiğinden kalkıp yanıma geldi. Koltuğun önünde diz çöktü. Omuzumdan tutup hafifçe sarstı, “Yenge? Uyan hadi!” dedi.

    Düzgünce nefes alıp vermeye çalışıyor, uyuyor görüntüsü vermeye devam ediyordum. Gözlerimi kapatmıştım. Ne yapacağını merak ederek bekledim. Bir süre hareketsiz durdu. Eteğimin meydanda bıraktığı bacaklarımı, bluzumun açılan yakasından göğüslerimi seyrediyordu sanırım. Sonra ayaklarımda elinin temasını hissettim birden…

    Ayaklarımı okşayan eli yavaş hareketlerle yukarıya çıktı. Dizimi geçti, baldırlarımı okşadı tüy gibi. Öyle zevk alıyordum ki, inlememek için, ona belli etmemek için kendimi zor tutuyordum. Eli baldırlarımda, bacaklarımın içlerinde dolaştı, küloduma kadar çıktı. Eteğimi iyice belime kadar sıyırdığını hissettim. Tanrım! Eğer amıma dokunursa biterdim ben. Ayların verdiği açlıkla anında orgazm olabilirdim. Şimdi bile ıslanan amımdan sularımın aktığını hissediyordum…

    Dokunmadı amıma. Derin bir nefes alıp başını küloduma yaklaştırdı, amımın kokusunu ciğerlerine kadar çekti, “Ah yengem… Yengemm!” diye mırıldandı, “Öyle güzelsin ki, hastayım sana kadın! Bitiyorum sana, aşığım sana! Ah bir bilsen seni nasıl istediğimi! Bir anlasan beni! Ah bu güzel amcığını bir siksem! Ahhh!” diyordu.

    Aniden beni bırakıp fırladı yerinden, koşa koşa banyoya gitti. Sanırım boşalmak üzereydi, rahatlamaya gidiyordu. Bense elimi şehvetle yanan amıma götürüp avuçladım, sıktım dudaklarını, daha o anda inleye inleye sarsılmaya başladım. Beni duyacak hali yoktu Mert’in, banyoda kendisiyle uğraşıyordu. Sarsıla sarsıla boşaldım. Orgazm kasılmalarım bittiğinde eteğimi düzeltip yan döndüm, uyur vaziyetime devam ettim. Mert işini bitirip banyodan çıktığında beni bu halde buldu. Bir süre daha yanımda durup seyretti sadece. Sonra gidip üzerime bir pike getirdi, üzerimi örttü. Kendisi de odasına gidip yattı.

    O çıkınca sırt üstü yatıp gözümü tavana diktim. Dakikalarca. Aklımdan bin türlü şey geçiyordu. Orgazm olmak rahatlatamamıştı bedenimi. Uyku tutmuyordu. Gözümün önünden onun kabaran yarağı gitmiyor, eteğimin altından bacaklarımı okşayan elleri aklıma geldikçe kıvranıyordum yattığım yerde.

    Şeytan dürtüp duruyordu (Hadi düşünme artık, kalk git yanına!) diye. Gitsem yanına. Uyudu mu acaba? Okşasam bana yaptığı gibi. Uyanır mı? Ne der? Nasıl karşılar? Kovalar mı beni yanından? Onun “Yenge!” diyen tatlı sesi kulaklarımda hep. Maviş gözleri. Etli dudakları. Gülünce parlayan beyaz dişleri. Kokusu. Kabarık önü. Vücudu. Beni saran kaslı kolları. Başımı göğsüne dayadığımda duyduğum huzur. Mert’in her bir yeri gözümün önüne geldikçe daha çok deliriyordum. Artık akraba, kayın, kocamın kardeşi falan dinleyecek, umursayacak halim kalmamıştı. O da beni istiyordu işte. Kulaklarımla duymuştum beni ne kadar istediğini!

    Hırsla üstümdeki pikeyi tekmeleyip fırlattım, yere attım. Kararımı vermiştim. Neye mal olursa olsun. Duramıyordum artık. Kalktım, doğru odasına gittim. Kapısı aralık duruyordu, itip içeriye süzüldüm. Holün hafif aydınlattığı odada, düzenli nefes alış verişleri duyuluyordu. Uyuyordu. Canım benim. Üzerine hiçbir şey örtmeden sırt üstü yatmıştı yatağa. Ve sadece bir boxer vardı giysi olarak. O geniş göğsü nefes alıp verdikçe inip kalkıyordu. Öyle güzel, yakışıklı görünüyordu ki, dakikalarca seyrettim. Sonra, sanki orada olduğumu, onu izlediğimi hissetmişçesine gözlerini açıverdi…

    Beni yatağın yanında görünce şaşırıp doğruldu, “Hayrola yenge? Yoksa yine Deprem mi oldu?” dedi. Yatağın kenarına oturdum, elini tuttum, “Yok! Merak etme Mert, bir şey olmadı. Sadece…” dedim. Merakla yüzüme bakıyordu. Söyleyemedim gerisini. Onu istediğimi, onunla sevişmeye geldiğimi, yatağına geldiğimi söyleyemedim. Deprem olmadı, ama yangın vardı işte. İçim yanıyordu. Dudaklarım titriyordu heyecandan, gerdeğe girecek yeni gelin gibiydim.

    “Ne oldu, söylesene yenge? Merak ettirme beni!” dedi. “Gece salonda sen beni… Bacaklarımı okşarken ben uyanıktım Mert!” dedim. Yüzüme bakıp kaldı öylece. Yüzü mü kızarmıştı ne? Başını yana çevirdi, bana bakmıyordu şimdi, bakamıyordu. Elini çekmeye çalıştı, bırakmadım, tuttum sımsıkı. Öksürüp boğazımı temizledim, devam ettim, “Söylediklerini duydum. Her şeyi!” dedim. “Uyuduğunu sanıyordum yenge… Söylediklerimi unut, aldırma bana! Sen yengemsin! Abim…” dediğinde, “Abin yok Mert! 6 aydır yok! Yalnızım ben! 6 aydır kimse sevmedi, okşamadı, dokunmadı bana! Ben de sana aşığım! Yanıyorum Mert! Seni istiyorum ben de! Ölesiye istiyorum! Beni sevmeni, benimle sevişmeni istiyorum! Ölüyorum senin için!” dedim. Ağlıyordum bunları söylerken, göz yaşlarım damla damla süzülüyordu.

    “Olmaz yenge! Yengem olmaz!” diyordu halen. Hırsla elini tuttum, gözyaşlarımla ıslanan yanaklarıma sürdüm elini, avuç içlerini titreyen dudaklarımla öptüm, öptüm. Yalvardım, “Kimse bilmeyecek Mert, ikimizden başka kimse! Seviş benimle! Abin gelene kadar hiç olmazsa! Başka şey istemiyorum senden! Lütfen, bak sen de beni istiyorsun, kendi ağzınla söyledin! Hadi, yanıyorum ben! Başkasına mı gideyim istiyorsun? Elin adamıyla boynuzlayayım mı abini? Yabancılara, başka erkeklere yedirme yengeni işte, sen sik! Sik beni Mert!” dedim.

    Artık iyice yüzsüzlüğü, terbiyesizliği ele almıştım. Gözüm kararmıştı iyice. Bu gece bu aptal oğlanın altına yatmalıydım. Onunla sevişmeliydim. Kendimi siktirmeliydim. Her şeyi yapardım bunun için. Dudaklarına yapıştım aceleyle. Önce karşılık vermiyordu bana, ben köfte dudaklarını emmeye, dilimin ucuyla okşamaya başlayınca hırslandı, o da saçlarımdan kavrayıp öpüşmeye başladı. Ne kadar güzel öpüşüyordu bu çocuk! Ee, tecrübeliydi ne de olsa! Mahallenin kızları, kadınlarıyla, okuldaki kızlarla tecrübe kazanmıştı.

    Öpüşürken bir elimi göğsüne koydum, okşadım. Aşağıya indim yavaşça okşayarak, kaslı karnını, boxerinin üzerinden sertleşen yarağını okşadım. Parmaklarımın ucunda tıp tıp attığını, giderek sertleştiğini hissediyordum. Beklemiyordu bunu, “Mmmm… Yenge, ne yapıyorsun?” diye bir inilti çıktı ağzından. Elimi boxerinin önündeki düğmesini zorlayarak içeriye soktum. Ateş gibi yanan yarağını tuttum. Kalın, kocaman bir şey vardı şimdi avucumda, ateş gibi.

    Dudaklarını bırakıp eğildim. Boxerini sıyırıp dışarıya çıkardım yarağını, gözyaşımla ıslanan yanaklarıma sürdüm. Dudaklarıma sürdüm. Dilimi çıkarıp başına dokundum. Benim narin bileklerimden daha kalındı yarağı.

    Mert itiraz etmeyi kesmiş, kendini benim ellerime bırakmıştı. Dirseklerinin üzerine dayanmış, yaptıklarıma bakıyordu kısılmış gözleriyle. Ben de gözlerimi ondan ayırmadan yalayıp duruyordum güzel yarağını. Kocam izin vermemişti bunu yapmama. İlk defa bir erkeğin sikini yalıyor, ağzıma alıyordum. Ben sikiyle uğraşırken onun eli yine eteğimin altına girmişti. Bacaklarımı sıka sıka okşuyor, bacak içlerimde elini dolaştırıyordu. Küloduma geldi. Avuçladı. Yarağı ağzımdayken zevkle inledim. Nefes alabilmek için yarağını emmeyi bırakmak zorunda kaldım.

    “Ahhh… Mert!” diye inledim, külodumun ağını yana çeken parmaklar şimdi ıslanan amımı okşuyordu. Sıcak parmakların ıslak am dudaklarına teması bitiriyordu beni zevkten. İnleyip duruyor, bu arada elimdeki yarağı yalamaya çalışıyordum. Klitorisimi ıslak parmağıyla okşayınca sarsıldım. Muhteşem bir zevkti duyduğum.

    “Bırak emmeyi yenge, ağzına boşalmak istemiyorum. Yatmadan önce boşaldım, ama yarağımı emmen deli ediyor beni!” diye inledi o da. Şehvetten kısılmış gözlerimle ona baktım, emmeyi bıraktım ve “Gel benim yatağıma gidelim Mert! Daha geniş o yatak, daha rahat sevişiriz!” dedim. “Peki, hadi gidelim!” dedi. Kalktı, beni kollarına alıp tüy gibi kaldırıverdi. Boynuna sarıldım. Öpe öpe yatak odasına götürdü. Üzerine saten örtü örtülü yatağı açmadan boylu boyunca yatırdı beni. Boxerini ayağından sıyırdı bir çırpıda. Sertleşmiş yarağı önünde çelik gibi dimdik duruyordu. Heykel gibiydi. Öyle heyecanlıydım ki! Yatak odamda, kocamla seviştiğimiz odada, çırılçıplak kalan kardeşiyle, kaynımla beraberdim.

    Kocam aklıma gelince etajerin üzerindeki resim çerçevesine baktım. Kocamla evlilik resmimizdi, objektife bakan damadın gözleri adeta beni izliyordu. Uzanıp elimin tersiyle devirdim. Şimdi o çerçevenin içinden bana bakamayacak, azmış karısının kardeşiyle seviştiğini göremeyecekti. Başımı yastığa koydum. Sırt üstü yattığım yerden halen ayakta beni seyreden kaynıma baktım. Kollarımı açıp bekledim.

    Fazla bekletmedi beni. O güzel, çırılçıplak gövdesiyle üstüme uzandı. Ben ağırlığının altında inlerken, o dudaklarıma yumuldu, çılgınca öpüşmeye başladık. Dudaklarımı ısıra ısıra öpüyor, dilini ağzımın içine sokup dilimi okşuyordu. Ellerimle uzun saçlarını kavramış kendime çekiyor, omuzlarını, kollarını, sırtını okşuyordum şehvetle.

    O çırılçıplaktı, ben halen üzerimdeki etek ve bluzla duruyordum. Dudak dudağa öpüşürken yarağının sertliği bacaklarıma temas ediyor, ateş gibi değdiği yeri yakıyordu. Dudaklarımı somuran ağzından kendimi kurtarıp nefes nefese, “Soy beni Mert! Çıplaklığını hissetmek istiyorum!” diye inledim.

    Telaşla kalktı üzerimden, bluzumun düğmelerini koparırcasına açtı. Dantel sütyenimi çıkarmasına yardım ettim. İkimiz de heyecan içindeydik. Titriyorduk. Hareketsiz durup hayranlıkla beni seyretti. Çıplak göğüslerimi. Sonra elini uzatıp okşadı, avuçlayıp sıktı. “Ohhhh!” diye inledim, “Öp onları Mert! Sev, okşa!” dedim. “Öyle güzelsin ki yenge! Memelerin sanki hiç ellenmemiş gibi, dipdiri, taş gibi!” dediğinde zevkle kıvrandım. Duyduklarım mutlu etmişti beni. Hele Mert’ten bunları duymak. Göğsümü okşayan elininin üzerine elimi koydum, fısıltıyla, “Ellenmedi sayılır memelerim. Abin yıpratamadı. Nasıl, becerdiğin kızlar kadar var mı? Beğendin mi? Güzel mi?” dedim.

    “Hem de nasıl yenge! Bakire kızlar eline su dökemez güzellikte! Harikasın! Hep merak ettim bu memeleri, nasıl olduklarını, uçlarını…” deyip eğildi, elini çekip meme ucumu öptü. İnledim. Saçını tutup kendime çektim. Ağzını alabildiği kadar açıp göğsümü ağzına almış, dilinin ucuyla içeride ucunu okşuyordu. Elektrik çarpmış gibi sarsıldım. Unutmuştum bu zevki aylardır. Aç kalmış bebek gibi memelerime saldırmaya başladı. Sıcak diliyle kenarlarını, uçlarını yalıyor, parmaklarıyla okşuyor, sıkıyordu. Bir birini, bir diğerini… Sırayla birinden ötekine geçiyor, beni zevkten bayıltıyordu.

    Daha memelerimle uğraşırken gecenin ikinci orgazmını yaşadım. Hırsla saçlarından tutup göğsüme yapıştırdım, kalçalarım yatağı döve döve boşaldım. Kasılmalarım bitince dudaklarımdan öptü beni. Sımsıkı sarılmıştı bana. Bir bacağını üstüme atmış, yarağını baldırlarıma dayamış, eliyle vücudumun her yerini okşuyordu. “Öyle doluyum ki aylardır Mert, kendimi tutamadım!” diye açıklama yaptım. “Ben de akşam bacaklarını okşarken boşaldım yenge! Öyle seksi, öyle baştan çıkarıcı görünüyordun ki, dayanamadım. Tutamadım kendimi!” dedi.

    “Biliyorum tatlım! Sen gidince ben de kendimi tatmin ettim. Sen banyoda, ben koltukta, ikimiz de boşaldık! Hadi Mert, oyalanma artık, istediğimi ver bana! Bununla boşalt beni artık!” dedim. Bunu söylerken elimi uzatıp onun vücudumu delip duran yarağını kavramıştım. “Peki yengecim!” dedi. Dudaklarını boynumda göğüslerimde, karnımda gezdire gezdire aşağıya indi.

    Eteğim kalmıştı altımda. Yavaşça sıyırdı aşağıya, bacaklarımı oynatıp çıkarmasına yardım ettim. Üzerimde bir tek dantel külot kalmıştı. Sırılsıklam külodumu da çıkarıp fırlattı. Şimdi ikimiz de çırılçıplaktık. Dudaklarını kasıklarımda gezdirdi. Tertemiz, kılsız, ağdalı, kaymak gibi yaptığım amımın dudakları kan hücumuyla şişmiş, içine girecek şeyi bekliyordu ıslak ıslak… Mert’in hiç acelesi yok gibi görünüyor, diliyle okşayıp duruyordu oralarımı…

    Dilinin ucunu klitorisime değdirdiğinde inledim. Kıvranıp saçlarını okşadım, “Ohhhh Mert! Delirtiyorsun beni! Harikasın!” dedim. “Güzel mi yenge? Hoşuna gidiyor mu?” dedi. “Ohhh! Hem de nasıl gidiyor Mert! Harika! Abin hiç yalamadı beni biliyor musun? Amımı hiç yalamadı! Öpmedi bile! Sen harikasın!” dedim. Durdu, başını kaldırıp bana baktı ve “Yenge, şu yatağa abimi sokmasan, ikide bir hatırlatıp durmasan?” dedi. Güldüm, yattığım yerden doğrulup kaynımın benim zevk sularımla ıslanmış dudaklarını öptüm doya doya. “Peki canım, ama sen de bana yenge deyip durma öyleyse! Hadi artık, oyalanma, sabrım kalmadı, dayanamıyorum, sik beni! O koca şeyini sok bana, sok içime!” dedim.

    “Peki aşkım, peki kadınım!” diyerek kalkıp beni yatağa itti, sırt üstü yattım. Dizlerimden tutup bacaklarımı araladı, arasına girdi. Taş gibi yarağını amımın dudaklarına, klitorisime sürttü. Kıvrandım. Heyecanla içime girmesini bekliyordum. Sürtmeye devam edince, sabırsızlıkla, “Hadi Mert, hadi erkeğim, hadi kocacığım, hadi sok şunu artık!” dedim. “Acele etme karıcığım, önce sikimi sularınla ıslatayım. Aylardır sevişmiyorsun. Amın daralmıştır senin, içine girerken zorlanırsın!” dedi.

    Dediği gibi oldu. Amım daralmıştı sanki. Yumruğum gibi olmuş sikinin başını dayadı, zorlamaya başladı. Girmekte zorlanıyordu yarak. Kalktı, başucuma geldi, sikini ağzıma verdi. Ben de güzelce, ıslata ıslata yaladım sikini. Ağzıma sokup çıkardım defalarca. Çıkarıp baktım, pırıl pırıl parlıyordu. Kayganlaşmıştı iyice. “Yeter sevgilim!” dedi. Tekrar bacaklarımın arasına geçti, sikini amıma dayadı. Bu kez biraz daha rahat kaymaya başladı, başı içime girdi. Amımın dudakları gerilmişti iyice. Dudaklarımı sıkıyor, ister istemez bacaklarımı kasıyordum. Bu yüzden de girmekte zorlanıyordu.

    “Rahat bırak kendini…” dedi. Gevşemeye çalıştım. Yavaş yavaş, bir sokup, bir çıkarıp ilerlemeye başladı içimde. Girdi… Girdi… Bitmek bilmiyordu yarağının girişi. Sonunda amımı yara yara, dibime kadar girdi içime. Bacaklarımın arasında, amımda adeta bir keser sapı vardı sanki. İçimi tamamen doldurmuştu koca şey. Kasıklarımız birleşmişti. Bacaklarımı açabildiğim kadar açıp boynuna sarıldım. Nefes nefese, “Bekle aşkım… Dur lütfen… Birbirlerine alışsınlar!” dedim. Mert de, “Ohhh! Öyle dar ki amcığın, bilezik gibi sardı yarağımı! Ateş gibi yanıyor amın! Yarrağımı yakıyorsun amınla!” diyordu.

    Koca yarağa alışınca, kalçalarımı oynatıp işareti verdim. Yavaşça sikini sokup çıkarmaya başladı. Sikinin amımda kaydığı her santiminde zevkim katlanarak artıyordu. Bacaklarımı beline doladım. Üstümde iniyor, kalkıyor, beni altında eziyordu. Nefessiz kalıyordum. O içimde gidip gelirken tekrar orgazm oldum. Sular fışkırdı adeta. Erkeğim durmadı bile, ben kasılırken sokup çıkarmaya devam etti. Kasılan vajina duvarlarımın içinde adeta sağıyordum sikini…

    Mert yana devrilip, sikini içimden hiç çıkarmadan beni üstüne aldı. Yarağının üzerinde oturup kalkmaya başladım. O da alttan karşılık veriyordu. Kasıklarındaki kıllar klitorisime sürtünüp duruyor, bu da ayrıca delirtiyordu beni. Ben oturup kalkarken, o yattığı yerde memelerimi avuçluyor, kalçalarımı pençeleriyle tutup sıkıştırıyordu. Ben eğiliyor, memelerimi sırayla ağzına, diline sunuyor, zevkten çıldırıyordum…

    Boşalmaya başladım. İnanılmaz, dayanılmaz, katıksız bir zevkti duyduğum. Orgazmımın bitmesine yakın Mert de kıvranmaya başladı, “Ohhh! Geliyorum karıcığım!” diyerek inledi sonunda. Tekrar devirip beni tekrar altına aldı, hızla gidip gelmeye başladı. Motor gibiydi üstümde. “Ahhhh, geliyorum!” dediğinde, boynuna sarıldım, “Lütfen içime boşalma Mert! Abin askerdeyken hamile kalmak istemiyorum aşkım! Lütfen!” dedim. “Ahh evet doğru ya, abimin karısını sikiyorum! Yengemi sikiyorum! Yengem benim! Yengemi sikiyorum, ohhhh!” dedi. Böyle konuşmak zevkini katlıyordu sanki.

    Ben içime boşalacak diye endişe ederken, bacaklarımın arasında doğruldu, sikini amımdan çıkarıp üzerime boşalmaya, döllerini karnıma, göğüslerime attırmaya başladı. Birkaç damlası da yüzüme, ağzımın kenarına kadar geldi. Dilimle yaladım. Tadına baktım. İlk defa. Göğsümdekileri de parmağımla toplayıp ağzıma götürdüm. Fena değil gibi geldi tadı. Bir sonrakini ağzımda patlatmaya karar verdim.

    Mert boşalıp yanıma uzandı. Başımı göğsüne koyup yattım. Amımdan çıkan siki parlıyordu ve halen kalkık duruyordu, halen tıp tıp atıyordu. Uzanıp parmaklarımla kavradım o güzel şeyi. Dudaklarından öptüm ve gülerek, “Bundan sonra bu sik benim! Kimseye, hiçbir orospuya sokmayacaksın bunu ben varken, anlaşıldı mı?” dedim.

    “Tamam aşkım, sadece sen varsın bundan sonra! Seni sikecem yalnızca! Bu yarak senin artık! Benim tek orospum sensin! Sen de hap kullan bundan sonra! İçine boşalmak istiyorum senin! Zevkimi yarıda kesip sıcak amından çıkmak istemiyorum sevgilim!” dedi. Sevgiyle sarıldım erkeğime, “Peki aşkım! Peki benim sikici erkeğim! Sen nasıl istersen! Yeter ki beni sik! Doyur beni! Yengen kurban olsun sana!” dedim.

    6 aydır yaraksızlıktan sonra, bir gecede sabaha kadar sevişmek ve defalarca orgazm olmak yormuştu beni. Gözlerim kapanıyordu. Başım kaynımın göğsündeyken derin bir uykuya dalmak üzereydim. Huzur içindeydim. Dünyada ondan başkası yoktu şu anda. Ne deprem, ne başka bir şey umurumda değildi.

    annemle seks hikayeleri arkadaşımın karısı enişte baldız sex hikayeleri ensest poro gay sex itiraf konulu s3x mutsuzun seks hikayeleri o seks sexshikayeoku türbanlı karım hikaye
  • Hayvan Herif Hepsini Kökledi – Gay Hikayeleri

    Hayvan Herif Hepsini Kökledi – Gay Hikayeleri

    Selam, ben Cem. Şu an yaşım 18, olay olalı iki yıla yakın oluyor. Aslında hiç bir gay deneyimim yoktu, ama nedendir bilmiyorum pørnø sitelerine girdiğimde hep anal sikişlere bakardım. Sikilen travesti ve gaylara bakardım. Özellikle sikenlerin siklerine dikkatlice bakar, çok hoşuma giderdi. Hele ki sert sikleri gördükçe büyük bir zevk alırdım. Bu yüzden sadece sik görmek için pørnø bağımlısı oldum dersem yalan olmaz. Ve bir gün bu siteyi keşfettim, bir sürü hikaye okudum, okudukça hikayelerin de bağımlısı oldum. Hikayelerde ilk kez sikilenlerin kimi çok acıdığını, kimi ilk sikildiğinde bile çok zevk aldığını yazıyor ve kafam karışıyordu. Nasıl oluyor da minicik deliğe ilk kez sik girer de acımaz, aklım almıyordu. Aklım hep bu sitelerdeydi, her boş anımda yeni hikayeleri okuyordum.

    İşte öyle bir günde, hamamda sikilen gayın biri yazmıştı. Hamamda biriyle tanıştığını ve kabinde uzun uzun sikildiğini anlatmıştı. Bir an düşündüm, ben neden en azından canlı sik görmek için hamama gitmeyeyim ki diye. Kafama yatmıştı. Ertesi günü saat 17:00 gibi hamamdaydım. Kalbim sıkışıyordu heycandan. Girip girmemekte tereddüt ederek girdim. Hikayedeki gibi, soyunup aşağıdaki havuzun olduğu yere girdim. Birkaç ihtiyar, iki de genç vardı. Kurnanın başına oturdum, terliyordum. O iki genç hiç ilgimi çekmemişti nedense. Olgun adamlara bakıyordum. Kimi yıkanıyor, kimi havuzun kenarında terliyordu. Derken biri havuzun kenarından kalkarken bacağını kaldırdığında açılan peştemalin altından siki ortaya çıktı. Valla koşup sikine elleyip okşamak için geberdim, ama kendimi zor tuttum. Hoş, adam elletir miydi, onu da bilmiyordum tabi. Gerçi duyduğum kadarıyla hamama gelenlerin çoğu eşcinselmiş.

    Neyse, adam kalkıp gitti. Yukarıda duşlar vardı, galiba oraya yada WC’ye gitti deyip az daha bakındım, ama bir şey göremedim. Çok terlemiştim, yukarı duşlara çıktım. Tesadüfen adam WC’den çıktı, duşlara giriyordu. Duşların kapısı yok, belindeki peştemali kapı gibi yapıyorlardı. Adam peştemali çıkarıp kapı yaparken yine gördüm sikini. İçim gidiyordu, ilk defa tam anlamıyla canlı bir sik görüyordum. Tam karşıya yere oturdum, peştemal kapıyı tam kapatmıyordu, alttan yarım metreden biraz daha fazlası açıktı, adamın dizlerinden biraz yukarısını görüyordum. Adam duş alıyordu. Duş aldıktan sonra yere oturduğunda offff o neydi, şimdi çok daha net görüyordum, heycandan ölmek üzereydim. Az sonra adam bir de sikiyle oynamaya başladığında iyice çıldırdım. Ama meğer adam farketmiş ki, bir anda perde olarak kullandığı peştemali araladı ve göz göze geldik. Sikini bana doğru sallayınca utanıp korktum ve hemen kalkıp gittim, giyinip hamamdan da kaçtım. Ama daha yolda bin pişman oldum, Neden kaçtın salak, görmek istediğin yarak değil miydi diye.

    O günden sonra hamama haftada 2 veya 3 günde bir gitmeye başladım. Bir sürü sik gördüm. Hele birini gördüm ki, kolum gibiydi, aklım gitti. Artık uzaktan bakmak beni kesmiyor, o güzel sikleri elime almak, okşamak, hatta ağzıma almak istiyordum. Yine gittiğim bir gün, 50 yaş civarı, hafif göbekli, iri kıyım biri devamlı karşıdan bana bakıyordu. Sanırım bilerek bacaklarını açıp peştemalin altından bana sikini gösteriyordu. Benim de gözüm hep sikindeydi. Adamı hem çok istiyordum, hem korkup utanıyordum.

    Az sonra kalkıp havuza girdim. O da girdi ve yanıma gelip selam verdi. Ordan burdan biraz konuştuk. Adam, “Çok sıcak ya, yukarı çıkacağım duşlara!” dedi. “Tamam!” dedim. O çıktı havuzdan, birkaç dakika sonra da ben. Tahmin ettiğim gibi duştaydı. Karşıya oturdum. O da biliyormuş ki geleceğimi, yere oturmuştu. Offff, kısa ama oldukça kalın, kocaman başı olan, damarlı bir siki vardı. Sabunlamış oynuyordu. Biraz oynadıktan sonra hafifçe peştemali araladığında gözlerimi kaçıramadım. Adam çok sevecen gülümsedi ve “Gel!” dedi. “Olmaz!” dedim, oturduğum yerden sikiyle oynamasını izledim…

    Az sonra çıktı, “Yıkanmana yardım edeyim, kabine gidelim, sen de bana yardım et!” dedi. Olmaz diyemedim, birlikte alt kata inip kabine girdik. Oranın da kapısı yoktu, yine peştemal ile perde yaptığında o kalın siki açığa çıktı. Yerde oturuyordum, yanıma oturdu. Elini arkadan omuzuma atıp beni kendine çekti ve öpmeye kalktı. “Yapma amca ya!” dedim. Kulağıma, “Hiç almadın mı?” dedi. “Hayır, almadım!” dedim. “Korkma, tam adamına geldin, seni çok canını yakmadan bozarım, ama beni dinlersen!” dedi. “İstemiyorum amca!” dedim, ama yanağımı öpmeye ve yalamaya başladı. Siki dimdik oldu. Elimi tutup ateş gibi yanan sikini elime verdiğinde, sanki tüm vücuduma ateş yayıldı. Bırakmak istiyordum ama elim bir türlü sikinden ayrılmıyordu…

    Avucuma sığmıyordu, öyle kalın, öyle damarlı, hele dibine doğru dahada kalınlaşıyordu. Başımı biraz daha kendine çevirip dudaklarıma yapıştı. Artık bende filim koptu. Uzun uzun emdi yaladı. Sikiyle oynamaya başlamıştım bile. Ama nasıl girerdi, sokturmaktan korkuyordum. Adam dudaklarımı bıraktı, boştaki eliyle yüzümü şefkatle okşayıp, “Nasılsa bu yola girdin, eğer bozduracaksan en uygun yer burası, deliğin iyice yumşamıştır gevşemiştir, biraz da şampuanlarım, fazla acı çektirmeden delerim seni!” dedi. “Amca çok korkuyorum!” dedim. Sikini eline alıp salladı ve “Haklısın, ama nasılsa bir gün sikileceksin, benden daha anlayışlısını bulamazsın, hazırsın da, biraz dişini sık dayan, senin kızlığını alırım!” dedi.

    Biraz daha öptü ve “Hadi 4 ayak ol, domal!” dedi. Korkuyordum, ama korksam da istiyordum da. Adam beni seve seve, okşaya okşaya kıvama getiriyordu. Domaldım. Deliğime bolca şampuan sürüp, sikini bol bol köpürttü. Yerdeki benim peştemalimi verdi ve “Bunu ağzına sok, ısır, çok acırsa da sakın bağırma, yakalanırsak hamamdakilerin hepsi gelir siker seni bilesin, biraz dayan!” dedi. Kalın sikini minicik deliğime dayayıp biraz fırça çekti. “Offf yavrum, öyle güzel ki deliğin, içinde olmak çok daha güzel olacak, sakın kendini kasma!” deyip yuklenmeye başladı. Girmedi, az çekildi, biraz daha şampuanlayıp bir daha yüklendi. Sikinin kocaman başı girdiğinde yemin ediyorum deliğimi bıçak ile kesiyorlardı sanki. Korkudan bağıramadım da. İleri kaçacak oldum, sımsıkı tuttu ve durdu. İçim parcalanıyordu.

    Üstüme eğilip, “Offf yavrummmm! İşte bu, bak kafasını geçirdim, dayan yavrum, biraz daha dayan, bak alıyorsun, artık deldirdin yavrum!” dedi azar azar yarıya kadar soktu. “Şimdi sıkı dur!” deyip birden yüklendiğinde kocaman taşakları minicik taşaklarıma çarptı. Hayvam herif hepsini köklemişti. Ağlıyordum resmen çektiğim acıdan. Adam sırtımı ve götümü okşuyor, “Aldın hepsini, aldın yavrum, aferin, aferin benim karıma, bekaretini verdin kocana, oooohhh yavrum, az acın geçsin seni uzun uzun sikeceğim yavrum!” deyip yavaş yavaş ileri geri yapıyordu…

    Yemin ederim bu kadar acı çekeceğimi bilsem asla yaptırmazdım. Derken pompalamaya başladı. Sikini her çektiğinde sanki içimi çıkartıyordu, sonra tekrar gömüyordu. “Yavrum icin ateş gibi yanıyor, sikimi yakıyor deliğin, oooofff bebeğim, iyiki gelmişim bu gün hamama, iyiki sen de gelmişin, bu kadar bir zevki hiç yaşamadım, ilk bozduğum göt seninki, çok göt siktim ama hepsi alışmış delikti!” deyip uzun uzun sikti. “Yeter!” dedikçe, “Az daha dayan!” deyip, kökleye kökleye sikmeye devam ediyordu…

    Sonunda içimi dölleri ile doldurdu ve “Şanslısın, uzun zamandır sana biriktirmişim yavrum!” dedi. Ama bu yaştaki adamın bu kadar azgın olmasına şaşırdım, siki içmde halen kazık gibi dimdikti. “Nasılsın yavrum, rahatladın mı biraz?” dedi. “Çok canım yanıyor amca, yeter çıkart!” dedim. Ama o, “Yapma be güzelim, doymadım ki, ne olur bir posta daha sikeyim!” dedi. “Amca deliğim yanıyor, canım cok acıyor!” dediysem de, “Hadi ama kırma kocanı, bak şimdi çıkartacağım, ben yere yatacağım sen üstüne oturacaksın, yüzyüze sikişeceğiz bebeğim!” dedi.

    Çıkarttığında, yemin ederim taşaklarında ve sikinin kök tarafında kan vardı. Görunce korktuğumu anladı, “Korkma bir şey yok, ilk sikilen herkesten gelir!” dedi. Yere yattığında, o içimi yırtan sik kazık gibi dimdikti. Dibinden tutup, “Hadi gel otur!” dedi. Deliğim kapanmıyor, adamın üstüne içimden döl akıyordu. Yavaş yavaş oturdum sikine. Bu defa daha uzun öpüşerek sevişerek öyle bir sikti ki, bittim tükendim. İkinciye boşaldığında üstünden inip yere zor attım kendimi. Deliğim acıyor, ağrıdan sızıdan belim kopuyordu. Yerde iki büklüm kaldım. O da arkama yan yatıp, götümü okşuyor, “Canım kusura bakma, ama ilk kim sikilse böyle olur, inan elimden geldiği kadar yavaş oldum. Biraz toparlan da çıkalım, gelen olur, ne zamandır burayı kapattık, anlarlarsa seni sikerler!” dedi.

    Zar zor doğruldum. Götümü o yıkadı, kan döl ne ararsan var. Peştemalı zor sardım belime ve “Sen çık, sonra ben çıkarım!” dedim. O çıktı, birkaç dakika sonra da ben. Birlikte giyinme yerine gittik. Oturamıyordum, deliğim acıyordu, zorda olsa yan oturdum. Birer soda söyledi ve “Bak biliyorum iyi değilsin, ama iki gün dinlen, eğer devamlı sikileceksen ara verme, acılmışkan tekrar kapanmasın! Adresim şurası, iki gün sonra gel, evde çok daha rahat sikişiriz, pørnø izler sevişerek sikişiriz, biraz daha açılır deliğin, aynı acıyı çekmezsin, ama yine acısa da birkaç sefer sonra dahada rahatlarsın!” dedi.

    “Bilmiyorum amca, çok acıyor, birdaha yaptırmam sanırım!” dedim. O da, “Yaptıracaksın yavrum, bir defa içine döl alınca bir daha asla vazgeçemezsin! Ben seni alıştırırım, dinle beni, gel iki gün sonra, evde bekleyeceğim, ev mustakil, biliyorsun değil mi orayı?” dedi. “Evet, biliyorum!” dedim. Adam giyindi, teşekkür etti, yanağımdan öpüp gitti. Ben de biraz dinlenip giyindim. Ama ayaklarım karışıyordu, zor yürüyordum, eve zor vardım. Olanlara inanamıyordum, kocaman adama kendimi siktirmiştim. Biliyordum, sikilmeden merakım geçmeyecekti, ama böylesini hayal etmemiştim, fazla kalındı ve çektiğim acı büyüktü. Bir ağrı kesici içip yattım. Adamın evine gidip gitmemeyi düşünüyordum. Bir yönden söylediği mantıklıydı, sikilmezsem daralıp yine büzüşebilirdi, ama sikilmeyi de göze alamıyordum, karmakarışık olmuştum. Uyumuşum. Gece çişe kalktığımda deliğim halen ağrıyordu.

    Sabah biraz daha iyiydim. İki gün boyunca hep gidip gitmemeyi düşündüm. Sonunda, madem o acıyı yaşadım, madem artık sürekli siktireceğim, o zaman katlanmalıyım deyip, evimize yakın olan evine doğru yola çıktım. 10 dakika sonra kapısındaydım. Korku ve heycan ile kapıyı çaldım. Bir yandanda umarım evdedir diye dua ediyordum. Pencereden bakıp, “Oooo yavrum sen misin, gel!” dedi, üstü çıplaktı. İçeri girdiğimde üstünde sadece bir külot vardı. Hemen kucakladı ve “Biliyordum yavrum geleceğini, bu yarağı yiyipte bir daha gelmeyeceğini asla ummadım!” deyip yine dudaklarıma yapıştı. Siki anında kazık gibi olmuştu.

    Dudaklarımı bırakıp, “Canım, akşama kadar benimsin, iki gündür bu yarak hiç inmedi, bir deleyim sonra sevişiriz, sen soyun, ben kaydırıcı getireyim!” dedi ve öbür odadan elinde minicik kırmızı transparan bir tanga ve küçük bir şişeyle geldi. “Giy şunu!” dedi. Giydim. Biraz seyretti ve “Kız gibisin yavrum, ellerini yatağa koy da domal!” dedi. Ona, “Biraz oynaşasaydık?” dedim. “Oynaşacağız, ama çıldıracağım bir posta akıtayım içine de oynaşırız!” dedi.

    Domaldım. Külotun arkası zaten ip gibiydi, yana çekti. Deliğime kaydırıcadan dökmesini beklerken yapmadı, sadece sikine döküp yağladı. Arkama yanaşıp, beni kendine çekip hızla yuklendi, o kolum gibi sik bir defada paramparça edip girdi götüme. İleri kaçıyordum ki, birlikte önümdeki yatağa yüz üstü düştük ve koca adam içimde ve tüm ağırlığı ile üstümdeydi. Acıdan bağırıyor tepiniyordum, ama dama durmaksızın pompalıyor, “Kes sesini, aldın alacağını, köküne kadar içindeyim, o gün hamamda böyle sikemezdim, şimdi acısını çıkartıyorum!” deyip kökleye kökleye sikiyordu. Kaç dakika sikti bilmiyorum, ama sonunda işer gibi içimi dölledi. “Offf yavrum, işte sikiş bu! Acıttım mı yavrum? Kocan sikti mi seni? Şimdi çıkartacağım, hiç kıpırdama, öylece yat, yüzünü göm yatağa, peçete alıp geliyorum!” deyip çıktı götümden.

    Ben öyle yatarken bir dakika sonra aynı sertlikle bir daha girdi götüme. “Ahhh! Yavaş ya!” diye bağırıp kafamı çevirdiğimde şok oldum, beni siken başka biriydi. “Sen de kimsin?” dediğim anda beni ilk siken yan tarafımda bitti ve “Sus! Yabancı değil, arkadaşım olur!” deyip halen kalkık olan sikini ağzıma soktu. Biri götümü sikiyor, biri emdiriyordu. Götümü sikmekte olan arkadaşı, “Özlemişim böylesine kücük taze göt sikmeyi be!” deyip sert sert sikiyor, her köklediğinde ağzımdaki sik gırtalağıma kadar giriyordu….

    Sonunda arkadaşı da dölledi içimi ve çekildi. Hiç zaman geçirmeden ilk siken beni ters çevirip bacaklarımı dikti ve arkadaşına, “Al şunun bacaklarını geriye ittir de delik çıksın şöyle yukarı!” deyip hızla kökledi götüme ve dahada derine girdi. Beni sikerken, “Nasıl yavrum, sürprizimi benendin mi? Arkadaşa anlattım, iki gündür seni bekliyordu, o da iyi siker benim gibi, bu günden sonra deliğin hiç kapanmayacak!” deyip kökleye kökleye çok uzun süre sikti. Ben, “Yeter!” diye yalvardıkca, “Yeni başladık!” deyip sikti. Arkadaşınınki de beni sikilirken görünce yine kalktı, o da ağzıma soktu. İlk sikicim sikerken, arkadaşı bir anda ağzıma gürül gürül akıtmaya başladı ve kafamı sıkıca tutup, “Sakın çıkartma, yut!” dedi. Zaten nefes alabilmek için yutmam gerekiyordu. Yuttum…

    O gün beni orada öyle bir siktiler ki, perişan olmuştum. O arada arkadaşı sikerken bir sürü resimlerimizi çekmiş, sikişirken, emerken falan. İşleri bitince beni saman çuvalı gibi kenara bıraktılar. Onlar da bitmişti. Biri 3 posta, öbürü 4 posta boşalmıştı. Bu 7 postanın 6 postası götümün içine, biri ağzıma. Zorda olsa toparlandım. İlk sikicim, “İki günde bir buradasın yavrum, artık benimsin, zaten yedin yiyeceğini, alıştın da sayılır, ama ben sana doymadım, her iki günde bir gelmezen olacakları bilemem, bak resimlerini çektim, sikilirken, emerken bir sürü resimlerin var, ne dersem yapacaksın!” dedi…

    O günden sonra da devamlı, ya arkadaşıyla birlikte, ya tek tek ve son zamanlarda da 3 kişi olup siktiler. Yani ben bir yarak ararken 3 oldu, fena mı oldu? Çok acılar çektim, ama şimdi o acıların mükafatı olarak büyük zevk alıyorum sikilirken 🙂

    aile içi enses hikayeler erotik seks siteleri hikaye oku kayın sex hikayeleri kocamla sex orospu seks seks anıları seks hikayeleri türk sevgilim öpüşürken kendinden geçiyor
  • Orospu Sunanın Tadına Birde Ben baktım

    Orospu Sunanın Tadına Birde Ben baktım

    Adım Devran, 18 yaşındayım. Bilirsiniz, Lisede herkesin siki ile beyni yer değiştirir. Size Suna orospusunu sikişimi anlatacağım. Suna uzun boylu, götü ve memeleri biçimli hoş bir kız. Ona orospu dememin sebebi ise sikişirkenki ustalığı. İnanın, o saksosu, eliyle sıvazlayışı, o alışı 40 yıllık orospularda olamaz. Tabi Suna’nın bu tecrübesi, her çıktığı erkeğin altına yatmasından kaynaklanıyor. Benden hariç vermediği kimse kalmamış orospunun! O güne kadar nedense Suna’yı birtek ben sikememiştim. Aslında oldukça çapkın bir erkeğim. En kötü ihtimalle çıktığım kızlara sakso çektirir, ağzına boşalır, anında şutlardım. Gençliğimi doyasıya yaşıyorum anlayacağınız. Öyle uzun ilişki bana göre değil. Zaten bu özelliğimi bilen kızlarla çıkıyorum, gerisiyle işim olmaz. Benim bu rahatlığım, biraz da ailemin maddi durumunun iyi olması yüzünden. Çok lüks bir hayat yaşıyorum.

    Kankamın doğum günündeydik. Evinin bahçesinde yaptığı partide, kankamla kızlara takılıyorduk, gelenleri karşılıyor, hoşgeldin muhabbeti falan yapıyorduk. En sonunda Suna girdi içeri. Tanrım, o vücut nasıl bir vücuttu öyle! Nasıl sexy bir kız anlatamam. Beyaz elbisesiyle direk göze çarpıyor, dekoltesiyle memeleri ‘Gel beni em!’, daracık kıyafetiyle götü ‘Gel beni sik!’ diyordu resmen. Gözümü alamıyordum. Davetlilerin hepsi gelmiş, parti resmen başlamıştı. Suna Pelin diye bir kızla dans ediyor, takılıyorlardı. Kankamı yanıma çağırdım, onları gösterdim. Operasyon başlıyordu. Yanlarına giderek muhabbeti kurduk. Ben Suna’yı, kankam da arkadaşı Pelin’i ablukaya almıştı.

    Gayet sıcak bir ortam vardı, millet kopmuş gibi dans ediyor, havuza atlıyordu. Biz de dans etmeye başladık, Suna iki elimden tutmuş dans ediyorduk. Birde baktım, kankam Pelin’i çoktan götürüyor. Suna’ya, “Baksana nasıl yiyişiyorlar!” diye onları gösterdim. Suna da, “Biz geç bile kaldık!” deyip dudaklarıma yapıştı. Ayaküstü yiyişiyorduk. Arada içkilerimizi yudumluyor, sonra tekrar dans, yiyişme derken, Partinin sonlarına doğru, Suna ve Pelin bize, “Haydin daha sakin bir yere gidelim!” deyince, ben de, “Bizim ev boş, hadi bana gidelim, annemle babam yoklar evde!” deyip, arabaya atladık. Kankamın evinde halen takılanlar vardı, ama önemli değildi onun için.

    Benim eve varır varmaz, hemen bir şişe daha içki açıp içmeye başladık. Salona geçip müzik açtım. 4’ümüz de dans ediyorduk, kankam Pelin’le, ben Suna’yla ilgileniyordum. Tekrar öpüşmeye başladık. Öpüşürken götünü avuçluyordum. Sert kalçaları beni delirtmişti. Pelin’le kankam çoktan sevişmeye başlamışlardı, kankam Pelin’i kucaklayıp benim odama götürdü. Suna’yla ben kalmıştık. Hemen Suna’yı diz çöktürüp, fermuardan sikimi çıkarıp ağzına verdim. Tanrım delirtiyordu! Önce dibini yalayıp, tüm gövdesini emdi. Sonra pantolonumu ve tişörtümü çıkarıp çırılçıplak kaldım. Sonra da Suna’nın elbisesini çıkardım. Mor sütyenini ve tangasını da yırtar gibi çıkarıp, öyle yalatmaya devam ediyordum. Orospu gözlerimin içine baka baka emiyordu yarağımı.

    Taşaklarımı emmeye başladığında kendimden geçmiştim. Sikimin ucunu emiyor, yalıyor, sıvıyı dağıtıp tekrar sakso çekiyordu. Zevkten hırlamaya başlamıştım. Derken odamdan gelen bir çığlıkla irkildik, Pelin çığlık çığlığa sikiliyordu. Suna, “Hadi sen de beni sik!” deyip uzandı, bacaklarını ayırdı. “Dur orospu, yalvartmadan siker miyim hiç seni?” deyip dilimi memelerine götürdüm. Memelerinin uçlarını emdim, yaladım, ısırdım. Sonra göbeğini yalayarak, amına geldim. Kılsız, ağdalı amı sulanmış ve kabarık am dudakları yarağımı bekliyordu. Ama önce amını ayırıp içine sağlı sollu dil darbeleri attım. Sonra klitorisini iyice emip, orgazm olmasını sağladım. Orgazm olurken nasıl çığlık atıyordu orospu. “Sik aşkım ne olursun, kudurttun beni, sik, doyur yarağa!” diye çığlıkları beni benden alıyordu.

    Sikimin başını amının ağzına koydum. Sokmuyor, fırçalıyordum. Amının dudakları arasında yukarı aşağı yaptıkça sikimin ucu zevkten zonkluyor, orospu ise sağa sola kafasını sallıyor, “Sok artık!” diye bağırıyordu. “Amına koyduğumun şıllığı, tüm okul üstünden geçti, hala doyamadın mı yarağa!” diyerek soktum amının derinliklerine. “Ohhhh!” diye bağırarak titremeye başladı. O titredikçe ben sokuyor, sallanan koca memelerini avuçluyordum. Şıllık öyle zevk alıyordu ki, inanılmazdı. Küfrede ede siktim amını misyoner pozisyonda. Sonra çıktım amından tekrar ağzına verdim, sikimi güzelce emdi. Sonra sırtüstü uzandım…

    Orospu çıktı üstüme, eliyle sikimi amına hizalayıp, direk aldı içine. İçinde güzelce bekletti, sonra zıplamaya başladı. Zıpladıkça koca memeleri sallanıyor, birbirine çarpıyordu. Dudak dudağa öpüşmemiz, onun memelerini ağzıma vermesiyle bitti. Ben alttan pompalıyordum bu sefer. Sikimi içine alışı muhteşemdi. Böyle bir muamele olamaz! 40 yıllık orospu gibiydi resmen. Ben pompaladıkça çığlık atıyordu. Ben, “Geliyorum!” deyince hemen üstümden kalktı, yarağımı ağzına alıp, 5 dakika kadar sakso çektikten sonra, ağzına boşalmaya başladım. Döllerimin tek bir damlasını ziyan etmeden yuttu, yarak azgını orospu.

    Boşalmıştım ama benim için sikişme bitmemişti, götünü de sikecektim. Kalktım, domalttım orospuyu. Geniş göt deliği karşımdaydı, önce güzelce yaladım. Yalarken sikimi de sıvazlıyordum, gene şahlanmıştı. Tükürdüm iyice, götüne bir hamlede lap diye soktum. 4 ayak pozisyonunda sikiyordum götünü. Götüne kökledikçe, kalçaları dalga dalga sallanıyordu. Çığlık çığlığa siktiriyordu götünü bana kaşar. Saçlarını çekiyordum, doyasıya sikiyordum orospunun götünü. Sokup çıkarıyor, sonra hızlıca pompalıyordum. İkinci postamı götünün derinliklerine attım. Sikim içinde inene kadar siktim götünü, sonra çıktım. Suna’nın heryeri döl olmuştu, kalkıp duşa girdi…

    O duştayken, ben dal taşak odama geçtim. Kankam, Pelin’i domaltmış, götünden pompalıyordu. Ben girince kankam durdu, “Gel kanka gel, azgın orospu doymuyor yarağa!” dedi. Yanlarına varınca, Pelin sikimi tuttu ağzına aldı. Arkasında kankam, ağzında yarağımla Pelin kudurmuş gibiydi. Ama sakso çekmesi Suna’nın yanına yaklaşamazdı. Yarağım tamamen kalkmış, hazır duruma gelmişti. O sırada Suna da havluyla odaya girdi ve “Oooo grup yapıyorsunuz ha? Beni niye beklemediniz?” diyerek yanımıza geldi. Ben de kankama, “Suna’nın tadına birazda sen bak kanka!” dedim. Kankam da, “Ohoo, oğlum ben onu çoktan siktim! Bir sikmeyen sen kalmıştın!” diyerek Pelin’i sikmeyi bıraktı ve Suna’yla öpüşmeye başladı. “Vay şıllık, demek senide aldı içine!” dedim. “Hemde nasıl!” diyerek kankam Suna’yı domaltıp arkadan amına girdi. Hızlı hızlı pompalıyordu Suna’ya.

    Ben de Pelin’in, Suna’ya nazaran daha dar olan amına girmiş, öyle pompalıyordum. Suna domalık bir vaziyette kankama sikilirken, Pelin altımdaydı. Memelerini emiyordum Pelin’in, dudakları ise bal gibiydi orospunun. Uzun bir süre amına pompaladıktan sonra, Pelin’i de Suna’nın yanına domalttım, bir hamlede götünün deliğine girdim. Orospuların ikiside önümüzde domalmış bir vaziyette sikiliyorlardı. İkiside bitmişti, ama biz sikmeye doymuyorduk. Önce kankam Suna’nın amına boşaldı, ben de daha fazla dayanamayıp, Pelin’in götüne boşaldım.

    Duşlarımızı aldıktan sonra, biz boxerlarımızla, Suna mor iç çamaşırlarıyla, Pelin siyah çamaşırlarıyla, içkilerimizi yudumluyorduk. Biraz dinlendikten sonra, ben tekrar Suna’yı, kankam da Pelin’i sikmeye başladık. Son boşalmamda saat gece 04:00’ü gösteriyordu. Ben ve Suna benim odamda, kankamla Pelin annemlerin odasında uyuduk.

    Uyandığımızda öğlen saat 12:00’yi geçiyordu. Kahvaltı yaptıktan sonra kızları birer posta daha siktik. Sonra arabayla kankamın evine gittik. Evde takılıyorduk, kızlar kendi çaplarında, biz de kankamla playstation oynuyorduk. Akşama kadar böyle takıldık. Akşam olunca kızlar, “Havuza girelim!” diye tutturdular. Kankama, “Birde havuzda sikelim şunları!” deyip, herkes çırıl çıplak havuza atladık. Havuzda Suna’yı amından siktikten sonra, bir posta da Pelin’i domaltıp, götünü siktim. Duşa girdikten sonra kızları evlerine bırakıp, eve gittim.

    Hayatımın en güzel iki günüydü, iki orospunun deliklerine kaç posta attım, hatırlamıyorum. Arada canım isteyince Suna orospusunu çağırıyorum, saatlerce sikip yolluyorum. Hatta bir keresinde giydiği pantolon öyle dardı ki, azıp onu okul tuvaletinde bile siktim.

    Herkese iyi sikişmeler.

    am yala a en güncel sex hikayeleri erotik lise seks hikayeleri poeno hikaye saks hikayeleri seks hikayeleri canlı songül porno
  • Karımın Götüne Otuzbir Çekti

    Karımın Götüne Otuzbir Çekti

    Merhaba 31’ciler, ben Adanadan Sinan. 10 yılık evliyim. Karımla seks konusunda pek bir problemimiz yok. Geçen yaz çadır kampına gidip, bir çadır kiraladık. Ben plajda havluyu sermiş güneşlenirken, karım tek başına kumsalda deniz kabuğu topluyordu. Toplarken domalıyor, doğal olarak bikinisi götüne giriyor ve çok sexy duruyordu. Karım eğilip eğilip kalkarken, az ileride 20 yaşlarında bir gencin karımın götüne baktığını gördüm. Genç, 2-3 dakika kadar izledi karımın götünü, sonra soyunma kabinine doğru gitti. Sikinin patlamak üzere olduğu mayosundan belli oluyordu. Emindim ki karımın götünü hayal ederk Otuzbir çekecekti. Çaktırmadan ben de soyunma kabinlerine doğru gittim. Evet, tam tahmin ettiğim gibi, gencin girdiği kabinden ‘şak şuk şak’ Otuzbir çekme sesleri geliyordu.

    Nedense bu beni çok tahrik etti, benim de sikim kalkmıştı. Ordan hemen ayrıldım ve karımın yanına gittim, karımı aldım çadıra götürdüm, bir güzel siktim. Karım şaşırmıştı, “Herif ne oldu sana böyle, gündüz gündüz niye azdın bukadar?” diye sordu. Ben de olanları anlattım. Karım, benim bu olaya kızmadığımı, aksine bu olayın beni heyecanlandırıp azdırdığını görünce daha da şaşırdı. Ama bu olay yeni başlangıçlara vesile oldu. Karımı her siktiğimde, “Karıcığım senin amına götüne bakarak Otuzbir çeksinler!” gibi laflar söyleyerek tahrik oluyordum. İşin ilginç yanı, ben böyle konuştukça, karım da en az benim kadar azıyordu.

    Belli bir zamandan sonra, (benim ısrarlarımla) karım bazı itiraflarda bulundu, benimle evlenmeden önce erkek arkadaşına amını yalatmış, birkaç kez de götten vermiş. Bunları bana anlatırken, “Kızma ne olur kocacığım, bunları senle evlenmeden önce yaptım. Seni çok seviyorum!” diyordu. “Karıcığım bunda kızacak ne var ki?” dedim ve eski erkek arkadaşını bulmasını istedim. Karım da, “Zaten arasıra Sosyal Medyadan görüşüyoruz!” dedi. Karıma, “Sadece okadar mı?” diye sorunca, karım biraz sıkılarak, ona Webcamdan amını götünü gösterdiğini, onun da otuzbir çektiğini söyledi. Ben de karımı öperek, nekadar heyecanlandığımı, bunu birdaha yaptıklarında gizlice seyretmek istediğimi söyledim.

    Neyse, haftasonu karım Webcam karşısında çırıl çıplak soyundu. Arkadaşı da küfürlü konuşarak, karımın amına götüne bakarak, 2 defa Otuzbir çekti boşaldı. Tabii onları izlerken ben de 2 defa boşaldım!

    Artık bir üst Level‘e geçme ve karımı başka erkeklerle sikiştirme zamanı geldi. En kısa zamanda karımı sikiştireceğim, hem amından hem götünden. Ve bunu ilk sefer o çadır kampında yapacağım 🙂

    Elleri siklerinde olan erkeklere zevkli 31 çekmeler!

    bebeğin yanında sevişmek cinsel itiraf sayfaları kaynana sikiş hikayeleri köylü kızı sex hikayeleri lop ettim koca pastayi sex porno siki yetişkin hikaye